Kitap Künyesi
Yazar: Stanislaw Lem
Çevirmen: Hande Taylan
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789754708691
Sayfa Sayısı: 246
--reklam--
Ölümlü Makineler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
(...) Ne olduğunu bilmiyor, ne yapacağında emin değilmiş gibi görünüyordu. Pirx'in anlamakta hiç zorlanmadığı bu tereddütte, bu kararsızlıkta öylesine aşina, öylesine insanca bir şey vardı ki boğazında bir düğümlenme hissetti.
Ölümlü Makineler, bilimkurgu türünün duayeni Stanislaw Lem'in robotlar, başka bir deyişle "demir melekler" üzerine yazdığı on dört öyküden oluşuyor. "Robot Masalları" adlı derlemeyi oluşturan ilk on bir öykü, elektroşövalyelerin elektroatları üzerinde kılıç oynattıkları, "bir damla protoplazması bile olmayan bir dünyayı" konu edinir. Bu dünyada insanın adı da anılır, gittiği her yere yıkım götüren "Beyaz Ölüm" olarak. Öykülerin ortak noktası, robotların da ölümlü birer yaratık, nihayetinde birer insan olduklarıdır. "Av" ile "Maske" adlı iki hüzünlü öyküde Lem, uzun soluklu yapıtlarını aratmayacak bir kalem ustalığı ve yaratıcılık sergiler. Bir makine ile bir insan arasındaki sınırın adeta silindiği duygu yüklü birer başyapıt niteliğinde. Öyküleri derleyip İngilizce'ye çeviren Michael Mandel'in dediği gibi: "Lem çok eğlencelidir, ama bir öyküyü hüzünlü bir tonda anlatmasını da bilir."
(Arka Kapak)
--reklam--
Ölümlü Makineler Alıntıları - Sözleri
- “Aklıma gelen her şeyi inşa edebilirim,” diyordu. “Öte yandan, aklıma her şey gelmiyor. Bu da beni sınırlıyor,
- Sana ne kadar acıyorum, Evren’in kurbanı! Yaşamak ne kadar büyük bir ıstırap, ne kadar umutsuz bir kapan...”
- Bilgisayar, “Ha, ha!” dedi. “İlk önce tartıştığımız durum konusunda haklı olduğumu itiraf etmelisin; ikinci olarak da, bana sadece Dijital Sadrazam diye hitap edeceksin, “Yüce Demirmanyetikliğimiz” demene de izin veriyorum!”
- “Çekiciniz yok, değil mi?” diye sordu. “Hayır.” “Ne yazık. Başım ağrıyor.” Onunla konuşmaya başladım. Hastalık hastası bir robottu. Gıcırdayan el arabasında yedek parçalar taşıyordu.
- “Entelektronik uzmanı olmadığım için Kreo hakkında size fazla bir şey söyleyemeyeceğim.
- Her birinin birer tane vücudu, buna rağmen çok sayıda bacağı vardır ve bulundukları mevkinin yüksekliği oranında bacaklarının sayısı da artmaktadır. Başlarına gelince, onları gereksinim duyduklarında taşırlar: Herkes mevkiine uygun bir baş taşır, fakir aileler genellikle tek bir baş taşırlar, öte yandan zenginler kasalarında farklı durumlar için çeşitli başlar biriktirirler: Yani, sabah ve akşam için özel bir baş, savaş durumunda stratejik bir baş, acil durumlar için çok hızlı bir başları vardır; ayrıca, sakin ve dengeli başlar, patlayıcı başlar, tutkulu başlar, vakit öldürme başları, evlilik ve cenazeler için özel başları vardır, böylece karşılaşabilecekleri her duruma karşı donanımlı olurlar.”
- Tek bildiği, varolmaktan başka bir suçu olmayanlardan intikam almak olan beyaz ölümü taşıyor...”
- “Buyrun bakalım! Hayranlık da yasak!
- Her şey, dişime metal dolgu yapan o dişçinin suçuydu. Kendisine gülümsediğim gazete satıcısı kız beni robot zannetti. Bunu ancak metroda, gazeteyi açtığımda anladım. Otomat Rehberi adlı gazeteyi vermişti bana. O gazeteyi pek sevmem, elektrik karşıtı duygular beslediğimden değil, yanlış anlamayın,
- akılsızlık her yerdedir! Ama onun her yerde oluşu, bizi onunla alay etmeye, ona mesafeyle bakıp gülmeye çağırıyor; bizim kahkahamız, aynı zamanda başkaldırının ve özgürlüğün de önünü açacaktır.
- görünmeyen odalardan müzik sesleri geliyordu; lobiden geçerken Çin yapbozları, renkli albümler ve cesurca yapılmış çıplak bir robot heykeli gördüm.
- Nasıl başkaları hazineler biriktiyorsa, bu cüceler de bilgi yığarlardı; bu nedenle onlara Mutlak İstifçiler denirdi. Bilgeliklerinin kaynağı, topladıkları bilgileri hiç kullanmamalarıydı.
- ergo sadece hiçlik vardır, yani hiçbir şey yoktur. Kanıtın inceliği ve kesinliği karşısında hayran kaldım. Anlamadığım tek şey Profesör Urlip’in burada ne işi olduğuydu. Sonunda zavallı filozofun epey delirmiş olduğunu anladım - bunu bana kendisi söyledi. Deliliği, artık kendi öğretisine inanmamasından kaynaklanıyordu, hatta dediğine göre zaman zaman kendisine bazı şeyler var gibi geliyormuş.
- “Bana ismini söyle, çünkü bu masalın doğru yerinde sormayı unuttum,”
- “Bana sadece bir milyar yıl verin ve neler yaratabileceğimi görün”
--reklam--
Ölümlü Makineler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Stanislaw Lem’in Robot Öykülerinden Oluşan Bir Derleme: Ölümlü Makineler: “Soylu bir alçaklıktı benimki ve özgürlüğüm beni doğrudan emredileni değil, yaratıldığımda bizzat istediğim şeyi yapmaya zorluyordu.” Bilimkurgunun usta kalemlerinden yazar/Stanislaw-Lem‘in öykülerinden oluşan bu derleme, 2001 yılında İletişim Yayınları tarafından basıldı. yazar/hande-taylan çevirisiyle İngilizce’den dilimize aktarılan derlemede 14 kısa öykü bulunuyor. Lem’in 1971 ile 1976 yılları arasında kaleme aldığı bu öyküler belirli bir tema çerçevesinde bir araya toplanmış. Tıpkı yazar/Isaac-Asimov’un “kitap/ben-robot--24182”unda (incelemesi için bakınız: gonderi/106568251 ) olduğu gibi robot öykülerinden oluşan bu antolojinin ilk yayımlanma tarihi ise 1977. Ben Robot’tan tam 27 sene sonra yayımlanan Ölümlü Makineler tema olarak Asimov’un öykülerine benzese de, biçim ve anlatım olarak farklılık gösteriyorlar. Lem’in robot öyküleri Asimov’unkilere nazaran daha yüksek dozda mizah içeriyor. Romanlarında da her daim mizahı bilimkurgu içinde bir sos olarak kullanan Lem’in robotları, robot yasalarıyla üretilmedikleri için elbette sorunları da daha büyük olabiliyor. İlk etapta öykülerin birçoğu Ortaçağ’da geçiyormuş gibi hissedilse de, okumaya devam ettikçe her birinin bir robot uygarlığı olduğunu anlayabiliyoruz. Ünlü romanı kitap/siberya--18704’da geçen bir öykünün yanı sıra, en sevilen kahramanı Ijon Tichy’nin başrolde olduğu bir öyküye de rastladığımız bu seçkide birçok konu üzerinde kalem oynatıyor Lem. Evrenin nasıl oluştuğundan robot ve insan arasındaki av avcı ilişkisine, bir robotun kendini ve dünyayı tanıma aşamasından robotlar arasındaki dostluklara, savaş yanlısı olmanın sonuçlarından akıl hastanesinde tedavi gören bozuk robotlara dek pek çok farklı alanda güldüren, güldürürken de düşündüren hikayeleriyle bilimkurgu okurlarını memnun etmeyi başarıyor. Kitaptaki öyküleri derleyen Michael Kandel ise Lem hakkında şu sözleri sarf ediyor: “Ölümlü Makineler’e güneşi de gölgeyi de katmaya çalıştım. Lem çok eğlencelidir, ama bir öyküyü hüzünlü bir tonda anlatmasını da bilir.” Ortaçağ havasına özgü kral ve kraliçe gibi unsurlarla robot, akıllı makine, bilim insanı gibi fütüristik temaları ustaca harmanlayan Lem, ortaya birbirinden eğlenceli tam 14 öykü çıkarıyor. Kısaca öykülere bakalım: 1. Üç Elektroşövalye: Pirinç, Demir ve Kuvars isimli üç elektroşövalyenin buzlarla dolu bir gezegende yaşadıklarının anlatıldığı öykü, güç savaşlarına ev sahipliği yapıyor. Buzkara isimli gezegende Buzadamlar yaşamaktadır. En bilge Buzadam Baryon, gezegeni istilaya gelen elektroşövalyeye karşı mücadeleye girişir. 2. Uranyum Kulaklıklar: Görevi, karanlığı yok etmek ve yıldızları aydınlatmak olan bir kozmogon mühendis Aktinurya isimli bir gezegene denk gelir. Palatiniidler’in yaşadığı bu gezegenin kralı ise devasa cüsseli Arkitoryus’tur. Aç gözlü kral halkına yeni bir vergi koyarken gezegenin genç mucidi Piron ise robot kozmogonla iletişime geçer. 3. Bir Solukyüzlü Katleden Erg’in Öyküsü: Garip nesneleri seven Kral Boludar, bir gün sarayına gelen Holozon adlı bir elektrobilgenin sözüne kanar. Homos Antropos isimli ender rastlanan bir yaratığı yakalama ve saraya getirme sözü verir. Kralın kızının bu canlıyla konuşur ve iyi niyetinin kurbanı olur. Kral Boludar bütün ülkede seferberlik ilan eder. 4. İki Canavar: Altı yıldızlı bir sistemde sonuncu yıldızın etrafından dönen volkanik kayalardan oluşan bir gezegen vardır. Yüzyıllar öncesinden kalan bir asa üzerinde yazan yazıların okunmasının ardından ortaya çıkan bilinmedik bir yaratık endişe yaratır. Yaratığa karşı savaşmak üzere elektroşövalyeler kahramanlığa soyunur. 5. Beyaz Ölüm: Aragna gezegeni ihtişam ve geometriden hoşlanan Enteritler’in evidir. Bir grup enterit gezegenin dış yüzeyine çıktıklarından dev bir uzay gemisi ile karşılaşır. Yapılan araştırmalar sonucunda bu geminin kapının bir sözcük ile açıldığı sonucuna varılır. O kelime “intikam”dır. 6. Mikroks ile Dev Evreni Nasıl Genişlettiler: Evrenin milyarlarca yıldır genişlemekte olduğu teorisinden yola çıkılan öyküde bu durumun nasıl meydana geldiği esprili bir dille anlatılıyor. Şimdiki evrenden önceki evrende yaşayan iki inşaat işçisi Mikroks ile Dev’in yaşadığı olaylar evrenin genişlemesine sebebiyet verir. “Ancak, bir olayın önemini sadece büyüklük belirleyemez. Bir ahmağın küçük bir kağıda yazdıklarını büyük bir ovaya yazsanız, yazdıkları büyük şeyler mi olur?” 7. Ejderhayla Savaşan Bilgisayarın Öyküsü: Siberya’nın yöneticisi Kral Poleander Partobon savaşa düşkünlüğüyle bilinen biridir. Akıllı robotlarla dolu Siberya’ya hiç kimse saldırıda bulunmadığı için bu durumdan hoşnutsuz olan Kral Partobon yapay savaşlar planlayıp her seferinde kazanarak kendini tatmin eder. Bir süre sonra bu durumdan da sıkılan Kral, Ay’da savaş senaryoları kurmaya başlar ve dev bir bilgisayarı Ay’a gönderir.Ay’a gönderdiği telgraflardan biri ise bilgisayar tarafından yanlış anlaşılır. *Bu öykü, kitap/asker-kacagi--23548 isimli bilimkurgu öykü derlemesinde de mevcuttur. (İncelemesi için bakınız: gonderi/102415708 ) 8. Kral Hidrops’un Danışmanları: Okyanusun derinliklerini metal krallığı için ehlileştiren yıldız kabilesi Argonoutlar’ın kralı Hidrops, su altındaki Aquenon Krallığı’nda 4 bakanını odasına çağırarak siyasi gelişmelerden haberdar eder. Diyoptrikus, Minogar, Filonot ve Amasid adlı bakanlarından kendisi için bir oğul yaratmalarını söyler. Bakanlar bir yandan kendi aralarındaki anlaşmazlıklarla uğraşırken bir yandan da kralın isteğini yerine getirmeye çalışırlar. Oğul yaratıldığında taç giyme töreni de gerçekleştirilecektir. 9. Otomateus’un Arkadaşı: Uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmayı düşünen bir robot, kaşifinin tavsiyesiyle bir elektrikli arkadaş edinmeye karar verir. Kulağa takılan bir granül olan bu küçük alet zor anlarda sahibine rehberlik ve arkadaşlık eder. Alfred adını verdiği elektrikli arkadaşıyla bir adaya düşen Otomateus’un kaderi şansa bağlıdır. 10. Kral Globares ve Bilgeler: En büyük bilgelerini günün birinde huzuruna çağıran Kral Globares onlardan kendisine bir öykü anlatmasını ve bunun sonucunda şaşırmak, eğlenmek ve heyecanlanmak ister. İstekleri karşılanmadığı taktirde ise hepsini ölümle tehdit eder. “Gerçeklik, varmış gibi görünebilir; rüyalar da böyledir. Ama gerçekliğin hipotezi gereksizdir. O halde rüya da vardır.” 11. Kral Gnuff’ın Öyküsü: Babası Heliksander’in ölümünden sonra tahta geçen Gnuff korkak biridir. Akrabalarının tahtını ele geçirmesinden korkan Gnuff, bunun için bir dizi önlem alır. Fal makinasının ortaya çıkardığı kehanet onu bir hayli endişelendirir. 12. Dr. Viliperdiyus’un Sanatoryumu: Lem’in en meşhur karakteri Ijon Tichy’e ev sahipliği yapan bu öyküde Tichy robotlar için çıkan “Otomat Rehberi” isimli gazetede bir ilana rastlar ve aklına gelen şeyi hemen yapmakla ünlü biri olduğu için robotlar için işlem gören psikolojik vakalar hastanesine gider. Orada karşılaştığı robotlarla çeşitli etkileşimlerde bulunan Tichy’nin amacı Dr. Viliperdiyus ile görüşmektir. 13. Av: Diğer öykülere nazaran biraz daha hüzünlü bir havada geçen öyküde bir görev neticesiyle kendisini Mars’ta bulan Pirx isimli bir robotun yaşadıkları anlatılıyor. Kreo ismiyle bilinen başka model bir robotun taşkınlık yapması ve ortalığı birbirine katması sonucu tüm birlikler seferber olur ve bir yakalama planı üzerinde çalışırlar. 14. Maske: Kitaptaki en karmaşık ve en uzun öyküde bir kraliçenin çoklu yaşamına konuk oluyoruz. Sayfalar belirsiz bir havada akıp giderken, kraliçenin birbiri içine geçen ilginç duygularını çözümlemeye çalışıyoruz. Fakat dikkatli okunduğunda aslında her öyküde olduğu gibi bu öyküde de bir robotun varlığından haberdar oluyoruz. Lem finalde öyküsünü güzel bir şekilde bitirmeyi de başarıyor. “Çünkü akılsızlık her yerdedir! Ama onun her yerde oluşu, bizi onunla alay etmeye, ona mesafeyle bakıp gülmeye çağırıyor.” *Bu öykü, kitap/korkunun-butun-sesleri--21924 isimli bilimkurgu öykü derlemesinde de mevcuttur. (İncelemesi için bakınız: gonderi/102999414 ) Not: Kitabın şu an güncel bir baskısı bulunmuyor fakat kısa bir süre sonra Alfa Yayınları tarafından basılacağı bilgisini ekleyeyim. Keyifli okumalar dilerim. (Bahri Doğukan Şahin)
Oldukça güzel bir bilim kurgu romanı. Yazarın zamanında robotlar ile ilgili olarak yazdığı 14 adet hikayenin birleşiminden oluşan bir eser. Burada genelde kötü olanın illa robot veya insan olması gerekmediğini, herkesin kötü veya iyi olabileceğini de anlatıyor. Ayrıca madenleri de hikayelerinde etkili bir şekilde kullanıyor. Bir Solukyüzü Katleden Erg'in Öyküsü, Ejderhayla Savaşan Bilgisayarın Öyküsü, Otomateus'un Arkadaşı, Av, İki Canavar ve Beyaz Ölüm oldukça güzel hikayeler. Soluksuz okunan bir roman. (Serdar Poirot)
Gerçekten harika ötesi bir kitaptı ancak anlatımıyla değil anlattıklarıyla. Bölüm bölüm hikayelerden oluşan bazısını çok beğendiğim bazısını zor okuduğum bilimkurgu parantezinde evrenin her köşesine,gezegenlere hatta samanyolu galaksisine kadar bize yolculuk rehberi ederken aynı zamanda düşündüren ve kendimizle konuşmamızı sağlayan ütopik bir kitap. Bence kaynak olarak da kullanabileceğimiz bu kitap bize doğayı,kozmosu,evrenin yaratılışını ve big bange kadar birsürü şeyi kimi zaman aç gözlü bir kralın,kimi zaman ölüm korkusu taşıyan bir robotun,kimi zaman bir insanın gözünden hafif eleştiri,hafif serzeniş ile anlatmış. Dipnot:kitabın son kısmında yer alan maske adlı hikayeyi daha fazla konsantre sekilde okunmasını tavsiye ederim. (murat çelik)
--reklam--
Ölümlü Makineler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Stanislaw Lem - Ölümlü Makineler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölümlü Makineler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Stanislaw Lem Kimdir?
12 Eylül 1921’de Polonya, Lwow’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940’ta Lwow Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya’yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945 yılında ailesiyle birlikte Sovyetler’e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakow’a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askeri doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ardından bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946’dan itibaren çeşitli dergilerde şiirler, kısa öyküler yayımlamaya başladı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci 1951’de yayımlandı. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya’da Barış ve Fiyasko’nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Edebiyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006’da Krakow’da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.
--reklam--
Stanislaw Lem Kitapları - Eserleri
- Küvette Bulunan Günce
- Solaris
- Hayali Büyüklük
- Fiyasko
- Yıldız Güncesi
- Ölümlü Makineler
- Dünya'da Barış
- İnsanın Bir Dakikası
- Aden
- Dönüşüm Hastanesi
- Kör Talih
- Yıldızlardan Dönüş
- Yenilmez
- Soruşturma
- Gelecekbilim Kongresi
- Siberya
- Asker Kaçağı
- Mükemmel Boşluk
- Sahibinin Sesi
- Yıldızların Dönüşü
- The Mask
- Seçilmiş Eserleri
- The Cyberiad
- Seçilmiş əsərləri
--reklam--
Stanislaw Lem Alıntıları - Sözleri
- "Katiller haklı olsun ya da olmasın, birileri kurbanlara akıl vermeli." (Aden)
- -What do we do now? -"Wait and watch," replied the prudent Kalpacius. "We may learn something." (The Cyberiad)
- Önemli olacağını asla tahmin edemeyeceğim bir ayrıntı sayesinde inanılmaz bir şey keşfettim. (Kör Talih)
- İnsan var olduğu sürece, olgular boşlukta yer almaz. (Soruşturma)
- Ne denli sakınsa da insan denen varlık kuram geliştirmeden duramazdı. (Solaris)
- Uzay yolculuğu insanoğlunun merakının en özlü ifadesidir. (Aden)
- Sana ne kadar acıyorum, Evren’in kurbanı! Yaşamak ne kadar büyük bir ıstırap, ne kadar umutsuz bir kapan...” (Ölümlü Makineler)
- "En önemli karşı çıkış nedeni, insanın Dünya üzerindeki sorunlarını çözmeden evreni fethetmek istemiş olmasıydı, zira kahramanca uçuşların insanların acı çekmesini, adaletsizliği, korkuyu ve yeryüzündeki açlığı ortadan kaldırmak konusunda bir işe yaramayacağı açıkça ortadaydı." (Yıldızlardan Dönüş)
- Zamanla bilgisayar sistemleri imdada yetişti. Ama insanlar bir süre sonra bilgisayarların ağzına bakar hale geldiklerini fark etmekte çok gecikti. Bilgisayar hafızasına bağlı verilere dayansalar da akıl yürütme,yargıya varma işini kendilerinin yaptıklarını sanıyorlardı. Oysa aslında bilgisayar merkezleri tarafından işleme sokulmuş malzemeleri değerlendiriyorlardı ve bu malzeme insanlığın kaderini tayin eden kararları saptıyordu. (İnsanın Bir Dakikası)
- Silah kendi kendisini yenemez. (Dünya'da Barış)
- Senin bildiğini bildiğimi senin bildiğini biliyorum. (Dünya'da Barış)
- "Her birimiz, zorunluluktan meydana gelmiş, bir olasılığız, çokluğun içinden tekillik..." (Dönüşüm Hastanesi)
- Ne var ki, her köşesi silahla donanmış bir dünyada her çocuğun askeri sorumluluk taşıdığı bir gezegende nereye kaçabilirdi ki? (Asker Kaçağı)
- Kendi ellerimizle şu hale getirdiğimiz dünyada yaşamak zorundaydık, kendi düşen ağlamazdı. (Gelecekbilim Kongresi)
- Burada her varsayım iflas ediyor. (Yenilmez)
- "Mutlak bilgiye sahip olmasının yalnızca benim hayalimden ibaret olduğu anlamına geliyordu. Bir açıdan bunalıma sürükleyen bir keşifti bu; öte yandan da önümde yeni ve beklenmedik ufuklar açmıştı." (Küvette Bulunan Günce)
- Kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, o da bilgilerinin felâketi önlemek için yeterli olmamış olduğu. (Yenilmez)
- "Bu delilikten bir sonuç çıkaramamak, çıkarmaktan çok daha iyidir," (Aden)
- Korkunun sadece gözleri büyük değildir, -beyni de küçüktür. (Dünya'da Barış)
- Saray mensuplarının yaşamı bir sahtekarlıktı. (Mükemmel Boşluk)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin