Kitap Künyesi

Yazar: Yahya Araz

Yayın Evi: Kitap Yayınevi

İSBN: 9786051051185

Sayfa Sayısı: 196

--reklam--

Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çocuk emeği, çocuk evlilikleri gibi çocuklarla ilgili sorunlardan yoğun bir şekilde bahsedildiği modern Türkiye'de, bu sorunların tarihsel arka planına yönelik ilginin azlığı şaşırtıcıdır. Osmanlı toplumunda özellikle "modernleşme süreci" öncesinde çocukların yaşamına ilişkin çağdaş dönemde çok az şey üretilmiştir. Bu anlamda elinizdeki çalışma, ele aldığı dönem bağlamında Osmanlı toplumunda çocukların yaşamına, içinde büyüdükleri ve şekillendikleri toplumla ilişkilerine değinen ilk kitaptır. Kitap birkaç konuda Osmanlı çocukluk tarihi araştırmalarına katkılar sağladığını, en azından yapılacak yeni araştırmalar için sorular ürettiğini ummaktadır. Birincisi kitap, çocukların yaşamında ve onlarla ilgili algılarda 19. yüzyılın başlarına ya da "modernleşme süreci"ne kadar bir devamlılığın olduğu hususunda ısrar etmektedir. İkincisi Osmanlıların, 19. yüzyıldan önce de çocuklar üzerine düşündükleri, tartıştıkları ve yaşam döngüsünde çocukluğu yetişkinlikten tamamen ayrı, kendine özgü özellikleri olan bir dönem olarak tanımladıklarına yönelik vurgudur. Osmanlılar, hukuki ve toplumsal olarak çocukluğu ve çocukluktan yetişkinliğe geçişi ayrıntılı bir şekilde ele almışlardır. Üçüncüsü Osmanlı toplumunda çocukların, sahip oldukları sosyal ve ekonomik aidiyetlere bağlı olarak aynı zaman ve mekânda pekâlâ farklı bir çocukluğa sahip olabilecekleri düşüncesidir. Herhalde önemli oranda maddi imkânsızlıklardan dolayı çocukluklarını başka ailelerin himayesinde geçirmek zorunda kalan çocuklar bunun için iyi bir örnek oluşturmaktadır. Dördüncüsü bu çalışma, Osmanlı "modernleşme süreci"nin çocukların yaşamında yol açtığı dönüşümlerin daha iyi anlaşılabilmesinin önemli oranda bunun öncesiyle ilgilenmekten geçtiğini önermektedir. Bunu yapmak çocukların yaşamında ve onlarla ilgili algılarda değişim ve devamlılığın boyutlarını daha iyi anlamayı sağlayacaktır. Osmanlılar, 19. yüzyılın ikinci yarısında kaleme aldıkları Mecelle'de, çocukluğun sınırlarını halen İslam hukuku çerçevesinde düşünmeye devam ediyorlardı.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak Alıntıları - Sözleri

  • 19. yüzyılda "sterilize edilmiş süt ve biberonların kullanılmaya başlandığı tarihlere kadar anne sütünün hemen hemen tek alternatifi başka bir kadının yani sütannenin sütüydü. Müslüman hekimler, sterilizasyon sorununun farkındaydı. Diğer taraftan hem İslam hem de Batı dünyasında çocukların emdikleri süt yoluyla, süt ve kan arasında kurulan ilişkiden dolayı, sütannelerinin karakterini, zekâsını, güzelliğini aldıklarına inanılmaktaydı. Hayvan sütüne karşı büyük bir önyargı mevcuttu. Koyun, keçi, eşek, inek gibi hayvanların sütüyle beslenen çocukların "aptal" olacakları düşünülmekteydi." Buna, insan sütünün çocuklar için daha besleyici olduğu kanaati eklenince hayvan sütü önerilmiyordu.
  • Araştırmalar, Osmanlı Anadolu'sunda her on aileden en az birinin çocuksuz olduğunu ortaya koymuştur.
  • Bütün Osmanlı tarihi boyunca muallimlerin, neredeyse bir takıntı derecesinde, hal ve hareketlerine özen göstermeleri gerektiği dillendirilmiştir.
  • Hazâ'inü's-Saâ'dât adlı kitapta, çocukların doğumdan hemen sonra tuzlanması önerilmiştir. Tuzlama, anne karnında havayla teması olmayan bebekleri doğumdan sonra zarar görmesini engellemeye ge vücutlarının direncini arttırmaya yönelikti.
  • 13 Mayıs 1696'da Afyon Mahkemesi'nde Ümmühan adındaki köylü bir kız, "Ben on beş yaşındayım, 'baliğa' ve 'akile' olmam hasebiyle kendi adıma karar alabilecek hakka sahibim" diye haykıracaktır. Ümmühan belki de ilk kez kendi adına konuşup karar alıyor, çocukluğunun bir yükünden kurtulmaya çalışıyordu. Sahip olduğu yeni hukuki statüsünün kendisine verdiği hakların farkında olan ve artık çocuk olmadığını ifade eden Ümmühan, çocukluğunda nişanlandırıldığı Yazıcızade Mustafa ile evlenmek istemediğini söylemişti. Çocukluğun başkalarına bağımlı dünyasını geride bırakıp kendi adına hareket etme ve karar alma hakkını elde etmiş bir genç kızın özgüveniyle konuşuyor tercihlerini dile getirmekten çekinmiyordu. " Ben kendimi Allah'ın emri ve Peygamber'in şeriat-ı mutahharası üzerine üç kumaş kaftan, bir altın küpe, bir sim kuşak, bir entari, bir çift sim bilezik ve bir pabuçtan ... oluşan mehr-i muaccel ve bin dirhem mehr-i mueccel ile Ahmed'e evlendiriyorum" diyecektir.
  • Çocuklar, ortaçağda, annelerine ihtiyaç duymamaya başladıkları, yaklaşık yedi yaşından itibaren yetişkinlerin dünyasına giriyor, onların konuşmalarına tanık oluyor, oyunlarını oynuyor ve yetişkinlerin dünyasında sosyalleşiyorlardı. Onları yetişkinlerden farklı kılacak giysileri, oyuncakları, okulları yoktu. Dolayısıyla Ariès'e göre çocuklar bu dönemde, cocukluk tarihinin en meşhur tanımlamasıyla, "küçük yetişkin"ler olarak görülüyorlardı.
  • Öksürük ve göğüs ağrılarına tutulan çocuklar ve büyükler için, şayet göğsünde çok balgam varsa buyanbalı (meyankökü) kaynatılır, iki dirhem de ince döğülmüş şeker karıştırarak nohuttan büyük haplar yaparak hastaya verilir ve hasta bunu boğazına yakın yerde tutar yutmadan emerse balgamları kolayca söker ve hastalıktan kurtulur.
  • Çocukluksuz kadınlardan kaynaklanan bir sorun olarak görülüyor, erkeğin yeni bir evlilik yapmasının sorunun aşılmasını sağlayacağı düşünülüyordu.
  • ...ninni söylemek çocukların büyümesine de olumlu bir etki yapmaktaydı.
  • Kanunlarda çocuk olarak tanımlanan kimselerin evlendirilmesi ya da iş gücünden yararlanılması gibi sorunların halen yaygın olarak devam ettiği modern Türkiye’de bu sorunların tarihsel kökenlerine ve gelişimine ilişkin çok az şey üretilmiş olması düşündürücüdür.
  • Osmanlı toplumunda ebeveynlerin erkek çocukları daha fazla arzu ettikleri bir vakıa olmasına karşın ihtiyarlıklarında birçok anne babaya kucak açan, onları kollayan ve bakımlarını sağlayan erkek değil kız çocuklarıydı.
  • ...ortaçağda Doğu Akdeniz’ de Yahudi toplulukları arasında, erkek çocukların doğumu münasebetiyle tebrik mektupları yazılırken kız çocuklarının doğumundan bahsedilmez, sadece annenin doğumu sağ salim atlatmış olması tebrik edilir, ölen kız çocuklarının yerini de erkeklerin doldurması dilenirdi.
  • Oğlunu besle, seni beslesin; kızını besle, başkasını beslesin.
  • İslam bebeğin beslenmesinden babayı sorumlu tutmuştur. İslam hukukçularının bir kısmı annenin “dinen çocuğunu emzirme mecburiyeti olsa bile hukuken bulunmadığı sonucuna varmışlardır.”
  • Emziren kadınların cinsel ilişkiye girmeleri riskli kabul edilirdi. Bu ilişkinin hem emzirilen bebeğe hem de hamile kalınması durumunda anne karnındaki “cenin” e zarar vereceği düşünülmekteydi. Buna göre cinsel ilişki “menstrual” akışı harekete geçirip sütün bozulmasına ve kusurlu hale gelmesine sebep olurdu. Hamile kalınması durumunda da anne hem bebeği hem de karnındaki cenini beslemek zorunda kalırdı. Bu yüzden hekimler emzirme dönemindeki kadınlarla cinsel ilişki kurulmaması için sürekli uyarılarda bulunuyordu. Böylece kadınlar kocalarının arzularını yerine getirmek ya da çocuklarını emzirmek tercihleri arasında sıkışabilmekteydi. Daha çok çocuk sahibi olmak ve eşleriyle ilişki kurmak isteyen babalar çocuklarına sütanne tutabiliyordu.

--reklam--

Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Yahya Araz - Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Yahya Araz Kimdir?

--reklam--

Yahya Araz Kitapları - Eserleri

  • Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak

--reklam--

Yahya Araz Alıntıları - Sözleri

  • 13 Mayıs 1696'da Afyon Mahkemesi'nde Ümmühan adındaki köylü bir kız, "Ben on beş yaşındayım, 'baliğa' ve 'akile' olmam hasebiyle kendi adıma karar alabilecek hakka sahibim" diye haykıracaktır. Ümmühan belki de ilk kez kendi adına konuşup karar alıyor, çocukluğunun bir yükünden kurtulmaya çalışıyordu. Sahip olduğu yeni hukuki statüsünün kendisine verdiği hakların farkında olan ve artık çocuk olmadığını ifade eden Ümmühan, çocukluğunda nişanlandırıldığı Yazıcızade Mustafa ile evlenmek istemediğini söylemişti. Çocukluğun başkalarına bağımlı dünyasını geride bırakıp kendi adına hareket etme ve karar alma hakkını elde etmiş bir genç kızın özgüveniyle konuşuyor tercihlerini dile getirmekten çekinmiyordu. " Ben kendimi Allah'ın emri ve Peygamber'in şeriat-ı mutahharası üzerine üç kumaş kaftan, bir altın küpe, bir sim kuşak, bir entari, bir çift sim bilezik ve bir pabuçtan ... oluşan mehr-i muaccel ve bin dirhem mehr-i mueccel ile Ahmed'e evlendiriyorum" diyecektir. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Emziren kadınların cinsel ilişkiye girmeleri riskli kabul edilirdi. Bu ilişkinin hem emzirilen bebeğe hem de hamile kalınması durumunda anne karnındaki “cenin” e zarar vereceği düşünülmekteydi. Buna göre cinsel ilişki “menstrual” akışı harekete geçirip sütün bozulmasına ve kusurlu hale gelmesine sebep olurdu. Hamile kalınması durumunda da anne hem bebeği hem de karnındaki cenini beslemek zorunda kalırdı. Bu yüzden hekimler emzirme dönemindeki kadınlarla cinsel ilişki kurulmaması için sürekli uyarılarda bulunuyordu. Böylece kadınlar kocalarının arzularını yerine getirmek ya da çocuklarını emzirmek tercihleri arasında sıkışabilmekteydi. Daha çok çocuk sahibi olmak ve eşleriyle ilişki kurmak isteyen babalar çocuklarına sütanne tutabiliyordu. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • ...ortaçağda Doğu Akdeniz’ de Yahudi toplulukları arasında, erkek çocukların doğumu münasebetiyle tebrik mektupları yazılırken kız çocuklarının doğumundan bahsedilmez, sadece annenin doğumu sağ salim atlatmış olması tebrik edilir, ölen kız çocuklarının yerini de erkeklerin doldurması dilenirdi. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Hazâ'inü's-Saâ'dât adlı kitapta, çocukların doğumdan hemen sonra tuzlanması önerilmiştir. Tuzlama, anne karnında havayla teması olmayan bebekleri doğumdan sonra zarar görmesini engellemeye ge vücutlarının direncini arttırmaya yönelikti. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Öksürük ve göğüs ağrılarına tutulan çocuklar ve büyükler için, şayet göğsünde çok balgam varsa buyanbalı (meyankökü) kaynatılır, iki dirhem de ince döğülmüş şeker karıştırarak nohuttan büyük haplar yaparak hastaya verilir ve hasta bunu boğazına yakın yerde tutar yutmadan emerse balgamları kolayca söker ve hastalıktan kurtulur. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Kanunlarda çocuk olarak tanımlanan kimselerin evlendirilmesi ya da iş gücünden yararlanılması gibi sorunların halen yaygın olarak devam ettiği modern Türkiye’de bu sorunların tarihsel kökenlerine ve gelişimine ilişkin çok az şey üretilmiş olması düşündürücüdür. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Çocuklar, ortaçağda, annelerine ihtiyaç duymamaya başladıkları, yaklaşık yedi yaşından itibaren yetişkinlerin dünyasına giriyor, onların konuşmalarına tanık oluyor, oyunlarını oynuyor ve yetişkinlerin dünyasında sosyalleşiyorlardı. Onları yetişkinlerden farklı kılacak giysileri, oyuncakları, okulları yoktu. Dolayısıyla Ariès'e göre çocuklar bu dönemde, cocukluk tarihinin en meşhur tanımlamasıyla, "küçük yetişkin"ler olarak görülüyorlardı. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Çocukluksuz kadınlardan kaynaklanan bir sorun olarak görülüyor, erkeğin yeni bir evlilik yapmasının sorunun aşılmasını sağlayacağı düşünülüyordu. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Osmanlı toplumunda ebeveynlerin erkek çocukları daha fazla arzu ettikleri bir vakıa olmasına karşın ihtiyarlıklarında birçok anne babaya kucak açan, onları kollayan ve bakımlarını sağlayan erkek değil kız çocuklarıydı. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Bütün Osmanlı tarihi boyunca muallimlerin, neredeyse bir takıntı derecesinde, hal ve hareketlerine özen göstermeleri gerektiği dillendirilmiştir. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • ...ninni söylemek çocukların büyümesine de olumlu bir etki yapmaktaydı. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Araştırmalar, Osmanlı Anadolu'sunda her on aileden en az birinin çocuksuz olduğunu ortaya koymuştur. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • 19. yüzyılda "sterilize edilmiş süt ve biberonların kullanılmaya başlandığı tarihlere kadar anne sütünün hemen hemen tek alternatifi başka bir kadının yani sütannenin sütüydü. Müslüman hekimler, sterilizasyon sorununun farkındaydı. Diğer taraftan hem İslam hem de Batı dünyasında çocukların emdikleri süt yoluyla, süt ve kan arasında kurulan ilişkiden dolayı, sütannelerinin karakterini, zekâsını, güzelliğini aldıklarına inanılmaktaydı. Hayvan sütüne karşı büyük bir önyargı mevcuttu. Koyun, keçi, eşek, inek gibi hayvanların sütüyle beslenen çocukların "aptal" olacakları düşünülmekteydi." Buna, insan sütünün çocuklar için daha besleyici olduğu kanaati eklenince hayvan sütü önerilmiyordu. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • Oğlunu besle, seni beslesin; kızını besle, başkasını beslesin. (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)
  • İslam bebeğin beslenmesinden babayı sorumlu tutmuştur. İslam hukukçularının bir kısmı annenin “dinen çocuğunu emzirme mecburiyeti olsa bile hukuken bulunmadığı sonucuna varmışlardır.” (Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak)