Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Şimşirgil
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050825336
Sayfa Sayısı: 320
--reklam--
Otağ 2 / Emir Timur Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti’nin bütün safhalarını anlattığı KAYI serisinden sonra, şimdi de OTAĞ serisi ile eski Türklerin tarihî maceralarını aydınlatıyor. Orta Asya’nın derinliklerindeki Türk imgesi, ezber bozan bilgiler ışığında bir kez daha parlıyor. Osmanlı hafızası onu Yıldırım Bayezid ile yaptığı Ankara Muharebesi’nden ötürü “Timurlenk” yani “Aksak Timur” diye anar. Ancak o, Yıldırım’ı mağlup edip Osmanlı ülkesinde Fetret Devri’nin yaşanmasına yol açmışsa da Türk tarihinin kahramanlarından biridir. O, Oğuz Han, Bilge Kağan, Alparslan, Fatih ve Yavuz gibi Türk hâkimiyeti mefkûresi idealindeki hakanlardan biridir…
17 büyük savaşı kazanan, 27 ülkeye boyun eğdiren, hiç yenilmeyen bir strateji dehası… Semerkand merkezli Buhara, Şehrisebz ve Maveraünnehr’de yaptırdığı ölümsüz eserlerle bir devre “Timur Rönesansı” damgası vuran bir devlet adamı… Hocası Mir Seyyid Bereke’nin ayakucuna defnedilmek isteyecek kadar âlimlere saygı duyan, tevazu sahibi bir insan…
• Emir Timur, Türk müydü, yoksa Moğol mu?
• Tüzükât’ında anlattığı liderlik sırları nelerdi?
• “Rusya’yı Rusya yapan Timur’du!” iddiası doğru mu?
• Ankara Muharebesi’nde Yıldırım Bayezid ile neden karşı karşıya geldi?
• Emir Timur, Yıldırım Bayezid’in hanımına nasıl davrandı?
• Anadolu’da neden anlaşılamadı ve zulüm ile anıldı?
• Sivas’ta katliam yaptı mı?
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, bugüne kadar oluşturulmuş Timur imajını yeniden inşa ediyor. Emir Timur hakkında merak edilen/şimdiye kadar söylenmemiş her şeyi bu kitapta bulacaksınız. Timur’da büyük Türk coğrafyasının lejantları saklı…
--reklam--
Otağ 2 / Emir Timur Alıntıları - Sözleri
- Biz tatlı tatlı yalvardıkça, iyi davranışlar sergiledikçe sizden kırıcı haberler geldi. Meğer kader bize bu şekilde buluşmayı ve görüşmeyi, aradaki soğukluk perdesini böylece gidermeye öngörmüş. Şimdi misler gibi kokan gönlünüze kederin tozları konmasın. Emel bahçelerinize üzüntünün sert ve soğuk rüzgarları dokunmasın. Zamanın ortaya çıkardığı sonuçlarla dileklerin ters düşmesini garip karşılamamak gerekir. Rum diyarını sizin kutlu adaletinizin gölgesi dışında bırakmak düşünülmektedir. Kimsenin mutluluk döşeği dürülmeyecektir. Meğer ki hiçbir çaresi olmayan ilahi emir gelmiş olsun. Mutlu kişilerin uyanık bahtları ancak Allah’ın dilemesi ile kararabilir.
- Cengiz Han’ın orduları geçtikleri şehirleri ve ülkeleri harabeye çeviriyorlardı. Moğol baskınları sonrasında Maveraünnehir de kan ve gözyaşı yıllarca dinmeyecek, çekilen zülüm asırlarca unutulmayacaktı. Taki emir Timur tarih sahnesine çıkana kadar.
- Timur Son mektubu alıp da Bayezid’in boyun etmeyeceğini anlayınca Sivas’ın hemen dışında elçilerin önünde ordusuna resmi geçit yaptırdı. Askeri geçit törenleri ordu için çok mühim değil. Bunlar barış zamanında askeri disiplini ve donanımını kontrol için, sabah zamanında ise düşmanın gözünü korkutmak maksadıyla yapılır ve iki gün sürerdi.
- Ey gönül ağlama ve sızlama zamanı değildir Feleğin cevr ü cefasına alış ve mukabele et
- Dünyada iki kişinin hükümdar olduğu bir yer yoktur. Ayrıca dünyayı yaratan Perverdigar da tektir. Öyleyse dünyada da bir padişah olması lazım gelir. Şerefüddin Ali Yezdî
- Timur çıktığı bütün meydan muharebeleri kazanmıştır. Neredeyse gethetmediği ülke ve şehir kalmamıştır. Otuz beş yıllık ikdidarı döneminde yaptığı on yedi büyük seferde, o zaman otuz sekiz ülkeyi boyunduruğu altına almıştır.
- “Yüce yaradan bize öyle bir güç verdi ki, kılıç zoruyla dünyayı fethedip, yeryüzündeki padişahları itaat altına aldık. Allah’a şükürler olsun ki. O’nun bize nasip ettiği bu nimet pek az padişaha nasip olmuştur. Artık gönlümüzden geçen, bundan Sonra da kafirlerin üzerine yürüyüp gaza etmek ve o dinsizleri Allah’ın inayetiyle İman yoluna sokmaktır. Hitay ve Çin üzerine yürüyecek oralardaki puthaneler ve ateşgedeler yerine mescitler ve hankâhlar kuracağız.” Sahipkıran Emir Timur
- Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur.
- Bu dünya öyle bir saraydır ki günün birinde harap olur Bahtiyar o kimsedir ki ahiret sarayının kaydında bulunur
- Emir Timur'un bir diğer önemli lakabı da dünyaya hükmeden manasına gelen Sahipkıran'dır. Gökyüzündeki iki gezegen Satürn (Zuhal) ve Jüpiter (Müşteri)'in birbirlerine en yakınlaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu unvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bugün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir, İskender-i Zulkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber Efendimiz ve Emir Timur.
--reklam--
Otağ 2 / Emir Timur İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gerçekten efsane ötesi bir eser ortaya çıkmış bu eserde emeği geçen herkesin ellerine emeğine sağlık özelikle Ahmet Hocamıza Sahipkıran Emir Timur'un aslında nasıl biri olduğunu doğru şekilde sağlam Kaynaklara dayanarak bize aktardığı için sonsuz teşekkürler ve hürmetler arz ederim Kalemine sağlık hocam Allah size uzun ömürler versin inşallah Kitabı okurken adeta sanki o Devrin içindeymişim gibi hissettim kendimi bu kitap gençlere okullarda okutulması gereken bir kitap benim fikrimce Timur gibi büyük bir cihangiri yetiştirmiş olan bir mille- te mensup olduğumuzdan dolayı övünç duyarak Emir Timur'la övünmeliyiz. Onun eserlerini incelemeliyiz. Onun öğretilerinden faydalanmalıyız. Tüzükat'ı bütün Türk aydınlarına tavsiye ederim. Türk aydınları hem Emir Timur'un tarihi kişiliğini incelemeli, hem de Tüzükat'ı incelemeli, çok alınacak dersler vardır. Eser hazırlanırken Özbek, Arap ve Osmanlı kaynaklarından istifade edildi. Bilhassa Özbekistan'a giderek aylarca orada kalan ve Özbek kaynaklarını bulup çeviren kıymetli dostum Avukat İrfan Hattatoğlu Bey'in bu eserin hazırlanışında büyük emeği vardır. Kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Tarihinden habersiz milletler boyun eğmeye, etek öpmeye mahkûmdurlar. Bu mahkûmiyet onu kendi ecdadının değil, yabancıların uşağı haline getirecek bir köleliktir. Timur'un hayatından alınacak o kadar çok ibretler var ki... Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Aydin Aliev)
Hocam Allahü teâlâ sizden razı olsun. Vallahi mest oldum. Bu eser okullarda okutulmalı ve vasiyet edilmeli gelecek nesillere. Allah için en içten ve samimi dileklerimdir bunlar. Allah sizi dostları ve ömrü cihad ile geçen büyük cihangirler ile haşreylesin (Burak Yıldız)
Emir Timur, Türk müydü, Moğol muydu? Müslüman mıydı değil miydi ? Zulüm ettim etmedi mi ? Ve daha bir sürü soru.. Hiç tanımadığınız bir insan hakkında ne öğrenirseniz ona saygı duymaya başlarsınız ? Şahsen ben Timur'un üç at yan yan son sürat koşarken birinden diğerine geçebildiğini öğrendiğim de bir tutam saygıyla karışık büyük bir hayranlık duymuştum.. Fakat kastım daha derin şeyler. Biraz daha açık olmaya çalısayım 'biri hakkında hüküm verirken kıstaslarınız nedir ?' Siz düşüne durun ben de Emir Timur'a bakıp gördüklerini özelde ise kıstaslarımı,ölçütlerimi anlatayım.. Emir Timur, amelde Hanefi, ehli sünnet Müslüman bir Türk'dür. Dervişlerin üzerindeki hırkanın tozuna altınla paha bicecek, malına, saltanatına bakmaksızın bir Şeyhin önünde diz çökmeyi cümleden âla görecek, insanı kamil duası almadan iş yapmayacak, Evliyanın himmetini ise zaferlerine teminat görecek kadar tasavvuf erbabı biridir. Âlime, ilme düşkünülüğü ile Semerkand'ı ilim şehri yapmış.. nice ilim adamını da sahip olduğu birikimle şaşırtmıştır. Aynı zamanda adalet, birlik ve dini mübin için bütün ömürü boyunca kılıç sallayıp üst üste sefersiz bir tek yılı geçmemiş, devasa ordusu ile Hindistan'dan Gürcistan'a, Anadolu'dan Çin'e kadar sefer edip çıktığı hicbir meydanda da yenilgi yüzü görmeyecek kadar büyük bir savaş dahisidir... Genel olarak Emir Timur bu.. Fazlası var ama eksiği yok.. Fazlasını merak edenler için başlangıçta önerim Bibi Hatun ve Gur Emir Medreselerinin fotoğraflarına açıp bir bakmanız olacak. Karşınızda nasıl zevk sahibi biri olduğunu anlamanız için iyi bir başlangıç olur sonrasında ise bu kitap güzel bir devam niteliğinde.. Şimşirgil'in akıcı ve sade üslubu sizi hiç yormadan Emir Timur'la tanıştıracaktır. (Aygan H.)
--reklam--
Otağ 2 / Emir Timur PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Şimşirgil - Otağ 2 / Emir Timur kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Otağ 2 / Emir Timur PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Şimşirgil Kimdir?
1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı. 1989'da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'ne naklen geçiş yaptı.
1990'da "Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda Tokat (1455-1574)" isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997'de "Uyvar'ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi" isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi'nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa'nın gazalarını "Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri" ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili "Kayı I", "Kayı II", "Kayı III", Kayı IV, “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003'te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil'in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır.
Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Kitapları - Eserleri
- Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı
- Kayı 2: Cihan Devleti
- Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde
- Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
- Kayı 5: Kudret ve Azamet Yılları
- Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
- Otağ 1 / Büyük Doğuş
- Kayı 10: II. Abdülhamid Han
- Osmanlı Gerçekleri
- Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
- Otağ 2 / Emir Timur
- Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet
- Valide Sultanlar ve Harem
- Kayı 9: Sonun Başlangıcı
- Kayı 11
- En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
- Otağ - 3 Sultan Alparslan
- Devr-i Gül Sohbetleri
- Mızraklı Hakikat
- Osmanlı Gerçekleri 2
- Eşrefoğlu Rumi
- Barbaros Hayreddin Paşa
- Sultan 2. Kılıçarslan ve Aksaray
- İstanbul: Fetih ve Fatih
- Edep Yâ Hû
- Denizler Fatihi Piyale Paşa
- Yavuz Sultan Selim
- Slovakya'da Osmanlılar 1663 - 1685
- Topkapı Sarayı
- Fatih Sultan Mehmet
- Fethin Kahramanları
- Bir Müstakil Dünya: Topkapı Sarayı
- Birincil Kaynaklardan Osmanlı Tarihi Kayı 1
- İstanbul Fetih ve Fatih
- Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii
- Asırlara Hitabeden Alim Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
- Osmanlı Gerçekleri 3
--reklam--
Ahmet Şimşirgil Alıntıları - Sözleri
- "Ey Muhibbî bağlamak dünyaya dil layık degül Çünki senden olısardur akıbet âlem cüda" Bu dünyanın gönül bağlanacak yanı yoktur; zira nasılsa insan bir gün onu bırakacaktır.. [Kanunî Sultan Süleyman Han] (Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni)
- Hayali mihmandır daima bu çeşm-i pür-nemde Onunçündür kesilmez eşk-i hasret hiç bir demde Firakıyla nola hep böyle ebyat olsa hamemde “Görenler seyl-i eşki diyeler sahra-yı sinemde Bahar eyyamıdır güya ki ırmaklar bulanmıştır” (Bu sürekli ağlayan gözde sevgilinin hayali misafirdir. Bu yüzden de hiç bir zaman hasret gözyaşları durmaz. Onun ayrılığı yüzünden kalemim hep böyle beyitler yazsa buna şaşılmamalı. “Göğüs düzlüğünde gözyaşı selini görenler sanırlar ki güya bahar zamanıdır ve nehirler bol yağış yüzünden bulanmıştır.”) (III.SELİM HAN) (Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet)
- "Osmanlı padişahları içinde Halvetiliğe ilk intisap eden II.Bayezid Han'dır. Onun intisabı Çelebi Halife namıyla meşhur Cemal-i Halveti vasıtasıyla olmuştur." (Osmanlı Gerçekleri 3)
- Okuma bilmeyip yazan Odur dünyayı bozan (Osmanlı Gerçekleri)
- "İttihatçılar, Sultan II. Abdülhamid Han'dan o kadar nefret ediyorlardı ki, Sultanın cenaze namazını kendilerinin Şeyhülislam yaptıkları Mason Musa Kâzım Efendiye kıldırttılar.." Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Kayı 10: II. Abdülhamid Han)
- "Edirne'yi vermemek üzere iktidara gelenler bırakın Edirne'yi kurtarmayı devletin bütün bekasını Avrupalı büyük devletlerin inisiyatifine bırakmaktan rahatsız olmamışlardı. " (Kayı 11)
- "Evet, ben bir askerim ama her şeyden önce Türk'üm ve Müslümanım! Burası benim mukaddes mâbedimdir. en büyük âmir olan vicdânımdan aldığım emirle buraya sizi sokmayacağım! Eğer cebren girmeye çalışırsanız buradaki askerlerim ve ben hepimiz ölünceye kadar çarpışacağız ve bu ihtimâli de düşünerek camiin sütunlarına yerleştirdiğim tahrip kalıplarıyla koca mâbed, taburumuzun üzerine çökecek ve yine buraya giremeyeceksiniz!” (Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii)
- Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur. (Otağ 2 / Emir Timur)
- Ana başa tâc imiş Her derde ilaç imiş Bir evlat pîr olsa da Anaya muhtaç imiş (Valide Sultanlar ve Harem)
- İnsan ilimle yaşar. Cahil ise ölü gibidir. (Osmanlı Gerçekleri)
- Osmanlı devleti Fazıl Ahmet Paşa ile Avrupa’da en haşmetli son 15 yılını geçirmiş ve bir kez daha dünyanın tek kutuplu devlet olduğunu göstermişti. O 15 seneye Yaklaşan sadrazamlığının neredeyse dokuz yılını cephelerde geçirmişti. Fatih, yavuz ve kanuni sultan Süleyman zamanlarında olduğu gibi seferlerinde kısa sürede netice alıyordu. Devletin demir yumruğu Avusturya. Venedik ve Lehistan‘a bir kez daha iniyor dünya bu muazzam gücü gücün karşısında eriyordu. Osmanlı tuğlarını 15 sene Avrupa’da Haşmet ve kudretle gezdirmişti. (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Ya Rabbi! Dinine yardım edenlere yardım eyle. Müslümanlar arasında fitne çıkaranları kahreyle. (Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde)
- "gayret bizden, tevfik Allah'tan" (Otağ 1 / Büyük Doğuş)
- 1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır. Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı. (Mızraklı Hakikat)
- Osmanlı-Rus savaşında Hristiyan ordularıyla işbirliği yapılmasını mahzurlu görenler de az değildi.Bu dedikodular üzerine fetva alınmak zarureti doğdu. “Avrupalı askerleri kendi ordumuzda kullanmak caiz midir? “ sorusuna “El Cevab; Madem ki avcılar av tutmak için köpekleri kullanıyorlar biz de onları kullanabiliriz, “ diye teşbihli bir cevaz verilmişti. (Kayı 9: Sonun Başlangıcı)
- "Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!" (4.MURAD HAN) (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
- Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ” Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir. (En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları)
- Sakarya Meydan Savaşı, Türkler için bir ölüm - kalım mücadelesi oldu. Nitekim Sakarya 'da Türk milleti kadınlı erkekli, vatanlarına saldıran düşman kuvvetlerine kahramanca karşı koyma kudretini gösterdi. Türk ve Yunan kuvvetleri, Sakarya kıyılarında 100 kilometrelik bir sahada 22 gün ve gece süren bir meydan savaşı yaptılar. Meydana gelen kanlı muharebelerde bazen Yunan kuvvetleri, bazen Türk kuvvetleri başarılı oldu. Nihayet Türk hatlarını yaramayan yunan birliklerinde moral çöküntüsü oluştu. Türk ordusu 10 Eylül'de genel taarruza geçti. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muhrebelerinde ağır kayıplar veren yunan ordusu Sakarya'nın batısına çekildi. (Kayı 11)
- Tarih nostalji demek değildir.Dünü anlatırken bugüne neler miras kaldı,neleri yitirdik görmek gerekir. (Devr-i Gül Sohbetleri)
- " Öyle bir nesil, öyle bir zaman ki, her şeyin fiyatını biliyor, fakat değerini bilmiyor." (Barbaros Hayreddin Paşa)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin