Kitap Künyesi

Yazar: Arthur Schopenhauer

Çevirmen: Ahmet Aydoğan

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9786050201192

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Ölümün Anlamı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Ölüm yaşama iradesinin ve daha da özelde onun için temel ve elzem olan bencilliğin tabiatın akışı içinde aldığı büyük tazirdir ve varoluşumuz için bir ceza olarak düşünülebilir.

Ölüm maddi-hissi hazla doğumun birleşip oluşturdukları düğümün acıyla sancıyla çözülmesidir; o şiddetli yıkımdır ve hakiki tabiatımızın temel hatasını dışarıdan haykırır: Büyük uyanıştır ölüm."

Ölüm hayatın neresinde? Hayat ölümün neresinde?

Ölümü hayatın tam göbeğinden sürüp çıkarmanın ve başımızdan ustaca savuşturmanın en sofistike yollarını keşfetmek bize ve yaşadığımız dünyaya neye maloldu? Yaşadığımız hayatı kendi ellerimizle cehenneme çevirdiğimizi artık en ayak direyiciler bile itiraf ederlerken, bu cehennemde ölümü hayatın içinde tuttuğu yerden ve o yere bağlı olarak haiz olduğu ağırlıktan etmenin faturasını görmekte hâlâ ayak direyecek miyiz?

O halde ölümü yaptığımız hesaplarda sürekli göz önünde bulundurmanın verimli yolu hangisidir? Kendi ölümümüzü büyük ve önemli bir hadiseye nasıl çevirebiliriz? Bir son olarak değil, hayatın kurucu oluşturucu bir parçası olarak ölüme dair canlı bir kavrayışa nasıl sahip olabiliriz?..

Ölümü tekrar hayatın içine çekmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız.

--reklam--

Ölümün Anlamı Alıntıları - Sözleri

  • Uçurumundan ürküp korktu­ğun hiçlik nedir?
  • Kuşkusuz hayatın ve ölümün üstüne oynanandan daha büyük bir kumar bilmeyiz.
  • Zaman mekân içerisindeki bu gelip geçici dünyada ruh için bir yurt bulmaya dönük her türlü çaba kaçınılmaz olarak daha başından başarısızlığa uğrar.
  • Thrasymachos: Bana kısaca söyleyin, ölümden sonra ne olacağım ben? Açık ve kati. Philalethes: Her şey ve hiçbir şey.
  • "Kendinizi yabancı hissediyorsunuz, dahası içten içe her zamanki ruh haline yabancı büyük bir boşluk veya derin bir uçurum sezinliyorsunuz. Bunlar varoluşçulara göre tekinsiz tecrübelerdir ve gerçekliğin en iç özünü ifşa ederler. Böyle zamanlarda hissettiğimiz derin bir sıkıntı yahut endişe duygusudur; belli bir şekilde hiçbir şey ama genelde her şey bizi tehdit eder ve bunaltır. İçimiz kaygı ve endişeyle dolar, varoluşçulara göre bu metafizik kökleri olan psikolojik bir durumdur."
  • İnsanın yoktan yaratıldığı varsayımı zorunlu olarak ölümün onun için mutlak son olduğu varsayımına götürür...
  • "Buna göre bizim için ölümü böylesine korkunç hale getiren şey hayatın sonundan ziyade-çünkü bu kimse için özellikle üzülmeye değer bir şey olarak görünmez organizmanın yok oluşudur. Çünkü bu gerçekte kendisini beden olarak gösteren iradeden başka bir şey değildir. Fakat biz bu yok oluşu sadece hastalık veya yaşlılık belalarında gerçekten hissederiz; buna karşılık ölümün kendisi özne için sadece, beynin etkinliğinin sona erdiği, bilincin kaybolduğu ana dayanır. Bunu takiben bu sona ermenin organizmanın diğer bütün parçalarına yayılması aslında ölümden sonra gerçekleşen bir hadisedir. Dolayısıyla ölüm öznel bakımdan sadece bilinci ilgilendirir. Şimdi bu bilinç kaybının keyfiyetini herkes bir ölçüde uykuya dalıştan çıkarabilir; fakat gerçekten bayılan kimse bunu daha da iyi bilir, çünkü burada geçiş uykuda olduğu gibi tedricen ve rüyalar eşliğinde gerçekleşmez, önce bizi bilincimiz henüz tam olarak yerindeyken görme duyusu terk eder, hemen ardından derin bir tam bilinçsizlik hali bunun üzerine biner. Duyu/algı eşlik ettiği kadarıyla bu katiyen nahoş bir şey değildir; ve hiç kuşku yok nasıl ki ölüm uykunun kardeşiyse bayılma nöbeti de onun ikiz kardeşidir. Hatta kaza sonucu ölüm de aci verici bir şey olamaz, çünkü genellikle derin yaralar bile bir zaman geçtikten sonra hissedilmez ve çoğu zaman ancak harici belirtilerinden dikkati çeker."
  • Her ne kadar hayat, varoluşçuların söylediği gibi, her zaman geleceğe yönelmişse de, “gelecek” tabirini şimdinin bir boyutu olarak anlamadıkça bu ifadenin yanlış bir kanaat uyandırması kuvvetle muhtemeldir.
  • "bir insan daha doğduğunda ölmek için yeterince yaşlıdır"
  • “Ben varken ölüm yok, ölüm geldiğinde de ben yok olacağım. Bu yüzden ölümü hiç dert etmiyorum.”
  • Hristiyanların söyledikleri gibi biz dünyadayız ama dünyaya ait değiliz.
  • Kaygı herhangi bir şeyi öncelemez; o hiçliğin hakika­tini ifşa eder ve diğer bütün hakikatlere dair algımızın temelini teşkil eder.

--reklam--

Ölümün Anlamı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Merhaba kitap dostları iyi akşamlar dilerim.Bu akşam sizlere Artur Schopenhauer’in Ölümün anlamı isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Öncelikle söylemem gerekir Schopenhauer benim en sevdiğim filozoflardan biridir ve incelememe kitaptan bir alıntı ile başlamak istiyorum. “Ölüm yaşama iradesinin ve daha da özelde onun için temel ve elzem olan bencilliğin tabiatın akışı içinde aldığı büyük tazirdir ve varoluşumuz için bir ceza olarak düşünülebilir. Ölüm maddi-hissi hazla doğumun birleşip oluşturdukları düğümün acıyla sancıyla çözülmesidir; o şiddetli yıkımdır ve hakiki tabiatımızın temel hatasını dışarıdan haykırır: Büyük uyanıştır ölüm.” Ölüm hemen hemen herkesin hakkında düşündüğü bir olgu. Ölümün hayattaki tek mutlak gerçek oluşu biz ölümlüleri ürkütüyor elbette. Schopenhauer ölüme ve ölüm korkusuna odaklanarak tabuları yıkmaya ve en yalın şekilde kendisinin ve diğer filozofların fikirlerini aktarmaya çalışmış. Sizden yüzyıllar önce yaşayan, o okuduklarını kaleme alan birinin hayatın en önemli noktasına dairi sizinle aynı görüşleri paylaştığını görmek, onunla her sabah aynada tanıştığım yüzle tanışırken olduğunun aksine yeni bir kişiyle münasebet kurarcasına heyecanlanmak etkileci. Ölüm dediğimiz zaman hepimizin içi ürperir sanki konuşamayız... işte bu kitap bu tabuyu yıkmak adına farklı bir bakışla bizlere sunuyor ölümü..Felsefe okumaları yapıyorsanız bu kitabı atlamayın derim. (Dark Reader)

Filozof der ki: tüm felsefi sistemler ve dini inançlar ölümün mutlak yok edişine karşı teselli sunmaya yöneliktir. Bizler zamandan zamana, mekandan mekana değişen inançlarla aldatılırız. Bizim işimiz hangi yolun doğru olduğunu gösterecek bir otoban çizmek değil, bu yanlışlıkların kendiliğinden yok olacağı yüksek bir bakış açısı yaratmaktır. Gerçekleri söylemekten başka gayesi olmadığı için onun felsefesi karamsar ve iç karartıcı bulunacaktır. Ölümün anlamının var edici güç için bir göz kırpma olduğunu, elzem ve aslında kötü bir şey olmadığını anlatıyor. Akademik felsefi okumalarına nazaran herkes tarafından anlaşılabilecek, panteizme yatkın ve edebi bir lezzetle sunulan bu adamın kitaplarını okuyun. Çünkü ölümün mutlak kesinliğine karşı doğanın gerçek tesellisinden mahrum kalmak istemezsiniz. (okan çoban)

Ankara'da ayaz sokakları dolaşırken otobüs durağında bir adamın titrediğini gördüğümüzde onun üşüdüğü için böyle davrandığını düşünürüz. Halbuki aslında olan şey, o adamın üşüdüğü için değil, "ısınmak istediği" için titriyor olmasıdır. Benzer bir örneği bazı hayvanların kendilerini tehlikede hissettikleri zaman tüylerini dikleştirerek ya da dişlerini göstererek olduklarından daha büyük ve tehlikeli olduğu imajını vermeye çalışmalarında bulabiliriz. İşte bu ısınma ve üşüme örneğinde gördüğümüz gibi, ölüm korkumuz ve yaşama isteğimiz bir madalyonun iki farklı yüzünü oluştururlar. Schopenhauer bu kitabında ölüm korkumuzun mantıkla açıklanabilen bir şey olmadığını söylüyor. Çünkü gerçekten -mantıken- ölümden, zihnimizin iflasından korkuyor olsaydık her gece uyumak için yatağa girmemiz korkunç bir deneyim olurdu bizim için, hatta biraz abartırsak tabuta girmeyi çağrıştıran birkaç saniyelik tiyatral bir gösteri olurdu bu. Ama aslında tam tersi bir durum söz konusu. Her gece büyük bir keyifle uyuyor, uykuya dalırken bilincimizi memnuniyetle Gece Memuru'na sabah tekrar almak üzere teslim ediyor, hatta bazen sonsuza dek bu uykuda kalmak ve bize acılarımızı, sorumluluklarımızı hatırlatan bu bilinç kıymığından sonsuza dek kurtulmak istiyoruz. İşte görüldüğü ve Schopenhauer'in de belirttiği üzere, bizi korkutan şey zihnimizin yok olacak oluşu değil, bir fener işlevi gören zihin söndüğü zaman kör karanlıkta kalacak olan yaşama arzumuz/irademiz/istencimizdir. Schopenhauer bu kitabı toplamda 3 önemli kişinin etkisinde yazmış olduğunu söylesem sanırım çok hata yapmış olmam: "Ben varsam ölüm yok, ölüm varsa ben yokum." diyen Epikuros, idealar dünyası ile tanıdığımız Platon ve elbette Schopenhauer'ı oldukça etkilemiş olan Buda. Platon'dan etkileniyor çünkü aslında bizler yaşama iradesinin (idea) birer fenomeni, görünümüyüz. Haliyle biz ölüp gitsek bile, yaşama iradesi sonsuza kadar devam edecek diyor Schopenhauer: "Aslanlar ölür ama Leonitas, yani aslan ideası kalır. Tıpkı yüksek bir yerden düşen şelalenin sıçrattığı su damlacıklarının buharlaşıp gitmesi, ama şelalelin hemen üstünde parlamakta olan gökkuşağının daim oluşu gibi." Schopenhauer'ın deyişiyle bizler yaşama iradesinin görünümleriyiz. Bizim yaşlanmamız ve ölüşümüz, rahimde yeşerip dünyaya doğacak başka bir çocuk için gerekli. Hatta Schopenhauer'ın acımasız felsefesine göre cinselliği sönen insan artık türün devamını sağlayamayacağı için doğanın/türün ona ihtiyacı kalmıyor ve ölüm tırpanı, artık bir anız örtüsü haline gelmiş bu insanı hasat ediyor. İnsanı üreme ve türü devam ettirebilme kapasitesine indirgeyen bu bakış açısını acımasız bulduğumu söylemeyeliyim. Son olarak, çeviriden mi yoksa Schopenhauer'in yazış şeklinden mi bilmiyorum ama okuması oldukça zor bir kitap. Özellikle sonlara doğru bazı kısımlarda illallah diye diye, konunu özetlendiği kısımlara bir an önce geçme acelesiyle okudum. Bu yüzden kitabı okumak istemezseniz şayet, Schopenhauer'in ölüm felsefesini inceleyen Türkçe makalelere başvurabilirsiniz. Görüşmek üzere. (Eyüpcan Işık)

--reklam--

Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.

--reklam--

Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri

  • Bilmek ve İstemek
  • Düşüncenin Çağrısı
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • İnsan Doğası Üzerine
  • Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
  • Bilim ve Bilgelik

--reklam--

  • Felsefe Tarihinden Kesitler
  • Hayatın Anlamı
  • Aşkın Metafiziği
  • Fikirlerin Bilgisi Üzerine
  • Eristik Diyalektik
  • Akıl Sağlığı
  • Ölümün Anlamı

--reklam--

  • Din Üzerine
  • İdeal ve Gerçek
  • Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
  • Güzelin Metafiziği
  • Okumaya ve Okumuşlara Dair
  • Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
  • İstencin Özgürlüğü Üzerine

--reklam--

  • Merhamet
  • Üniversiteler ve Felsefe
  • Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
  • Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
  • Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
  • Hayatın Bilgeliği
  • İsteme ve Tasarım Olarak Dünya

--reklam--

  • Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
  • Akıl Zayıflığı
  • Varolmanın Acısı
  • Aşk ve Cinnet
  • Mantıksal Düşünce Doktrini
  • Edebiyat Dersleri
  • Parerga ile Paralipomena

--reklam--

  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
  • Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
  • Kişilik Oluşumu ve Sorunları
  • Yaşamın Bilgece Deneyimleri
  • Aforizmalar
  • Ruh Görme Üzerine
  • Dünyanın Istırabı Üzerine

--reklam--

  • İrade Felsefesi
  • Mutlu Olma Sanatı
  • Kötümserlik Üzerine
  • Fikir Mimarları Dizisi 19
  • On Women
  • Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
  • The Horrors and Absurdities of Religion

--reklam--

  • Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
  • Studies in Pessimism
  • Parerga ve Paralipomena 2
  • Seçme Yazılar
  • Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
  • Düşünceler
  • Kadınlar ve Diğer Konular

--reklam--

  • The Art of Literature
  • Aklın Yolu
  • Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
  • Aşkın Metafiziği
  • Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
  • Cinsel Aşkın Metafiziği
  • Metafizik İhtiyacı

--reklam--

  • Doğadaki İsteme Üzerine
  • Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
  • Kant Felsefesi Eleştirisi

--reklam--

Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri

  • les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
  • Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
  • Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)

--reklam--

  • Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
  • Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
  • Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
  • Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
  • “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
  • Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
  • Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)

--reklam--

  • Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
  • Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendi­siyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
  • Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
  • Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
  • Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
  • Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
  • Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)