Ölüm Tohumları - F. William Engdahl Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Ölüm Tohumları kimin eseri? Ölüm Tohumları kitabının yazarı kimdir? Ölüm Tohumları konusu ve anafikri nedir? Ölüm Tohumları kitabı ne anlatıyor? Ölüm Tohumları PDF indirme linki var mı? Ölüm Tohumları kitabının yazarı F. William Engdahl kimdir? İşte Ölüm Tohumları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: F. William Engdahl

Çevirmen: Özgün Şulekoğlu

Orijinal Adı: Seeds of Destruction: The Hidden Agenda of Genetic Manipulation

Yayın Evi: Bilim + Gönül Yayınevi

İSBN: 9789944090698

Sayfa Sayısı: 330

Ölüm Tohumları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger'in "Yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin." Sözünün Amerikan küçük sosyo-politik elit tarafından tüm dünya insanlarının akıbetini değiştirebileceğinin hikâyesi.

Engdahl titizlikle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar konusunu her yönüyle okuyucunun gözleri önüne seriyor. Kalıtımın değiştirilmesinin arkasındaki karanlık oyunlar bilim laboratuarlarından büyük şirketlerin yönetim kuruluna, hükümetteki kilit mevkilerden devlet başkanlarına dek uzanıyor. Günümüzdeki gelişmelerin arkasındaki nedenleri anlamak isteyen, dünya barışı ve sosyal adalete inanan herkesin okuması gereken uykudan uyandıran kitap.

Ölüm Tohumları Alıntıları - Sözleri

  • Bir anlamda para, onu iyi kullanmayı bilen zenginlere aittir.
  • Dünyadaki 13 gelişmekte olan ülke Hindistan, Nijerya, Meksika, Endonezya, Brezilya, Türkiye ve Kolombiya da dahil kaynak zenginliği açısından aslında zengin ülkelerdir. Fakat gelecek 30 sene boyunca da politik olarak en istikrarsız ülkeler olacaklardır. NSSM politikasına göre bu ülkelerdeki nüfus hızla azaltılırsa ancak ABD o ülkelerin hammaddelerini rahatlıkla sömürebilirdi.
  • İnsanlar kirlenme yaratır, kirlenmeyi önlemek için de insanları elemek gerekir.
  • Büyük ve küstahça bir hamleyle yeryüzündeki yaşamın sürmesini sağlayan bitki-tohum-bitki-tohum döngüsü geri dönüşü olmayacak bir şekilde ortadan kalkıyor... Tekrar tohum almadığınız sürece ne tohum, ne de gıda olacak.
  • Piyasaya sürülen büyük ölçekli ilk GDO, "büyükbaş hayvan büyüme hormonu" -rBGH- içeren süttü.
  • GDO'ları düzenleme rehberi "soru sorma, bir şey söyleme"den ibarettir. Bu şu demek oluyor "Eğer şirket devlete GDO hakkında ne bildiğini söylemiyorsa, devlet de onlara sormuyordur."
  • Yeni kurulan Rockefeller Vakfı hedefini "Dünya üzerinde insanlığın yararına katkıda bulunmak" olarak belirlemişti. Neyin insanlık yararına olduğuna Rockefeller ailesinin karar vereceğini eklemeyi ihmal etmemişlerdi.
  • Değersiz ırklar, üstün ırkın korunması için kontrol altına alınacaktı.
  • Yiyecek pazarının ABD hakimiyetinde olması aslında 1970'lerde Nixon'la beraber başlamış olan uzun vadeli bir strateji planıydı.
  • Henry Kissinger yiyeceği silah olarak kullanmayı, bir dış politika olarak düşünen ilk isimdi. Yiyecek silahı akabinde geniş kapsamlı bir ABD siyasi doktrinine dönüştü.

Ölüm Tohumları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mutlaka okuyun..: Genetik Bilimin Arkasındaki Karanlık Oyunlar Öncelikle herkesin okuması gereken bir kitap.Kitapta ele alınan konu ‘genetiği değiştirilmiş organizmalardır’ ya da GDO’nun tarihi, dönemin güçlü ailelerinden olan Rockefeller ailesinin tarihiyle paralellik göstermektedir ki savaşın Amerikan zaferiyle bitmesinden sonraki 30 yıl süresince güç evrimine bu insanlar yön verdi. Gücün tamamı ellerindedir ancak işin mahiyeti tüm dünyayı etkiledi.Bir kaç alıntı paylaşmak isterim. İnsanın yaşamını sürdürebilmesinde en temel ihtiyacı olan günlük ekmeğinin karşılanmasını konu alır. 70’ler boyunca bu Amerikan elitin menfaatine hizmet eden kişi, hayatı boyunca ‘güç dengesi’ politikalarının bir uygulayıcısı olan Henry Kissinger’dır. Kissenger dünya hakimiyeti konusunda şu fikrini açıklamıştır; “Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin.” Yiyecek, savaş sonrası ABD’nin dış politikasında, soğuk savaşın başlangıcında stratejik bir rol oynadı. “Barış için yiyecek” ( food for peace) gibi iyi programlarla bunu maskelemeye çalıştılar. (Duygu Çoban)

Bilgilenmek için okuyun ve okutun bu kitabı.: Kitabın ilk bölümünü okuduktan sonra çoğu okuyucunun dikkatini çekeceğine inandığım için ilk bölümü aşağıya bırakıyorum. "Biz dünya nüfusunun %6.3'ünü oluşturuyoruz ama zenginliğinin yarısına sahibiz. Bu farklılık özellikle bizler ve Asyalılar kadar büyük. Böyle bir durumda kıskanılma ve gücenilme gibi bir durumda olamayız. Gelecek dönemdeki asil görevimiz, ulusal güvenliğimize bir zarar getirmeden bu farklılık durumunu sürdürebileceğimiz bir ilişki kalıbı tasarlamaktır. Bunu yapmak için de tüm duygusallık ve hayallerden uzak durup dünyanın her yerindeki ulusal hedeflerimize odaklanmalıyız. Kendimizi çıkarlarımızdan fedakaarlık ederek dünyanın iyiliği için lüksümüzden vazgeçeceğimiz konusunda kandırmamıza hiç gerek yok." Seorge Kennan, 1948 Bu kitap küçük bir sosyo-politik elit zümre tarafından 2.Dünya Savaşı sonrasında Vaşington'da ele alınmış bir proje ile ilgilidir. Bu, Kennan'in "farklılık durumunu sürdürebilmek" tümcesinin nasıl hayata geçirildiğinin anlatılmamış hikâyesidir. Aynı zamanda bir avuç insanın savaş sonrası tüm kaynaklara ve güce sahip oluşunun da hikâyesidir. Bu, güç devrimi tarihinin de ötesindedir, hattâ bilim dâhi bu azınlığın hizmetine sokulmuştur. 1948'de Kennan'in da kendi notlarında tavsiye ettiği gibi, herhangi bir fedakârlık veya dünyanın iyiliği düşünülmeden acımasız politikalar uygulandı. Seleflerinin aksine İngiliz imparatorluğu içindeki hâkim guruplar, yeni beliren 'Amerikan eliti, kendilerini savaştan sonra, "Amerikan Yüzyılı"nın şafağında ilan ettiler ve hitap yeteneklerini, dünyanın iyiliği için düşüncesini kendi amaçlarına uygun şekilde kullandılar. Onların Amerikan Yüzyılı daha yumuşak ve kibar bir imparatorluk olarak sömürgecilikten kurtuluş, demokrasi, ekonomik gelişme ve özgürlük kisvesi altında diğer ulusların kaderlerine hükmedebilen, Büyük İskender'den sonraki en büyük küresel imparatorluktu. Bu kitap "Bir Savaş Yüzyılı: Anglo-Amerikan Petrol Politikaları ve Yeni Dünya Düzeni" adlı kitabın bir devamı niteliğindedir. Petrolden sonra ikinci bir "kırmızı hattı" takip eder. İnsanın yaşamını sürdürebilmesinde en temel ihtiyacı olan günlük ekmeğinin karşılanmasını konu alır. 70'ler boyunca bu Amerikan elitin menfaatine hizmet eden kişi, hayatı boyunca 'güç dengesi1 politikalarının bir uygulayıcısı olan Henry Kissinger'di. Ve dünya hâkimiyeti konusundaki şu fikrini açıklamıştır; "Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin." "Küresel yiyeceği kontrol etme plânı" 1930'ların başlarına, savaşın patlak vermesinden önceye dayanır. Bu organizasyon belli başlı bazı ailelerin servetlerini korumak amacıyla seçilmiş özel kuruluşların yardımlarıyla maddi olarak destek görmüştür. Bu aileler güç ve zenginliklerini doğu sahili boyunca Boston, Vaşington, New York ve Philedelphia'ya yerleştirmişti. Bu sebeple egemen medya kuruluşları sıkça onlara atıfta bulunmuş, zaman zaman alay konusu etmişlerse de genellikle övmüşlerdir. Savaşla birlikte Amerikan gücünün ağırlık merkezi doğu sahilinden Seattle, Houston, Las Vegas, Atlanta ve Miami gibi bölgelere dağıldı. Sonradan da Asya, Japonya ve Latin Amerika'ya. 2.Dünya savaşından bir süre önce bir aile diğerlerine göre daha fazla öne çıkmıştır. Bu ailenin serveti, uğruna kan dökülen ve savaşılan 'kara altın' petrole dayanıyordu. Bu aileyle ilgili olağandışı olan ise ailenin sadece petrole değil, diğer başka alanlarda da yatırım yapmaya karar vermesi olmuştur. Psikoloji, tıp, gençlerin eğitimi, tarım, biyoloji ve biyolojinin tarımsal uygulamalarına yatırım yapmışlardır. Çoğu kişinin fark etmediği devasa bir büyüme ve gelişme göstermişler, servetlerini de o ölçüde büyütmüşlerdir.   Bu kitapta ele alınan ana konu olan 'genetiği değiştirilmiş organizmalar' ya da GDO'nun tarihi, dönemin güçlü ailelerinden olan Rockefeller ailesinin (ve 4 kardeşin - David, Nelson, John ve Laurance) tarihiyle paralellik göstermektedir -ki savaşın Amerikan zaferiyle bitmesinden sonraki 30 yıl süresince güç evrimine bu insanlar yön vermiştir. Gücün tamamı ellerindedir ancak işin maliyeti tüm dünyayı etkilemiştir. Bundan 30 yıl önce, erk Rockefeller ailesinin etrafında toplanmıştı. Bugün ise 4 kardeşin 3'ü çeşitli nedenlerle vefat etmiştir. Tüm amaçları, daha sonraları Pentagon'un 'tam spektrum egemenlik' adı vereceği, gerektiğinde askeri gücün de devreye sokulabileceği küresel hâkimiyetti. Projeleri o günlerdeki küçük bir güç gurubundan bugün hayal bile edemeyecekleri, tüm gezegenin geleceği hakkında inisiyatif sahibi oldukları bir noktaya evirildi.   Kalıtım mühendisliği ile bitki ve diğer canlı organizmaların patentlenmesi tarihinin anlaşılabilmesi için 2.Dünya savaşını takip eden yıllardaki Amerikan gücünün dünyada nasıl yayıldığına bakmak gerekir. George Kennan, Henry Luce, Averell Harriman ve hepsinden önce Rockefeller kardeşlerin tarım sektöründe başlattığı 'yeşil devrim' sayesinde Petro-kimyasal gübre, petrol ve enerji ürünlerine bağımlılık arttı. Onların o günlerde yaptıkları bugünün genetiğini değiştirme tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.   Yüzyılın başında gerçekleşen 4 çokuluslu dev şirket birleşerek dünya üzerindeki çoğu insanın temel besinlerinin (pirinç, soya fasulyesi, buğday, mısır ve hatta bazı sebze ve meyveler ile pamuk) kontrolünü ellerine geçirdiler. Hastalığa dayanıklı kümes ürünleri, genetiği değiştirilmiş, güya kuş gribine dayanıklı ürünler ve geni değiştirilmiş domuz ve sığır üretimi için çaba sarf etmişlerdir.   Dört özel şirketin üçünün Pentagonla kimyasal savaş araştırmaları konusunda sıkı bağları vardı. Dördüncü şirket aslen İsviçre kökenli olmasına rağmen İngiliz kontrolü altındaydı. Petrolde olduğu gibi GDO tarım projesi de bir Anglo-Amerikan küresel plânıdır.   Mayıs 2003'te Bağdat'taki acımasız Amerikan bombardımanının dumanı dağıldığında ABD başkanı GDO projesini stratejik bir konu haline getirdi ve ABD'nin savaş sonrası öncelikli dış politika gündemini oluşturdu. Dünyanın ikinci en büyük tarım üreticisi konumunda bulunan AB, bu küresel plânın önünde zorlu bir engel teşkil etmekteydi.   Her ne kadar Almanya, Yunanistan, Fransa ve Avusturya gibi AB ülkeleri diğer dünya uluslarına benzer şekilde GDO ekimine sağlık ve bilimsel nedenlerle karşı çıksalar da, 2006 yılı başlarında Dünya Ticaret Örgütü (WTO), AB'ni toplu GDO üretimi için kapılarını açmaya zorladı.   ABD ve İngiliz ordularının Irak'ı işgaliyle birlikte Vaşington, bu ülkeye genetiği değiştirilmiş tohumları ABD Tarım Bakanlığının bir cömertliği olarak göndermeye karar verdi. İlk büyük çaplı deney 90'ların başında çok uzun zamandır Rockefeller ailesinin bozduğu ve yolsuzlukla başı dertte olan Arjantin'de zaten yapılmıştı. İlerleyen sayfalarda da göreceğiniz gibi GDO'nun yaygınlaşması ve çoğalması uğruna politik tehdit, hükümet baskısı, yalan, rüşvet yöntemleri kullanılmış ve hatta cinayetler bile işlenmiştir. Okurken bir suç romanı hissine kapılmanız sürpriz olmayacak. Tarımsal verimlilik ve dünyanın yiyecek sorunlarını çözme adı altında işlenen bu suçlar, bu küçük zümrenin amaçları doğrultusunda önemsizdir. Yapılan bunca şeyin hedefinde sadece para ve kâr yoktur. Nihayetinde bu güçlü aileler kimlerin merkez bankalarının başlarında duracağına karar verirler. Para onların yaratmaları ya da yok etmeleri için emirlerindedir. Amaçları daha önceki despot ve diktatörlerin hayal ettikleri gibi mutlak dünya hâkimiyetidir. Kontrol edilmezlerse 10-20 yıl içerisinde bu hedeflerine ulaşmaları işten bile değil. Bu sebeple bu gerçeğin duyurulması ve herkes tarafından bilinmesi büyük önem arz etmektedir. ********** Kitapta o kadar ilgi çekici yerler var ki, çoğu sayfa da hayretler içinde kalıp, yok artık diyorsunuz. Özellikle Amerika'nın 2003'te Irak'ı bombalaması ve Irak'ta bulunan "Ebu Gureyb Tohum Bankası"nın akıbeti çok düşündürücü. İnternetten araştırdım ve bulduğum bilgi fazlaca düşündürücü... Ebu Gureyb Tohum Bankası: Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında yer alan bir tohum bankasıydı. Tamamen doğal ve farklı ırklardan olan başta buğday olmak üzere çok sayıda tohum, bu depoda muhafaza ediliyordu. tabii ki şu anda bu depo yok. Amerikalılar ırak'a girdikten sonra bu banka yok edildi. içindeki tohumlar nerede biliyor musunuz? Kıyamet tohum ambarı da denilen svalbard küresel tohum deposu'nda. Bu depo norveç'in kuzeyinde yer alan buzla kaplı svalbard takım adalarında bulunuyor. Yerin altında ve adeta bir uzay üssü gibi. Yüzbinlerce doğal tohum buralarda saklanıyor. Dünya'nın geleceği olarak görülen bu depo, tabii ki norveç'e ait değil. Çok sayıda batı menşeili uluslararası kuruluş tarafından finanse ediliyor. ************ Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre ederen gazeteci F. William Engdahl'ın bu kitabını herkesin okumasını tavsiye ederim. Bu kitabı okuduktan sonra büyük ihtimalle aklınıza bugüne kadar hiç gelmemiş konuları düşünmenize yol açacak. Ve benim gibi günlerce kitapta geçen "Henry Kissinger, NSSM 200 projesi, ROCKEFELLER ailesi, Monsanto, Dow, Dupont, Kellogs mısır gevreği şirketi gibi isimleri nette araştıracak ve notlar alacaksınız. Artık savaşlar topla tüfekle değil "biyolojik silahlar" ile yapılıyor. Ve maalesef bizler de bu savaşın içinde ki "kobay fareleri ve piyonları" oluyoruz. Maalesef bu kitap keyifle okunacak bir kitap değil. O yüzden okuyacak olanlara keyifli okumalar dileyemeyecegim. Çünkü uyku kaçırtacak cinsten bilgilerle dolu. gonderi/66255473 gonderi/66248102 gonderi/66110931 gonderi/66036304 gonderi/65994235 gonderi/65993318 gonderi/65983336 gonderi/65933772 (❥Parpali ✿ GD ✿)

Kitabın önsözündeki alıntı da çok çarpıcı ifade yer alıyor. "Biz dünya nüfusunun % 6.3'ünü oluşturuyoruz fakat zenginliğin ise yarısına sahibiz...Kendimizi, çıkarlarımızdan fedakarlık ederek dünyanın iyiliği için lüksümüzden vazgeçeceğimiz konusunda kandırmamıza gerek yok." Hemen alt kısımda başlayan kitabın başlangıç cümlelerini okuyunca insan kendini film izlemiş gibi hissediyor ve hani bazı filmlerde yer alan kayan yazıları okuyormuş gibi düşündüm kendimi. Siyah ya da flu arka plan ve alttan yukarıya doğru silik kesik titrek beyaz bir yazıda şu söyleniyor: "Bu kitap (film) küçük bir sosyo-politik elit zümre tarafından 2. Dünya Savaşı sonrasında Vaşington'da ele alınmış bir proje ile igilidir. Aynı zamanda bir avuç insanın savaş sonrası tüm kaynaklara ve güce sahip olmasının hikayesidir." Daha kitabı okumaya başlamadan önce önsöz kısmında bununla karşılaşıyoruz ve bu iddialı cümle üzerine pür dikkat kesilip, neler olacağını düşünmeden edemiyor insan. Kitabın hemen başında etkili ve dikkat çekici bir cümle. O zaman akla şu gelebilir. Sosyo-politik, elit, zümre, Vaşington, proje, 2.Dünya Savaşı, Rockefeller, ABD Başkanları, BM, şirketler gibi gibi onlarca kelimeyi birbirine bağlayan nedir? Kim? Ne amaçlıyor? Niçin? gibi gibi çeşitli sorular ard arda gelebiliyor. Ölüm tohumları - Genetik Bilimin Arkasındaki Karanlık Oyunlar- kitabı da bu çerçevede gıda üzerinden oynanan oyunları göstermeye çalışıyor. Açılış Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu'nun yazısıyla başlıyor ve yazarla tanışıklığından bahsettikten sonra gen bilimi ya da moleküler biyolojinin insanlığın iyiliği için kullanılmak istendiğinde nasıl güzel şeyler ortaya çıkacağını ama kötü amaçlı kullanım olursa insanlığın karanlığa bile gömüleceğini bize bildiriyor. Moleküler Biyolojinin bir avuç insanlık düşmanı, karanlık güçlerce nasıl bir silaha dönüşebileceğini de ifade ediyor. Bu çerçevede kitap, bazı yapılanmaların, insanların gıdalarını kontrol etmek suretiyle, bazı ırkları yok ederek dünya nüfusunu azaltmayı amaçladığından bahsediyor. Diğer konularda olduğu gibi Moleküler Biyoloji sahasının stratejik önemde olduğunu ve bir an önce bu yönde çalışma yapılması gerektiğini 1960'dan beri ifade eden Sinanoğlu, maalesef çeşitli sebeplerle kendi söyleyip kendi dinlemiş olduğunu da üzelerek anlatıyor. Dünyada her millet içinde insanlığı düşünen bilim insanları, devlet görevlileri var ama bu kişiler görevlerini de bazen yapamaz duruma da getirtilebiliyor. İnsanları bilgilendirmeyi ve daha iyi bir gelecek için birşeyler yapılmasını düşünen de az değil ve William F. Engdhal da bunlardan biri. Oktay Sinanoğlu kitaba önsöz yazarken, yazarda kitabı Sinanoğlu'na ithaf ediyor. Birileri yine biryerlerde bunlara komplo diyebilir. Varsın desinler. Ama 'komplo' değil gerçekse o zaman ne olacak? (1) William Engdahl'ın okuduğum ilk kitabı olan kitap/sahte-domuz-gribi-gidalar-ustun-irk-yaratma-dunya-nufus-azaltimi-projeleri--87676 den sonra bu ikinci kitabı. Yeni okumaya başladığım kitap/tanrilarin-gazabi-kaybolan-hegomonya--101898 bittikten sonra diğer kitaplara da sıra gelecek. Muhalif bir yanı var. Muhalif bilgiler veriyor ama öyle laf ola torba dola anlamında da değil. Belki Türkiye'de pek tanınmıyor, okunmuyor olabilir amabu bir takım olguların varlığını da yok saydıramaz. Yazar bize bir görüntü, resim gösteriyor ve onun nasıl okunması gerektiğine dair bazı ipuçları vererek hem kendi bazı yerleri açıklıyor hem de bizim bulmamızı, düşünmemizi istiyor. Yani, körü körüne bir yere bağlanmadan şu, bu, o, onlar, bunlar demiş ben inanırım demeden kabul veya reddetmenin neden-sonuç ilişkisi içinde birşeyleri anlatmaya çalışıyor. Gördüğümüz dünyanın içindeki bazı insanların gün gelip bizim kökümüzü bile kazımak için ellerinden gelen herşeyi peyder pey yapmaya başladıklarını bunun bir adımı da gıda olduğunu ve hatta Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger'in "Yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin." cümlesinin öylesine söylenmiş bir söz olmadığı vurgusunu kitabın sayfaları arasında görmekteyiz. Peki ne anlatıyor "Ölüm Tohumları" adlı kitap. Temel yiyecek maddeleri üzerine oynanan oyunlardan bahsediyor ve bir ailenin 'kara altın' petrolden elde ettiği kazancın devamında GDO'lu besinlerle de zenginleştiğinden bahsediyor. Peki, genetik değiştirme nasıl oluyor diye bir soru insanın aklına takılıyor. Onun da cevabı şu şekilde veriliyor: "Bir bitki ya da organizmada genetik değişiklik demek yabancı genlerin alınarak bir bitkiye eklenmesi ve böylece genetik yapısının normal üreme yoluyla olmayacak şekilde değiştirilmesi.." demek oluyor. Kabul edelim ya da etmeyelim belki çok da az olabilirler ama dünyada kendini 'Tanrı'nın yerine koymak isteyen küresel bir çete var. . Bu çetenin çeşitli kollarından biri de 'gıda'dır. Bir takım yeni arayışlarla insanlığı kendi egemenlikleri ya da boyundurukları altına alıp, onların peşinden gidecek sürüler haline getirmenin yollarını arıyorlar diye bahsediyor kitap. Kendi imal ettikleri ve kendilerine biat edecek şekilde insanlık arayışı içinde olduklarını ifade ediyor. Tarım ve hayvancılık yani gıda üzerinden ince hesaplar yapıp gelecek zaman içinde peyder pey toplumun kendilerine tabi olmasını yani bir çeşit distopik bir dünya egemenliğine gidecek yollardan biri olan gıdayı kontrol edip dünyayı kontrol etme peşinde koşan insanların yaptıklarından bahsediyor. Özet olarak gıda işlenmiş kitapta ama bunun çeşitli ayakları olduğu da bilinmektedir diyor yazar. Belki okuyan kişiye bilim kurgu gibi gelebilir ama distopik eserler de bu yapılan çalışmalardan esinlenmiş olmasın? İnsan neslinden bir çeşit salt 'temiz' bir ırk oluşturup, onun dışında kalanların yani uygunsuz, engelli, sakat, beyaz olmayan ırkların ayrıştırılıp, yok edilerek yeni bir insan nesli hedeflenmiş olmasın? Belki de ilk adım bu tarım ve hayvancılıkta başlayan çalışmalar olabilir. Genleriyle oynanan ve farklı türdeki meyve-sebzeler haricinde hayvancılık alanında da uzun yıllara dayanan gen mühendisliği çalışmaları artarak devam ediyor. Kitap 5 ana kısım ve onların altında yer alan alt başlıklardan oluşuyor. Birbirine bağlı, kaynak verilerek anlatılmaya çalışılan kitapta ilk bölümden son bölüme kadar araştırma kitaplarında yer alan kaynaklar da veriliyor. Kitaptan çok sayıda alıntı yaptım ama ayrıca kendi notlarıma aldığım yani buraya yansıtamadığım yerler de mevcut. Öyle basite alınacak, tek seferde okunup bitecek, john'la, Jehnn'in aşk hikayesini ballandıra ballandıra anlatan bir kitap değil. Kafa yorup, niçin bizde bazı şeyler değişmediğinin cevabını da bulabileceğiniz nitelikte size kılavuzluk eden bir çalışma. O yüzden bu kitapta sanatsal anlatım, betimlemeler, kelime oyunları gibi unsurlar bulunmaz. Gizlenen, göz ardı edilen, arka planda tutulan ama önemli yani insan sağlığıyla doğrudan ilişkili konular mevcut. Örneğin, 168.sayfadan başlayan ve devam eden konuda, bir ülkenin yani Arjantin'in ekonomik olarak nasıl batırıldığını ve ele nasıl muhtaç duruma getirildiğini açık kaynaklarla okuyacağız. Aynı şeyler dünyanın her tarafında da isimler farklı olsada yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Türkiye'de bunu gördü. Mesela, 15 günde 15 kanun bunlardan biriydi. Ya da şu anda olan şeker fabrikaların satılması da küresel güçlere yani ÇUŞ (Çok Uluslu Şirketler)'lara yeni pazar elde etmek için olmasın? Arjantin örneğinden yol çıkarsak, 'Hükümet ve özel propaganda araçları, soya diyetinin ne kadar sağlıklı olduğunu, süt ve etten alınacak proteinden daha faydalı olduğu anlatılıyordu ama uzun süreli soya tüketimi insan sağlığını olumsuz etkilediğinden kimse bahsetmiyordu.' Bu bana hiçte yabancı gelmedi. Şimdi TV, gazeteler , internette bu şekilde bol miktarda haber yok mu? Yok etten bu kadar daha fazla besleyiciymiş, sağlıklıymış, kalorisi yüksekmiş falan filan. Bu haber adı altındaki yönlendirmenin tek amacı parası olamadığı için et alamayan vatandaşları uyutmak. İsyan çıkmasını önlemek, uyuşturmak. Yani, o kadar besleyiciyse kendileri niye yemiyor. Onlar koca göbekleriye ağızlarını şapırtatarak biftekleri, bonfileleri yutacaklar eee, vatandaşa da sağlıklı beslenmek istiyorsan 'soya fasulyesi' ye, rahatlarsın, aynı kalori hatta bak besin değeri daha yüksek ve hatta et kolestrol yapar diyerek milleti aldatmaya devam ediyorlar. Yerinde ya da kararında yenilen bir besin insan sağlığını tehlikeye atmaz ama genleriyle oynanmış ve artık ne olduğu belli olmayan terminatör tohumlardan türetilmiş besin maddeleri her türlü tehlikeye yol açacağını şu andaki sağlık sisteminden de görmekteyiz. Hergün yeni hastalık adları duymaya başladık ve bunlara uygun hemen tedavi yöntemleri de peşinden geliyor. 'ABD ve İngiltere Hükümetlerinin genetik olarak değiştirilmiş tohumları acımasızca tüm dünyaya yayma girişimleri aslında Rockefeller Vakfı'nın 1930'lardan beri onlarca yıldır süren Nazi soy arıtım araştırmasına para aktardığı sır siyasetin uygulanmasıydı.' Ve bu düzen hala devam ediyor. Ezcümle: Bu kitabı da okumakta fayda var. Bir şeyler öğrenmek için okuyup, anlatmak da önemli. Tavsiye ettiğim bir kitap. Notlar: Okuduğum kitap 3.baskı 2010 tarihli ve 294 sayfadır. + Bilim + Gönül Yayınları yani Oktay Sinanoğlu'nun (ya da onun desteklediği) bir yayınevinden çıkmış. + Kitabın baskısı bitmiş ve o yüzden ancak sahaflarda bulabilirsiniz. + Kitabın giriş kısmında yazar hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmakta ve genelde hangi konular hakkında yazdığını okuyabilirsiniz. + İngilizce biliyorsanız yazarı internet sitesinden takip edip ve İngilizce kitaplarını okuyabilirsiniz. Türkçe hariç başka bir dil bilmediğim için, iyi bir yayınevi ve iyi bir çeviri kitapları tercih diyorum. + Ayrıca kitabın yayınevine, yazarına, çevirmenine bu güzel çalışmayı bizlere sundukları için teşekkür ederim. + Kapak resmi ve arka kapak yazısı bence yerinde ve kitapla bir bağ kurulabilir nitelikte. + Kullanılan yazı tipleri ve büyüklük yeterli. + (1) olarak geçen bölüm yazısını 18/05/2013 tarihinde yazmışım. Kitabı 25 sayfa okumuşum sonra bu zamana kalmış. + 15-23/03/2018 tarihleri arasında okudum. (S. Ali)

Ölüm Tohumları PDF indirme linki var mı?

F. William Engdahl - Ölüm Tohumları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölüm Tohumları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı F. William Engdahl Kimdir?

1944 yılında ABD'nin Minneapolis eyaletinde doğan ENGDAHL, Princeton Üniversitesi'nde okumuş. Alman asıllı

Amerikalı araştırmacı-gazeteci yazar Almanya'da yaşamaktadır.

"F. William Engdahl petrol ve jeopolitika üzerine çok satan Savaş Yüzyılı: Anglo Amerikan Petrol Siyasetleri ve Yeni

Dünya Düzeni (Alfa Yayınları) - Century of War: Anglo-American Oil Politics and the New World Order (2004 Pluto

Yayınları. Londra) kitabının yazarıdır.

Kitap Fransız, Alman, Çin, Kore, Türk, Hırvat, Sloven ve Arap dillerine çevrilmiştir.

Engdahl son siyasi ve iktisadi gelişmeler hakkında en çok tartışılan analizcilerdendir. Kışkırtıcı makaleleri ve

analizleri sayısız gazete ve dergide ve uluslararası çapta tanınmış web sitelerinde yayınlanmıştır.

Petrol jeopolitikası ve enerji konularına ek olarak tarım, GATT (Genel Tarifeler ve Ticaret Anlaşması), WTO (Dünya

Ticaret Örgütü), IMF, enerji, siyaset ve iktisat konularında 1970′teki ilk petrol ve tahıl krizinden bu yana yazmaktadır.

'Ölüm Tohumları: Kalıtım Biliminin Arkasındaki Karanlık Oyunlar -Seeds of Destruction: The Hidden Agenda of

Genetic Manipulation (2007, kitabı dünyadaki gıda tedariki yoluyla toplumları kontrol etme planını

belgelemektedir.

2007-2008 yılında Sansürlenen En İyi Haberler için verilen 'Sansür Projesi Ödülünü' almıştır."

F.William ENGDAHL, GDO olarak bilinen "Ölüm Tohumları" yazarı. GDO üzerine İnsani Yardım Vakfında verdiği

konferansta insanlığı ilgilendiren çok önemli bilgiler verdi.

▪GDO'lu gıdaları tüketmekle kendi paramızla kiralık katilimize sahip olduğumuzu,

▪GDO kullanmayan ülkelerin Uluslar arası ticaretten veto yediğini,

▪Dünyanın yeni tanrılarının sahipliğine soyunanların ölüm tohumlarını yaratıcılarının olduğunu,

▪Tanrı olmadan tanrılığa soyunan genetikçiler...

▪Erkeklerin spermlerinin öldürüldüğünü...

F. William Engdahl Kitapları - Eserleri

  • Ölüm Tohumları
  • Tanrıların Gazabı Kaybolan Hegomonya
  • Küresel Tam Hakimiyet
  • Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri
  • Petrol Para İktidar
  • Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü
  • Kovid-19

F. William Engdahl Alıntıları - Sözleri

  • Din, sıradan insanlar tarafından doğru, zeki insanlar tarafından yanlış, hükümdarlar tarafından kullanışlı kabul edilir. Seneca (MÖ 4-MS 65) (Tanrıların Gazabı Kaybolan Hegomonya)
  • Dünyanın ‘barış’ adını verdiği olgu ise devam eden savaşta, yağma bitip yeni bir çatışma ihtiyacı doğana kadar yapılan ateşkesten ibaretti. (Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü)
  • Adı yalnızca Bağdatlı demek olan ama doğrudan Muhammed’in soyundan geldiğini iddia eden el-Bağdadi ve Hilafeti; Katar, diğer Sünni devletler ve Erdoğan’ın Türkiye’sinden gelen parayla CIA ve Mossad’ın icadıydı ve saf Amerikan halkına korku salarak onları Ortadoğu’da tekrar savaşa sokmak için tasarlanmıştı. (Tanrıların Gazabı Kaybolan Hegomonya)
  • IMF programları Rusya’nın ‘mücevherlerinin’ kelepir fiyatına yağmalanmasına imkân tanıdı. Yağmalananlar arasında petrolden nikele, alüminyumdan platine her şey vardı. (Küresel Tam Hakimiyet)
  • Halkın perde arkasında dönen dolapların, yapılan bankacılık manipülasyonlarının, savaşa girmek gibi hayati kararların nasıl alındığının farkına varmaması için tam bir gizlilik içinde çalışıyorlardı. Düzenlenen entrikalar, politikacıların, hâkimlerin satın alınması, darbelerin finanse edilmesi, işbirliğinde bulunmayanların etkisizleştirilmesi ve hükümetin kendi gösterdikleri yolda gitmesi için kullandıkları gizlilik, Uluslararası bankerlerin karakteristik özellikleri haline gelmişti. (Wall Street ve Amerikan Yüzyılının Çöküşü)
  • Gülen Hareketi'nin ya da "Cemaat"in bilinen bir adresi yoktu, posta kutusu yoktu, resmi bir örgütsel kaydı yoktu, bir merkezi banka hesabı yoktu, hiçbir şeyi yoktu. Takipçileri, Şeriat veya Cihat için hiç gösteri düzenlemediler; eylemleri hep gözden uzak tutuldu. (Tanrıların Gazabı Kaybolan Hegomonya)
  • Amerikalılar arasında aşırı şişmanlığın artışı sınâî olarak işlemden geçirilmiş gıdalardaki artışa, kalıtımı değiştirilmiş mahsullere ve de tad verip bağımlılık yaratmak için kullanılan “mısır glüten” gibi katkı maddelerine bağlandı. Monsanto’nun ürünü olan ve ABD Gıda ve İlaç örgütünce yasaklanması gereken aspartamlı sun’î tadlandırıcılar ABD’de tüketilen birçok içecekte mevcuttur. (Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri)
  • İnsanlar kirlenme yaratır, kirlenmeyi önlemek için de insanları elemek gerekir. (Ölüm Tohumları)
  • 1990'lı yıllarda Usame bin Ladin, Anglo-Amerikan petrol şirket lerine Rusya kontrolünden bağımsız bir petrol boruhattı güzergâhı sağlamak için, "kutsal savaşçılar"ı, Arap Mücahitlerini Çeçenistan ve Kafkasya'da konuşlandırırken CIA, Washington'da "yeni muhafazakârlar" ağıyla çalışarak, bugüne kadarki en iddialı siyasal İslam projesini oluşturmaya başladı. Buna, Fethullah Gülen Hareketi denildi.... (Tanrıların Gazabı Kaybolan Hegomonya)
  • Yiyecek pazarının ABD hakimiyetinde olması aslında 1970'lerde Nixon'la beraber başlamış olan uzun vadeli bir strateji planıydı. (Ölüm Tohumları)
  • ABD, Usame bin Ladin’i Tora Bora dağlarında arama maskaralığına son verdikten çok sonraları, 2001’deki yıldırım saldırılarının şafağında, Afganistan’da üsler kurdu. ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle birlikte eroin için afyon yetiştiriciliği rekor seviyelere çıktı. (Küresel Tam Hakimiyet)
  • Dünyanın gördüğü en büyük özgüven oyunuydu. Amerikalılar ithalatlarını daha fazla borç alarak satın aldılar, böylece tüm dünyanın bağımlı olduğu bir dolar borcu yapısı yarattılar. (Petrol Para İktidar)
  • Piyasaya sürülen büyük ölçekli ilk GDO, "büyükbaş hayvan büyüme hormonu" -rBGH- içeren süttü. (Ölüm Tohumları)
  • Vaşington yönetimi 2005'in sonlarında Dünya Sağlık Teşkilâtı (WHO) ile birlikte dehşet veren yeni bir olay hakkında gürültü koparmaya başladı. Ölümcül yeni bir virüsün -Kuş Gribi ya da virologların deyişiyle H5N1'in -Çin ve Güney Asya'dan başlayarak yayıldığını ve kuş göçleri yoluyla Batı Avrupa, Türkiye, Ukrayna, Hırvatistan ve ötesine de sirayet ettiğini ileri sürdü. Pentagon, o sırada Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Amerikan askerlerinin virüsün kuşlardan insanlara geçen mutasyonundan etkilenmesi durumuna karşı 1 milyon dolar değerinde virüsönler ilaç, Tamiflu'nun stoklanması için tâlimat verdiğini beyan etti. Dehşet veren Kuş Gribi salgını senaryosu hiçbir şekilde gerçekleşmedi. Ne var ki, Donald Rumsfeld'in basına anlatmadığı bir konu vardı. O da Tamiflu'nun tüm dünyadaki patent hakkının Rumsfeld'in eski şirketi Gilead Sciences'a ait olduğu ve Amerikan askeri birlikleri için 1 milyon dolar değerinde Tamiflu siparişi verdiği sırada Rumsfeld'in Gilead Sciences'ın en büyük hissedarı olduğuydu. Kuş gribi paniği esnasında Gilead'ın hisse fiyatları tavan yaptığından Rumsfeld sayısız milyon dolarlar kazandı. Nisan 2009'da Meksika'nın Vera Cruz eyaletinin küçük, ücra bir köyünde 2005-2006 "Kuş Gribi" korkusuyla bir istisna dışında benzerlik gösteren yeni bir facia daha ortaya çıktı. 2009 yılı "Domuz Gribi" olayında Dünya Sağlık Teşkilâtı (WHO) bir kaç ay içinde tüm dünyayı kapsayan Faz 6 "Küresel Salgın" tehlikesi ilân etti. Dünya Sağlık Teşkilâtı'nın bu konudaki resmi beyanatı ise, aşırı derecede tuhaftı. Başta Dünya Sağlık Teşkilâtı (WHO) bile, Domuz Gribi, ya da resmi adıyla "H1N1 Enfluenza A"nın belirtilerinin "çok hafif" olduğunu kabul etti. Bu belirtiler hapşırma, öksürme, ateş ve/veya burun akıntısı olarak tanımlandı. Ayrıca, belirtileri gösterenlerin büyük çoğunluğunun 3-5 gün sonra tamamıyla iyileştiğini de onayladı. Hastalar yan etkileri çok ağır, hatta Japonya'da olduğu gibi bazı durumlarda ölümcül yan etkisi olan Tamiflu'yu (WHO'nun da önerdiği) kullansalar da kullanmasalar da zaten iyileşeceklerdi. Ne var ki, önde gelen virologlara göre, Dünya Sağlık Teşkilâtı küresel çapta bir salgın ilânı ile tüm dünyayı kapsayan bir âcil sağlık seferberliği başlattı. Ancak bunun sonucunda sağlıklı bireylere bile zarar verebilecek bir aşı tahribatı yaratılacaktı ki, eğer hiçbir şey yapılmasa bu kadar zarar verilmiş olmayacaktı. Bu durum, Dünya Sağık Teşkilâtı ve ilaç endüstrisinin içinde yer aldığı, H1N1'in arkasındaki güçlerin, saf ve dehşete düşmüş yüz milyonlarca kişi üzerinde uygulanan sinsi bir plân "aşı yolu ile kitlesel soykırım" olduğu konusunda kuşkular yarattı. Böylesine sinsi bir tertibin arkasında kimin olduğuna dair ipucu ise, kendini dünya nüfusunun önemli ölçüde azaltılmasına adayan gizli milyarderlerin oluşturduğu yeni bir kulübün kuruluşunun ifşası ile aynı zamanda ortaya çıktı. Bu yeni gurup büyük bir alaycılıkla kendini "İyilik Kulübü" olarak adlandırdı. Ne için iyilik, ya da kimin için iyilik olduğu ise söylenmedi. Kaygı verici bir biçimde, Kuzey Kutbu'nun yakınında küresel tohum deposu tesis etmek için bir araya gelen David Rockfeller ve Bill Gates de bu "İyilik Kulübü"nün kurucu ortaklarıydılar. "F. William Engdahl, "Sahte Domuz Gribi, Gıdalar / Üstün Irk Yaratma - Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri", Bilim+Gönül Yayınları, 1. Basım, Aralık 2009, S:1-3" (Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri)
  • Sarkozy, H1N1 domuz gribi için 1 milyar avro bütçe ayırdı. Fakat Yegane sorun, Dünya Sağlık Teşkilâtı'nın henüz tanımlamasını yapamadığı bir virüs için, farazi bir hastalık üzerinden ilaç üretmek en hafif tâbirle şüphe uyandıran bir durumdur. (Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri)
  • İspanyol Gribi denen 1918 salgınının genomu Birleşik Devletler hükümeti tarafından 1918’de Alaska’da gripten ölmüş birinin donmuş cesedinden alınarak canlandırıldı. Bu canlandırma yüzünden hem “Kuş Gribi”, hem de onun “aşısı” bugün kamu sağlığı için önemli bir tehdit unsurudur. (Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri)
  • Bugün yaşananlar resmen Domuz Gribi'nde de yaşanmış: "Sonuç olarak ölen insanların daha önce açığa vurulmamış solunum hastalıklarından mustarip olduklarını biliyoruz. Sadece ABD'de her yıl 36 bin gribe bağlı ölüm kaydedilmekte ve bu herhangi bir panik ya da alarm durumuna yol açmamaktadır. Bunların çoğu da yaşlılar ve akciğer hastalarıdır. Bugüne kadar bütün Fransa'da sağlık mercileri tarafından 24 kişi HINI belirtileri gösteriyor olarak kaydedilmiştir. Burada şunu hatırlatmakta fayda var: Dünya Saglik Teşkilatı ve Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, H1N1 belirtilerini ateş, öksürük, baş ağrısı ve burun akıntısı olarak sayıyor. Siz bu şekilde Domuz Gribi” belirtileri gösteren birilerini tanıyor musunuz? Tipkı soğuk algınlığında görüldüğü gibi "Domuz Gribi” belirtileri görülen dünya çapında 15 bin den fazla sayıdaki vak'anın büyük çoğunluğu, 3 - 7 gün arasında mucizevi bir iyileşme göstermiştir." Sahte Domuz Gribi - Üstün Irk Yaratma / S.35 William Engdahl / 2009 (Sahte Domuz Gribi, Gıdalar Üstün Irk Yaratma Dünya Nüfus Azaltımı Projeleri)
  • ... CIA, ülke içinde muhalefet tertipliyordu. Önce yurt içindeki genellikle orduyla bağlantılı sağ kanat gurupları belirliyor, sonra da onlara bir teklifte bulunuyordu: “Bizim lehimize bir iş ortamı sağlarsan seni iktidara getiririz.” Bu süreci hızlandırmak için genellikle büyük rüşvetler veriliyordu. (Küresel Tam Hakimiyet)
  • Terör, "düşman'ın yeni küresel görüntüsü olarak komünizmin yerini almıştı. Yeni teröristler her yerde veya herhangi bir yerde olabilirlerdi, her şey bir yana, savaşın Washington'da tanımlandığı hali her nasılsa aynı zamanda dünya petrol rezervlerinin çoğunluğunu denetleyen Müslüman bölgelerde bulunuyordu (Petrol Para İktidar)
  • Bir anlamda para, onu iyi kullanmayı bilen zenginlere aittir. (Ölüm Tohumları)