Kitap Künyesi

Yazar: Senai Demirci

Çizer: Dağıstan Çetinkaya

Yayın Evi: Hayykitap Yayınları

İSBN: 9786057674128

Sayfa Sayısı: 104

Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Televizyon dininin iyi niyetli geçmişi, çok reklamlı şimdisi ve içler acısı geleceği üzerine…

İletişim kuramcıları televizyonu Roma sirkine benzetir Sirkte hiçbir şey normal olmamalıdır. Her şey şaşırtmalı ve yürekleri ağıza getirmelidir. Ayılara etek giydirilir sirkte. İnsanların ağzından ateş çıkar. Filler tek ayak üstünde durur. Aslanların ağzına kafa sokulur. Kanişler arka bacakları üzerinde dans eder

Televizyonda din anlatırken de, televizyondan sirk kurallarını değiştirmesi beklenemez. Onarıcı, sağduyulu, sakin, insaflı, duru ve diri hiçbir görüntüye ve sese izin vermez televizyon. Veremez! Din programlarında da çatışma olmalı, hiç olmadık tuhaflıklar gündeme gelmelidir, fantezi ürünü erotik imalar yapılmalıdır, hiç duyulmamış hurafeler dillendirilmelidir.

Din programcısı televizyonda tutunmanın bedelini ödemelidir. Sirkte olmanın gerektirdiği her türlü tuhaflığı harfiyen yerine getirmelidir. Yakası bağrı açılmadık absürt soruları kucağında bulmalı, eski küflü sayfalarda kalmış hurafeleri dillendirmelidir. Cast ajansından ücretle kiralanmış seyircilerin eline tutuşturulmuş ısmarlama sorular karşısında, gerekirse şaşırmalı, utanmalı, eli ayağı birbirine dolanmalıdır. Saf yürekli halkın hocalığına verdiği açık krediyi sonuna kadar kullanarak sirke seyirci kazandırmalıdır. İslam’da cinsel hayattan kabir azabının türlerine, kefen bağlama şovundan yanlış imsak vakti polemiklerine uzanan gündemleri ustalıkla yoğurmalıdır. Nihai tahlilde, show bir business’tır! Elbette ki “show must go on!”dur. Aksi caiz’nt…dır.

Dr. Senai Demirci, Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm derken, psikoterapist kimliğiyle, kimseleri kırmadan, sahne arkası şahitliklerini de yanına alarak, sade dilli bir medya okuması yapıyor. Safdil insanımızın duru ve diri olan dini, din adına üretilen kokuşmuş görüntülerden ve kirli gürültülerden ayıklamasına yardımcı olacak bir kılavuz oluşturmayı deniyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm? Alıntıları - Sözleri

  • Bir kaç genç Ramazan ayında yaşlı birinin kuytu bir köşede gizliden yemek yediğini görürler.. Alay ederek ; ''Hayırdır oruçlu değil misin dede'' Yaşlı adam : ''Tabi ki oruçluyum sadece su içip yemek yiyorum'' Gençler gülerek ''Gerçekten mi'' derler .. Yaşlı adam : ''Gerçekten tabi ; Yalan söylemiyorum .. Kimseye kötü gözle bakmıyorum .. Kimseyle alay etmiyorum..İsrâf etmiyorum .. Kimseye hakaret etmiyorum .. Kimsenin gizlisinin saklısının ardına düşmüyorum .. Gıybet etmiyorum .. Kimsenin malına göz dikmiyorum.. Lakin bir hastalıktan dolayı Mideme oruç tutturamıyorum o kadar..'' Yaşlı adam gençlere dönerek : ''Peki siz Oruçlu musunuz !?'' Gençler utanarak başlarını önlerine eğip : Hayır oruçlu değiliz sadece yemek yemiyoruz !! İNSAN ; bazen kendini de okumalı.. Hatta yargılamalı..
  • Bedeli ödenmemiş sözleri söylemekten korusun Allah hepimizi.Hazır bulunmuş sözlerin seslendireni olmaya razı olmak korkunç bir nasipsizliktir.Ucuza alınmış lafların volumünü giderek yükselttikçe, biricik seçeneğinden yoksun kalır insan.Sırf kendisi söylüyor diye,söylediği hakikate yabancılaşır,ona tabi olmak yerine onu tabi kılar kendine.Dudakları uzaklaşır gerçeğin pınarından. Bir de üstüne,söz kalitesinden olur; koflaşır,boşalır içi.Vicdanını sözün seslendireni...
  • Artık sadece gözlerimizle hüküm veriyoruz; bize gösterilenin, gösterilmesi uygun olanın kurgusu olan bitenin kendisine eşitlendi. Herşey göründüğü gibidir artık; olduğu gibi değil.
  • Uzun lafın kısası şu; artık maket” çağındayız. gerçekler, yeterince küçültülerek ve iyice budanarak, kimseleri yormayacak şekilde, kılçıkları çıkarılmış balık gibi, kolay yutulur “fileto” haline getirilir oldu. dinin anlatımı da payını alacak bu gelişmeden. hem de en hızlı yolla, en garip biçimlerde, en heyecanlı gösterimlerle.
  • Nasrettin Hoca'nın hikâyesi hiç de güldürmüyor artık! "Parası olan düdüğü çalar"dı değil mi? Şimdilerde aksi geçerli."Düdüğü çalan parayı alır!"
  • "Kırıldık ve acı çektik. Bu kadarı yeter! Acımızın hatırasıyla, hatamızın gül kızılı pişmanlığıyla geri dönme vakti. Altın fırsat elimizde. Kırık canları altın tebessümle onaralım..."
  • Alışıldık bir haber kalıbıdır bu."Şüpheli paket bulundu","Şüpheli paket imha edildi" Bize "şüpheli paket'ler" aratan,bizi "şüpheli paketler" yüzünden yolumuzdan eden,bizi "şüpheli paket"in patlamasıyla sevdiklerimizden eden,bizim için "şüpheli paket"ler hazırlayanların içinde bir paket var mı acaba? Hiç şüphesiz vardır...Hiçbir paket yoktan var olmaz."Şüpheli Paket"in "şüphesiz paketleyen"i var...
  • Bir bombanın şarapnelinden daha az etkili değildir giderek arsızlaşan ölçüsüz sözler,çığ gibi üzerimize abanan aldatıcı görüntüler. "Şüphesiz Paket"i açtım.Buyurun,burdan yanın!
  • Din de,eğlence kültürünün malzemesi olmak için hayli zengindir.Hele de sorgulanamaz kutsallık alanı olunca,duygusal manipülasyonları cömertçe besler,vicdani kanırtmaların uygun manivelası olur.Hop oturup hop kaldırır seyirciyi.Böylece başladı ayetleri ve hadisleri kaba kavgaların,"sen-ben" iddialaşmalarının malzemesi yapmalar.Mızrak uçlarına ayet asanları geride bırakıp ayetlerden mızrak yapar olduk.Hadisleri kıldan,tüyden,sidikten,sümükten gerekçelerle polemik tezgahına koyduk.
  • Hatırlarsanız ki,hatırlamak farzdır ayet olunca,sonunda eski alışkanlıklarına dönüp sığırı putlaştıran israiloğullarına basit bir teklif gelir.Hiçbir tevili kaldırmayacak denli doğrudandır."Bir sığır kesiniz" işte bu kadar! Eğer herhangi bir sığırı kendi elleriyle keserlerse,kendi sapmalarını da bitireceklerdir.Ama kolay mı bu? İnsanın pasif direncini ortaya çıkarır bu! Konu israiloğulları değildir.Yahudiler de değildir.Bu duruma düşecek her insandır,her topluluktur. "israil oğlu sana söylüyorum,ey müslüman sen anla!" nezaketiyle konuşur Allah.Hep yapageldiğimiz davranışımızı ayna diye karşımıza koyar.
  • Başlayalım... Bakara 67.ayetin meali şöyle: "Musa kavmine,Allah bir sığır kesmenizi emrediyor demişti.Onlar da "Bizimle alay mı ediyorsun?" demişlerdi.O da "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım demişti. Sade bir kul olmanın kolaylığına aklımız yatmıyor.Adeta içimizde bir ses "Bu kadar kolay olmamalı bu! İçine biraz çetrefil baharatı katmalı! diyor."Yokuşa sürmeli işleri..." "Böyle kolay erişilebilir olmamalı Allah'ın rızası..." "Çileler koymalıyız araya!" "Sığır kesmekle olacak iş mi bu?" "Ne yani bu kadarcık mı?"
  • Bakara 68.ayetin mealiyle devam edelim: "Ey Musa sen bizim adımıza Rabbinle bir konuş,bize onun ne olduğunu açıklasın" dediler. Bak Seeenn! Rab onların Rabbi değilmiş meğer.Rabbinle-Rabbimizle değil-sen bir konuş -biz değil! Rable ilişkilere Musagiller bakar.Allah'a doğrudan muhatap olunamaz; hiçbir kulun haddi değildir bu! Arada yetkililerin olması gerek. "Kulun doğrudan Rabbine seslenmesi olur mu hiç?" Rabbe seslenme işi profesyonellere aittir."Kuran'ı anlamak kim,biz kim?" Ticaretin en ince detaylarını bilecek kadar kıvrak zekalı iken "O şeyleri şeyhimiz bilir." günlük işler için sonuna kadar kullanılan akıl,vahyin etki alanından sahte bir tevazu ile çekilir."Bu iş bizim işimiz değil!" "Rabbinle sen konuş Musa..." Bakara 68.ayeti (devam):Musa: "Allah diyor ki, o (sığır) ne yaşlı ne de körpe;ikisi arasında bir sığır.Size emredileni hemen yapın." Emredileni yapmak , hemde hemen yapmak yerine,hiç emredilmeyen,hiç öncelenmeyen detaylarda oyalanmak kolayımıza geliyor."Sığırı kesmesine keseriz de..." Kesmek işimize gelmiyor diyecek dürüstlüğümüz yok... "Kesmiyoruz işte!" diye kesip atamıyoruz."Genç mi olsun yaşlı mı polemiğini sakız gibi uzattıkça uzatıyoruz."Şey... Maliki mezhebinde eller niye bağlanmıyor öyle!" "Bizim Caminin kıblesi yanlış gibi." "Çin yapımı seccadelerde gizli haç var!"

Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Geleneksel din anlayışı ile büyümek ve sonrasında da araştırmadan devam etmek hayata, çoğu insanın yaptığı şey bu aslında. Kolay olan da bu değil mi zaten körü körüne inanmak, beyninin sınırlarını zorlamadan ,sorgulamadan inanmak. Halbuki hakikati sorgulamak hakikate asla zarar vermez. Kendimle barışmamı sağlayan bölümleri var. Sırf sorguladığım için susturuldum ,günah konuşma söyleme dediler. Ama ben vazgecmedim. Hakikati sorgulayarak öğrenmek ve öyle inanmak iman etmek en kıymetlisi. Iman bir kereye mahsus iman ettim oldu bitti denilebilecek bir süreç değil. Uzun bir yolculuk bu. Senai Hocamın bakış açısını seviyorum. Tıpkı Bakara Suresi 67. Ayette olduğu gibi saçma sapan gereksiz cümlelerin sorulduğu , dini tv programlarında satılığa çıkarmış insanların isimlerini kızmak ya da gülmek için bile anmamak gerektiği çok iyi aktarıyor. Çünkü onlar kazanıyor. Gerçek din kaybediyor. (MerveT)

Güzel bir inceleme: Medya eliyle sulandırılmaya çalışılan ve özünden uzaklaştırılan dini değerleri gözümüze sokma konusunda naif bir dil kullanarak başarıya ulaşıyor Senai bey. Kitabın sonlarına doğru da kırıcı olmadan başrolleri uyarıyor. Tekrar okunası bir kitap. (Ömer Faruk Karaaslan)

Güzel bir dille bizleri ve kamera karşısında dini programlar düzenleyen hocalarımızı ele alan ve bunun bedelleri anlatan güzel bir manifesto. Arka planda işlerin nasıl ilerlediğini merak edenler için güzel bir eser. (Hamza Kavak)

Kitabın Yazarı Senai Demirci Kimdir?

1964'te Samsun'un Terme ilçesinde doğdu. Samsun'da başladığı tıp öğrenimini İstanbul'da sürdürdü ve 1990 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Sağlık Ocağı, Yaşama Gücü ve Yürüyüşler adlı TV programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunun yanı sıra çeşitli radyo programları yaptı. Ev Akademisi seminerleri verdi. Çeşitli sağlık kuruluşlarında kalite ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Halen İstanbul Sağlık A.Ş.'de çalışmakta, çeşitli televizyon kanallarında programlar hazırlayıp sunmaktadır. Birçok dergi ve gazetede yayınlanan denemeleri dışında çok sayıda telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.

Senai Demirci Kitapları - Eserleri

  • Kıl Beni Ey Namaz
  • Söz Yangını
  • Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu
  • Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek
  • Öldüğüm Gün
  • Selam Sana Ey Nebi

  • Canla Bağışla
  • Aşka Adanmış Öyküler
  • Beş Vakit İnsan
  • Elde Var İnsan
  • 99 Esma 99 Dua
  • Dua Defterim
  • Aşka Dair Öyküler

  • Kalbimizi Yeniden Yazmak
  • Dar Kapıdan Geçmek
  • Kaybedecek Neyin Var ki?
  • Kırk Kapının Kırk Duası
  • Mutluluk Öyküleri
  • Cehennemde Bir Gün
  • İnsan Güzeldir

  • Her Güne Bir Ayet: Dervişin Yolu 1
  • Can Kırığı
  • 50 Kuştüyü Masal
  • Her Gece Bir Dua
  • Şöyle Garip Bencileyin
  • Adı Aşk
  • Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden

  • Mukabele
  • Köprüden Önce On Çıkış
  • Vahyin Binbir Sesi
  • Her Güne Yeniden Başla
  • Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm?
  • Hasret-i Peygamber
  • Cennette Bir Gün

  • Zaman Aynası Namaz
  • Cennette Bir Gün
  • Bir İnci Söz
  • Kırık Kalbe Kırk Hadis
  • Her Gece Bir Dua
  • Küçük Sevdalar Koleksiyonu
  • Biz Sende Misafiriz

  • Aşka Dair Öyküler
  • Hac Günlüğü Sevgilinin Evine Doğru
  • Çocuğumla Her Güne Bir Dua
  • Her Güne Bir Dua
  • Hoşgeldin Bebeğim
  • Birinci Söz
  • Modern Tıbbın Ötesi

  • Dua Ayetleri
  • Aşkın Kanatları
  • Birinci Söz
  • 99 Esma 99 Dua III
  • 99 Esma 99 Dua II
  • 99 Esma 99 Dua I
  • Sağlığınız Elinizde

  • Aşka Dair Öyküler

Senai Demirci Alıntıları - Sözleri

  • Hiçbir şey benim değildir; sadece yanımdadır.Şimdilik... (Beş Vakit İnsan)
  • Hüzünler, sıkıntılar kırmızı ışıkta dursa. Umutlar, hayaller, sabırsızlıklar sarı ışıkta beklese. Ve candan sevdiklerimiz yeşil ışıkta çıkıp gelse... Ne güzel olurdu hayatın trafiği. (Köprüden Önce On Çıkış)
  • Huzuru komşuya bigânelikte arıyoruz; rahatımızı, yetimi ve öksüzü unutmakta biliyoruz. (Hasret-i Peygamber)
  • Ne zamandır şükretmediğini hatırlamak, şükretmeyi hatırlamanın da ayrıca şükredilesi olduğunu anlamak . (Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden)
  • Dilimin altından akan vahyin nehri olalı sesin, Altında nehirler akan cennet'im sensin (Cennette Bir Gün)
  • Sahi, parayı nereye harcayacaktım. Yaşamaya mı? Hayır, öyle değil galiba. Bir düşünün, para için hayatımızı harcadığımıza göre, karşılığında hayattan daha değerli bir şey almalıydık. Alabilmeliydik. Para kazanmak için yaşıyor idiysek, yaşamak için para kazanmaya ne gerek vardı ki? (Şöyle Garip Bencileyin)

  • Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak, sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme... (Kıl Beni Ey Namaz)
  • "Aldanıyoruz birbirimize. Tuzaklar saklıyoruz gözlerimizde." (Öldüğüm Gün)
  • "Müminin niyeti amelinden hayırlıdır." (Söz Yangını)
  • Başını kurtaramıyorsun her akşam göğü kana bürüyen, yıldızları kana bulayan akşamların aldırışsız geçişinden. Geri gelmiyor gün. Bugün olmuyor dün. Bir dahası yok yaşamanın. (Beş Vakit İnsan)
  • Namazın kabul edildiğinden emin olmasanda namaza kabul edildiğinden emin olmak. (Şükretmek İçin 1001 Küçücük Neden)
  • Aşkın kökünün kalbimizin odacıklarından beslendiğini fark ettiğimizde, aşkın kalbimizin peşi sıra geldiğini görebiliriz. (Aşka Adanmış Öyküler)
  • biliyorum, uzak düşmedik; aramızdaki bahçe büyüdü , o kadar. Rahmetle… (Dar Kapıdan Geçmek)

  • Arada aşığın rüyası yoksa aşkta yoktur. Yusufça bir bakış ve kayboluş gerek aşkın zindanına. (Cennette Bir Gün)
  • Merak et ki akıl toprağın alt üst olsun. (Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek)
  • "Ihsan, Allah'ı görüyormuş gibi yaşamandır. Zira sen Allah'ı görmesen de O seni görüyor." İhsan güzellik anlamındaki "hüsn" kelimesiyle aynı kökten geliyor. Bu durumda, ihsanı güzel eylemek diye tarif edebiliriz. Ne yaparsan yap, güzel eyle güzellikle eyle... (Söz Yangını)
  • Hamdım; yandım, piştim… Elhamdülillah (Dua Defterim)
  • ••• Rabbim, beni zamanın aldatmacalarından uzak tut Ayaklarımı dolaştırma Rabbim, beni zamanelerin düştüğü tuzaklardan uzat tut Günahlarımı bana yoldaş yapma (Dua Ayetleri)
  • Bedeli ödenmemiş sözleri söylemekten korusun Allah hepimizi.Hazır bulunmuş sözlerin seslendireni olmaya razı olmak korkunç bir nasipsizliktir.Ucuza alınmış lafların volumünü giderek yükselttikçe, biricik seçeneğinden yoksun kalır insan.Sırf kendisi söylüyor diye,söylediği hakikate yabancılaşır,ona tabi olmak yerine onu tabi kılar kendine.Dudakları uzaklaşır gerçeğin pınarından. Bir de üstüne,söz kalitesinden olur; koflaşır,boşalır içi.Vicdanını sözün seslendireni... (Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocaaamm?)
  • 'Anılmaya değer bir şey' değilim. (Elde Var İnsan)