Kitap Künyesi
Yazar: David Nicolle
Çevirmen: Özgür Kolçak
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053608950
Sayfa Sayısı: 63
--reklam--
Osmanlı Orduları 1300-1774 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Etkileyici resimler ve fotoğraflarla renklendirilmiş bu kitap, eski Mısır'ın şaşırtıcı tarihini sürükleyici bir dille anlatıyor. Muhteşem piramitlerden hazinelerle dolu mezar odalarına, Nil kıyısındaki günlük yaşamın eğlencelerinden saraylardaki ışıltılı şölenlere kadar Eski Mısır'ın ilginç yönlerini ayrıntılarıyla inceleyebilir;
tarihte iz bırakmış insanları tanıyabilirsiniz. 120'den fazla çıkartmayla Eski Mısır tarihine eğlenceli bir yolculuk yapın.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Osmanlı Orduları 1300-1774 Alıntıları - Sözleri
- Muhtemelen Ertuğrul'un oğlu olmayan Osman, Bizans sınırındaki sahipsiz, engebeli ve çetin bir araziye yerleşen Müslüman çiftçiler ile ganimet peşinde koşan gönüllü Türkmen gazilerden müteşekkil bir ordunun başına geçmişti.
- Ne var ki, Batı Anadolu'nun gaza peşinde koşan diğer Türkmen beylikleri birer ikişer ortadan kalktığı halde, Osmanlı başarısı kalıcı oldu. Osmanlıların yüzleşmek zorunda kaldığı Bizans mukavemeti, belki de, ordu ve idarî yapının pekişmesine yol açıp beylik halkının düzgün ve istikrarlı bir gelişim sağlaması için gereken zamanı yaratmıştı.
- Rivayet odur ki, Osman isimli genç gazi, gönlünü erenlerden Şeyh Edebali'nin kızı Malhatun'a kaptırmıştı. Fakirdi; sevdiğine kavuşmasının tek yolu yiğitlik sergileyerek kendini kanıtlamaktı.
- Batılılar, belli ki eşi benzerine rastlamadıkları üstün disiplinleri nedeniyle yeniçerileri öve öve bitirmeseler de; Osmanlı "klasik çağ" ordularında muharebenin düğümünü çözen esas unsur sipahiydi.
- Ilk Osmanlı zaferleri, nizami seyyar ordulardan ziyade, orada burada bir başlarına kalmış Bizans garnizonlarına karşısında elde edildi. Mahalli Bizans asilzadelerinin elindeki araziye savaş yoluyla cebren el koymanın yanında; Müslüman veya Hristiyan hisarlarını satın almak, mevcut arazi sahiplerini Osmanlı bünyesine katıp eritmek veya evlilik ittifakları gibi çeşitli toprak kazanma yolları vardı.
- El becerisine duyulan saygı öylesine büyüktü ki, ateşli silahlar gibi hantal ve kullanışsız araç gereçlerin Osmanlı savaşçıları nazarında ki itibarı yerlerde sürünüyordu.
- Osmanlı ordusuyla yüzleşme talihsizliğini yaşayanlar, sanki ağız birliği etmişcesine, karşılaştıkları ordunun insan sayısına dair hakikatten fersahlarca uzak abartılı rakamlar vermişlerdi. Bu doğru olmamakla birlikte, Osmanlı orduları, en azından 14. Yüz-yıl ortasına değin, kendi halinde bir beyliğin sahip olabileceğinden çok daha fazla savaşçıyı sefere çıkarabiliyordu.
- Osmanlı ordusunun kadim ve emektar Türkmen göçebe savaşçıları, devlet hazinesinden para almak yerine kismetlerine düşen ganimetle yetinmeyi kabul edip bir sefere gönüllü olduklarında 'akıncı' ismini alıyor; bir aşiret kıtası halinde topluca Osmanlı hizmetine girdilerinde ise 'Yörük' diye anılıyorlardı.
- Mücahitlerin yaşadığı kardeşlik dünyası, Batı şövalyeliği kadar açık seçik olmasa da, bunu andıran merasimlerle örülü bir cemaat hayatını telkin ve aynı türden bir yoldaşlık hissini teşvik ediyordu.
- 13. yüzyıl sonlarına gelindiğinde, Osman Bey'in küçücük dağ beyliği, sekiz sınır hisarının yanı sıra haçlı seferlerinin meşhur Dorilaion muharebesiyle ünlenen Eskişehir'i zapt etmişti. Karasu vadisi boyunca ilerleyen Osman Bey, 1299'da Yenişehir'i ele geçirdi. Bu sayede ilk gerçek başkentlerine ulaşan Osmanlılar, Marmara denizinin bereketli sahillerine hâkim bir devlet olarak tarih sahnesine çıktılar.
- Osmanlı idaresi Hıristiyan ve Yahudi cemaatlerin gönlünü hoş tutmasını biliyordu. Bosna'nın katliam mağduru Bogomil kitleleri topluca İslama geçerken, Katolik zulmünden bunalan ekser Balkan Ortodoksları, Osmanlıları kurtarıcı olarak bağrına basmıştı.
- Osmanlı askerî taktikleri başlangıçta Türkmen savaş geleneklerinin bir uzantısından ibaretti. Düşman saflarını okçu süvarilerin usandırıcı taciz atışlarıyla karıştırıp hasım düzenini yitirdiği anda öldürücü darbeyi indirmek.
- Osmanlı ordusunun kadim ve emektar Türkmen göçebe savaşçıları, devlet hazinesinden para almak yerine kısmetlerine düşen ganimetle yetinmeyi kabul edip bir sefere gönüllü olduklarında 'akıncı' ismini alıyor; bir aşiret kıtası halinde topluca Osmanlı hizmetine girdiklerinde ise 'Yörük' diye anılıyorlardı.
- Düzenli talim gören yeniçeriler, ilk günlerde bileşik yay, sapan, zemberek (arbalet) ve cirit gibi silahlara sahiptiler. Macarlarla yapılan savaşlar (1440-43) esnasında bazı yeniçeriler ateşli silahlara geçtiler. Memlûkler karşısında Adana ve Tarsus civarında alınan yenilgiler (1485-91), daha fazla yeniçeriye tüfek dağıtılmasına yol açtı. Ama her halükarda, fitilli tüfekler 16. yüzyıl sonuna değin yeniçeriler arasında genel kabul görmedi. Yeniçeriler, uzun namlulu ve ağır mermi atan metris/siper tüfeklerinin yanı sıra, batılı emsalleriyle aşağı yukarı aynı kalibre ve ağırlıkta silahlar kullanıyorlardı.
- Çifti çubuğu terk edip piyade neferi olma hevesiyle ortaya çıkan köylülerin kitleler halinde yeniçeri saflarına sızdığı günlerde, yeniçerilerin askerî etkinliği anlaşılır biçimde azalıyordu. 1582'den itibaren devşirme kanunuyla ilgisi olmayan yeniçeri çocukları ve bambaşka etnik kimliklerden gelen hür Müslümanlar, yeniçeri ocağına resmen girme hakkı kazandılar.
--reklam--
Osmanlı Orduları 1300-1774 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Osmanlı Devleti'nin kuruluşu ve yapısıyla ilgili kısa bilgilerle başlıyor kitap. Sonrasında ise genel olarak Osmanlı askeri yapısını anlatıyor. Yeniçeriler, sipahiler, süvariler, piyadeler, bahriye ve topçuların nasıl yapılandığı, teçhizatları ve uğradıkları değişimler mükemmel çizimler ve ilgili fotoğraflarla aktarılmış. Bu kısımda kitabın kısalığından olsa gerek terimler yeterince detaylı açıklanmamış ve ilgili çizim-fotoğraflar ile ilişkilendirilmemiş. Bu da bana konuyu takip etmede zorluk çıkarttı. Son bölümde ise bazı Sırpsındığı, Ankara ve Hisarcık gibi bazı savaşlar hakkında genel bilgiler verilmiş. Askeri tarih konusunda giriş için güzel bir kitap. (partes)
--reklam--
Osmanlı Orduları 1300-1774 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
David Nicolle - Osmanlı Orduları 1300-1774 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Osmanlı Orduları 1300-1774 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı David Nicolle Kimdir?
Dr David C. Nicolle 1944'te doğdu. BBC Arapça Servisi'nde bir süre çalıştıktan sonra Londra Üniversite Doğu ve Afrika Çalışmaları bölümünde yüksek lisansını, Edinburgh Üniversitesi'nde ise doktorasını tamamladı. Ürdün'deki Yermük Üniversitesi'nde de bir süre İslam sanatı ve mimarlık tarihi dersleri veren Nicolle halen İngiltere'de yaşamaktadır. Ortaçağ ve İslam dünyasındaki savaşları konu alan çok sayıda kitap ve makale yazmış; Osprey askeri tarih dizileri içinde de birçok çalışması yayınlanmıştır.
--reklam--
David Nicolle Kitapları - Eserleri
- Osmanlı Orduları 1300-1774
- İstanbul'un Fethi 1453
- Selahaddin Eyyubi - Osprey Büyük Komutanlar
- Malazgirt 1071
- Birinci Haçlı Seferi 1096-99
- Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid 1793-1826
- Haçlılar Çağı'nda Bizans, Balkan ve Macar Orduları 1000-1568
- Osmanlı Kaleleri 1300-1810
- İslam Orduları 600-1100
- İkinci Haçlı Seferi 1148
- Niğbolu 1396
- Haçlılar Çağı’nda İslam Orduları
- Attila ve Göçer Kavimler
- Osmanlı Piyadesi (1914-18)
- Üçüncü Haçlı Seferi 1191
- Dördüncü Haçlı Seferi 1202-04
- Doğu Roma Orduları
--reklam--
David Nicolle Alıntıları - Sözleri
- Osmanlı toprakları, "Küçük Buz Çağı" olarak adlandırılan 17. yüzyıldaki küresel iklim krizinden ve bunun neticesi meydana gelen tarımsal-iktisadi çöküşten belki en ağır ve kalıcı surette etkilenmiş bölgelerdi. (Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid 1793-1826)
- Ne var ki, Batı Anadolu'nun gaza peşinde koşan diğer Türkmen beylikleri birer ikişer ortadan kalktığı halde, Osmanlı başarısı kalıcı oldu. Osmanlıların yüzleşmek zorunda kaldığı Bizans mukavemeti, belki de, ordu ve idarî yapının pekişmesine yol açıp beylik halkının düzgün ve istikrarlı bir gelişim sağlaması için gereken zamanı yaratmıştı. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- Aslına bakılırsa, Balkanlar'a yerleşen ilk Türk topluluğu Osmanlılar değildi; ne var ki, bu öncü kitlelerin çok daha güçlü Osmanlı Devleti tarafından yutulması fazla vakit almadı. (Niğbolu 1396)
- 1908'de Jön Türk hükümeti gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının da askere alınmasını öngören yasalar çıkardı. Bu durum Osmanlı Hanedanı'nın dayandığı varsayılan şeriate aykırıydı ve ilk kez gayrimüslimlerin de ulusun savunulmasında eşit yük taşımaları gerekiyordu. (Osmanlı Piyadesi (1914-18))
- Ilk Osmanlı zaferleri, nizami seyyar ordulardan ziyade, orada burada bir başlarına kalmış Bizans garnizonlarına karşısında elde edildi. Mahalli Bizans asilzadelerinin elindeki araziye savaş yoluyla cebren el koymanın yanında; Müslüman veya Hristiyan hisarlarını satın almak, mevcut arazi sahiplerini Osmanlı bünyesine katıp eritmek veya evlilik ittifakları gibi çeşitli toprak kazanma yolları vardı. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- Kürtlerin benimsediği kıyafetler, birçok bakımdan Türk veya Bedevilerden ziyade Irak ve Suriye'nin yerleşik Araplarının kültürünü yansıtıyordu. (Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid 1793-1826)
- Niğbolu muharebesi, karşı taarruza geçmek amacıyla üs olarak kullanılacak sahra tahkimatlarıyla berkitilmiş sağlam bir mevziin ele geçirilmesini telkin eden İslam askerî taktiklerinin kusursuz bir örneği olarak ele alınabilir. Dahası, Osmanlı askerî eylemlerine şahit olan Batılı gözlemciler, Osmanlı yönetiminin hasım kuvvetlerin sayısı, hareketi ve niyetlerine dair edindiği istihbaratın sağlamlığı, savaş meydanındaki emir komuta kabiliyeti ve Osmanlı savaşçısının sergilediği disiplin ve ağırbaşlılık karşısında yılgınlığa düşmüşlerdi. (Niğbolu 1396)
- Tursun Bey'e göre 2. Mehmet, Konstantinopolis'in köhnemiş halini görmek için kubbeye çıktı ve Firdevsi'nin şu dizelerini okudu: "İmparatorun sarayında örümcek perdedarlık ediyor, Efrasiyab'ın kulelerinde baykuş nevbet vuruyor." (İstanbul'un Fethi 1453)
- "Selâhaddin ordusunu bu savaşta [Hıttîn] olağanüstü yönetmiştir. Bu, Haçlı liderlerinin savaş taktiklerinin zayıf olduğunu değil, bilakis Selâhaddin'in maharetlerini göstermektedir." (Selahaddin Eyyubi - Osprey Büyük Komutanlar)
- 23 Ekim 1918'de Halep'in teslim olmasını isteyen İngilizlere Mustafa Kemal'in Kurmay başkanının verdiği cevap, Türk kuvvetlerinin savaşın sonuna gelindiğinde bile korudukları gururlu ruh halini özetliyordu: "Halep Türk Garnizon komutanı notanıza cevap vermeyi gerekli görmemiştir." Kent 3 gün sonra düştü. (Osmanlı Piyadesi (1914-18))
- "Selâhaddîn'in kendi iddiasına göre adalet ve hakimiyeti bizzat Nureddîn'den öğrenmişti ve davranışları sadece şanlı selefinin devamı niteliği taşımaktaydı. (...) Şunu kesin olarak biliyoruz ki Selâhaddîn hayatının 16 yılını Nureddîn'in hizmetinde askerî ve idari görevler üstlenerek geçirmiştir." (Selahaddin Eyyubi - Osprey Büyük Komutanlar)
- Hatırda tutulmalıdır ki Orta Asya tarzı sözde geri kalmış Göçebe tarzını yansıtmıyordu. Hz. Muhammed dönemindeki Ordu'da savaş atları çok değerlidir ve çarpışma olmadıkça binilmez. (İslam Orduları 600-1100)
- 12.000 yeniçeri kayıtlı olmasına rağmen bunlardan yalnızca 2.000 tanesinin fiilen sefer hizmetinde bulunması bekleniyordu. (Osmanlı Ordusunda Nizam-ı Cedid 1793-1826)
- Osmanlı ordusuyla yüzleşme talihsizliğini yaşayanlar, sanki ağız birliği etmişcesine, karşılaştıkları ordunun insan sayısına dair hakikatten fersahlarca uzak abartılı rakamlar vermişlerdi. Bu doğru olmamakla birlikte, Osmanlı orduları, en azından 14. Yüz-yıl ortasına değin, kendi halinde bir beyliğin sahip olabileceğinden çok daha fazla savaşçıyı sefere çıkarabiliyordu. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- Osmanlı askerî taktikleri başlangıçta Türkmen savaş geleneklerinin bir uzantısından ibaretti. Düşman saflarını okçu süvarilerin usandırıcı taciz atışlarıyla karıştırıp hasım düzenini yitirdiği anda öldürücü darbeyi indirmek. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- Osmanlı ordusunun kadim ve emektar Türkmen göçebe savaşçıları, devlet hazinesinden para almak yerine kismetlerine düşen ganimetle yetinmeyi kabul edip bir sefere gönüllü olduklarında 'akıncı' ismini alıyor; bir aşiret kıtası halinde topluca Osmanlı hizmetine girdilerinde ise 'Yörük' diye anılıyorlardı. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- Düzenli talim gören yeniçeriler, ilk günlerde bileşik yay, sapan, zemberek (arbalet) ve cirit gibi silahlara sahiptiler. Macarlarla yapılan savaşlar (1440-43) esnasında bazı yeniçeriler ateşli silahlara geçtiler. Memlûkler karşısında Adana ve Tarsus civarında alınan yenilgiler (1485-91), daha fazla yeniçeriye tüfek dağıtılmasına yol açtı. Ama her halükarda, fitilli tüfekler 16. yüzyıl sonuna değin yeniçeriler arasında genel kabul görmedi. Yeniçeriler, uzun namlulu ve ağır mermi atan metris/siper tüfeklerinin yanı sıra, batılı emsalleriyle aşağı yukarı aynı kalibre ve ağırlıkta silahlar kullanıyorlardı. (Osmanlı Orduları 1300-1774)
- "Savaşın insanları savaşla meşgul olur, sıradan halklar ise barış için yaşarlar. Savaşlarda tüccarlar ya da sıradan insanlar olmaz." -İbn Cübeyr (Selahaddin Eyyubi - Osprey Büyük Komutanlar)
- Einstein Türk kadınlarının bu hastanelerde çalışmayı bir kurtuluş fırsatı olarak gördüklerini, bazılarının bunu bir erkekle tanışma fırsatı olarak değerlendirdiklerini, hatta birkaçının yaralılar arasında çok fazla asker olduğundan, ama yeterince subay bulunmadığından şikayet ettiğini belirtiyordu. (Osmanlı Piyadesi (1914-18))
- Rumeli Hisarı'nın inşası için malzeme ve usta toplanması emirleri 1451'de verilmişti; bu esnada Konstantinopolis halkı haykırıyordu: " Mesih düşmanlarının günü geldi. Şehrin sonu geldi." (İstanbul'un Fethi 1453)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin