Kitap Künyesi

Yazar: Taşkın Tuna

Yayın Evi: Şule Yayınları

İSBN: 9789756446812

Sayfa Sayısı: 304

Ol Dedi Oldu 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dualarımızda asla yalan yoktur. Kendimizi niye aldatalım? Zayıflığımızdan, acizliğimizden ve çaresizliğimizden hiç utanmadan dua ederiz. Duanın dilini bilmeyenler aslında dünyanın da dilini bilmiyorlar demektir. Çünkü rüzgarların uğultusunu, dalgaların hışırtısını, kuşların cıvıltısını, suların şırıltısını duymayanar, rengarenk kelebeklerin kanat çırpışlarını, al renkli lalerin, masmavi menekşelerin, sapsarı papatyaların açılışını görmeyenler, duayı nereden bilsinler? Duanın dilini bilmeyenler, hayatla aynı dili konuşamazlar!

Ol Dedi Oldu 2 Alıntıları - Sözleri

  • evren içinde yıldız Adalarının yaklaşık olarak 200 milyar adede ulaştığını haber vermişlerdir. her yıldız adasında, yani galaksilerde milyarlarca yıldız yani güneş ve gezegen vardır. bizler ismine Samanyolu dediğimiz dev bir yıldız adası içinde bulunan 100 Milyar güneşten sadece birinin etrafında dolaşan 9 gezegenden güneşe yakınlık sırasıyla 3. olan dünya ismindeki bir gezegen üzerinde yaşıyoruz.
  • Ensonu, insanın devredilemez sandığı her şeyin değişime, alışverişe konu olduğu ve devredilebilir olduğu bir dönem gelmiştir. Bu, o ana dek ifade edilen ve aktarılan ama asla degişilmeyen; verilen ama asla satılmayan; edinilen ama asla satın alınmayan erdem, sevgi, inanç, bilgi, vicdan, vb.- kısaca her şeyin ticarete girdiği dönemdir. Bu, çürümüşlügün genelleştiği, her şeyin para ile elde edilmesinin evrenselleştiği, ya da, ekonomi politik diliyle konuşacak olursak, manevi ya da maddi her şeyin pazarlanabilir bir değer durumuna geldiği, en gerçek değerinden kıymetlendirmek için pazara getirildiği bir dönemdir. M. Proudhon
  • Ey insan! Heybeti görmek için Arş'a bak!
  • "Uzmanlara göre, eğer her üç zaman okunun vektörleri aynı yönde olmasaydı, biz bu Evren'de bulunamaz ve yaşayamazdık!" Kozmolojik zaman oku, temo dinamik zaman oku ve psikolojik zaman oku, İşin tarafı, her üç çeşit ok, vektörel olarak gösteriliyor ve her üçünün yönü de birbiriyle çakışıyor. Her üç ok da, geçmişten geleceğe doğru yönelmiştir. Şimdi bunda şaşacak ne var diyebilirsin? An cak neden hep geçmişi hatırlıyor, anı yaşıyor ve geleceği planlıyoruz sorusuna verilecek kesin bir bilimsel cevap gerçekten yoktur!" "Kozmolojik zaman oku, yaratılıştan bu yana geçen zaman içinde Evren'in genişlediğini gösteren bir vektördür. Bu vektörün yönü hep, geçmişten geleceğe doğrudur. Termodinamik zaman oku da evrenin yüksek enerji düzeyinden düşük enerji düzeyine geçerek soğuduğunu temsil eden bir vektördür. Bu vektőrün de yönü daima geçmişten geleceğe doğru yönelmiştir. Gelelim psikolojik zaman okuna: Bu ok zihnimizin zamanı nasıl algı ladığının göstergesidir ve tabii o da hep geçmişten geleceğe doğru yönelmiştir."
  • "İnsana sığabilene kâinat; kâinata sığamayana insan derim"
  • Mevlana'nın dediği gibi, "Eğer düşünce ve duaların gül ise, sen zaten gül bahçesindesin."
  • Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar: - "Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım, sen niye varsın ki bu dünyada?" Arkadaşlık cevap verir: - "Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için..."
  • Samanyolu galaksisinde yaklaşık olarak 200 milyar yıldız yani güneş var. evrenimizde de kaba bir hesaplama ile 200 milyar galaksinin varlığı kabul ediliyor. bu galaksiler arasında uzaklık bilinir ve galaksilerin birbirinden uzaklaşma hızları da bulunursa, evrenimizin kaç yaşında olduğunu bulunabilir. evrenimiz yaklaşık 14 milyar yıl yaşındadır.
  • İslam'ın tıbba yaklaşımı, evrensel bütünlük içinde insanı ele alan bir yöntemdir.Zira, tıbbın konusu olan insan, bütün var oluşu, kendi içinde ve özünde özetleyen bir mikrokozmostur yani "küçük alem"dir." İnsan var oluşun sembolüdür" anlamına gelen "El insanü remzu'l vücud" teması nedeniyse varlık kavramının anahtarının insan olduğu fikri yaygındır.Müslüman hekimler tıbbın prensiplerini, varlık prensibi ve onun açılımı ile ilgili bilimlerde kısaca metafizik (irfaniyet) ve kozmolojide aramışlardır.
  • Hubble'nin ortaya attığı genişleyen evren modeli, hayali ve soyut bir tez değil; aksine fizikteki Doppler olayına dayanan, matematik değerlere bağımlı, şaşırtıcı fakat kesin ve çarpıcı bir gerçektir.Doppler olayı bir dalganın, örneğin bir ses dalgasının bizden uzaklaşması halinde, dalga uzunluğunun artacağı esasına dayanır ve yüzlerce kez test edilmiş, doğrulanmış ve kesinleşmiş bir fizik kaidesidir...Genişleyen evren modeli, bize Evren'in her geçen gün büyüdüğünü anlatır.Bu gerçeğe göre Evren geçen yıl, bu yıla göre daha küçüktü.Bu yargıdan hareketle, evrenin bin yıl önce, bir milyon yıl önce, bir milyar yıl önce, bir önceki döneme göre daha ufak olduğu sonucuna ulaşılır.Bu kesin sonuç, bizi 14 milyar yıl geriye götürür ve evrenimizin yaratılış anı ile baş başa bırakır.
  • "Gerçek dost, geldiğinde boşluk dolduran değil, gittiğinde boşluk yaratandır!"
  • "Sanırsın ki sen küçük bir cisimsin. Oysa sende koca bir alem dürülmüştür." Hz. Ali
  • Işık hızının aşılması konusunda şöyle bir örnek verelim.Pencereye önce taş atıyorum, sonra cam kırılıyor.Sebep taşın atılması,sonuç da camın kırılmasıdır.Oysa ışıktan hızlı bir ortam yaratılırsa, işler tersine dönecek, yani önce cam kırılacak (sebep), daha sonra da taş atılacaktır (sonuç). Işık hızıyla nedensellik arasında ne gibi bir bağlantı var denilirse, bu bağıntı, her şeyi bağlar. Çünkü evrenimizde ışık hızı aşılamadığı hallerde, önce sebep gelir, sonra da sonuç oluşur. Ve bu yüzden de zaman daima pozitiftir, geriye dönülemez.
  • "Eğer düşünce ve duaların gül ise, sen zaten gül bahçesindesin " ~Mevlana
  • Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar: - "Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım, sen niye varsin ki bu dünyada?" Arkadaşlık cevap verir: "Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...

Ol Dedi Oldu 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kafası Karışık Yazar: Kitap aslında Büyük Patlama sonrasında kâinatın nasıl meydana geldiğini anlatan bilimsel bir kitap. Ancak bilimsel bir kitapta evrim teorisinin birkaç alakasız kitaptan alıntıyla tümden reddedilmesinin bilimsel yaklaşıma uygun olmadığını düşünüyorum. Darwin kitabında insanın maymundan geldiğini söylemediği gibi, tüm canlıların cansız varlıklardan türediğini de söylememiştir. Aksine kitapta dünyadaki tüm canlıların iki ya da üç temel türden türediği belirtilmiş. Sonuçta evrim teorisi bilim dünyasında genel kabul görmüş durumda ve yazarın bu teoriyi kabul etmemesi için kitabın genelindeki yaklaşımla bilimsel ispat yoluna gitmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Kitabın 27. sayfasında yazar temelini pozitif bilimlerin oluşturduğu piramidin tepesinde sosyal bilimler yer aldığını belirtiyor. Paragraf sonra şöyle devam ediyor: “… İşte insan denilince bu kez karşımıza sosyal bilimler çıkıyor. Hukuk, sosyoloji, felsefe, psikoloji ve hatta ekonomi ve siyaset gibi bilimler artık çatının en üstünde bulunuyorlar. Savaşlar, mücadeleler, ihtiraslar, zulüm ve her türlü aşırılıklar; sapıklıklar, sömürenler, sömürgeler; yolsuzluk ve yoksullukların yanında; refah toplumlarının akıllara sığmayan rezaletleri. Gözlerinde iman, gözyaşlarında Allah görünen o yavrulara nasıl kıydılar? O Allah kuzularını nasıl da acımasızca boğazladılar? Nasıl nasıl?” Örnekleri çoğaltmak mümkün. Muhtemelen fizik eğitimi alan yazarın bilime inanan tarafı ile tasavvufa inanan tarafı karışıklığa neden oluyor. Çünkü kitapta bilimsel konular devam ederken arada tasavvufi girdilerle sık sık karşılaşıyorsunuz. Bu da doğal olarak akışı bozduğu gibi yazara karşı da bir güvensizlik ortaya çıkıyor. Sonuç olarak iki kitaptan ilkinin 272. sayfasına kadar her şey güzel gidiyordu ve büyük patlama ile ilgili muhtemelen en anlaşılır kitaptı. Ancak bundan sonra doğruluğu tartışılır ve Kuran-ı Kerim’de açık olarak ifade edilmeyen konular kitaba dahil oldu ve benim açımdan kitap ve yazar çekiciliğini kaybetti. İkinci kitap ise daha çok birinci kitabın tekrarı. Konuya büyük patlama ve evren açısından bakıyorsanız ilk kitabın 272. sayfasına kadar olan bölüm yeterli diye düşünüyorum. (Hüseyin Zorlu)

Kainatın oluşumu genellikle evrim teorisiyle anlatılır. Oysa Taşkın Tuna yaratılışa dayandırak bu oluşumu açıklamış. Bizim inancımıza da uygun olduğundan bu yaklaşım benim çok ilgimi çekti.Bir çok şeyin Farkına varmak Yaratılışın esasını anlamak ve neden geldiğimizi dünyaya insanı düşündüren merakını uyandıran heycanlandıran hayrete düşüren yok artık dedirten bir kitap gayet başarılı (muge yelmen)

Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisi. Sayısal a biraz ilgisi olan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Fizik adına en ağır konuların bu kadar anlaşılır bir dille anlatildigi başka bir kitap görmedim şimdiye kadar. Ayrıca fizik kitabı olmasına rağmen içinde bolca şiir ve edebi metinlerin olması çok çok hoşuma gitti. Baş ucu kitaplarımdan biisidir . (Bir çuval inci)

Kitabın Yazarı Taşkın Tuna Kimdir?

Taşkın Tuna, bürokrasinin üst kademelerinden gelen bir yazardır. 1962 yılında Ankara Fen Fakültesinden Fizik Yük. Müh. olarak mezun oldu. Daha sonra DMİ Genel Müdürlüğüne geçen Tuna, Almanyada staj ve eğitim aldı. 1969 yılında İngilterede Reading Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi gören Tuna, burada Master düzeyinde ihtisas yaptı. Yurda dönüşünde ODTÜde öğretim görevlisi olarak çalıştı. ABDde çevre sorunları konusunda da eğitim gören Tuna, 1987-1991 yılları arasında İngilterede Avrupa Meteorolojik Tahmin ve Araştırma Merkezinde uzman olarak hizmet verdi. Daha sonra Yurda dönen Taşkın Tuna Çevre Bakanlığına Genel Müdür olarak atandı ve burada da 3 yıla yakın bir süre çalıştıktan sonra emekli oldu.rnrnTuna’nın ses getiren kitapları arasında, ‘OKU AMA NEYİ’ Şule Yayınları tarafından kısa sürede sekizinci baskısı yapılmış ve geniş bir okuyucu kütlesi tarafından beğeni ile karşılanmıştır.rnrnTaşkın Tunanın, 1945-1960 yıllarındaki siyasi çalkantıları kapsayan ‘ADNAN MENDERES’İN ANILARI’ adlı bir kitabı da Şule yayınevi tarafından Ekim 2002 tarihinde basılmış ve çok satan kitaplar listesine girmiştir.rnrnYazarın SON BASAMAK adlı çalışması, 2003 Nisan ayı ortalarında piyasaya çıkmış ve basında geniş yer almıştır. SON BASAMAK, daha çok bilimsel gerçekleri; bu arada uzay, zaman, yaratılış ve atom altı parçacıkların davranışlarını ele alan bir popüler bilim kitabı olarak değerlendirilebilir.rnrnTuna’nın 2003 yılı sonlarında çıkan bir diğer kitabı da ‘BİR ELMA İKİ AYNA’ ismini taşıyor. Bu eserde Tuna, asırlara imzasını alan bazı öncü sufîlerin hayat hikâyeleri ile günümüze kadar ulaşan fikir ve düşünce tomurcuklarını sergiliyor.rnrnTaşkın Tuna, ‘BİR ÇARPI BİR’ adındaki eserinden sonra, bu kez Big Bang konusuna el attı. Evrenin yaratılışı, zamanımızdan yaklaşık 14 milyar yıl önce çok sıcak, çok yoğun bir madde ve enerji yumağının, birdenbire uzay boyutlarına taşması ile oluşan kozmik fırtınanın, akıllara idraklere ve zihinlere sığmayacak kadar muhteşem bir mucizenin, imanlı yürekleri titreten esintisidir! OL DEDİ OLDU isimli bu çalışmasından sonra ‘Büyük Patlama’nın ikinci kitabı da okuyucularla buluştu. ‘OL DEDİ OLDU’ ‘ama nasıl oldu?’ İşte bu soruyu ikinci kitapta bulacaksınız. Kara delikler, UFO’lar, uzayda hayat arama girişimleri, paralel evrenler, zaman ve zamanda yolculuk kavramı ve nihayet canlılık. Ve sonra ölüm! Yani kıyamet!rnrnTuna, 2007 yılında uzun yılların araştırmalarına dayanarak hazırladığı ‘Muhammedi Bilinç’ adlı kitabıyla, maddenin esasını bilinç boyutunun penceresinden bakarak anlatıyor. Madde, enerji, evren, uzay ve zaman konularında alışılmadık bir bilincin varlığı fizikî gerçeklerin nefes kesen yorumlarıyla şekil ve vücud buluyor. Önce ‘hayret’, daha sonra da ‘hayranlık’ vadisinde dolaşmak isteyenlere harika bir yapıt.rnrnGele gele geldik, 2008 yılına! Muhamedi Bilinç’in ikinci kitabı yerine, “ÖLÜ KÖPEĞİN GÜZEL DİŞLERİ” adlı yeni bir çalışma ile Tuna karşımıza çıkıyor. Sabır, sevgi, hoşgörü, güven, yardımlaşma, dayanışma; özetle İslamî Ahlak anlayışı çerçevesi içinde “sıratı mustakim” istikametinde bulunmak! Biraz zor, ama temiz vicdanlara çok kolay gelen bir çizgi!rnrnBu çizgide bulunanlar, hep güzel dişleri görürler de ondan!rn

Taşkın Tuna Kitapları - Eserleri

  • Ol Dedi Oldu 1
  • Oku Ama Neyi?
  • Ol Dedi Oldu 2
  • İnsan Yağmurları
  • Uzayın Sırları
  • Bir Elma İki Ayna

  • Adnan Menderes'in Günlüğü
  • Muhteşem Tasarım
  • Ölü Köpeğin Dişleri
  • 1x1
  • Uzayın Ötesi
  • Muhammedi Bilinç
  • Son Basamak

  • Noktanın Seyri
  • Hayalin Hakikati
  • Sonsuz Uzaylar
  • Alem ve Adem
  • Şeytani Bilinç Muhammedi Bilince Karşı
  • Uzay ve Dünya
  • Yeryüzü Dengesi

  • Hayat Kaynağımız Güneş

Taşkın Tuna Alıntıları - Sözleri

  • Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah'ın var olmadığı bir zaman dilimi bulunamaz. (Bir Elma İki Ayna)
  • Tekrarlayalım, onlar temizdirler. Çünkü Allah, Ehl-i Beyt'e tertemizliği lütfetmiştir de ondan! (İnsan Yağmurları)
  • Eğer durmakta olan trenin arka vagonuna bir lokomotif usulca bağlanır ve lokomotif treni harekete geçirirse, vagonlar son vagonun yol almasıyla beraber peş peşe harekete geçerler. Bir süre sonra lokomotif en arkadaki vagonla bağını ayırsa bile, vagonlar uzun bir süre yol almaya devam edeceklerdir. Lokomotifi görmeyen bir gözlemci, hayretler içinde bu tren nasıl oluyor da hareket ediyor diye merak edecektir. Oysa treni harekete zorlayan lokomotiftir. Onun görünmez oluşu, bazı kişilerin aklını karıştırsa da, görebilenler için hayret verici değildir. (Muhammedi Bilinç)
  • Kur'an'ı özne olarak değil de nesne olarak kabul edişimizin hüznünü yaşıyoruz. (İnsan Yağmurları)
  • Evren yok olacak, yokluğa gidecek! Siz isterseniz buna "kıyamet" de diyebilirsiniz (Muhteşem Tasarım)
  • Bütün minicik proton, nötron ve temel parçacık olan kuarkları doğa alfabesinin "harfleri" gibi düşünebiliriz. Bu harflerin çeşitli şekillerde birleşmesinden atom dediğimiz "sözcükler" ortaya çıkar. Atomların birbiriyle kaynaşmasından molekül diye isimlendirdiğimiz "sahifeler" oluşur. Çevremizde moleküllerden meydana gelen milyonlarca türdeki madde de işte bu "Evren Kitabı"nı inşa eder! (Noktanın Seyri)

  • " ... maşrapan küçükse deryâyı suçlamaya hakkın yok ! " (Bir Elma İki Ayna)
  • "Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma. Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben." // Ömer Hayyam (Ölü Köpeğin Dişleri)
  • "Ne kadar okursan oku;bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan, CAHİLSİN demektir..!" (Noktanın Seyri)
  • Ay'ın bir yıl boyunca yansıttığı aydınlanma, Güneş'in yalnızca 20 saniyedeki aydınlatma gücüne eşittir. (Uzayın Sırları)
  • "İnsan aklı, insan aklını yansıtan bir evreni yansıtır." J. G. Pearce (Muhteşem Tasarım)
  • Hubble'nin ortaya attığı genişleyen evren modeli, hayali ve soyut bir tez değil; aksine fizikteki Doppler olayına dayanan, matematik değerlere bağımlı, şaşırtıcı fakat kesin ve çarpıcı bir gerçektir.Doppler olayı bir dalganın, örneğin bir ses dalgasının bizden uzaklaşması halinde, dalga uzunluğunun artacağı esasına dayanır ve yüzlerce kez test edilmiş, doğrulanmış ve kesinleşmiş bir fizik kaidesidir...Genişleyen evren modeli, bize Evren'in her geçen gün büyüdüğünü anlatır.Bu gerçeğe göre Evren geçen yıl, bu yıla göre daha küçüktü.Bu yargıdan hareketle, evrenin bin yıl önce, bir milyon yıl önce, bir milyar yıl önce, bir önceki döneme göre daha ufak olduğu sonucuna ulaşılır.Bu kesin sonuç, bizi 14 milyar yıl geriye götürür ve evrenimizin yaratılış anı ile baş başa bırakır. (Ol Dedi Oldu 2)
  • "Dünyayı isteyen ilme sarılsın; âhireti isteyen ilme sarılsın." Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) (Oku Ama Neyi?)

  • Neyin peşindeyiz? Bizler kimiz? Bizi biz yapan nüfus idaresinin verdiği kimlik numarası mı? "Ben" dediğim zaman kimi anlayacağım? Atom yığınından ibaret olan anatomik bedenimi mi? İçimde korkunç girdapların, şiddetli fırtınaların hüküm sürdüğü ruhsal varlığımın bilinç yapısını mı? Kimi? (Muhammedi Bilinç)
  • "Bilimde kesinlik yoktur, ancak doğruya yakın bir yaklaşım vardır. " (Son Basamak)
  • "Kimin aşka meyli yoksa, o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona!" (Ölü Köpeğin Dişleri)
  • Andromedea Galaksisi, bize en yakın olanıymış! Onun gibi sistemlerden evrenimizde 300 milyar galaksi daha varmış.Uzaklıklar, zaman, mekân, uzay ve sonsuzluk! Belki şaşırmak, hayret etmek, belki en iyisi hayranlık duymak! Peki sonra? Sonra sadece iki kelime yeter! Allahu ekber! (Alem ve Adem)
  • Hakikatte, Mutlak Vücûd yönünden her damla bir okyanus, her bir zerre güneş kadar büyük ve parlaktır. (Şeytani Bilinç Muhammedi Bilince Karşı)
  • "Güneş de yörüngesinde belli bir vakit için hareket halindedir... Bu üstün hüküm ve hikmet sahibi Allah'ın (c.c) takdiridir. " - Yasin,38 (Uzayın Sırları)
  • "İnci de denizin dibinde iken acaba deniz nerede diye sorup durur.Sedef gibi olan hayâl, ona bir perdedir." (Not : İnci tanesi, kendisini tamamen kapatan sedef kabuğu içinde kaldığından, denizi göremiyor ve deniz nerede diye soruyor. Bunun gibi , İlâhî Nûr içinde bulunduğumuz hâlde, sırf dünya hevesleri ve aşırı maddi ilişkilerimiz yüzünden bizi örten bir kabuk gibi hicap denilen perde arkasında kaldık.) (Hayalin Hakikati)