Kitap Künyesi
Yazar: Şevket Devrim
Yayın Evi: IQ Kültür Sanat Yayıncılık
İSBN: 9786050301434
Sayfa Sayısı: 408
--reklam--
Nira Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tüm dünyayı ele geçirmek için son bir sır kaldı.
Ve bu sır, Ayasofya’nın derinliklerinde saklı.
Fakat Ayasofya’yı çözemeyen bu sırra asla erişemez…
“Ana Karargâh İstanbul” isimli romanı ile büyük ses getiren Türk Edebiyat dünyasının genç kurgu roman yazarı Şevket DEVRİM’den her sayfasıyla merak uyandıran müthiş bir eser daha…
Her anımızın takip edildiği günümüz dünyasında, bebeklikten ölüme kadar tüm seslerimiz kayıt altına alınıyorsa? Peki ya geçmişte yaşayan insanların tüm konuşmalarına da ulaşma imkânı ele geçirilmişse? Ve bu mekanizmanın çalışabilmesi Ayasofya’daki sırrın çözülmesine bağlı kalmışsa?
Kötü güçlerin şeytanın bile aklına gelmeyecek tarzda hazırladığı bu planı kahramanımız Komiser Timur tek başına bozabilecek mi?
Harika hikâyesi ve müthiş kurgusuyla “Nira Dünyanın Sırrı” sizi yine şaşırtacak ve son sayfalara geldiğinizde yaşadığınız şokla ilk sayfalara tekrar dönmek isteyeceksiniz.
--reklam--
Nira Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar aslında mekândan değil kendilerinden kaçıyorlar. İnsanları rahatlatmak için mekânın değişmesi değil, düşünce yapısının değişmesi gerekiyor.
- Polise aynasız denilmesi, her türlü suçu rahatça işlemeleri ancak kendileri dışındaki diğer kişiler suç işlediklerinde olaya hemen müdahale etmeleri nedeniyledir. Ayna gerçekleri gösterir. Fakat polisler ayna kullanmadıkları için kendilerinin ne yaptığını bir türlü göremezler.
- Dünya üzerinde insanları bir araya getiren en büyük olgu dindir. Din adamları yetiştirirseniz dini istediğiniz doğrultuda kullanabilirsiniz.
- Yeni tanışmanın verdiği utangaçlık. Kendini ne kadar sosyal hissetsen de bazı durumlarda dil sessiz kalır. Öyle ki ilk hamlenin karşı taraftan gelmesini beklersiniz. Hele özellikle bu durum birbirini tanımayıp ta ortak iş yapma konusundaysa daha sıkıntılıdır. Çünkü böyle durumlarda karşı tarafı tartma durumu söz konusudur. Acaba ne kadar bilgili? Veya benden üstün özellikte olabilir mi? Bu durum egoist, kendini öncelikli düşünen bir yapıya sahip olanlar için daha önemlidir. Bu tip insanlar ben merkezlidir ve karşısındaki insanı daima küçük görür. Ona var olma veya kendini gösterme hakkı tanımaz. Karşısında bulunan insana fikrini özgürce sunması için anlayışlı davranır ancak bunun altında yatan gerçek, ona saygı duymaktan daha çok rakibinin elindeki kızları bilmek, silahlarını tanımak ve ona göre doğru hamle yapabilmektir.
- Biz erkekler sevdiğimiz kadınlara bir noktadan sonra sevginin boyutunu abartır ve kutsallık yükleriz. Onları hep kutsal yaratıklara benzetiriz. Ya melektir onlar, ya da bembeyaz birer incidirler.
- Milyonlarca insandan oluşan bir şehir değildi İstanbul. Birlerce milyon tane insanın oluşturduğu kasvetli bir şehirdi burası. Akıl sağlığının çok uzun raf ömrü olmayan bir metropoldü.
- Bir gün seni seninle yaşayabilmek.
--reklam--
Nira İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitapda dunyanin her ozelligi anlatiliyor ozelliklede fen ve sosyal sinavi icin hazirlanabilirsiniz yani okuyabilirsiniz size okumayin demiorum sizin seciminiz herneyse bunlar bi ayasofyanin sonuna gidiyorlar ve ayosofyayi fln kjrtariolar garip bi kitap xd (Emirhan)
Beklentimin oldukça üzerinde olsa da "Da Vinci Şifresi: Türkiye" desem özetlemiş olurum herhalde Nira'yı. Bana biraz fazla Dan Brown tarzı geldi hikaye. Ama Bay Devrim'i bir konuda tebrik etmek isterim. Homofobik bir millet olduğumuz düşünülürse, üstelik daha ilk bölümde, gücün homoseksüel ilişki ile tek bedende toplanışından bahsetmesi çok cesurca olmuş. Bunu bir kenara bırakacak olursak, ki sadece bir defa bahsediliyor zaten, macera ve gizem öğeleriyle yoğrulmuş bir kitap okumak isterseniz, sürükleyici hikayesiyle gerçekten tavsiye edebileceğim bir kitap. Birkaç yazım hatasını ve anlatım bozukluğunu görmezden gelecek kadar kaptırdım hatta kendimi hikayeye. Eh, daha ne olsun. Macera türünde kitap sevenlere tavsiye ederim. =) (G. İlke)
⭐️⭐️⭐️"Dünya üzerinde insanları bir araya getiren en büyük olgu dindir. Din adamları yetiştirirseniz dini istediğiniz doğrultuda kullanabilirsiniz." ⭐️⭐️⭐️ Merhaba Nira, bana okuyup yorumlamam için gönderilen ilk kitap aynı zamanda yanlış imzalanarak gönderilen bir kitap :D zaten bende bu şansla başka türlüsü olmazdı. Yazara buradan tekrar teşekkürlerimi sunarak başlıyorum. Kitaba başlamadan önce baya bir ön yargım vardı. (bundan önceki pek çok kitap gibi :D) çünkü kitap hem polisiye hemde bu tarzı tam bilmiyorum ama "dünyanın sonu geliyor, bir şeyler yapmalıyız." tarzı kitaplardan pek hoşlanmam ama kitap beklentimin ötesinde bir akıcılığa sahipti yani dur şunu okuyum şunu da derken bitti. O yüzden kitabı okurken hemen bitirirsin. Konusu çok güzeldi yazar ilk sayfalardan gayet cesur davranmış. Okursan ne dediğimi anlarsın. Sevmediğim noktalar ise karakterlere ısınamadım yani hiç birini özümseyemedim. Komiser Timur bana birazcık Komiser Nevzat 'ı anımsattı. Ama acısını kendi acım gibi hissedemedim. Arada verilen bilimsel verileri sevmedim diyemem ama yadırgadım. Bir de en sevmediğim noktalardan biri "birazdan başına gelecek olaylardan haberi yoktu, başına gelecek olanları bilse böyle yapmazdı." gibi cümleler olmasaydı karakterlerin başına gelecek olaylara bende daha çok şaşırabilirdim. Onun dışında çoğu kişi imla ve anlatım bozukluğundan dem vurmuş ama ben farketmedim. Dan Brown kitaplarını seviyorsan bence bu kitabı da severek okursun. Kitaba puanım: 3/5⭐️ (Leyla yüksel)
--reklam--
Nira PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Şevket Devrim - Nira kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nira PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Şevket Devrim Kimdir?
2012 yılında Edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yaptı. İlk polisiye romanı "Tutsak" yayınlandığı daha ilk haftasında 2. basıma girerek büyük bir başarı elde etti. "Tutsak", ulusal yayın yapan ve tirajları yüksek olan "Posta, Milliyet, Vatan" gibi gazetelerde "Günün Kitabı" köşesinde kendine yer buldu.
Şevket Devrim, "Tutsak" isimli kitabı yayınlanmadan önce kendi adına kurduğu İnternet sitesinde Türkiye'de ilk defa kendisinin yaptığı Dizi Roman" uygulamasını denedi. Sitede, okurlarına her hafta romanın yeni bölümlerini yayınlayarak büyük beğeni topladı. Fakat kitapları yayınlandıktan sonra bu süreç son bulmuş oldu.
Şevket Devrim'in ilk kitabında yakaladığı başarının altında bazı etkenler de yatmaktadır. Kitabın editörlüğünü Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı ve gazeteci "Cem Küçük", genel koordinatörlüğünü ise aynı zamanda "Profil Yayıncılık" sahibi ve Türk Basın Yayın Birliği Başkanı "Münir Üstün" yapmıştır. Şevket Devrim'in edebiyat dünyasına bu denli hızlı giriş yapmasında bu iki şahsın önemi büyük olmuştur. "Tutsak" ilk önce bu iki güzide şahsın eleğinden geçtikten sonra piyasaya sürülmüştür.
Şevket Devrim'in merakla beklenen ikinci kitabı "Ana Karargah İstanbul"un 2014 yılı Nisan ayında yayınlanacağı bildirildi. İstanbul'da işlenen iki papaz cinayetinin konu alındığı serüven içerdiği konular itibariyle büyük ses getireceğe benziyor.
Şevket Devrim, yeni kitabı hakkında verdiği röportajda şunları belirtti. "Dan Brown ve Stephen King, kitaplarında simya bilimi, semboller ve mistik tarihi kullanarak gizliden gizliye İsevizm ve Masonizm propagandası yapmaktadır. Bu konuda da başarılı oldukları aşikardır. Ancak onların kazandıkları başarılar ben bu kitabı yazıncaya kadardı. Artık her şey çok farklı olacak.
Dört koldan saldırılara maruz bırakılan İslam dünyası mensuplarının bu kitaptan sonra uyanışa geçmesi ve gerçekleri görmesini arzuluyorum. O sebeple bu kitabımı, iç kapakta belirttiğim gibi "Kainat üzerinde zulüm altında yaşamaya mahkum edilen Müslüman çocuklarına armağan ediyorum" ..Şubat 2014
Ayrıca Şevket Devrim Adana ilinde doğup büyümüştür. Ailesi, 1864 Yılında Rusya'nın Sürgüne Tabi Tuttuğu ve Akabinde Türkiye’ye Göç EdenAbhazya Halkının Tseygo Sülalesindendir..
--reklam--
Şevket Devrim Kitapları - Eserleri
- Ana Karargah İstanbul
- Tutsak
- Nira
--reklam--
Şevket Devrim Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar aslında mekândan değil kendilerinden kaçıyorlar. İnsanları rahatlatmak için mekânın değişmesi değil, düşünce yapısının değişmesi gerekiyor. (Nira)
- Sonuçta ölenler aynı milletin evlatları ise, sevinen başkaları olmalıydı. (Tutsak)
- Bu şehrin insanları, hissettirilmeden verilen bir narkoz ile uyutuluyor ve kendilerinden istenen her türlü vazifeyi isteyerek veya istemeyerek yerine getiriyorlardı. Bu insanlar İstanbul'un değerinin farkına varamıyorlarsa, olsa olsa derin bir uykudaydılar. (Ana Karargah İstanbul)
- "Dertli olmak insanın kafasını çalıştırıyordur belki de. Acısı olan insan daha sağlıklı ve yaratıcı düşünüyordur. (Ana Karargah İstanbul)
- Ah insanlar anlamadıkları veya bilmedikleri konularda efsane üretmeyi ne kadar da seviyorlar. (Ana Karargah İstanbul)
- Çünkü toprağa yalın ayak basmak gibi, insanların birbirlerine sarılmaları da üzerlerindeki negatif enerjinin atılmasına yardımcı oluyordu. (Tutsak)
- Ayrıca her üç hakimden en az ikisinin alevli cehenneme gireceğinin açıkça söylenmesi, dünyadaki adalet dağıtımının ne düzeyde sağlıklı olduğunu ortaya koyuyordu. O yüzden adaletin, annesinin dediği gibi, yalnız ve yalnız Yaratıcı tarafından sağlanması gerekiyordu. (Ana Karargah İstanbul)
- Yeni tanışmanın verdiği utangaçlık. Kendini ne kadar sosyal hissetsen de bazı durumlarda dil sessiz kalır. Öyle ki ilk hamlenin karşı taraftan gelmesini beklersiniz. Hele özellikle bu durum birbirini tanımayıp ta ortak iş yapma konusundaysa daha sıkıntılıdır. Çünkü böyle durumlarda karşı tarafı tartma durumu söz konusudur. Acaba ne kadar bilgili? Veya benden üstün özellikte olabilir mi? Bu durum egoist, kendini öncelikli düşünen bir yapıya sahip olanlar için daha önemlidir. Bu tip insanlar ben merkezlidir ve karşısındaki insanı daima küçük görür. Ona var olma veya kendini gösterme hakkı tanımaz. Karşısında bulunan insana fikrini özgürce sunması için anlayışlı davranır ancak bunun altında yatan gerçek, ona saygı duymaktan daha çok rakibinin elindeki kızları bilmek, silahlarını tanımak ve ona göre doğru hamle yapabilmektir. (Nira)
- Günümüz insanları gibi, düşünmeden, sorgulamadan sadece bilinçsizce yaşamak. (Tutsak)
- İnsanoğlu aldanıp durmaktan ne zaman vazgeçecek? (Tutsak)
- “Çok şey istemiyorum,tek istediğim biraz konuşabilmek.” (Tutsak)
- Dünya üzerinde insanları bir araya getiren en büyük olgu dindir. Din adamları yetiştirirseniz dini istediğiniz doğrultuda kullanabilirsiniz. (Nira)
- İnanmak... Kurumuş toprakların ortasında tek başına duran susamış bir çiçeğin koynuna, gökyüzünden kavuşma hayali ile gelen bir yağmur damlası gibi inanmak... Ağzındaki küçük solucanı yavrusuna ulaştırabilmek için kartalların arasından geçmek zorunda kalan bir güvercin gibi inanmak... (Ana Karargah İstanbul)
- ''Hiç kimse yarından emin değildir...'' (Tutsak)
- Biz erkekler sevdiğimiz kadınlara bir noktadan sonra sevginin boyutunu abartır ve kutsallık yükleriz. Onları hep kutsal yaratıklara benzetiriz. Ya melektir onlar, ya da bembeyaz birer incidirler. (Nira)
- En büyük günah olarak gördüğü kibir onu le geçirmişti.Farkına varmadan böbürlenmişti. Sarf ettiği kelimelerin içerisine "ben" kelimesini katmıştı. Başarısını sadece kendisine mal etmişti. (Ana Karargah İstanbul)
- “Cehennem boşuna değil,cennet de ucuz değil.” (Tutsak)
- Hissi davranmayan, taraf tutmayan ve verdiği karardan dolayı herhangi bir menfaat beklemeyen 'Allah' tarafından verilmeliydi adalet. Bu nedenle dünyada tam adaletin olacağına inanmak aptalların yapacağı bir işti. (Ana Karargah İstanbul)
- Küçükken annesi, "Eğer dünyada adalet istiyorsan mahşeri bekleyeceksin yavrum," demişti. Buna karşılık annesine "Neden?" diye sormuştu. "Dünyada hiç mi adaletli kimse olmadı." Annesinden "Oldu," cevabını almıştı. "Hazreti Ömer adaleti ile tanınırdı. Yeryüzünde, geçmişte var olan ve gelecekte var olacak en adil insan oydu. Ancak onun adaleti bile ihtilafın diğer tarafını asla memnun edemezdi. Çünkü tarafların olduğu yerde hak tam olarak verilemezdi. Verilse bile bir taraf illaki buna razı gelmez, kendisini haklı çıkaracak bir şeyler öne sürmeye devam ederdi. (Ana Karargah İstanbul)
- Sonuçta ölenler aynı milletin evlatları ise,sevinen başkaları olmalıydı.Gün gibi aşikâr bir gerçekti bu. Fakat yaşanan atmosferin sıcaklığından dolayı çoğu insan bu gerçeği göremiyordu. (Tutsak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin