Kitap Künyesi
Yazar: Osman Nuri Küçük
Yayın Evi: Sufi Kitap
İSBN: 9786059778053
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kendini ucuza satma, çünkü değerin pek fazla senin. Sen değerinle ve düşüncenle iki âleme bedelsin. Ama ne yapayım ki kendi değerini bilmiyorsun. Yüce Allah buyuruyor ki: "Sizi de, soluklarınızı da, vakitlerinizi de, mallarınızı da, zamanınızı da satın aldım Ben. Bana harcarsanız, Bana verirseniz karşılığı ölümsüz cennettir." Değerin budur işte. Fakat sen, tutar da varlığını cehenneme satarsan kendine zulmetmiş olursun. Hani o yüz dinarlık bıçağı duvara saplayıp ona bir kabak yahut bir testi asan kişi gibi…
Yazıktır denize varıp da bir parçacık su içmeyi, yahut bir testi su almayı yeter bulmak! Denizden inciler, mücevherler, kuvvet veren yüz binlerce şeyler elde ederlerken, su alıp götürmenin ne değeri vardır ki? Aklı olanlar bununla övünür mü hiç? Ne yapmıştır ki bu işi yapan?... Fîhi Mâ Fîh Mevlâna'nın sohbetlerinden oluşur ve düz yazı formundaki tek eseridir. Eserde, Hz. Mevlânâ'nın üslup sadeliği, mantık kudreti, çağrışım üstünlüğü, örnek verişteki erişilmez yeteneği hemen göze çarpmaktadır. Mevlânâ, tasavvufun soyut ve kompleks konularını bu özelliğiyle, anlaşılır ve somut bir hale getirir.
Değerli akademisyen Osman Nuri Küçük, Mesnevî'yi anlamak için anahtar kabul edilen Fîhi Mâ Fîh bağlamında Hz. Mevlânâ'nın tasavvufî görüşlerini irdeliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri Alıntıları - Sözleri
- Herkes gitti.Kendisine gelince yapayalnız olduğunu gördü.
- Yapılan her yenilik ve iş “akılcı” yaftası ile takdir edilirken, terk edilen her metot da aynı sifatı taşıyarak ileri sürülmüş olmasına rağmen “akıl dışı” ve “çağ dışı” denilerek terk edilmektedir. Burada eskiyi ve yeniyi bulan aynı akıl olmasına rağmen “akıl dışı”na itilivermek neden kaynaklanıyor?
- Allah'a en çok yaklaştıran ibadetin kendisine sorulması üzerine Mevlânâ, “ruhla birlikte kılınan namaz" şeklinde cevap verir.
- "...zevk ve lezzetleri sebeplerde arama. Çünkü o mana,sebeplerde ödünç olarak bulunmaktadır.."
- "Ona göre tevhîd; bilinen ve ikrar edilen bir bilgi meselesi olarak , salt epistemolojinin konusu olmanın ötesinde , müşahede edilen ve iç tecrübenin verileriyle desteklenen bir şuur halidir.."
- Mevlânâ'nın semâ' için belirlediği düzenli vakitleri yoktu. Hoşa giden, manalı bir ses, Mevlânâ'yı semâ' ettirmeye kafi gelirdi. Sokakta, pazarda, meram bağında, değirmende Konya meydanında semâ' ederdi.Semâ' ile Mevlânâ, adeta zerreden küreye, atomdan gezegenlere kadar tüm evrenin işleyişibe katılımı sembolize etmekteydi.
- Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, birşey yazamaz olur.
- Mevlânâ, arzu ve zevklerin ortaya çıkardığı hayattaki her türlü faaliyeti, sanatı, bilgiyi ve bunlarla elde edilen arzu ve zevklerin hepsini tırmanılan bir merdivene benzetir. Merdivenin basamakları, oturup kalkmağa elverişli olmadığından, üzerine basıp geçilmek için yapılmıştır. Arzular da merdiven basamakları gibi bir gayeye varmak amacıyla kullanılmalıdır. Arzularında mutluluk ve huzur arayanlar, merdiven basamağında rahat etmeye çalışan kimseler gibidirler. Mevlâna bahtiyar olanın, ömrünü bu merdiven basamaklarında ziyan etmeyip arzuların gayesini bir an evvel gören kimse olduğunu bildirir ve o kimseyi tebrik eder.
- Bu dünyada ameli gösterebileceğimiz bir mert istiyoruz. Ancak amele müşteri bulamayıp söze bulduğumuzdan sözle meşgulüz.
Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kıymetli eser i Şeb-i arûs haftasını takip eden sürede bitirmek tam bir tevafuk oldu ..Bu eseri üniversite yıllarımda okumuştum lâkin o vakit ders için şuan Mevlana yi tanımak isteyen bir birey olarak okumak zihnimi kalbimden ayırt edici ..Mevlâna 'nın yaşadığı sosyal çevre,eserleri ,kimlerle muhabbet kurduğu seyr-suluk yolunda nasıl bir metod izlediği,insanı ve dini terimleri tanımlaması esere konu olmuştur..Tasavvuf zihnen anlaşılamadığı gibi kalpte de yer bulması bir hayli yoldan geçmesine rağmen bu kitabın üslubu ve delil gösterilen ifadeler anlaşılmayı kolay kılmaktadır..Okurken değerli hocam karşımda ben de sıramdaymışım hissine kapıldım çoğu zaman ..Tasavvuf a yakinen anlaşılır bir yolculuk ve bu yolculuğu Mevlâna 'nin gözüyle zihinlere nakşetmek kitabın en haz verici noktasıydı..Emeğinize sağlık hocam ... (hatice)
Elbette hepimiz Mevlânâ’ yı biliyoruz.Peki izlediği yolu, özgün fikirlerini, tasavvufa adadığı hayatını kaç kişi biliyor. Bende bilmiyordum açıkçası.Rastgele almıştım ancak okumaya başladığımda dedim ki neler kaçırmışım .Tasavvuf konusu gayet açık, akıcı bir dille toparlanmış. Yanı sıra Mevlana kimdir, fikirleri nasıl bir ortamda filizlendi, farklı bakış açıları hepsi başlıklar altında sunulmuş. Ciddi emek harcandığı çok belli kitap için. Yazar geniş araştırmalarla birlikte Mevlânâ’ nın Fîhi Mâ Fîh ‘ ini analizlemiş. Göz atmanızda fayda var biraz alakalıysanız gözde kitabınız olabilir. (Ozittt)
Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Osman Nuri Küçük - Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Osman Nuri Küçük Kimdir?
1976 yılında Erzurum'da doğdu. 1998 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisansını tamamladı. (2001) MEB bursu ile sahasıyla ilgili araştırmalarda bulunmak üzere yılında Mısır'da bulundu (2004). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tasavvuf Anabilim Dalı'nda “Mevlânâ'da Benlik Dönüşümü: Sülûk” adlı Doktora tezini hazırladı (2007). 2011 yılında doçent olan Küçük halen Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki görevini sürdürmektedir. KÜÇÜK, evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Osman Nuri Küçük Kitapları - Eserleri
- İbnü'l Arabi
- Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri
- Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim
- Sufiliğin Zirvesi
- Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil
- Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri
- Mevlana ve Hünkar
- Namazla Muhabbet
--reklam--
Osman Nuri Küçük Alıntıları - Sözleri
- Yapılan her yenilik ve iş “akılcı” yaftası ile takdir edilirken, terk edilen her metot da aynı sifatı taşıyarak ileri sürülmüş olmasına rağmen “akıl dışı” ve “çağ dışı” denilerek terk edilmektedir. Burada eskiyi ve yeniyi bulan aynı akıl olmasına rağmen “akıl dışı”na itilivermek neden kaynaklanıyor? (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Rüyaları tıpkı masal ve mitoslar gibi semboller dili olarak niteleyen Erich Fromm, bunun unutulan bir dil olduğunu belirtmiştir. (İbnü'l Arabi)
- "Gam ferahlık haline geldi mi, insana keder verme dikeni yok olur gider." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- “Acele, Şeytan'ın hilesidir; sabır ve tedbir, Allah'ın lütfudur.” “Yakinen bil ki bir işte teenni ve ihtiyatlı davranmak Rahmân 'dandır. Acele etmekse, mel'ün Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Köpeğin bile önüne bir lokma atsan, köpekliğine rağmen, o bile önce koklar da sonra yer. Hayvan burnuyla koklar, biz aklımızla koklarız. Dikkatlice bir bak; bizim de her şeyi inceleyerek aklımızla kokladığımızı (anlarsın). (Mesela) Allah bile bu yerlerle gökleri teenni ile tam altı günde yarattı.? (Teenni hikmetine riâyet etmek istemeseydi) 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. (Yine örneğin) Allah bütün kudretiyle beraber insanı, teenniyle tam kırk yılda kemal sahibi eder. Bir anda yokluktan elli kişiyi uçurup bu âleme getirmeye kadirdir. İsâ, bir duâ ile hemencecik ölüyü diriltmeye muktedirdi de; İsâ'yı yaratan, insanları bir anda yaratmaya kadir değil midir? İsâ'ya nazaran kudreti, kat kat üstün değil midir? Hakk'ın bu teennisi, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde teenniyle yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu teenni ile insan, saâdet ve devlete erişir. Bu teenni, yumurtadır; devlet de kuşlar gibidir.” (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- O geceleri kendi rahat yatağında bile bir kulağı kirişte uyurdu. Şimdi başkası tarafından uyutulmak hiç hoşuna gitmiyordu . (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Dünyada diken tohumu eken kimseyi, sakın gül bahçesinde arama! (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Gayesi yüce olanın "hayır" deyişi ise daha kuvvetli olmalıdır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- "...zevk ve lezzetleri sebeplerde arama. Çünkü o mana,sebeplerde ödünç olarak bulunmaktadır.." (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- Bilgi huzursuzluğu arttırır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Hakikî bir sebep olmadıkça zahiri bir sebep kendiliğinden nasıl ortaya çıkar. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu âleme bak da gör, baştan başa savaştan ibaret. Zerre zerreyle adeta kâfirlikle dinin savaşı gibi savaşır durur. Bir zerre sola doğru uçmada, öbü rü sağa doğru koşup, aradığım aramada. Bir zerre yücelere gitmede, bir zerre baş aşağı düşmede. Durur gibi görünürler ama savaşlarını durgunluk âleminde bir görsen! Onların görünüşteki savaşları, gizli savaşlarından ileri gelmede. Bu aykırılığı gör ve o aykırılığı anla."m (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder. (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlânâ “Gam, sıkıntı ve darlıktan başına ne gelirse hepsi, işin sonunu düşünmeme korkusuzluğundan yani edebsizlikten ve küstahlıktan gelir” ifadesiyle edebsizlik ile insanın iç huzursuzluğu ve sıkıntıları arasında bağ kurmaktadır.174 Mevlânâ’nın edebsizlik ile iç huzursuzluk arasında kurduğu bu ilişki, günümüzde insanî bunalımların nedenlerinden biri olarak gösterilen değerlerin aşınması savını hatıra getirmektedir. Bu kabule göre, insanın iç huzursuzluklarının temelinde, insan eylemlerinin öncelik ve sonralığını belirleyen sabit değerlerin olmayışı, yahut değerler arasında yaşanan çatışma yatmaktadır. Diğer bir ifadeyle insan, şayet kendini mutlu hissetmiyorsa, kendi kurallarını ihlâl ediyor demektir.175 Buna göre edeb, sâlikin her vakitte uyması gereken değerler hiyerarşisine uygun hareket etmesi iken; edebsizlik de bu tabiî seyrin dışına çıkılarak değerlerin aşınmasını ifade etmektedir. Mevlânâ, edebsizliğin olumsuz sonuçlarının, sadece insanî düzlemde birey ve toplum hayatıyla sınırlı kalmadığını; edebsizliğin meydana getirdiği dejenerasyonun, insanın yaşadığı dünyaya da sirâyet edeceğini belirtir.”176 Mevlânâ’nın bu yorumundaki edebsizliğin, Kur’ân’daki fesad kavramı ile örtüştüğünü söyleyebiliriz.177 --------- 174. Mesnevî, c. I, b. 89. 175. Benzer değerlendirmeler için bkz. Anthony Robbins, İçindeki Devi Uyandır, çev.: Belkıs Çorakçı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1991, s. 433. 176. Bkz. Mesnevî, c. I, b. 80. 177. Bu bağlamda şu ayeti zikredebiliriz. ““İnsanların ellerinin işledikleri ve bundan bir kazanç sağladıkları şeyler sebebiyle karada ve denizde fesat ortaya çıktı” (Rum, 30/41). (bkz.!Konuk, Mesnevî i Şerîf Şerhi, c. I, 3. 119) (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Vettîni Sûresindeki: Insanı en güzel şekilde yarattık' ayetini oku! Ey dost! En değerli inci cândır. (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Mevlânâ'nın semâ' için belirlediği düzenli vakitleri yoktu. Hoşa giden, manalı bir ses, Mevlânâ'yı semâ' ettirmeye kafi gelirdi. Sokakta, pazarda, meram bağında, değirmende Konya meydanında semâ' ederdi.Semâ' ile Mevlânâ, adeta zerreden küreye, atomdan gezegenlere kadar tüm evrenin işleyişibe katılımı sembolize etmekteydi. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- PÎR-İ MUHABBET HZ. MEVLÂNÂ'YA İTHAF. Esrar Dede'nin, Şeyh Galib'in... aziz hatırası önünde eğiliyorum. Şuarâ-yı Mevleviye'nin affına sığınarak karaladığım birkaç beyit ile başlamak isterim. Ey bahr-ı bîpâyanın meltemini hissettiren Yüce Sultan! Kelimelerimizdeki bentleri kıran mana eri, Teşbihleri kafiye incisiyle dizen söz cengâveri, Söz meclisini türlü lezzetle donatan kerem sahibi. Şeriatın hüsn nikâbın açan hakikat mahremi, Sığ zihinlerin daralttığı Muhammedi yolun muhyiddini, Duygu sarrafı! Gönül dikenlerinin ilâhî hekimi, Velâyet mişkâtının uyanan kandili, Dest-gîri âşıkansın, vâris-i nebi. Gönlümüzdeki gizli putlara neşter atan ibrahim, Her kuşla konuşan Süleyman dilli, Mizmar-ı Hakk'a mazhar Davudî Veli, Neyin, rebabın, kudümün lahûtî sesi... Allah'ın kelimesini üfleyen İsevî nefes, Kelimullahın aklını konuşturan Musevî Celâl... Muhammed'in muhabbet tohumunun aşk meyvesi, Habibullah'ın ve yolunun toprağı Müslüman Veli. Muhammedi hatem sahibisin, tut mührünü gönlümüze karanlık girmesin. At oklarını; avla gönlün serkeş hüthütlerini, ötmesin. Doğru bir anlayışın hasretinden ölen engin idrak, idrâkinin nuru ile İlâhî! Gönlümüzü aydınlat! 14 Mart 2016 Pazartesi Osman Nuri Küçük (Sufiliğin Zirvesi)
- "Ey yolcu! Kalbe yürü, orada seyret, orada gez dolaş." (Mevlana'ya Göre Manevi Gelişim)
- Mevlâna, birinin "Yer, gök, arş ve kürsî olmadan önee Allah nerdeydi?" diye sorması üzerine de şöyle karşılık verir: "Bu soru ta baştan bozuk. Çünkü Allah, zamanla ve mekanla kayıtlı olmayan varlığa derler. Sense bunlardan önce nerdeydi diye soruyorsun. Hallerin ve düşün celerin bile yerleri yokken, düşünceleri yaratanın yerinin olduğu nasıl dü şünülebilir? Düşünceyi yaratan elbette düşünceden daha latiftir. Meselâ; bir ev yapan mimar, elbette evden daha latiftir. Çünkü o mimar, bunun gibi veya bundan başka yüzlerce ve binlerce birbirine benzemeyen evler ve plan lar yapabilir. İşte bunun için o binadan daha değerli ve latiftir. Ancak o letafet, duygu âlemine giren bir ev kurmadıkça, bir iş yapmadıkça görün mez. Bu yüzden bir ev kurmalı, bir iş yapmalı ki letafet yüzünü göstersin. Bu nefesin, kışın görünür, yazın görünmez. Bu, yazın nefesinin yok olduğu anlamına gelmez. Bunun gibi senin sıfatların, senin anlamların da latiftir, bir iş olmadıkça göze görünmez. Meselâ; şefkatin vardır ama göze görün mez. Bir suçluyu bağışlarsın, şefkatin gün yüzüne çıkar, görünür. Aynı şekilde öflcen ve kahrın da vardır, gözle görülmez. Ancak bir suçluyu vur dun kırdın mı, kahrın göze görünür. Bu misallerin sonu yoktur. Yüce Allah da pek latiftir, bu yüzden göze görünmez. Kudreti, sanatı gözle görülsün diye göğü, yeri yarattı. Bu yüzden de "Göğe bakmaz mısınız nasıl da kur duk onu" 146 buyurur." 147 (Mevlana'nın Tasavvufi Görüşleri)
- Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, birşey yazamaz olur. (Ne Varsa Sen'de Var - Hz. Mevlana'nın Sohbetleri)
- - " (...) İbn Arabî düşüncesinde varoluş, Hakk'ın mutlak vücûdunun taayyün ve zuhûr edip varlık mertebelerine tenezzülü ile ilahi isimlerdeki kemâlâtın zuhûru olarak görülür... [...] İlâhî isimlerdeki kemâlâtın zuhûru ise ancak bütün isimlerin fiilen zuhûruna kabiliyeti olan insan-ı kâmil mertebesine tenezzül edip orada taayyün etmesine bağlıdır..." (Fususu'l-Hikem ve Mesnevi'de İnsan-ı Kamil)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin