Kitap Künyesi

Yazar: Peter Nadas

Çevirmen: Gün Benderli

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750715914

Sayfa Sayısı: 200

--reklam--

Ölümle Baş Başa Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Péter Nádas, sıradan insanların sıradışı yaşamlarının yazarıdır. Yaşama mücadelesi veren, yoksul, kimi değerlerinden kopmamış kimi içindeki bastırılmamış faşizan duygularını ilk çatlakta ortaya çıkaran insanlar...

Yer yer yaşama bir çocuğun gözünden bakar yazar; büyüklerin anlaşılmaz dünyasına özenerek masumiyetini kaybeden çocuklar da vardır bu öykülerde, hâlâ kendisini koruyabilenler de... Ortak yanları ihmal edilmeleridir. Kimse -anne babaları dahil- gözlerine bakmaz onlarla konuşurken...

Yaşamla ölüm iç içedir Nádas kitaplarında... Kendisi de yaşamın kıyısından dönmüş, ölümün soluğunu ensesinde hissetmiş, hatta "Ölümle Baş Başa"da yaşadıklarını öyküleştirmiştir.

Zihnim, aslında hazin bir yok oluş olarak anlaşılması gerekeni olağanüstü bir tepkisellikle değerlendiriyor, çünkü artık başkalarının deneyimiyle kıyaslama imkânı yok. Bu dünyevi bir şey olamaz, ben bu harikuladeliği hissetmek için bir şey yapmadım ki, oysa başkalarıyla paylaştığım fiziksel varlığımda hep bunu arzulamış, hiçbir zaman da başaramamıştım. Bu son deneyimi hiç kimseyle paylaşamayacağımı bilmek bana çok eğlenceli geldi. Demek ki yaşamım, neyin yakınına sokulmam gerektiğini hissettiğim birkaç şanslı andan ibaretmiş.

--reklam--

Ölümle Baş Başa Alıntıları - Sözleri

  • Benim hiçbir yerde hiç kimseyle oturmaya keyfim olmadığını ona nasıl söylesem.
  • Bir şeyin reddedilmesi sadece biçim­sel olamaz, bir şeyin reddedilmesi ona karşı çıkmayı, ey­lemi gerektirir, ne var ki ben eylem yapacak halde olma­dığımdan seçim de yapamıyordum.
  • Zamanla çok şey öğrendi. Soru sormadan tek başına dünyayı anlamayı..
  • Herkes normal bir şekilde yü­rürken sen kendini zar zor sürüklüyorsun.
  • İsterdim "gitme, kal" demeyi ama o kadar kendinden emin adımlarla uzaklaştı ki cesaret edemedim.
  • Ruhun belleği olmadan beden anlaşılamaz.
  • Kişiliklerinin duvarları, iktidar savaşı­nın toz dumanına karıştı yok oldu.
  • Annem beni sakındığı için değil, ona da aynı şeyi yaptıkları için benden hesap soruyordu.
  • Oturdum, uykum vardı, umutsuzdum, üzgündüm.
  • Yetiştirilirken aldığım terbiyenin yaşamda nasil iflas ettiğini görmenin buz gibi soğukluğunda kıpırdamadan oturdum.
  • Kendisini hayata karşı sözcüklerle savunanların aksine o, görünüşüyle, bakışlarıyla, hareketleriyle ve bek­lenmedik gülüşleriyle çevresine sınır koymuş ve küçük dünyasında kendisini, nefret edilecek ama aynı zamanda yanına yaklaşılamadan saygı duyulacak biri yapmıştı.
  • Işığın olmaması, evindeymişsin gibi huzur veriyor insana, düşüncelerinin nesnelliğine güvenerek kendini serbestçe onlara teslim ediyorsun.
  • Bana tümüyle yabancı insanlara kendimi bu kadar yakın hissedebileceğimi hiç düşünmemiştim, şimdi ölüm korkusuyla büyümüş gözlerle ayırımına varıyorum, kendi durumumuzu her an başkalarınınkiyle kıyaslayarak ve başkalarınınkini de kendimizinkiyle kıyaslayarak anlıyoruz.
  • Ruhun belleği olmadan beden anlaşılamaz.

--reklam--

Ölümle Baş Başa İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nadas’ı tanımak isteyenlere tavsiye ederim...: Peter Nadas ile @neco_z hocam sayesinde tanıştım. İyi ki de tanışmışım, Macar edebiyatının son dönem önemli yazarlarından biri olan ve birçok uluslararası ödülün yanısıra 2003 Franz Kafka Ödülü’nü de kazanan Nadas ile. Hocama teşekkürlerimi sunarım Zorlu geçen çocukluğundan beslenmiş yazarlardan biri Nadas. Anne ve baba tarafından Macar Yahudisi olan 1942 doğumlu yazar henüz 2 yaşındayken annesi ile birlikte Nazi istilasından kaçarlar. İstilanın sona ermesi ile, “Macar Kurtuluşu”ndan hemen önce Budapeşte’ye geri dönerler; anne ve babası komünist yönetimde görevler üstlenir. Ancak annesi, Nadas henüz 13 yaşındayken, yakalandığı hastalık sonucu hayatını kaybeder. Komünist Parti’nin üst düzey görevlilerinden olan babası ise bundan 3 yıl sonra uydurma bir rüşvet skandalı ile suçlanır, mahkemede aklanır, ancak olanları kendine yetiremediği için intihar eder. Nadas ve kardeşi, annelerinin amcası tarafından büyütülür. Nadas aslında bir fotoğrafçı, nitekim bu nedenle olsa gerek hikayelerini anlatışındaki özgün tarzını ve detaylı betimlemelerini beğendim. Bu kitap birbirinden bağımsız 4 hikaye içeriyor; ilk 3 hikaye, “Kutsal Kitap”, “Bahçıvan” ve “Kuzu” bir çocuğun gözünden ve çocuğun dili ile anlatıldığından oldukça ilgi çekici. “Kutsal Kitap” ve “Bahçıvan” çarpıcı bir hırs, iktidar savaşı, iki yüzlülük ve anti-semitizm eleştirisi içeriyor. Çarpıcı; zira bu hikayelerde yıkıcılık, alıştığımızın aksine iktidar sahiplerinden değil, sıradan insanlardan geliyor. Birinde hizmetçiye iftira atan büyükanne, diğerinde komşularını kıskanan gecekondu sakinleri arkada kalan mutsuzluk ve enkazın sebebi.”Garibanın garibana zulmü” her iki hikayede de başarılı anlatılmış bana göre. "Sınıflaşma, insanın bir özelliğine, hiyerarşide kendisinin altında başkalarının olduğunu bilmek istemesine dayanır. En altta olanlar, intikam duyguları içinde, bu düşünsel ve maddesel sınıflandırmaya karşı baş kaldırma fırsatı kollar.” der Nadas. Ama bize gösterir ki, en alttakilerin başkaldırısı öyle hayal ettiğimiz gibi durumlarından sorumlu olanlara değil kendi gibilere yönelir çoğunlukla… 3. Hikaye “Kuzu” insanın içinde derin sızı bırakan bir yetim kalma hikayesi. Nadas’ın acısı ile paralellik gösteriyor; hüzünle sorgulatıyor bize Nadas; “Yas nasıl tutulur? Hele hele annenin yası nasıl tutulur” Son hikaye olan “Ölümle Baş Başa” yurtdışında tek bir kitap olarak ayrı yayınlanmış; bence çok da iyi olmuş. Zira ilk 3 hikaye ile ortak hiçbir yanı yok bu hikayenin. “Ölümle Baş Başa” Nadas'ın geçirdiği kalp krizi, kalbinin durması ve yeniden canlandırılmasının kesin bir dille, kahramanın dilinden, çarpıcı ve etkileyici bir anlatımı. Yazar bu hikayesinde fotoğrafçılığının avantajını da kullanarak kalp krizi geçirirken yaşananların, bedenin ölümünün ve geri dönüşün resmini çekmiş bize. Kendi ölümünün biçimi, yapısı ve içeriğini; beden ve ruh, yaşam ve ölüm, varlık ve yokluk karşıtlıkları üzerinden yansıtmış. Alışageldiğimiz o “uzakta bir ışık gördüm, ona gidiyordum.” söylemini derinleştirerek resmetmiş Nadas; eşzamanlı olarak hissedildiğini iddia ettiği zevk ve acı, neşe ve dehşet, yücelme ve bunalım duygularını güzel aktarmış. Hayatla ilgili sorgulamalarını yaparken ölümden korkmadığını, hatta onu çağıran bu cezbedici belirsizliği sevdiğini söylemiş. Yakın zamanda çok sevdiğim bir yakınımı kalp krizinden kaybettim, Nadas’ın bu hikayesi ona rağmen rahatsız etmedi beni; hatta o belirsizliğin verdiği umudu ben de sevdim. Nadas’ı tanımak isteyenlere tavsiye ederim. (AkilliBidik)

Kitabın içerisinde 4 öykü var, 3 tanesi bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Son öykü ise arka kapakta belirtildiği üzere yazarın yaşadıklarını yazdığı bir öykü. Hikayeler akıcı ve çok gerçekçi. Özellikle çocukların yaşadığı, maruz kaldıkları durumlar, aileleriyle ilişkileri ve hissettikleri sadece kendi hayatımızda değil dünyada ki her yerde olabileceğini gösteriyor. Kitabı çok önem vermeden almıştım ama okuduğum için çok sevindim. Herkese tavsiye ederim. (Tek sevmediğim yanı kapak resmi oldu, şahsen alakasız buldum.) (seray şimşek)

Peter Nadas gizli kalmış bir hazine gibi. Macar edebiyatının son dönem yazarlarından. Yazarla bu kitabı aracılığıyla tanışmış olduk. Kitap öykülerden oluşuyor. İlk üç öykünün ana karakteri çocuklar. Son öyküde bir kalp krizi sırasında ve sonrasında neler yaşadığını yani kendisini anlatmış. İlk öykülerin bazı yerleri yine bir Macar edebiyatı kitabı olan Pal Sokağı Çocuklarını andırdı. Coğrafya ve karakterler ortak olunca benzerlik de kaçınılmaz oluyor. Kitabı okurken kendi çocukluğunuzu da bulabilirsiniz. Macarlarla ortak kökten gelişimiz bugünkü bir takım benzerlikleri de beraberinde getiriyor sanırım. Kitap güzeldi. Ben beğendim. (Ahmet GÜNAY)

--reklam--

Ölümle Baş Başa PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Peter Nadas - Ölümle Baş Başa kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölümle Baş Başa PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Peter Nadas Kimdir?

1942, Budapeşte doğumlu olan Peter Nadas, Çağdaş Macar edebiyatının son dönemde öne çıkan isimlerinden birisi. Bir süre gazetecilik de yapan yazar, Philip Roth, Elfriede Jelinek, Harold Pinter gibi önemli yazarlara da verilen Franz Kafka Edebiyat Ödülü’nü 2003 yılında kazanmıştı.

--reklam--

Peter Nadas Kitapları - Eserleri

  • Ölümle Baş Başa
  • Bir Aile Romanının Sonu

--reklam--

Peter Nadas Alıntıları - Sözleri

  • Benim hiçbir yerde hiç kimseyle oturmaya keyfim olmadığını ona nasıl söylesem. (Ölümle Baş Başa)
  • "Tanrı'yı aramanın iki aşırı ucu var! Her aşırılık yalandır! Yaşamak istiyorsan aşırılıkların peşinde koşmayacaksın. Başka çılgınlar bunu senin yerine yapıyor. RAHİP ve SANATÇI, ömür boyu arıyorlar, önlerinde saygıyla eğiliyoruz, oysa aslında şarlatan, yalancı hepsi. Sanatçı odasına kapanıyor, perdelerini çekip aynada kendini seyrediyor. Böyle kulüstür bir ayna ne gösterebilir ki? Vücudu elbette vücudu. O da kalkıp sevinç naraları atıyor: Tanrı vücutta! Her bur vücut ayrı bir Tanrı! Yalan söylüyor! Rahip, hücresinin içini sığılamayacak kadar dar tutuyor, kapının önünde benliğinden soyunacak ve onu kaba bir giysi gibi dışarıda bırakmaya mecbur kalacak kadar dar... Ve hiçlik, hiçliğini bulduğu zaman ağız şöyle haykırıyor: İşte yukarıda! Yalan! Vücutta ve ruhta değilse nerede o zaman? Var mı? " (Bir Aile Romanının Sonu)
  • Ruhun belleği olmadan beden anlaşılamaz. (Ölümle Baş Başa)
  • "Hayat çocuğun içinde artık, nasıl denizin tek bir damlası bile denizse" (Bir Aile Romanının Sonu)
  • Herkes normal bir şekilde yü­rürken sen kendini zar zor sürüklüyorsun. (Ölümle Baş Başa)
  • "Ama mutluluk nedir? Kimbilir! Mutluluk en güzel kadına benzetilebilir" (Bir Aile Romanının Sonu)
  • Oturdum, uykum vardı, umutsuzdum, üzgündüm. (Ölümle Baş Başa)
  • Kendisini hayata karşı sözcüklerle savunanların aksine o, görünüşüyle, bakışlarıyla, hareketleriyle ve bek­lenmedik gülüşleriyle çevresine sınır koymuş ve küçük dünyasında kendisini, nefret edilecek ama aynı zamanda yanına yaklaşılamadan saygı duyulacak biri yapmıştı. (Ölümle Baş Başa)
  • Ruhun belleği olmadan beden anlaşılamaz. (Ölümle Baş Başa)
  • İsterdim "gitme, kal" demeyi ama o kadar kendinden emin adımlarla uzaklaştı ki cesaret edemedim. (Ölümle Baş Başa)
  • Yetiştirilirken aldığım terbiyenin yaşamda nasil iflas ettiğini görmenin buz gibi soğukluğunda kıpırdamadan oturdum. (Ölümle Baş Başa)
  • Işığın olmaması, evindeymişsin gibi huzur veriyor insana, düşüncelerinin nesnelliğine güvenerek kendini serbestçe onlara teslim ediyorsun. (Ölümle Baş Başa)
  • "Yaşlandığında resimleri tutma aklında. Sadece düşünce kalsın. Salt düşünce! " (Bir Aile Romanının Sonu)
  • Bir şeyin reddedilmesi sadece biçim­sel olamaz, bir şeyin reddedilmesi ona karşı çıkmayı, ey­lemi gerektirir, ne var ki ben eylem yapacak halde olma­dığımdan seçim de yapamıyordum. (Ölümle Baş Başa)
  • Kişiliklerinin duvarları, iktidar savaşı­nın toz dumanına karıştı yok oldu. (Ölümle Baş Başa)
  • Zamanla çok şey öğrendi. Soru sormadan tek başına dünyayı anlamayı.. (Ölümle Baş Başa)
  • Annem beni sakındığı için değil, ona da aynı şeyi yaptıkları için benden hesap soruyordu. (Ölümle Baş Başa)
  • Bana tümüyle yabancı insanlara kendimi bu kadar yakın hissedebileceğimi hiç düşünmemiştim, şimdi ölüm korkusuyla büyümüş gözlerle ayırımına varıyorum, kendi durumumuzu her an başkalarınınkiyle kıyaslayarak ve başkalarınınkini de kendimizinkiyle kıyaslayarak anlıyoruz. (Ölümle Baş Başa)