Kitap Künyesi
Yazar: Nihat Genç
Yayın Evi: Cadde Yayınları
İSBN: 0978975626145
Sayfa Sayısı: 382
--reklam--
Nöbetçi Yazılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hiçbir şansımız yok, bu ahlak savaşına katılacağız...
Bugün, çeresizlik süreci de sonuna yaklaşmıştır, yeni çağımızın adı, çaresizliği seyretmek, ya da birebir kendi başını kurtarma, olup bitenlerden kendini sorumlu tumama çağı. İşte hepimiz gaspı, terörü, cinayetleri, yoksulları, hastaları, çaresizleri seyretmeye başladık.
--reklam--
Nöbetçi Yazılar Alıntıları - Sözleri
- Aklından bir defa geçeyim diye bin akşam önünden geçtim
- Köşeyazarları yorumcular basın medya uzaktan söz söyleyen insanlardır. Bilimadamları uzak söz söyleyenlerin tuzağına düşmemek için topluma tarihe olup bitene daha yakından bakarlar.O toprağın edebiyatçısı şairi o toprağın içinde büyümüş insanlar ise daha değerlidir.Çünkü onlar yakından da değil derinden bakarlar çünkü o derinlik içinde o hayat içinde büyümüşlerdir
- Bir hesap makinesi size ne söyleyebilir? Sadece sonucu
- Bedenimiz artık bir peygamber mezarı gibi dua etmekten başka şansımız yok.Ama peygamber bu,kimbilir,kalkıverir mezarından.Ancak hiçbir peygamber de tek başına peygamber olmadı,toplum kaldırdı omu ayağa.Toplumsal kaldıraçlar olmadan tek başına bu biricik bedeni kaldırabilirmiyiz,sosyoloji ve psikolojinin ortak sorusu budur
- Şimdi sokaklarımızda gezinen halk, o fütursuz, lafını Karagöz gibi esirgemeyen halk değil.Şimdi sokaklarımızdaki bu halk, Hacıvatların yetiştirdiği halk...
- Dudaklarına yavaş yavaş susmayı öğrettiği için geceleri sevmiyor
- İnsanlar düzgün konuşuyor ölçülü konuşuyor diye uygarlık olmuyor insanlar istediği gibi rahat uluorta konuşunca uygarlık oluşuyor.
- Biz halkın osuruğunu dahi devletin anayasasından önde tutan bir devrimci zihniyetten geliyoruz
- Yıllardır gazeteleri, devleti, siyasetçileri, hırsız bankacıları, haberleri dinleyen milyonlarca genç, artık, siyasete, ahlaka, geleceğe, sabra, beklentiye, çalışmaya inanmıyor!
- Aşk en yüksekten esen kimsesiz bir yeldir.
- Bir sevgilim vardı burada bir sevgilim, çayın içinde bisküvi gibi.
- Önce, batının oyunları geldi sahnelerimize, sonra, batının oyununa geldik.
- Kerem ile Aslı Anadolu'nun en güzel tablosudur. Bugün hala, Kerem'in elinde sazı, resmi, bütün köy evlerindedir. Anadolu'nun güzel insanları tarihlerinin en güzel aşk hikayesini bir Ermeni kızına, Kara Sultan Aslı'ya yazdı!
- Siz hiç kendi saçlarını seven Amerikalı bir zenci gördünüz mü? Bütün Amerikalı zenciler ya kafalarını kazıtır, ya da tığ oyayla şekil yapar, çünkü beyazlar zencileri ezmiştir, zenciler dünyanın en büyük sporcuları da olsa bu aşağılık duygusundan kurtulamamışlardır. Yüz elli yıldır batı karşısında bizim kurtulamadığımız gibi...
- Futbol, kötü siyaseti, kötü ekonomiyi maskelediği için, devlet tarafından desteklenir, önü açılır. Halk, müsaade edilmiş bu kaçak yerden, bütün deliliklerini yaşamak ister. Laf cambazları, dalga geçmeler, aşağılamalar, maskaralıklar, itmeler, kakmalar, meydan okumalar, hepsini, futbolu bahane edip, yaşamak ister.
--reklam--
Nöbetçi Yazılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
mgh nereye kadar?: Sanırım 2005 yılıydı, kendisini daha iyi tanımak adına bu kitabı satın aldığımda; ki o dönemlerde, sert dili ve korkusuz duruşuyla diğer öğrenci arkadaşlar arasında popüler olduğunu anımsıyorum. 23 yazısından sadece 3’ünü okuyup yarım bırakmışım. Ne öncesini bilirim ne de sonraki yıllarda takibimde olmuştur. Aklımda hep o dönemlerin yüzü kalmış. Son halini görünce çok şaşırdım. Aradan geçen 15 yıldan sonra, iyice yıllanmıştır diye düşünerek heyecanla tekrar başladım okumaya. Yıllanmış şarap beklerken, çok kötü bir tatla karşılaştım. Başından beri çürükmüş. Küf tutmuş. Büyük bir sabırla tamamladım. 23 yazıdan sadece bir tanesini hatta bu yazının sadece bir sayfasını beğendim diyebilirim. Bu sayfada, kendisinin de bahsi geçen bir kitapta, kendisini eleştiren Kaan Arslanoğlu’nun (hiç duymadığım bir yazar) kendisini nasıl eleştirdiğini 13 maddede belirtmiş cevaplarını verebilmek için. Kaan Arslanoğlu eleştirlerini çok yerinde buldum. Hatta Nihat Genç’in cevapları bile bu eleştirileri doğrular nitelikte. Örneğin, Kaan Arslanoğlu, “Öykülerini hiç beğenmedim.” demiş. Nihat Genç buna 2-3 sayfa cevap yazıyor yine yürüyen kan misali. Kaan Arslanoğlu’nun eleştirilerinden biri var ki, işte Nihat Genç için düşünüp de bir türlü söze dökemediğim en doğru eleştiri bu dedirtti bana. “Tabancanın namlusu sürekli oraya buraya dönüyor. Sarhoş elindeymişcesine ve hedef her an şaşabilir gibi duruyor.” Dağdan kopan bir kaya misali. Yuvarlanıyor. Önüne ne çıkarsa ona çarpıyor. Çarptıkça yıkıyor, yıktıkça parçalanıyor, sekiyor, yön değiştiriyor ve yine çarpıyor. mgh bi yere kadar. Sonuç olarak yapıcı değil yıkıcı bir yazar olduğunu düşünüyorum. Umarım bu küçük incelememle, bu gariban okuyucuya yani bana da çarpmaz. (Ali Kibaroğlu)
Nihat Genç’in daha önce kitaplarından bazılarını okumuş biri olarak Nöbetçi Yazılar’da ne ile karşılaşacağımı biliyordum. O bildiğim sert, hatta çok sert eleştirilerle yüklü ifadeler, zaman zaman argo ve küfürle etkisini kuvvetlendirmiş bir üslup. Nihat Genç’in yazılarını okurken bu dünyada ona mutluluk veren hiçbir şeyin olmadığını düşünebilirsiniz. Ama Genç’in yazarlığı böyle bir şey zaten. Nihat Genç halk adına kalemi eline alan ve lafı dolandırmadan yanlışları yerine göre en ağır üslupla dile getirme cesaretine sahip belki de tek yazar bu ülkede. Üslubunu eleştirebilirsiniz. Ama yazdığı her yazıda ona hak verme zorunluluğunuz var bana göre. Nöbetçi Yazılar kitabı; sadece “Karagöz” yazısında hiç edilen bir kültürü masaya yatırması ve bu kültürün bugün Hacivat görünümlü sözde aydınların elinde tarumar edilmesini konu alan enfes yazısı için bile okunmaya değer. “Son Bölüm Şenlikleri” “Suçlu Cumhuriyet Üniversiteleridir” “Eleştiri Olmadan” “Pasif Direnişin Nimetleri” kitap içerisinde en fazla beğendiğim diğer yazıları… “Fişfişleme Edebiyatı” yazısında edebiyat ve medya dünyasında yapılan fişleme ahlaksızlığını eleştirirken kendisinin de yazı içerisinde fişleme yapması, kendisini eleştiren bir psikologa cevap anlamında yazdığı yazıdaki gereksiz sert üslubu kitabın eksi yanları bana göre. Zira Nihat Genç hemen her yazısında “Benim sizin sevginize reklamınıza ihtiyacım yok” ana fikrini savunurken kendi ifadesi ile onu okumamış biri için kendisini bu kadar yormasına gerek yok. Nihat Genç’i bilenler biliyor. Onu bilenlerden biri olarak yazıyorum bunu. Özetle Nihat Genç’i okuyun ve gerçeklerle tanışın. Kamyon çarpmışa dönebilirsiniz. Ama buna değer. Son bir not: Yıllardır TV ekranlarında yüzlerce bilim adamını konuk edip sohbet etmelerine rağmen yazdıkları kitaplarda ve gazete köşelerinde basit cümleler ve alt yapısı olmayan bomboş fikirler yazan insanları okuyucunun gözüne soka Genç’i tebrik ediyorum. Bu insanların kim olduğunu merak edenler kitabı okusun bir zahmet… (Gökhan Uzunoğlu)
--reklam--
Nöbetçi Yazılar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nihat Genç - Nöbetçi Yazılar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nöbetçi Yazılar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nihat Genç Kimdir?
Nihat Genç, (d. 1956, Trabzon) Türk gazeteci, yazar.
Yaşamı
İlkokulu Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi de Trabzon Ticaret Lisesi'nde okuyarak 1974 yılında mezun oldu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ile Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırdı ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı. Ardından Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 yılında mezun oldu. Okul bitimi Sağlık Bakanlığı/Ankara Rehabilitasyon Merkezi'nde, ardından ise Kültür Bakanlığı’nda toplam dokuz yıl memuriyet yaptı.
Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. 12 Eylül öncesinde, ülkücü hareketin genç entelektüellerinin en önemli isimleri arasındaydı ve çeşitli ülkücü dergilerde yazmıştı. O yıllardan bugüne, Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi ulusalcı siyasî dergiler ile Leman dergisinde yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazıları yazdı ve bu gazeteden yine aynı gazetenin yazarı Engin Ardıç'ın Genç'in eskiden çalıştığı Leman dergisini Saddamcılık ve Apoculuk ile suçlaması sonucunda ayrıldı. 2008 Eylülü'nde Leman'a geri döndü. [1] Yazar 2008 yılının Aralık ayında Aydınlık dergisinde makaleler yazmaya başladı. Bir Soru - Bir Cevap adlı köşesinde Genç, güncel meseleleri ulusalcı bir bakış açısıyla değerlendiriyor.
Sky Türk adlı televizyon kanalında Serdar Akinan ile 2008 Eylülüne kadar "Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok" adında bir program yaptı.[2] Kanal Akşam gazetesi ile kardeş kuruluş olduğundan, Genç, programına da son verdi. Bu progamın ardından ise 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV'de Lale Şıvgın ile ,"Nihat Genç ile Veryansın" programı yaptı.Son olarak günün siyasi olaylarını değerlendirdiği www.odatv.com adresinde yazıları yayınlanmaktadır.
Öykülerinde insancılık arayışı egemendir, insan hikâyeleri ile birlikte yaşanılan zamanların sorunlarını ve toplumsal değişimi gayet ince çizgilerle betimler ve kahramanlarını her zaman ezilen kesimden insanlar içinden seçer. Siyasi ya da siyasi olmayan fikir makalelerinde ise çok daha sert çizgilere sahip, kızgın ve hatta saldırgan bir tarza sahip olduğu görülür. Gizli ama derin bir yalnızlık duygusu, öykülerinde de fikir yazılarında da alt metni oluşturan güçlü öğelerden biridir.
2005 yılında Bilgi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi üniversiteleri tarafından düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri başlıklı konferansı eleştiren bir yazı[3] yazması üzerine uzun süredir tüm kitaplarını yayınlamış İletişim Yayınları, Nihat Genç ile ilişkilerini kesme ve kitaplarını yayınlamama kararı almış[4], bunun üzerine yazar kitaplarını diğer yayınevlerinden çıkarmaya başlamıştır.
Kitapları
Dün Korkusu (1989)
Bu Çağın Soylusu (1991)
Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur
Kompile Hikayeler
Dar Alanda Tufan 1993
Üfürükten Üniversite Bilimi (1993)
Soğuk Sabun (1994)
Köpekleşmenin Tarihi (1998)
Modern Çağın Canileri (2000)
Memleket Hikayeleri
Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)
İhtiyar Kemancı (2002)
Amerikan Köpekleri (2004)
Edebiyat Dersleri (2004)
Nöbetçi Yazılar (2004)
Hattı Müdaafa (2005)
Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)
Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)
Kavga Günleri (2007)
Veryansın (2008)
Bir Millet Uyanıyor 17: "Kavga Günleri" (2009)
Sordum Kara Çiçeğe (2009)
Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)
İşgal Günleri (2011)
Öykülerinden örnekler
Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)
Şeriatta Ayıp Yoktur (Ofli Hoca)
Bu İşin Tövbesi Var midur? (Ofli Hoca)
İhtişam ve Sefalet (Köpekleşmenin Tarihi)
Türkan (Arkası Karanlık Ağaçlar)
Hero Marka Mızıka (Kompile Hikayeler)
İhtiyar Kemancı (İhtiyar Kemancı)
Televizyon programları
Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok? (Sky Türk, 2003-2008)
Nihat Genç ile Veryansın (Avrasya TV, 2008-2011)
Nihat Genç Ko-nu-şu-yor! (Halk TV, 2012-...)
Nihat Genç İle Ver-yansın (Ulusal Kanal, 2013-...)
--reklam--
Nihat Genç Kitapları - Eserleri
- Karanlığa Okunan Ezanlar
- Köpekleşmenin Tarihi
- Veryansın
- Amerikan Köpekleri
- Memleket Hikayeleri
- İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?
- Arkası Karanlık Ağaçlar
- Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
- Hattı Müdafaa
- İhtiyar Kemancı
- Soğuk Sabun
- Bu Çağın Soylusu
- Tek Tabanca
- Bizim De Günümüz Gelecek
- Modern Çağın Canileri
- Edebiyat Dersleri
- Kompile Hikayeler
- Dün Korkusu
- Aslanlı Yol'a Doğru
- Ofli Hoca
- Yurduma Alçakları Uğratma!
- Anadolu Yazarını Dinliyor
- Nöbetçi Yazılar
- Direniş Günleri
- İşgal Günleri
- Bir Millet Uyanıyor! 17
- Sordum Kara Çiçeğe
- Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı
- Opus 61
- Nihat Genç’le Veryansın
- One Man Show
- Saraya Kılınan Namazlar
- Bizi Kandırası Umman Bulunmaz
- İhtiyar Kemancı
- Dar Alanda Tufan
- Anadolu Yazarını Dinliyor
- Edebiyat Derslerine Giriş
--reklam--
Nihat Genç Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar düzgün konuşuyor ölçülü konuşuyor diye uygarlık olmuyor insanlar istediği gibi rahat uluorta konuşunca uygarlık oluşuyor. (Nöbetçi Yazılar)
- Kelimelerin sonsuz gücü vardır. (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
- Yaşadığım her gün ne kadar yoğun işim olursa olsun mutlaka elime bir kitap alır hiç değilse birkaç sayfasını okumaya karıştırmaya çalışırım, sebebi, Osmanlı ordularıyla topyekün yenildi mağlup oldu yüz yıl oldu içimizde acısı ağıtı yarası dinmedi ve bir şeyler yapalım, daha zinde daha akıllı olalım, cumhuriyet mağlup olmasın, diye... (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
- “Hayattan memnun Amerikan işgalinden rahatsız değil, IMF canınızı sıkmıyorsa artık “mizahla” işiniz yok demektir. Mizahın, mutlu, bahtiyar, bana dokunmasınlar,keyifli, şeker bu tatlı yaşamın arasında yeri yoktur. Gayesiz,meselesiz insanlara mizahın söyleyebileceği bir şey yoktur.” (Hattı Müdafaa)
- Sebatkâr, sanatlı ve çok derin bir heyecanınız varsa ; dünyanın hiçbir hayal kırıklığı ve umutsuzluğu ve kilisesi ve ideolojisi ve patronu sizi yenemez. (Tek Tabanca)
- “Aydınlarımız iki yüzyıldır,şahlanmayı,ayağa kalkmayı öğretiyor ve her nesil kollarını, ayaklarını kırıyor.Bakın hâlâ İstanbul’un fethini öğretiyorlar. Bu nesle birileri ‘düşmeyi’ öğretsin. Bir tarafımızı kırmadan “düşebilmek...” (İhtiyar Kemancı)
- Batıya, malımızı verdik, madenimizi verdik batıya köle olduk, şebek olduk, köpek olduk, en onursuz ittifaklara girdik, batının ve diplomasinin kuklası olduk, komşularımıza bu yüzden kalleş olduk. ihanet içinde olduk, OrtaDoğu'yu topa tutan İncirlik'i peşkeş çekip batının işbirlikçisi olduk. Ama batı durmadı, hala bir şeyler istiyor, onurumuzu almakla yetinmedi, şerefimizi almakla yetinmedi, dinimizi topyekun kazımakla yetinmedi ve şimdi topraklarımızı komşularımızı ve tüm kutsallarımızı topyekün bizden almak istiyor. (Hattı Müdafaa)
- Yalan söylemeden büyümeyi başarabilecek miyim? İnsanlar çoğaldıkça, kalabalıklar, kitaplar, düşünceler, olaylar karmaşıklaşınca ne yapacağım? Şeytan tenine dokunuyor. Sapık diyecekler, kızgın demirlere oturtacaklar, pişman ol, tövbe et diyecekler, yeryüzünün en iğrenç pazarlığına alet edecekler beni. Hayır. Ben, yalan söylemeden büyüyeceğim... (Dün Korkusu)
- "Düşüncesi olmayan insanların, ellerinde yalnız, babadan, deden kalma gelenekler, kılıçlar, silahlar vardır." (Köpekleşmenin Tarihi)
- Millet fincana bakıp dünyalar ötesini görüyor, biz bir adım ötemizi göremiyoruz, gel de kendini yeme. (Hattı Müdafaa)
- "Çukur gözleri, artık bir onur adası olmuş kalbinden başka yerde rahat etmiyor gibi..." (İhtiyar Kemancı)
- "... O kadar insan suçlu hissediyor kendini. Artık topluma güvenmiyor. Medyaya güvenmiyor. Annesine güvenmiyor. Artık bilgiye güvenmiyor. Artık habere güvenmiyor, konuşulanlara güvenmiyor ve toplumdan kuşku duyuyor. Eğer çağımız bir depresyon çağıysa, bu sahte bilgi, sahte haber, yalan, uydurma, suçlama, söylenti, dedikodu, iftira ve yakıştırmaların; bu depresyon çağının büyümesinde katkısı yüzde yetmiş. Hepimizde her gün; biri bize iftira atacak, bizi yanlış anlayacak, yanlış şeyler söyleyecek, falan falan şeyler yapacak ve insanlar benim hakkımda kötü düşünecek duygusu. Bu duyguyu oluşturuyorlar." (Anadolu Yazarını Dinliyor)
- "... Batı’da ve Doğu’da, ‘Allah’la kul arasında bir aracı kurum’ tartışması gelmiş geçmiş tarihlerin en kanlı ve en hararetli tartışmasıdır." (Saraya Kılınan Namazlar)
- Oturup ürün, oturup tarla, bağ, oturup kültür üretmeye ve bağımsızlığın artık silahla ve marşla ve yaygarayla değil, bunlarla olabileceğini bilmiyorlar mı? Biliyorlar! Ama o zaman yüz yıllık iktidarları sarsılıp yok olacak korkusu taşıyorlar! Onlara ürün toplamak, kitap yazmak, gün boyu çalışmak çok kadınsı geliyor olmalı. Onlar lak lak dükkânları gibi, ağır makamların sert erkekleri... (İhtiyar Kemancı)
- Bir köy imamı kadar zekası olan insanlar 1400 yıllık İslam düşüncesini yeniden yazıp , moda oldular." (Edebiyat Dersleri)
- "Senin gözlerin kadar güzel bir ülkem olmadı." (Bu Çağın Soylusu)
- "Benim de bir zamanlar 'ne derler' dinim vardı. Bırakın bu ne derler dinini, ne derlerden arının çok hafifleyeceksiniz, hadi hoşçakalın." (Bu Çağın Soylusu)
- Bir kiraz ağacının altına on dakika uzansalar bütün panik bitecek biliyorum. (İhtiyar Kemancı)
- Şimdi sokaklarımızda gezinen halk, o fütursuz, lafını Karagöz gibi esirgemeyen halk değil.Şimdi sokaklarımızdaki bu halk, Hacıvatların yetiştirdiği halk... (Nöbetçi Yazılar)
- Hangi Müslümanlık, hangi ülkenin hangi mezhebin Müslümanlığı, hangi çağın Müslümanlığı? Anne babalarımızla yaşayan Müslümanlık mı, bugünlerde icat olunan ideolojik İslamcılık mı? (İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin