Kitap Künyesi

Yazar: Arthur Schopenhauer

Çevirmen: Ahmet Aydoğan

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9789754689877

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Okumaya ve Okumuşlara Dair Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Verbum sapienti sat est ya da dilimizdeki ifadesiyle “arif olan anlar”. Neden âlim olan değil de ârif olan? Anlamada arif olanın âlim olana bu üstünlüğü nereden kaynaklanır? Anlama melekesini kazandırmak bakımından “ilim” (scientia) insanı nerede bırakır? “İrfan” (sapientia) nereden alır, nereye götürür?

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine’de okuma etkinliğinin düşünme ve yazmayla ilişkisi irdelenmiş ve bu ikisinin uygun şekilde beslenmesi için seçerek okumanın lüzumu, her ikisinin de düşünmeye mutlak bağlılığı vurgulanmıştı. Burada ise sözünü sakınmazlığından rahatsız olmak yerine artık özellikle arar olduğumuz filozofun zaviyesinden böyle bir seçicilikten yoksun okumanın insanı nereye götüreceği bütün çıplaklığıyla ortaya konulmaktadır.

Ve günümüz dünyasında sırf hakikat aşkıyla ve öğrenme tutkusuyla okuyanlarla okuduklarıyla bir yerlerde olmayı ya da görünmeyi arayan okuyanların durumu: “Dolayısıyla edebiyat tarihine bakanlar göreceklerdir, bilgiyi ve şeylerin iç yüzünü sezip anlamayı kendilerine gaye edinmiş olanlar, kıymetleri bilinmemiş ve yüz çevrilmiş olarak kalırken, bu tür şeylerin safi görüntüsüyle ortalıkta caka satıp gösteriş yapanlar bu yoldan boğazlarını doyurdukları gibi, çağdaşlarının hayranlıklarını da kazanırlar.”

--reklam--

Okumaya ve Okumuşlara Dair Alıntıları - Sözleri

  • "Ah, bu kadar çok okuyabilmek için ne kadar az düşünmek zorunda kalmış olmalılar!"
  • "Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır."
  • " ... yükseklik ne kadar büyükse düşüş de o kadar büyüktür. Dolayısıyla orta halli veya sıradan kimselerin düşecekleri böyle bir yükseklik yoktur."
  • Mamafih bir seksen boyunda bir kimsenin kendisinin başkalarının tepesinden baktığını görmemesi nasıl imkânsızsa bir meziyete sahip olan ve bunun neye mal olduğunu bilen birinin de bunu görmemesi imkânsızdır. Eğer bir kulenin temelden zirveye uzunluğu dokuz yüz metreyse zirveden temele uzunluğu da kesinlikle o kadardır. Horatius, Lucretius, Ovideus, ve neredeyse eskilerin tamamı kendilerinden gururla söz eder; Dante, Shakespeare, Bacon ve daha pek çokları da böyledir. Büyük bir kafaya sahip olup da onun büyüklüğünden habersiz olmak, ancak umutsuzca yetersiz birinin kendi önemsizlik duygusunu da alçakgönüllük olarak görebilmek için kendisini ikna edebileceği bir saçmalıktır.
  • "Tevazu başka meziyetleri eksik olanların meziyetidir."
  • "Trajik felaket anında hayatın er geç uyanacağımız sıkıcı bir rüya olduğuna her zamankinden daha güçlü bir şekilde emin oluruz."
  • "Kitap kurdu etrafına kelimelerden örülü basmakalıp hükümlerden bir ağ örer ve etrafındaki eşyayı sadece başkalarının zihinlerinden yansıyan pırıltılı gölgelerinden görür."
  • "İradeyi ilgilendirdikleri kadarıyla sadece iç hayatımızın olayları hakiki gerçekliğe sahiptir ve gerçek olaylardır; çünkü sadece irade kendinde şeydir. Her mikrokozmosda makrokozmos yer alır ve sonuncusu ilkinde içerilenden fazla hiçbir şey ihtiva etmez."
  • Felçli bir kimsenin altından koltuğunu çekip değneklerini bir tarafa bırakmasını, yahut bir mucize olmaksızın, "döşeğini sırtlanıp yürümesini" istemek ne ise, bilginim diye geçinen okurdan kitaplarını bir tarafa bırakıp kendi kendine düşünmesini beklemek de odur.
  • Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır.
  • Yükseklik ne kadar büyükse düşüş de o kadar büyüktür.
  • Aptallık addedilen şey çoğu kez ilgi eksikliği, dikkati belli bir nokta üzerinde yoğunlaştıracak yeterli saikten yoksunluk, okul eğitiminin kuru ve anlamsız meşguliyetlerine katlanmayı sağlayacak bir özdisiplin becerisi noksanlığıdır.
  • Mesele açık. İnsanların gerçekten anladığı her şey çok küçük bir saha ile sınırlı; günlük işleri ve tecrübeleriyle; bilme imkânına/fırsatına, çalışma veya uygulama saikine sahip oldukları şeyle. Geri kalan yapmacıklık ve sahtekârlık. Sıradan insanlar uzuvlarını kullanırlar; çünkü onlar emekleriyle veya hünerleriyle hayatlarını kazanırlar. Onlar kendi işlerini ve alışveriş içerisinde oldukları kimselerin karakterlerini anlarlar. Çünkü bu onlar için gereklidir. Duygularını anlatacak belagata, istihzalarını istedikleri gibi ifade edip güldürecek nüktedanlığa sahiptirler. Ne kendi hallerinde konuşmaları kullanılmayan eski bir dile takılı kalıp taklit ve alay konusu yapılabilecek malzemeler sağlar; ne de gülünç olana dair hisleri, ya da onu ifade edecek dokundurmaları bulup çıkarmaya hazırlıkları gülünç anekdotlar veya fıkralar derlemelerine gömülüdür..

--reklam--

Okumaya ve Okumuşlara Dair İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitapta bulunan 10 başlıktan 4'ünü beğendiğim için puanım 4-5 arası. İçindekiler 1- Okumuşların Cehaleti Dair ... 9 2- Okumuşluk ve Okumuşlar Üzerine ... 21 2.1- Dile ve Sözcüklere Dair ... 37 2.2- Hint Edebiyatına Dair Bazı Tespitler ... 55 2.3- Grek Mitoslarına Dair Düşünceler ... 67 2.4- Eski Zamanlara Dair Bazı Müşahedeler ... 77 3- Şiir Üzerine ... 85 3.1- Dramanın Gösterdiği ... 99 3.2- Tragedyanın Öğrettiği ... 101 4- Tarih Üzerine ... 113 Beğendiğim başlıklar: 1, 2, 2.1 ve 4. Çeviriyi genel anlamda beğenmekle beraber eski kelimelerin kullanılması yer yer rahatsız etti, kimi cümlelerin anlaşılmasını zorlaştırdı. O kelimelerden bazıları: Hakir, rençper, mecalsiz, çarnaçar, alelade, addettiği, malumat, nazarıitibara, gaye, meccani, müşahedeler. Bu kelimelerden bazılarının anlamlarını bilsem de günümüz Türkçesinden/İstanbul Türkçesinden kelimelerin seçilmesini ve ona göre çevrilmesini isterdim. 1. Baskı Say Yayınları 2011. Ben ise 3. Baskı Say Yayınları 2019 okudum. (Emre Taştankaya)

Selam okur dostlarım! Alman filozofu Arthur Schopenhauer `dan düşünmeye, yazmaya ve okumaya yönelik öğretici bir eser. Okumak, Yazmak Ve Yaşamak Üzerine… Adını okuduğunuz anda bir çok konuda ufkumuzu genişleteceğine ve bu zamana kadar ki farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz yanlışlarımıza farkındalık yaratacağına kanaatim yüksekti. Öyle de oldu. Hem de biraz sert ve hatta alaycı bir üslûpla yaptı bunu. Önce neyi nasıl kim için okuduğumuzu ele aldı. Hatta bizi hayvan ve bitkilerden ayıran en ve tek temel olgunun okumak olduğunu iddia etti. Yalan mı? Bence değil. Okumayı “boş zaman meşgalesi” olarak görenleri yerden yere vurup kalitesiz değersiz kitapları okuyanları da bu paralama eylemine çokça kattı. Çünkü Schopenhauer `da Latinlerin söylediği gibi düşünüyordu : En iyi öğretmen iyi bir kitaptır. Okuduğunuz kitapların bir başka zihnin akışı olduğunu ve okuma süresi boyunca yazarın aklı ile düşünmeye başladığınızı bir çok sayfada ifade etti ve bunu örneklerle süsledi. Kimi yazarlara gönderme yapmayı da unutmadı tabi. Okumanın da yazmak kadar belirli doğrularla çevrili olduğunu, hasbelkader ele geçen her yazılı kağıdı okumaya zaman ve fikir ayırmanın katiyen doğru olmadığını bir çok kere dile getirdi. “Okuduğunu anla ve bunun üzerine kafa yor” dedi bastıra bastıra. Hatta bakın kötü kitaplar için ne dedi: “Hiçbir zaman kötü kitaplar çok az ya da iyi kitaplar çok fazla okunmaz: Kötü kitaplar zihin için zehir mesabesindedir, aklı harap ederler.“(Sayfa 66) “İyi olanı okumak için kötü olanı hiçbir zaman okumamayı insan kendisine düstur edinmeli: Çünkü hayat kısa ve hem zaman hem dinçlik insan için sınırlı.” (Sayfa 66) Okumak, yazmak ve yaşamak üzerineOkuma üzerine yazdığı kadar yazmak üzerine de yazdı elbet. Hatta yazarlık yoluna girmeyi düşünen ve bilgi düzeyi nasıl olursa olsun herkesin mutlaka tekrar tekrar okuması gereken yönlendirmelerde bulundu. İster elinizde kağıt kalemle okuyun ister benim gibi sayfaları çizip durun. Öğrenecek çok şey ve düzeltilmesi gereken çok hata var yazmak üzerine. Üslûp oluşturmaktan teşbih kullanımlarına, kitap kapağına verilecek isimden kitaba konu olacak temaya kadar bir çok bilgi. Hem de öznel değil nesnel. Sonra düşünmeye geçtik birlikte. Israrla düşünün dedi bize. Okuyun ama sonrasında düşünün. Hatta bazen sadece düşünün çünkü beynimizde biriken o yığınla bilgi ancak düşünmeye vakit ayırarak gerekli yerlere oturur ve bir işe yarar… Kitap 143 sayfa belki ama öğrettiklerini kaleme alsak ya da bir tartışma masasına yatırsak daha yüzlerce sayfa yazdırır bize. Israrla tavsiye ediyorum ve birkaç alıntı bırakıyorum. “…bir insan ancak kendi düşüncelerinin kaynağı kuruduğu zaman okumalıdır, ki çoğu zaman en iyi kafaların durumu bu merkezdedir. Diğer yandan bir kimsenin eline bir kitap alarak kendi öz malı olan düşüncelerini ürkütüp kaçırması en büyük günahtır.”(Sayfa 132) “Eğitimli öğrenimli insanlar kitapların içindekilerini okuyanlardır. Düşünürler, dâhiler ve dünyayı aydınlatıp insan soyunun ilerlemesine katkıda bulunmuş olanlar, doğrudan tabiat kitabından yararlananlardır.” (Sayfa 131) “Söylemeye değer olmayan anlamsız bir şeyi yazmaktansa iyi bir şeyi söylemeden geçmek her zaman daha akıllıcadır. (Sayfa 113) (Kadir)

"Ahmak ve budala olmak insanların hakkıdır.": " ... okumuşlar genellikle ders verebilmek ve kitap yazabilmek için okurlar; ve bu yüzden de kafaları besin maddelerini hazmedilmemiş olarak bırakan mide ve bağırsaklara benzer." Arthur Schopenhauer bu kitabıyla da ne kadar geniş ve derin bir filozof olduğunu kanıtlıyor. Schopenhauer bu kitapta; yazarlar, okul, dil öğrenmenin önemi gibi konularda görüşlerini açıklıyor ve bu görüşler çok sert. 1-) OKUYANLAR " Okumuşlar genellikle ders verebilmek ve kitap yazabilmek için okurlar; ve bu yüzden de kafaları besin maddelerini hazmedilmemiş olarak bırakan mide ve bağırsaklara benzer." Arthur'un çoğu kitapları neredeyse hiç okunmamıştı. Kitaplarının baskı yapabilmesi için kendisi cebinden para veriyordu. Okunamamasını da halkın aptallığına bağlıyor. "Yayımının üzerinden otuz yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına karşın eserlerimin kapağının bile kaldırılmamış olmasının nasıl mümkün olabildiğini anlamak güç değildir." Schopenhauer'e göre sadece okumak yarardan çok zarar getirir. Okumak başka birini dinlemekten farksızdır. Bu yüzden Schopenhauer herkesin kitap okuyabildiğini, ancak oradaki bilgileri akıl süzgecingen geçiremeyeceğini ileri sürer. Halkın gerçek kitaplar okumak yerine saçmalıklarla dolu olan kitapları aldıklarından yakınır. Sürüyle saçma yazar halkın budalalığı sayesinde zenginleşmişti. 2-) OKUL "Hep biliriz, en büyük deha sahibi insanlarımız, okulda yahut üniversitede elde ettikleri dereceler bakımından en seçkin olanlar değildir. Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır." Schopenhauer okulda arkadaşlarıyla hiçbir zaman anlaşamamıştı. Sırf arkadaşlarının aptallığı yüzünden okul değiştirdiği bile olmuştu. Kitapta bunun yansımaları gözüküyor. Okulun insanı salaklaştırdığını savunuyor. Okulda öğrenmeye çalıştıklarımız bize bir şey katmaz. Okul sadece ezber yeteneği ister. Okulun yaptığı şey şudur: Öğretilenleri sorgulayamazsın, sadece ezberle. Schopenhauer'e göre ise eki insan ezberlemek yerine merak ederek öğrenir. Bundan dolayı okulda aptal sayılan bilgelerin aslında ne kadar zeki olduğundan örnek verilmiş. 3-) ÖĞRETMENLER Öğretmenler para kazanmak için ve bilgeliği değil fakat onun görünüşünü ve saygınlığını yüksek gaye edindikleri için öğretirler; talebeler bilgi ve derin anlayış edinmek için değil, fakat konuşma melekesi edinip gevezelik edebilmek ve caka satmak için öğrenirler. Schopenhauer öğretmenlerin çoğunda öğretme aşkı olmadığını savunur. Onların sadece bir 'meslek erbabı' olduklarını, gerçek öğretmenin ise bunu bir meslek olarak görmeyeceğini söylüyor. 4-) DİL ÖĞRENMENİN ÖNEMİ Schopenhauer küçük yaşlarından itibaren çok sayıda ülke ziyaret etmişti. Almanca,Latince ve Fransızca'yı kendi dilinde konuşabiliyordu. Schopenhauer dil öğrenmeyi herkes gibi öğütlüyor. Bir dildeki deyimler, sözler, kelimeler diğer dilde karşılığını bulmaz. Bundan dolayı bir dil öğrenmek yeni bir kültür öğrenmek demektir. "Çeşitli dillerin öğrenilmesi sadece dolaylı değil fakat aynı zamanda doğrudan irfan edinme yoludur ve fevkalade müessir olan entelektüel bir yoldur. V. Charles'in sözünün arkasında yatan budur: Ne kadar lisan o kadar insan." (Muhammed Furkan Sağlık)

--reklam--

Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.

--reklam--

Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri

  • Bilmek ve İstemek
  • Düşüncenin Çağrısı
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • İnsan Doğası Üzerine
  • Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
  • Bilim ve Bilgelik

--reklam--

  • Felsefe Tarihinden Kesitler
  • Hayatın Anlamı
  • Aşkın Metafiziği
  • Fikirlerin Bilgisi Üzerine
  • Eristik Diyalektik
  • Akıl Sağlığı
  • Ölümün Anlamı

--reklam--

  • Din Üzerine
  • İdeal ve Gerçek
  • Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
  • Güzelin Metafiziği
  • Okumaya ve Okumuşlara Dair
  • Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
  • İstencin Özgürlüğü Üzerine

--reklam--

  • Merhamet
  • Üniversiteler ve Felsefe
  • Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
  • Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
  • Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
  • Hayatın Bilgeliği
  • İsteme ve Tasarım Olarak Dünya

--reklam--

  • Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
  • Akıl Zayıflığı
  • Varolmanın Acısı
  • Aşk ve Cinnet
  • Mantıksal Düşünce Doktrini
  • Edebiyat Dersleri
  • Parerga ile Paralipomena

--reklam--

  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
  • Kişilik Oluşumu ve Sorunları
  • Yaşamın Bilgece Deneyimleri
  • Aforizmalar
  • Ruh Görme Üzerine
  • Dünyanın Istırabı Üzerine

--reklam--

  • İrade Felsefesi
  • Mutlu Olma Sanatı
  • Kötümserlik Üzerine
  • Fikir Mimarları Dizisi 19
  • On Women
  • Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
  • The Horrors and Absurdities of Religion

--reklam--

  • Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
  • Studies in Pessimism
  • Parerga ve Paralipomena 2
  • Seçme Yazılar
  • Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
  • Düşünceler
  • Kadınlar ve Diğer Konular

--reklam--

  • The Art of Literature
  • Aklın Yolu
  • Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
  • Aşkın Metafiziği
  • Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
  • Cinsel Aşkın Metafiziği
  • Metafizik İhtiyacı

--reklam--

  • Doğadaki İsteme Üzerine
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • Kant Felsefesi Eleştirisi

--reklam--

Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri

  • les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
  • Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
  • Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)

--reklam--

  • Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
  • Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
  • Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
  • “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
  • Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)

--reklam--

  • Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
  • Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendi­siyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
  • Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
  • Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
  • Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
  • Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)