Kitap Künyesi

Yazar: Naime Erkovan

Yayın Evi: Şule Yayınları

İSBN: 9786052021385

Sayfa Sayısı: 110

--reklam--

Olay Berlin'de Geçiyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır.

Bir şehir arkasından geldi Naime Erkovan’ın terk ettikten yıllar sonra. Yıkılmış bir duvarı, kırılmış bir ayna gibi yapıştırıp kendisine tutmasını istedi: Kendisine yani Berlin’e. Kendisine yani çocukluğuna. Şehir bir çocuğun aynasında tazelenirken, çocuk bir şehrin aynasında büyüyecekti.

Olay Berlin’de geçti evet, fakat İstanbul’da öyküye dönüştü. Erkovan’ın aynasındaki yüzde hepimize ait çizgiler var.

(Tanıtım bülteninden)

Olay Berlin'de Geçiyor Alıntıları - Sözleri

  • Güzel şeylerin uzun sürmeyeceğini gurbetten daha iyi kim öğretebilirdi.
  • Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır.
  • “Bunlar mutlu paralar değil,” diyerek torbayı sahibine uzattı. “Nasıl olur,” itirazını yapar yapmaz,”Kendin bak,” dedi kadın. İşte o zaman torbanın ağızını aralayıp içine başını uzattı. Bozuklukların renkleri solmuş, üzerindeki resimler ortaya çıkmıştı. Mutsuz bir yüzle yemek yapan kadın, ıssız bir yolun başında gelen var mı diye araziyi gözleyen ihtiyarlar, bacaları tütmeye tütmeye yaşamaktan vazgeçip yıkılmaya yüz tutan evler, bayram günü çalışmak zorunda kalan adamlar, en azından çocukları sevindirebilmek için onlara güzel kıyafetler dikmeye çalışan terzi, patronları izin vermediği için ülkeyi terk edemeyen insanlar... yüzleri asık, mutsuz insanlar... “Yabancı ülkelerde yaşayanların parası hep mutsuz olur.” dedi kadın bilmiş bir sesle.
  • Kendimle mücadele ederek ölme alıştırmaları yapmaktan yoruldum. Hoca camide anlatırken bu işin zorluğundan söz etmemişti. Sanırım o, anlattığı şeyleri hiç yaşamayı düşünmemişti.
  • Bu özgürlük, hisset dedim kendi kendime ama sakın alışma.
  • Akşam, yavaş yavaş dünyaya yayılırken bu odaya daha dehşetli doluyordu. Yatıp ilaçlarını beklemekten başka bir şey yapmayan ihtiyarlar, yalnız geçirmek zorunda kalmadıkları güzel bir gecenin sevinciyle kıpır kıpırken ruhlarının gençleştiğini hissediyor ama bunu belli ederlerse alelacele hazırlanabilecek taburcu evraklarının korkusuyla yorganlarının altına saklıyorlardı gözlerini.
  • Kapağını açar açmaz deliren bir gazoz gibi ziyan ettiklerini umursamadan bütün görüntüleri etrafına saçıp sakinleşmesi vakit alıyor.
  • Siyah silindir şapkası, simsiyah giysisi ve beyaz boyun bağıyla bir baca temizleyicisiydi bu. Kız heyecanlandı. Onları her zaman okul dönüşü omuzlarındaki küçük merdivenle yürürken görürdü. Bazen peşlerine takılıp eğlenceli bir dünyaya ait olduklarına inandığı bu adamlarla gitmeyi düşünürdü ama sonra kızın dönmesi gereken bir köşe çıkardı mutlaka karşısına da yollarını ayırmak zorunda kalırdı.
  • ..anneler mutluluklarını çekmecelere kaldırıp parktan çıkıyorlardı.
  • Gelip geçen fakat durmayan trenler büyütecekti beni.

Olay Berlin'de Geçiyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Öykü: Naime Erkovan'ın bu kitabını 2. okuyuşum. İlk okuduğum zaman çok anlayarak okumamıştım, incecik bir kitap diye geçiştirmiştim. Yazar, Ali Ural ın talebesiymiş, editörü de zaten Ali Ural. Naime Erkovan kitabı ikiye bölmüş; bana olanlar ve şehre olanlar. Öykü tadını veriyor. Ama amaları var... (Büşra Ceylan)

Küçük bir kız çocuğun gözlerinden Berlin’de yaşanan olaylar çok güzel bir dilde anlatılmış. “Bana onlanlar” ve “şehre olanlar” diye iki bölüme ayrılan kitap okuyucuyu Berlin sokaklarında gezdiriyor. En beğendiğim öyküler “Sarı Kâğıttan El, Sen Duvarsın” oldu. (Elif)

Naime Erkovan'ın üç öykü kitabını okudum. Üçü içinde aynı şeyleri düşünüyorum. Kitabı okurken iyi bir şeyler okuduğumu hissediyorum ama ne okuduğumu anlamıyorum. Şimdi böyle söyleyince garip gelmiş olabilir ama durum bu, değişik... güzel... ilginç... (okuyalımgüzelleşelim)

Olay Berlin'de Geçiyor PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Naime Erkovan - Olay Berlin'de Geçiyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Olay Berlin'de Geçiyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Naime Erkovan Kimdir?

Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.

Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.

"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.

Eserleri:

Beşinci Düğme (2011,Öykü)

Soğuk Taht (2012, Öykü)

Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)

Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)

Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)

Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)

--reklam--

Naime Erkovan Kitapları - Eserleri

  • Asılsız Hikayeler
  • Beşinci Düğme
  • Olay Berlin'de Geçiyor
  • Soğuk Taht
  • Ay ve Güneş Kumpanyası
  • Akvaryum Fırtınası
  • Fantastik Şeyler

--reklam--

Naime Erkovan Alıntıları - Sözleri

  • Yeteneğinin daima her şeyden üstün geldiğini gören Alegor tuhaflaştı. Okurunun bir gün kendisini keşfedeceğine dair inancı ilk defa sarsılmaya başladı ve çürük bir inşaat gibi yerle bir oldu öz güveni. Yatağına uzandı, gözlerini tavana dikti. "Anlaşılmadım... Sanatımı anlamadılar... " diyerek yavaşça gözlerini kapadı. Sanatın kimin için olduğunu sorgulamayan ve merak da etmeyen aile fertleri, uzun zaman üzerine hep birlikte evden çıktılar. Pazar yürüyüşlerinin keyfini çıkarıp Alegoru, yazdıklarını okumayarak cezalandırdılar. (Asılsız Hikayeler)
  • İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
  • Her dört yol ağzında yolumu kaybederim. (Fantastik Şeyler)
  • Çocuk olmama izin verilmiyor. (Beşinci Düğme)
  • Ve kral şöyle bitirdi sayfayı: 'Beni anlayanı buldum.Ama beni, benim anladığım gibi değil, kendi anladığı gibi anladı.Hangisi benim peki? Belki o. Belki ben...Ne kadar zor kral olmak.' (Soğuk Taht)
  • Gülmeyi unutmuştu insanlar. Gülmeyi unuttuklarından ağız kenarları aşağı meylediyor, yanakları sarkmaya başlıyordu herkesin. Balık yememiş çocuklar gibi gözlerindeki ışıltı sönmüş, konuşmak ve yemek dışında kullanılmaz olmuştu ağızlar. Kavga etmiyordu insanlar ama mutlu da değildi kimse. Çocuklar, asık suratlı bebekler olarak doğuyor, sonra da yetişkinlerin yüzlerine bakarak aynısını yapıyorlardı. Sessiz sedasız ve herhangi bir tepki vermeden oyun oynuyor, kazanıyor ama gülmüyorlardı. (Akvaryum Fırtınası)
  • Gelecek, yıllar rakamla yazıldığında uzak görünür sadece . Halbuki yaşamaktır seneleri hızlandıran. (Asılsız Hikayeler)
  • O kadar çok sevdi ki yetişemedim Mecnun’un aşkına... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
  • Fakat hava kararmaya, uzaktaki hayvanların gözleri kırmızı bir iştahla ışımaya ve kasabadan şölen sesleri yükselmeye başlayınca küçük bir güve tırtıkladı bekçinin kalbini: "Senin suçun ne?" Sorunun muhattabını değiştirmek ve kalbine atılan çiziğin daha fazla büyümesini önlemek için, "Suçunun ne olduğunu biliyorsun, değil mi?" diye seslendi bekçi kafese doğru. Soru, demirden seken kurşun gibi hızla yönünü değiştirdi. - Çirkinim, dedi Leyla. - Suçlusun yani, diye karşılık verdi bekçi. - Sadece çirkinim, dedi Leyla ve ikisi de sustu. (Ay ve Güneş Kumpanyası)
  • Kapağını açar açmaz deliren bir gazoz gibi ziyan ettiklerini umursamadan bütün görüntüleri etrafına saçıp sakinleşmesi vakit alıyor. (Olay Berlin'de Geçiyor)
  • "Tren, uzun ve meşakkatli bir hastalığın sonunda dünya dertlerinden kurtulan birinin derin, iç rahatlatıcıci nefesiyle durdu. Gürültü ve gergin bir bekleyişle doldu istasyon. Kısa bir duraksamanın ardından duraklar boyunca yolcuların sesleri ve soluklarıyla dolan vagonların kapıları açıldı. Ama peron ne şenlendi ne de hareketlendi. Tam tersi oldu ve istasyonun saatlerdir biriktirdiği suskunluk olanca eziciliğiyle trene dolup yolcuların bütün seslerini yuttu." (Fantastik Şeyler)
  • Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır. (Olay Berlin'de Geçiyor)
  • Çok kez herseyi geride bırakıp uzaklaşmak istedim.Sonunda sıkıldım böyle hissetmekten.Kuş seslerini taklit etmeye çalışmak şimdilik daha eğlenceli. (Soğuk Taht)
  • Onlar güldükçe dağların eteklerinde toplar patlardı; onlar güldükçe gencecik insanlar süngülenirdi ve onlar güldükçe insan soyunun kıyımı için ant içmiş şeytan yeryüzünde daha sağlam adımlarla dolaşırdı. (Fantastik Şeyler)
  • Hiçbir şey yapmayarak, zamanın yavaşça üzerlerinden geçmesine ve günün sonunu getirmesine ses etmiyor, eve düşen güneş ışınlarının oradan oraya zıplayıp eşyalar üzerinde solmasını seyrediyorlardı. Kimse konuşmuyordu. (Akvaryum Fırtınası)
  • Tam konuşmaya niyetlenmişken vazgeçti fikrinden. Bu fikirler ona aitti. Onları başkasına aşılarsa o kişi içinden geldiği gibi davranamazdı. Sessiz kalmak belki de daha iyi bir çözüm, diye düşündü. (Akvaryum Fırtınası)
  • Kâğıt, bembeyaz bekliyordu. (Fantastik Şeyler)
  • "Gecenin, yeryüzünü çatılardan yakalamaya başladığı bu saatlerde hangi ışık bu kadar cesurca parlayabilirdi?" (Asılsız Hikayeler)
  • Mağaza kapılarında avcılar bekler. Gözümün ucuyla dahi vitrinlerine baktığımı gördüklerinde beni yakalamak için ileriye doğru atılırlar. (Beşinci Düğme)
  • Belki de kendisini daha az suçlu hissetmek ve güçsüzlüğünü kabul etmemek için dünyayı suçlamak kolayına geliyordu. (Akvaryum Fırtınası)