Kitap Künyesi

Yazar: J. R. R. Tolkien

Çevirmen: Leyla Roksan Çağlar

Orijinal Adı: Letters from Father Christmas

Yayın Evi: Okuyan Us Yayınları

İSBN: 9789756287491

Sayfa Sayısı: 111

--reklam--

Noel Baba'dan Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Uzun bir çocuk masalı gibi okunabilecek mektuplarda Noel Baba'nın Kuzey Kutbu'ndaki evi, maceralı yaşantısı, dostları ve düşmanları sürükleyici bir dille anlatılıyor.

Hem küçükler hem büyükler için tam bir Tolkien kitabı.

--reklam--

Noel Baba'dan Mektuplar Alıntıları - Sözleri

  • “İstediğiniz bütün hediyeler elinize geçmediyse ya da bu yıl size her zamankinden daha az hediye gönderildiğini düşünüyorsanız, bu Noel gününde dünyanın dört bir yanında çok yoksul, açlık çeken çocuklar bulunduğunu da düşünün.”
  • “Tatlıya hayır diyemem, bundandır tatlı oluşumun nedeni.”
  • Noel Baba: “Kutup Ayısı ve ayıcıklar iyidir.”
  • Bu yıl pek karanlık geçti, karlar ve yıldızlardan başka resmi yapılacak hiçbir şey yoktu, ben de oturdum sizlere uzun bir mektup yazdım. Hepinize sevgiler ve önümüzdeki yılda mutluluklar. Sizi çok seven Noel Baba
  • Bilir misiniz, ren geyikleri lodos fırtınalarını hiç sevmez.
  • İstediğiniz bütün hediyeler elinize geçmediyse ya da bu yıl size her zamankinden daha az hediye gönderildiğini düşünüyorsanız, bu Noel gününde dünyanın dört bir yanında çok yoksul, açlık çeken çocuklar bulunduğunu da düşünün.

--reklam--

Noel Baba'dan Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hey Tolkienseverler Bu tatlı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Tolkien 4 çocuğuna her Noel zamanı Noel Baba takma adıyla sürükleyici, masalsı hikayeler anlatarak mektuplar yazar, ve de resimler çizer..Samimiyet kokan buram buram mektuplar.. Büyük küçük herkes kendince bir şeyler bulacaktır. Zaten iyi bir babanın çocuklarına olan sevgisiyle biz Orta dünyaya açılmadık mı? Kitabı okurken 6 yaşındaki minik kardeşim yanıma gelip aaa Noel baba sana mektup mu yazmış dedi bende hayal dünyasını baltalamak istemedim evet dedim. Hemen gidip mektup yazmış (mektup tarzı resim çizmek tabi) zarfa koymuş yarın bunu ver olur mu hediyem için sabırsızlanıyorum dedi. Hâlâ gülüyorum ben adresi bilirmişim. Neyse efenim kitaba gelecek olursak samimiyet akan bir Tolkien kitabı bu kitaba 10 üzerinden 10 veriyorum kitaplığımda olduğu için mutluyum. (Ged)

BABA GİBİ BABA J.R.R TOLKİEN!!!: Babaya bak be... Aga insan özeniyor ya. Yazarlığı kadar babalığı da efsaneymiş :) Tolkien daha gerçek anlamda Tolkien olmadan yaptığı müthiş çalışma çıkarmış. (daha hobbit lotr yayımlanmadan önce başlamış.1920'lerde) Çocuklarına her noelde , noel baba ve sakar kutup ayısı adına mektuplar yolluyor. Hatta çocukları mektup yazabilme yaşına gelince onlara mektup yazıp noel baba ya yollattırıyor. (keşke çocuklarında yazdığı mektupları okuma fırsatımız olsaydı.) Bu yapılan uygulamada "Noel baba batıl inançtır dışlayalım" gibi değilde bir araç olarak görmek gerekiyor aslında. Çünkü babaları çocuklarına mektuplarla çok güzel alt metinlerde mesajlar veriyor. (savaşlar, aç ve yoksul çocuklar ,kendi hallerinin gayet şükredilesi olması, hediyelerin çok fazla olması yerine kısıtlı olması vb.) Aynı şekilde çocukların davranışlarına göre belki yüzüne karşı çözemediği problemleri bu mektuplara yansıtmış ve orada çözmüş. Kendimi Tolkien'in çocukların yerine koydum ve çok imrendim. Özellikle bizim zamanımızın ve bizden daha yaşlılarının neredeyse hepsinin babaları sevgiyi doğrudan göstermezdi. Biz buna açtık aslında. Ama maalesef böyle bir kültürle yetişmişler ve buna baş kaldırmadıkları için onları suçlayamam. Neyse kitap uygun fiyata bulursanız alın evinize koyun. cidden tasarım olarak 10 üzerinden 11'lik bir kitap. Tolkien daha ünlenmeden önce böyle bir fikirle çocuklarına yaklaşması, onun neden hepimizin konuştuğu bir yazar olduğunun açıklaması. Çocuklarınıza sevgi gösterin, ama cidden gösterin :) (bu arada yayınevini de tebrik edeyim. Tolkien bizim toplumuz hakkında kötü bir metafor yapmış. lakin yayın evi bunu kitaba koymayıp bunu bize açıklaması efsane hareket. Ben din,ırk,toplum vb olaylara kötü yorumları olan kısımların bizim kitaplarımızda çevirilerini görmek istemem. sansür yemesine karşı değilim böyle konuların :) (övdün övdün niye 8 verdin diyeceksiniz. Kitap güzel lakin çocuklar 1 sene aralıkla alıyordu bu mektupları art arda okuyunca tekrara düşmesi, çocukların mektuplarını okuyamadığımızdan bazı konuların havada kalması ve Tolkien'nin bazı kısımların çok iyi olmaması - mesela tolkien şiir konusunda cidden yazarlığı seviyesinden çok uzak, her ne kadar şiir sevmesem de bunu söylemek zor değil.- Birde kitapların neden beyaz sayfaya basılmadığını bu kitapla anlıyorsunuz. Çünkü hafif gün ışığı bile beyaz sayfadan yansıyıp gözünüzü çok fena etkileyebiliyor dikkat edin :)) (Levent Günaydın)

Tolkien’in Kaleminden: Noel Baba'dan Mektuplar: Noel Baba ve onun sakar yardımcısı konumundaki konuşan bir Kutup Ayısı’nın maceralarının anlatıldığı, daha çok çocuklara hitap eden ama her Tolkienseverin kati surette okuması gereken bir kitap “Noel Baba’dan Mektuplar”. Tolkien, 1920 yılından başlayarak, 1943 yılına kadar her yıl, Noel yaklaştığında çocuklarına mektup yazardı. İlk olarak, ilk çocuğu John’a hitap eden mektuplar, yıllar geçtikçe ve Tolkien’in yeni çocukları dünyaya geldikçe onlara da hitap etmeye başlamıştır. John’dan sonra sırasıyla: Michael, Christopher ve Priscilla. Tolkien yazdığı mektuplara kendi adını yazmıyordu, üstleri karlı ve hayal ürünü bir Kuzey Kutbu Posta İdaresi’nin pullarını yapıştırıyor ve bu mektupların Kuzey Kutbu’ndan, Noel Baba’nın evinden geldiği izlenimini yaratıyordu. Bu şekilde tüm çocukları yetişkinlik yaşlarına dek Noel Baba’nın varlığına inanarak büyümüşlerdi. Fakat Tolkien’in asıl amacı çocuklarını Noel Baba’nın varlığına inandırmak değildi. Tolkien’in bunu yapmaktaki amacı tüm çocuklarının hayal gücünü geliştirmekti. Nitekim başarılı da oldu. Böylesine büyük bir dehaya sahip bir babanın çocukları da olması gerektiği gibi, hayal gücünün önemini kavrayarak büyüdüler. Sadece bu bile Tolkien’in ne kadar ileri görüşlü olduğunun kanıtıdır. Çocuklarını, küçüklüklerinden itibaren düşünmeye sevk etmiş olması, gönderilen mektuplardaki olayları ve kişileri hayallerinde canlandırmalarını istemesinin en büyük nedeni ileriki yaşamlarında da, zaman zaman hayallerine ihtiyaç duyacaklarını biliyor olmasından ileri geliyor. Yani çocuklarını küçük yaşlardan itibaren hayata hazırlıyor bir nevi. Ne baba ama! Mektuplarda anlatılanlara gelecek olursam eğer. Tamamen kurgusallar ve Tolkien’in hayal gücünden çıkmalar. Kuzey Kutbu’nda yaşayan Noel Baba ve sakar, komik bir Kutup Ayısı’nın geçtiği hikayelere yıllar ilerledikçe kar perileri, kızıl yercüceleri, gulyabaniler, kardan adamlar, in ayıları, Kutup Ayısı’nın yeğenleri Paksu ve Volkatukka ve hatta bir peri olan İlbereth de katılır. Kadro büyüdükçe büyür ve her yıl ortaya komik, neşeli, okuması keyifli hikayeler çıkar. Bunların birçoğunu Noel Baba kendi ağzından yazmış olsa da, olaya zaman zaman Kutup Ayısı da dahil olur ve bu durumda Kutup Ayısı ve Noel Baba’nın atışmaları kaçınılmaz olur. Çocuklar için son derece güldürücü etkiye sahip atışmalar bunlar. Nadir olsa da, Noel Baba’nın işinin başından aşkın olduğu zamanlarda, İlbereth’in de mektup yazdığı oluyor. Bu zarif perinin el yazısı Noel Baba ve Kutup Ayısı’na oranla son derece ahenkli ve okunaklı. Kutup Ayısı’nın yazısı oldukça kalın ve fazla anlaşılır değil, Noel Baba’nınsa titrek. Niye titrek olduğuysa son derece zekice bir noktaya bağlanmış: Kuzey Kutbu soğuktur, e haliyle Noel Baba’nın elleri de sürekli üşümektedir, bu yüzden mektuplarını yazarken istemsiz olarak titrek bir el yazısı kullanır. Elbette ki tüm bu yazıları ne peri İlbereth, ne sakar Kutup Ayısı, ne de Noel Baba yazıyor. Tolkien, zekasını konuşturmuş oluyor burada da. Mektupları çocuklarına daha inanılır kılmak için farklı yazı stilleri kullanıyor. Ne kadar da kusursuz bir plan, öyle değil mi? "J.R.R. Tolkien’in yazdığı Noel Baba’dan Mektuplar’ın özgünlüğünden etkilenmemek mümkün değil, yaşınız kaç olursa olsun…" Ve bir diğer nokta. Sadece mektuplar mı geliyor Kuzey Kutbu’ndan? Elbette hayır! Her mektubun içerisinde en az bir de resim bulunuyor. Resimlerin büyük çoğunluğunu Noel Baba kendi elleriyle çiziyor, azınlık kısmı ise Kutup Ayısı patileriyle… Bu konu hakkında da birçok kez tartışıyorlar hatta. Noel Baba, Kutup Ayısı’nın resim yeteneğini zayıf bulsa da, Kutup Ayısı’nın bunu kabul etmeye hiç mi hiç niyeti yok. Neyse ki her seferinde olaylar tatlıya bağlanıyor. Gün geçmiyor ki Kutup Ayısı bir sorun çıkarmasın ve Noel Baba’nın başına bela olmasın… Çam ağacını süslerken dala asılıp kalmasını mı desem, Neol Baba’nın kukuletasını indirmek için çatıya çıkmasını ve çatının çökmesi sonucu evin içine düşmesini mi desem, haftalarca ortalardan kaybolmasını mı desem, merdivenlerden inerken bütün hediye paketlerini -üstelik Noel’e çok az bir vakit kalmışken- düşürüp ortalığı berbat etmesini mi desem, -ve yine üstelik Noel’e çok az bir vakit kalmışken- küveti su doldurmasını, suda uyuya kalmasının ardından, suyun taşarak alt kata sızmasını ve hediyeleri mahvetmesini mi desem, bilemedim şimdi. Neyse, en iyisi biz de bunların hepsini Noel Baba gibi unutalım da bir sorun çıkmasın. Üstelik Noel Baba’nın sorunları bunlarla da sınırlı değil. Belli aralıklarla gulyabani istilasına uğramaları sonucu maddi olarak büyük zarara uğrayan Noel Baba ve ekibi, her seferinde bu zorluğun da üstesinden gelmesini başarıyor. Gulyabanileri topraklarından -buzullarla kaplı her yer, ama klasikleşmiş bir tabir olarak toprak kelimesini kullandım- atarak eski, normal yaşantılarına geri dönüyorlar. Yani anlayacağınız her yılın stresi ayrı oluyor Kuzey Kutbu’nda. İşte mektuplarda da tüm bu olaylar anlatılıyor Tolkien’in çocuklarına. Arada bir de havadan sudan bahsediliyor tabii ki. Olaya biraz da Tolkien’in çocuklarının gözünden bakalım. Her yıl dört gözle beklenen mektuplar ve hediyeler onlar için eşsiz bir olay olmalı. Hangi çocuk istemez ki böyle bir şeyi? Veya şöyle sorayım: Hangi çocuk istemez ki Tolkien gibi bir babaya sahip olmayı? Yılın sonlarına doğru Noel’in yaklaşmasıyla birlikte çocuklar da Noel Baba’ya mektuplar kaleme alıyorlar. O yıl ne istiyorlarsa onu dile getiriyorlar ve Noel Baba rolü oynayan Tolkien de elinden geleni yapıyor çocukları için. Oyuncakları eksiksiz bir şekilde sahiplerine ulaştırıyor. Hem bu şekilde Tolkien’in çocuklarına yazma tutkusunu aşıladığına da şahit oluyoruz. Gerçekten Noel Baba’dan Mektuplar’ı okuduktan sonra Tolkien’e olan sevginizin, saygınızın artması işten bile değil. Bir yandan edebiyat tarihine iz bırakan kitaplar yazarken, bir yandan da çocuklarını unutmaması, onlarla ilgilenmesi, olağanüstü bir çaba gerektiren takdire şayan bir durum. Kitabın içeriğinde peri olarak bahsedilen varlıklar aslında elf, gulyabani olarak bahsedilenler ise goblin. Çeviri hatası demek doğru olur mu pek emin değilim açıkçası. Çünkü çocuklara göre hazırlanan bir kitap olduğu için, bu terimler uygun görülmüş olabilir. Ama büyükler için can sıkıcı bir durum oluşturduğu da bir gerçek. Ve kitap hakkında çok ilginç bir noktaya daha değinmek istiyorum. Kitabın sonunda “Çevirmenin Notu” diye bir bölüm var ve bu bölümü okuduktan sonra, okuyup bitirmiş olduğunuz bu güzelim kitabın aslında “olması gerektiği gibi” basılmadığını fark ediyorsunuz. Neyden mi bahsediyorum? İşte bundan: “Tolkien’in, Noel Baba’nın 23 Aralık 1932 ve 21 Aralık 1933 tarihli iki mektubunda 1453 tarihini vererek gulyabanileri İstanbul’un fethiyle birleştirmeye çalışmasını, düşüncesizce tekrarlanan dinsel bir ön yargı olduğu için Türkçe metine almadık. Buna karşılık Tolkien 24 Aralık 1935 tarihli Noel Baba mektubunda 1933 tarihini vererek gulyabanileri Almanya’da iktidarı ele geçen bir felaketle birleştirmekte haklı." Üstte italik olarak yazılan paragraf, kitabın yayımlandığı günden itibaren birçok tartışmaya konu oldu. Benim şahsi düşüncem de yayınevinin çok gereksiz bir sansür uyguladığı yönünde. Olduğu gibi yayımlanmalıydı. Hem çocuk kitabı bastıklarını söyleyip hem de çocuklarla alakası olmayan bir sansür uygulamaları son derece yakışıksız bir durum. Son olarak kitabın kapağından bahsetmek istiyorum. Tasarımı göz dolduran, ciltli, oldukça hoş bir kapak. Bu yüzden kapağın olumsuz yönde eleştirilebilecek hiçbir yanı yok. Okuyan Us Yayınevi bu durumun altından başarıyla kalkmış. Eminim birçok kişi de benimle hemfikirdir. Çocuklara masal niteliğinde aslında bu kitap, lakin kitap/yuzuklerin-efendisi--2349 ve kitap/hobbit--95033 gibi kült kitapların yazarının, Orta Dünya’dan bağımsız bir şekilde hayal gücünü konuşturduğu bu kitabı da okumak istemez misiniz? Tolkien’i okuyunuz. Ve Tolkien’i seviniz. Keyifli okumalar dilerim. Not: Bu yazı daha önce Kayıp Rıhtım'da yayımlanmıştır: https://kayiprihtim.com/inceleme/tolkienin-kaleminden-noel-baba/ (Bahri Doğukan Şahin)

--reklam--

Noel Baba'dan Mektuplar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

J. R. R. Tolkien - Noel Baba'dan Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Noel Baba'dan Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı J. R. R. Tolkien Kimdir?

John Ronald Reuel Tolkien (3 Ocak 1892 - 2 Eylül 1973), İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Saxon Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır.

Hayatı

İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika'nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald'ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İngiltere Birminghamlı olan aile kendilerine yeni bir hayat kurmak amacıyla Güney Afrika'ya yerleşmişti. Fakat iklimin getirdiği olmusuzluklar kısa zamanda anne Mabel'i Ronald'i ve küçük kardeş Hilary'i de alıp İngiltere'ye dönmeye itti. Aile bir süre sonra baba Arthur'un da dönmesi ile eski günlerine kavuşmayı umuyordu. Fakat 15 Şubat 1896'da Güney Afrika'dan Arthur'un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alıp küçük bir köy olan Sarehole'a yerleşti. Bu köy Ronald'da derin etkiler bırakacak, ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Shire ile defalarca Sarehole'u ziyaret edecekti. Sarehole'da Tolkien'i etkileyen sadece yemyeşil doğa değildi. Köy yakınındaki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için "Beyaz Ogr" adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı.

Ronald, Birmingham'daki King Edward's Okulu'na başlayınca aile bir kez daha taşınmak zorunda kaldı. Ronald yeni taşındıkları Olver Road'a yakın olan St. Philips okuluna verildi. Bir yıl sonra burs kazanınca tekrar King Edward's Okulu'na dönen Ronald birkaç yıl sonra (1904 yılında) da şeker hastalığı yüzünden annesi Mabel'i kaybetti. Bunun üzerine çocuklar teyzeleri Beatrice'in yanına gitti ve Peder Francis Morgan'ın gözetimine verildi. King Edward's Okulu'nda iken Ronald'ın dillere büyük yatkınlığı olduğu ortaya çıktı ve bu dönemde Ronald kendine ait bir dil tasarlamaya başladı. Böylece Elf dillerinin temelleri atıldı.

Çocukluktan delikanlılık yıllarına geçerken oturdukları Birmingham kentinde Ronald'ı etkileyen iki büyük yapı vardı. 29 metrelik Perrott's Folly kulesi o yıllara göre olağanüstü büyüklüğü ile Ronald'ın beynine kazınmıştı. 1758 yılında John Perrott tarafından yapılan bu kule tuhaf mimarisi ile "Perrott'un divaneliği" ismini almıştı. Hemen bu kulenin yanında ise bir başka kule vardı. Ve bu iki kule daha sonra yazacağı Yüzüklerin Efendisi için esin kaynağı oldu. Ronald'ın gençlik yıllarına dair bir diğer önemli not ise Gamgee ismi ile o yıllarda tanışmış olmasıdır. Bu yerel pamuk markası Gamgee, Ronald'ı etkilemiş olmalı ki Frodo'nun sadık dostu Sam'e bu soyadını vermiştir.

16 yaşındayken hayatını değiştirecek bir olay oldu ve hayattaki tek gerçek aşkı olan Edith ile tanıştı. Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı. 1911 yılında Tolkien klasik diller eğitimi almak için Exeter Koleji'ne gitti ve 21 yaşını doldurduğunda hiçbir zaman unutamadığı Edith'i buldu (Söylenir ki Edith ormanda dolaştıkları bir gün onun için dans etmiş ve bu dans genç Tolkien'i çok etkilemiştir). Gençler 22 Mart 1916'da evlendiler. Üstelik Tolkien onu ikinci kez bulduğunda Edith bir başkası ile nişanlıydı.

Bu arada I. Dünya Savaşı başlamıştır. Kısa bir süre sonra Tolkien de orduya katıldı ve Fransa cephesinde savaştı. İki yakın dostunu bu savaşta kaybeden Tolkien çok yakınında patlayan bir bomba yüzünden İngiltere'ye geri döndü. Fakat savaş bu genç insan üzerinde unutulmaz etkiler bırakmıştır. Savaş bittiğinde Oxford English Dictionary'de iş bulan Tolkien, savaştan döndükten sonra hayatının büyük bir kısmını Oxford'da geçirdi. 1945 yılında Oxford'da profesör olmasına kadar geçen zaman içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Bu süre içerisinde devasa hayal dünyası Orta Dünya'yı oluşturmaya devam edti. Bir çeviri olan ilk kitabı Sir Gawain and The Green Knight yayınlandı. Entelektüel bir topluluk olan "Inklings"i yakın dostu C.S. Lewis ile kurdu ve 1937 yılında Hobbit'i yayınldı. Roman hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bazıları, Oxford'da profesör olan Tolkien'den nasıl olup da bir masal kitabı çıktığını sorduyordu. Ama olumsuz eleştiriler bir işe yaramadı ve Hobbit kısa zamanda popüler oldu.

Hobbit, aslında, Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcıdır. Orta Dünya ilk kez bu kitapta okuyucuların karşısına çıkar. Bundan sonra Tolkien Yüzüklerin Efendisi (The Lord Of The Rings) için çalışmaya başlar.

29 Kasım 1971'de karısı Edith vefat eder. Tolkien bunun üzerine sadece iki yıl yaşayabilir ve 2 Eylül 1973'de Kraliçe'den krallığın en önemli nişanlarından biri olan Commander of the Order of the British Empire (CBE) ünvanını almasından kısa bir süre sonra 81 yaşında İngiltere'nin Bournemouth şehrinde ölür.

--reklam--

J. R. R. Tolkien Kitapları - Eserleri

  • Hobbit
  • Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği
  • Yüzüklerin Efendisi - İki Kule
  • Yüzüklerin Efendisi - Kralın Dönüşü
  • Silmarillion
  • Yüzüklerin Efendisi
  • Hurin'in Çocukları
  • Roverandom
  • Beren and Lúthien
  • Tom Bombadil’in Maceraları
  • Güç Yüzüklerine Dair
  • Ham'li Çiftçi Giles
  • Büyük Wootton Demircisi
  • Kullervo'nun Hikayesi
  • Gondolin'in Düşüşü
  • Tehlikeli Diyardan Öyküler
  • Masallar
  • Peri Masalları Üzerine
  • Kayıp Öyküler Kitabı 1
  • Noel Baba'dan Mektuplar
  • Sigurd ile Gudrun Efsanesi
  • Tolkien Mirası
  • Kayıp Öyküler Kitabı 2
  • Hobbit
  • Beowulf
  • The Hobbit The Lord Of The Rings Boxed
  • Sir Gawain and the Green Knight, Pearl and Sir Orfeo
  • Morgoth's Ring
  • Leaf by Niggle
  • The Fall of Arthur
  • Sauron Defeated
  • The Return of the Shadow
  • The Lays of Beleriand
  • The Treason of Isengard
  • The War Of The Ring
  • The Nature of Middle-earth
  • The Letters of J.R.R Tolkien
  • A Secret Vice
  • The Lay of Aotrou and Itroun
  • The Monsters and Critics
  • The Road Goes Ever On: A Song Cycle
  • Bilbo's Last Song
  • The War Of The Jewels
  • The Lost Road
  • The Peoples of Middle-earth
  • Mr. Bliss
  • Tree and Leaf
  • Finn and Hengest
  • The Shaping of Middle-Earth
  • The End of the Third Age

--reklam--

J. R. R. Tolkien Alıntıları - Sözleri

  • Sevgi buysa, al bunu benden ne olur, çok can yakıyor... Demek sevgin gerçekmiş.. (The Hobbit The Lord Of The Rings Boxed)
  • Keşke biz diye bir şey olsaydı: Yapayalnız olmak korkunç. (Hobbit)
  • uzun zamandır yabancılaştırılmış olsa da, İnsan ne tamamen kaybedilmiş ne de tamamen değiştirilmiştir (Peri Masalları Üzerine)
  • Philology has been dethroned from the high place it once had in this court of inquiry. Max Muller’s view of mythology as a ‘disease of language’ can be abandoned without regret. Mythology is not a disease at all, though it may like all human things become diseased. You might as well say that thinking is a disease of the mind. It would be more near the truth to say that languages, especially modern European languages, are a disease of mythology. But Language cannot, all the same, be dismissed. The incarnate mind, the tongue, and the tale are in our world coeval. The human mind, endowed with the powers of generalisation and abstraction, sees not only green-grass, discriminating it from other things (and finding it fair to look nupon), but sees that it is green as well as being grass. But how powerful, how stimulating to the very faculty that produced it, was the invention of the adjective: no spell or incantation in Faerie is more potent. And that is not surprising: such incantations might indeed be said to be only another view of adjectives, a part of speech in a mythical grammar. The mind that thought of light, heavy, grey, yellow, still, swift, also conceived of magic that would make heavy things light and able to fly, turn grey lead into yellow gold, and the still rock into swift water. If it could do the one, it could do the other; it inevitably did both. When we can take green from grass, blue from heaven, and red from blood, we have already an enchanter’s power - upon one plane; and the desire to wield that power in the world external to our minds awakes. It does not follow that we shall use that power well upon any plane. We may put a deadly green upon a man’s face and produce a horror; we may make the rare and terrible blue moon to shine; or we may cause woods to spring with silver leaves and rams to wear fleeces of gold, and put hot fire into the belly of the cold worm. But in such ‘fantasy’, as it is called, new form is made; Faerie begins; Man becomes a sub-creator. (The Monsters and Critics)
  • "Endure your trouble today. Bear up and be the man I expect you to be" (Beowulf)
  • Bazıları yaprağı havada yakalamanın mutlu bir gün, mutlu bir ay, hatta on iki mutlu ay getirdiğini söyler. (Tom Bombadil’in Maceraları)

--reklam--

  • “Şelaleler dökülürken bile Nihayetsiz akan sulara boyun eğmez. Nasıl ki usta bir şarkıcı Bütün bildiklerini harcayıncaya kadar söylemez.” (Kullervo'nun Hikayesi)
  • Olayarın gidişatı Giles'a büyük bir zevk veriyordu. Köpeğine de. Vaat edilen kamçıları hiç yemedi. Giles kendine göre adil bir adamdı, içten içe Garm'ın da olaylardaki rölünü kabul ediyordu, ama bunu dile getirecek kadar da ileri gitmiyordu. Canı istediğinde köpeğe sert sözler ve sert nesneler fırlatıyordu, ama pek çok küçük geziye de göz yumuyordu. Garm yürüyüşe çıktığında daha uzaklara gitmeye başladı. Çiftçi daha çalımlı yürüyordu ve şans yüzüne güldü. Güz ve kış başı iyi geçti. Her şey yolunda gidiyor gibiydi -ta ki ejderha gelene kadar. (Tehlikeli Diyardan Öyküler)
  • . Gölge sadece küçük ve geçici bir şeydi. Erişemeyeceği her zaman ışık ve yüksek güzellik vardı. ... (The Return of the Shadow)
  • † I am not Gandalf, being a transcendent Sub-creator in this little world. As far as any character is 'like me' it is Faramir – except that I lack what all my characters possess (let the psychoanalysts note!) Courage. (The Letters of J.R.R Tolkien)
  • “Sadık bir yüreğin asi bir dili olabilir.” (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)
  • Elinde bitmesi gereken epey resim vardı; çoğu onun yeteneklerine göre fazla büyük ve iddialıydı. Niggle ağaçtan çok yaprak resmedebilen türden bir ressamdı. Tek bir yaprak üzerinde uzun uzun çalışır, şeklini, rengini , kenarlarından parıldayan çiy damlalarını yakalamaya uğraşırdı. Buna rağmen , her bir yaprağın farklı, ancak aynı tarzda resmedilmiş olduğu koca bir ağaç çizmek de isterdi. (Tehlikeli Diyardan Öyküler)
  • "Çok az kişi sonuna gelmeden yolun onları nereye götüreceğini görebilir. " (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)

--reklam--

  • "Önümüze konulan çorbayla tatmin olmalı ve içinde kaynatılmış olan öküzün kemiklerini görmeyi arzu etmemeliyiz." (Peri Masalları Üzerine)
  • "Önümüze konan çorbayla iktifa edip kaynatılıp özü çıkartılmış olan öküzün kemiklerini görmeyi arzu etmemeliyiz." (Kullervo'nun Hikayesi)
  • I don't much approve of The Hobbit myself, preferring my own mythology with its consistent nomenclature...to this rabble of Eddaic-named dwarves out of Völuspá, newfangled hobbits and gollums (invented in an idle hour) and Anglo-Saxon runes. (Sigurd ile Gudrun Efsanesi)
  • Ama ileri bakan biri şunu görmeli: hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak. (Hurin'in Çocukları)
  • "Ama Sauron, daima haindi." (Güç Yüzüklerine Dair)
  • Bayağı yalanlar iltifat sayılalıberi mutlu bir dünya olmadı asla. (Büyük Wootton Demircisi)
  • "Öyle işler vardır ki, sonu karanlık bile olsa, bu işlere başlamak, yapmayı reddetmekten daha iyidir." (Yüzüklerin Efendisi - İki Kule)