Kitap Künyesi
Yazar: Emma Donoghue
Çevirmen: Gül Çağalı Güven
Orijinal Adı: Room
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786051119939
Sayfa Sayısı: 296
--reklam--
Oda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Oda'da her türlü duygusal darbe var. Ama duyguyu mümkün kılan şey, kitabın kusursuzca kurgulanmış olması. Oda öylesine güzel düşünülmüş ki, hiçbir şekilde yapmacık gelmiyor. Ama uyarmış olayım, bir içeri girdiniz mi, son sayfaya kadar Donoghue'nun gönüllü tutsağı olacaksınız."
-Newsweek-
"Oda anne sevgisinin şimdiye kadar okuduğum en hayat dolu, en ışıltılı, en güzel ifadesi. "
-Irish Times-
Beş yaşındaki Jack'e göre, Oda bütün dünyadır: Doğduğu, Anne'siyle birlikte yemek yediği, oyun oynadığı, Televizyon seyrettiği ve Dışarısı hakkında bütün bildiklerini öğrendiği yer. Yaşlı Nick'in geleceği akşamlar, Anne onu güvenle uyuması için Gardırop'a kapatır.
Oda Jack'in yuvasıdır, oysa Anne için burası yedi yıldır kapatıldığı zindandan başka bir şey değildir. Anne, azim ve beceri ve ana sevgisiyle, oğluna özel bir hayat yaratmıştır ama, Jack'in soruları çoğaldıkça, onun çaresizliği de artmaktadır. Yine de, asıl sorunlar Büyük Firar'dan sonra Dışarısı'nda beklemektedir onları... Jack'in yaratıcı, komik ve iç yakıcı sesiyle anlatılan Oda, sevgileri imkânsızdan sağ çıkmalarını sağlayan bir ana-oğulun güçlü hikâyesi.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Oda Alıntıları - Sözleri
- “Kilitli bir kapının ardında olmayı özlemek gibi bir duygu var mı içinizde?”
- “Ona örümcek ağını anlatmıyorum. Anne’nin değil benim olan bir şeye sahip olmak garip. Başka her şey bizim. Sanırım bedenim ve kafamdaki düşünceler benim. Ama hücrelerim onun hücrelerinden yapılma bu yüzden ben bir çeşit ona aidim. Ayrıca ne düşündüğümü söylediğim zamanlar o da bana ne düşündüğünü söylüyor, birimizin fikirleri öbürünün kafasına sıçrıyor, tıpkı sarının üstüne mavi pastel sürüp yeşil yapmak gibi.”
- Bebek kaplumbağalar kabuklarından çıkıyor, ama anne kaplumbağalar çoktan gitmişler, bu tuhaf.Günün birinde denizde karşılaşırlar mı acaba bu annelerle bebekler,eğer karşılaşırlarsa birbirlerini tanıyacaklar mı, yoksa birbirlerinin yanından geçip gidecekler mi diye merak ediyorum..
- "İyi geceler, tatlı rüyalar, kovalasın tavşanlar..."
- " Başım inanmak zorunda olduğum bütün bu şeyler yüzünden patlayacak gibi. "
- " Ben bir kekten yapılsaydım, başka biri yemeden önce kendi kendimi siler süpürürdüm. "
- " Dışarısı'nın her şeyi var. Kayaklar veya havai fişekler ya da adalar veya asansörler yahut yoyolar gibi bir şeyi her düşündüğümde, bunların gerçek olduğunu, Dışarısı'nda hep birlikte var olduklarını hatırlamam gerekiyor. Bu düşünce başımı yoruyor. Ve insanlar da, itfaiyeciler öğretmenler soyguncular bebekler azizler futbolcular ve her çeşit insanlar, hepsi gerçek olarak Dışarısı'nda varlar. Ama ben orada değilim, ben ve Anne, orada olmayan bir tek biziz. Biz gene de gerçek miyiz? "
- " Anne özgür olacağımızı söylediydi ama bana özgürmüşüm gibi gelmiyor hiç. "
- “Ona örümcek ağını anlatmıyorum. Anne’nin değil benim olan bir şeye sahip olmak garip. Başka her şey bizim. Sanırım bedenim ve kafamdaki düşünceler benim. Ama hücrelerim onun hücrelerinden yapılma bu yüzden ben bir çeşit ona aidim. Ayrıca ne düşündüğümü söylediğim zamanlar o da bana ne düşündüğünü söylüyor, birimizin fikirleri öbürünün kafasına sıçrıyor, tıpkı sarının üstüne mavi pastel sürüp yeşil yapmak gibi.”
- “Ama ben bir şeyi isteyince hep istiyorum, çikolatalar gibi, çikolataları asla çok fazla kez yemiş olmuyorum”
- “ Dünyada kişilerin her zaman gergin olduklarını ve hiç zamanları olmadığını fark ediyorum. Büyükanne bile sık sık söylüyor bunu, ama onun ve Cicidede’nin işleri yok, bu yüzden işleri olan kişilerin hem işlerini yapıp hem nasıl yaşayabildiklerini bilmiyorum. Oda’da ben ve Anne’nin her şey için zamanımız oluyordu.”
- Ve ne zaman çocuklara baksam, yetişkinler çoğunlukla onları sevmiyor gibi görünüyor, anne babalar bile. Çocuklara muhteşem olduklarını söylüyorlar ve ne kadar şeker diyorlar, çocuklara aynı şeyi bir kez daha yaptırıyorlar ki bir fotoğraf çekebilsinler, ama onlarla sahiden oynamak istemiyorlar, bunun yerine kahve içip öteki yetişkinlerle konuşmayı yeğliyorlar. Bazen küçük bir çocuk ağlıyor ve annesi onu işitmiyor bile.
- It's called mind over matter. If we don't mind, it doesn't matter.
- Hoş cakal bitki Hoş cakal 1.sandalye Hoş çakal 2.sandalye Hoş çakal masa Hoş çakal gardırop Hoş çakal lavabo Hoş çakal "TEPE PENCERE" Anne oda ya veda et. Hoş çakal "ODA".
- Biz bir kitabın içindeki insanlar gibiyiz, başka hiç kimsenin bizi okumasına izin vermeyecek o.
--reklam--
Oda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Beklentimin çok çok üzerinde bir kitap: Küçük kahraman Jack'in 5 sene sonra gerçek dünyayla tanışması ve bir annenin yaşadığı en büyük haksızlık, küçücük bir odaya hapsedilişi yaşadığı zulüm ve daha fazlasını konu alan şahane bir roman :( Yaşanmış bir olaydan alınıp kitap haline getirilmesine çok çok üzüldüm.. Keşke hiç yaşanmamış olup da, sadece bir kitap olarak okuyup geçseydik.. Alıntı “Bugün beş oldum. Ben hiç eksi sayılar oldum mu? . . (Bir Avuç Huzur ⸙)
19 yaşında kaçırılıp "anne" olmak durumunda kalan ve tüm dünyaları sadece küçücük bir oda olan(bize göre küçücük Jack'e göre tüm dünya) bir genç kız ile oğlunun inanılmaz hikayesi.. Kitap 5 yaşındaki küçük Jack'ın ağzından anlatılmakta ve kapağı açmanız ile kapamanızın bir olacağı,her Anne'nin muhakkak okuması gereken muhteşem bir kitap.. (Ebru Aykaç Takipçisi)
2016'dan...: 5 yaşındaki Jack’in gözünden okuduğumuz romana ilk başta tam ısınamadığımı söylemeliyim. Sayfalar ilerleyip dile alıştığımda ise bende büyük etki bırakacağını anlamış oldum. Kitabı okumadıysanız arka kapaktan başka konusu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmamanızı tavsiye ederim. İlk 100 sayfası durağan giden hikaye daha sonra sizi içine çekiyor. Sıkılırsanız sabredin. Ana karakter çocuk ve dram olunca sevmeyeceğimi beklemiyordum zaten. Ama internetteki görüşlerin ardından beklentimin çok çok fazla üzerine çıktı. Beni gerçekten çok ama çok etkiledi ve unutulmazlarım arasında yerini aldı. (Ceren Çıtak)
--reklam--
Oda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Emma Donoghue - Oda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Oda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Emma Donoghue Kimdir?
1969'da Dublin'de doğan Emma Donoghue, çağdaş ve tarihsel kurmaca yazarı. Ayrıca sahne ve radyo oyunları ve edebiyat tarihi yazıyor. Hayat arkadaşı ve iki küçük çocuğuyla birlikte Kanada'nın Ontario eyaletindeki London kentinde oturuyor.
--reklam--
Emma Donoghue Kitapları - Eserleri
- Oda
- Mucize
--reklam--
Emma Donoghue Alıntıları - Sözleri
- Neden bir kadının görüşlerinin kişisel etmenlerine bağlı olduğu varsayılır her zaman? (Mucize)
- " Başım inanmak zorunda olduğum bütün bu şeyler yüzünden patlayacak gibi. " (Oda)
- Genelde tacizciyi bir bakışıyla tahrik etmekle suçlanan hep -yaşı ne olursa olsun- kız olmaz mıydı ? (Mucize)
- Eğer dünya kanmak istiyorsa bırakın kansın. (Mucize)
- It's called mind over matter. If we don't mind, it doesn't matter. (Oda)
- “Ona örümcek ağını anlatmıyorum. Anne’nin değil benim olan bir şeye sahip olmak garip. Başka her şey bizim. Sanırım bedenim ve kafamdaki düşünceler benim. Ama hücrelerim onun hücrelerinden yapılma bu yüzden ben bir çeşit ona aidim. Ayrıca ne düşündüğümü söylediğim zamanlar o da bana ne düşündüğünü söylüyor, birimizin fikirleri öbürünün kafasına sıçrıyor, tıpkı sarının üstüne mavi pastel sürüp yeşil yapmak gibi.” (Oda)
- Ve ne zaman çocuklara baksam, yetişkinler çoğunlukla onları sevmiyor gibi görünüyor, anne babalar bile. Çocuklara muhteşem olduklarını söylüyorlar ve ne kadar şeker diyorlar, çocuklara aynı şeyi bir kez daha yaptırıyorlar ki bir fotoğraf çekebilsinler, ama onlarla sahiden oynamak istemiyorlar, bunun yerine kahve içip öteki yetişkinlerle konuşmayı yeğliyorlar. Bazen küçük bir çocuk ağlıyor ve annesi onu işitmiyor bile. (Oda)
- " Anne özgür olacağımızı söylediydi ama bana özgürmüşüm gibi gelmiyor hiç. " (Oda)
- “Ona örümcek ağını anlatmıyorum. Anne’nin değil benim olan bir şeye sahip olmak garip. Başka her şey bizim. Sanırım bedenim ve kafamdaki düşünceler benim. Ama hücrelerim onun hücrelerinden yapılma bu yüzden ben bir çeşit ona aidim. Ayrıca ne düşündüğümü söylediğim zamanlar o da bana ne düşündüğünü söylüyor, birimizin fikirleri öbürünün kafasına sıçrıyor, tıpkı sarının üstüne mavi pastel sürüp yeşil yapmak gibi.” (Oda)
- Biz bir kitabın içindeki insanlar gibiyiz, başka hiç kimsenin bizi okumasına izin vermeyecek o. (Oda)
- Açlık en lezzetli sostur. (Mucize)
- " Dışarısı'nın her şeyi var. Kayaklar veya havai fişekler ya da adalar veya asansörler yahut yoyolar gibi bir şeyi her düşündüğümde, bunların gerçek olduğunu, Dışarısı'nda hep birlikte var olduklarını hatırlamam gerekiyor. Bu düşünce başımı yoruyor. Ve insanlar da, itfaiyeciler öğretmenler soyguncular bebekler azizler futbolcular ve her çeşit insanlar, hepsi gerçek olarak Dışarısı'nda varlar. Ama ben orada değilim, ben ve Anne, orada olmayan bir tek biziz. Biz gene de gerçek miyiz? " (Oda)
- -Her zaman her yerde insanlar Yaradanlarına yakarmamış mıdır? + Bu da sadece varlığını dilediğimizi kanıtlar. Bu isteğin yoğunluğu bile sadece bir hayal olduğu ihtimalini artırmıyor mu? (Mucize)
- “ Dünyada kişilerin her zaman gergin olduklarını ve hiç zamanları olmadığını fark ediyorum. Büyükanne bile sık sık söylüyor bunu, ama onun ve Cicidede’nin işleri yok, bu yüzden işleri olan kişilerin hem işlerini yapıp hem nasıl yaşayabildiklerini bilmiyorum. Oda’da ben ve Anne’nin her şey için zamanımız oluyordu.” (Oda)
- “Kilitli bir kapının ardında olmayı özlemek gibi bir duygu var mı içinizde?” (Oda)
- "İyi geceler, tatlı rüyalar, kovalasın tavşanlar..." (Oda)
- Bürokratlar. Hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan merhametsiz küçük bir Pilatus ordusu hepsi. (Mucize)
- “Ama ben bir şeyi isteyince hep istiyorum, çikolatalar gibi, çikolataları asla çok fazla kez yemiş olmuyorum” (Oda)
- Kader meçhuldü, hayat ise tesadüfi; bir aptalın anlattığı bir masaldan ibaretti. (Mucize)
- Bebek kaplumbağalar kabuklarından çıkıyor, ama anne kaplumbağalar çoktan gitmişler, bu tuhaf.Günün birinde denizde karşılaşırlar mı acaba bu annelerle bebekler,eğer karşılaşırlarsa birbirlerini tanıyacaklar mı, yoksa birbirlerinin yanından geçip gidecekler mi diye merak ediyorum.. (Oda)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin