Kitap Künyesi

Yazar: Mihail Yuryeviç Lermontov

Çevirmen: Kayhan Yükseler

Orijinal Adı: Poemı

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750829642

Sayfa Sayısı: 536

--reklam--

Özgürlüğün Son Oğlu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Saraya yakın çevrelerin kışkırtmaları sonucu giriştiği düelloda henüz 27 yaşında hayata veda eden, Rus devrimci romantizminin önde gelen temsilcilerinden Mihail Yuryeviç Lermontov (1814-1841), Rusya'da çar rejiminin ağır baskı ve şiddet politikalarının acımasızca sürdürüldüğü bir dönemde ürünlerini verdi. Özgürlüğün Son Oğlu'nda şairin yarım bıraktıkları hariç 20 poema yer alıyor.

Rus edebiyatında o döneme kadar devrimci romantizmin en seçkin örneklerinden biri kabul edilen Mtsıri'de özgürlük ve yurt sevgisi; İblis'te yalnız kalmaya mahkûm insanın trajedisi; İsmail Bey, Özgürlüğün Son Oğlu ve Litvan Kızı'ında yiğitlik ve kahramanlık, Boyar Orşa ve Günah Çıkarma'da sosyal adaletsizliğe, köleliğe, kilisenin katı yasalarına karşı açık bir protesto; Çar İvan Vasilyeviç ile Genç Muhafızı ve Yiğit Tacir Kalaşnikov'un Şarkısı'nda yiğitlik, hak, onur temaları işlenmiştir. Kanlı, Hacı Abrek, Bastunci Aulu, Kaçak Lermontov'un çocukluğunda dinlediği halk şarkılarından, masallardan, Kafkasya'da sürgündeyken edindiği izlenimlerden ve gerçek olaylardan esinlenirken, Culio, Korsan ve Ölüm Meleği kentin ağır yaşam koşullarından bunalıp kurtuluşu doğaya kaçışta bulan Rus gezginini yansıtır. Rus taşra yaşamının neşeli ve nükteli bir dille anlatıldığı Tambov Haznedarının Karısı, Saşka ve Çocuklar İçin Masal da Lermontov'un gerçekçiliğe yönelişinin örnekleridir.

"Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk…"

 (Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü'nden)

--reklam--

Özgürlüğün Son Oğlu Alıntıları - Sözleri

  • “Sevgili tutsak, yatışsın yüreğin; Sen daha her şeyini yitirmedin.”
  • … Yitirilmiş bir mutluluğu Kimse geri getiremez bundan sonra …
  • Çiçeğe konar bir arı, taşa değil...
  • Sakin ol sevgilim, ağlama! Güzel günler yakın, dünyaya Umursamadan bakıp geçeceğimiz!.. Yabancı, ama yakın bir ülkede İnan, mutlu olacağız ikimiz
  • … Yüreğimin şaşkınlığını kimin fırçası betimleyebilir gerçekten …
  • Evlenme, delikanlı, Sen beni dinle: O parayla, delikanlı, At al kendine!
  • … Yaşam karşılıklı sonsuz ihanetler dizisidir İyiliğe ve kötülüğe dair hafıza ise tam bir zehir …
  • “Geniesse und leide! Dulde und entbehre! Liebe, hoff’ und glaube!” Conz 1 1 “Haz duy ve ıstırap çek! Sabret ve katlan! Sev, umut et ve inan!”
  • Aslında kolaydır bir halkı yönetmek Ortak bir sevdayla çarparsa yürek;
  • Lakin aşk kader gibidir kaçınılmaz, Yürekten korkuysa faydasız bir uğraş!
  • Neden? Dünyanın eğemeni, İnsanoğlu doğayı kirletti?
  • Ah! Ok gibi içimi delip geçmişti! Ne meleğin ne şeytanın dili Anlatabilirdi o anki hislerimi!..
  • Ne mutlu, genç başını eğmeyen kişiye Zavallı bir köle gibi başka putun önünde!
  • … Ama kim ki şu gözyaşı ve dertlerin Dünyasında yoksun kalır teselliden; En parlak çağında ateşli gençliğinin Kim ki kalbin okşamasından, saadetten Yoksun ve uzak bir hayat sürer… …
  • Acıyla geçiyor sefil günlerim İmgen çıkmıyor kalbimden, Ama bir dileğim var senden; Ölüm meleği ol benim için.

--reklam--

Özgürlüğün Son Oğlu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu eseri de bitirerek Lermontov maratonuna bir son verdim. Onu tanıdıktan sonra bu hayatta yalnız olmadığımı fark ettim, 217 yıl önce doğup 27 yıl yaşamış gibi hissettim. Lermontov, her ne kadar bir yanım bir şeyler için hırsla çabalasa da diğer yanımın da varlığını bana hatırlattı. Toplum için "ruhumun yarısını kestirip atmamam" gerektiğini, iyisiyle kötüsüyle iki ruhun sentezi olduğumu kafama kazıdı. -- 1000kitap kullanıcıları, Instagram kullanıcılarından farkınız yokmuş meğer! Yalnızca çiçekli böcekli fotoğraflarda önerilen basit şeyleri okuyor, "Özgürlüğün Son Oğlu" gibi tıka basa edebiyat dolu şeylere burun kıvırıyorsunuz. 41 okuma çok büyük bir utanç! Her yerde "Satranç" "Şeker Portakalı" "İnsan Neyle Yaşar" görüyoruz ancak kitap okumak demek 80 sayfa okuyup edebiyattan anladığını sanmak değil! Duymak istediklerinizi okuyarak, çok katmanlı eserleri boş vererek ileri gidemezsiniz. -- Hem kendime bir hatırat olarak, hem de bu incelemeyi okuyacak birkaç kişiye şiirleri özetlemek istiyorum. "Hançer" kitabındaki şiirler gibi göndermeli ve gizli anlamlı şiirlerden ziyade tek anlamlı ve daha olay odaklı eserler çünkü. Kafkas Tutsağı: Puşkin'in "Kafkas Esiri" tadında bir eser olmuş. Lermontov'un betimlemeleri Puşkin'in betimlemelerinden kat kat iyi bu arada. Konu çok benzer, özgürlük hevesiyle başka diyara giden ama bu diyarın felaketine uğrayan ve eski gençlik günlerini arayan gençler var tekrardan, Çerkes kızları yine merhametli, sevecen ve çok güzel, gene aşık olma maceraları var, var da var! Puşkin'in eserinde Çerkes kızı, kölenin başkasına aşık olduğu gerçeğini kabullenir ve yine de yardım eder; Lermontov'un eserinde devrimci romantizmin de etkisiyle Çerkes kızı bu aşkı kabullenmez ve köleyle birlikte kaçar. -- Çerkesler: 1763'te başlayan Rus-Çerkes Savaşı, Lermontov'un askerlik yaptığı dönemde en azılı dönemindeydi. Lermontov'un Kazaklarla bizzat yürüttüğü operasyonlar ona iyi bir betimleme yeteneği anılar topluluğu getirmiş. Kısa ve öz bir şekilde Çerkeslerin savaş felsefesine, köylerinin görünümlerine ve Kafkas Savaşı anlarına tanık oluyoruz. Lermontov, "Kafkasya'nın En Büyük Şairi" lakabını hak ediyor. -- Korsan: Lermontov'un "Hançer" kitabındaki şiirlerinde de, "Kafkas Tutsağı" poemasında da olduğu gibi burada da kahramanların gençliklerini heba ettikleri ve artık buna bir son verme, hayatı dolu dolu yaşama fikri görülür. Ayrıca "Mtsıri" poemasındaki aile yokluğu, yabancılar tarafından yetiştirilme olayı burada da var. Ana kahramanın kimseye güvenememesi ve yolculuğa çıkma isteği de Peçorin karakteriyle benzer. Şiirin geçtiği zamanlar 1821-29 Yunan Bağımsızlık Savaşı dönemi. O yüzden Türklere barbar olarak sesleniyor kahramanımız. Bu özelliğin yanı sıra karakterin bulunduğu konumlar (Romanya, Yunanistan) ve maceracı ruhu, bana Karamanlı Türkçesinde yazılmış ilk roman olan "Tamaşa-yi Dünya ve Cefakar ü Cefakeş" romanını hatırlattı. -- Kanlı: Kafkas kültüründe yer etmiş olan kan davası temasını görüyoruz. Puşkin'in "Tazit" şiirini incelerken kullandığım alıntıyı buraya da ekleyeceğim: "Bir katil olmaktan daha aşağılık bir şey varsa o da başkasının canını bile yakamayacak bir adamdan katil yaratmaktır." Kan davası adı altında masum insanları katleden Çerkes, buna sebep olduğuna inandığı mollayı da katleder. Ancak aslında tek sebep kendisidir, ya da onun ailesini öldüren Akbulat'tır, ama ölen ölmüş, sebebin kim olduğu pek de bir şey kazandırmayacak. -- Culio: Hikaye, ana kahramanın sevgilisini aldatması ve bundan pişman olmasıyla alakalı. Ne yaparsa yapsın sevgilisini unutamıyor. Onu unutmak için ülke ülke geziyor, meşguliyet yaratıyor ama nafile. Hikayenin bir yerinde "Hangimiz daha zavallıyız?" diye bir dize geçiyor. Zavallı olan gayet de kızımız Lara. Sen aldat, ayrılın, sonra ağla zırla sevgilinin ardından. Sebebi olduğun şeyden dolayı acı çeken kimse zavallı değildir. Bu arada, ah canım Madina'm!..* *Madina: İnceleme yazarının uzunca bir müddet unutamadığı, bu şiirle tekrar hatırladığı güzel insan. (inceleyenin notu) -- Ölüm Meleği: Diğer poemalar kadar sevemediğim, hatta hiç sevmediğim bir poema oldu. Lermontov'un "arım balım peteğim aşkım kuşum" eserlerini sevmiyorum. Bunalım edebiyatında ilk ona kesinlikle girer, böyle de kalsın. Külliyat tamamlanmak için okunabilir. Gereksiz ve aşırı fazla betimleme var ve konusu yazarla çelişiyor. Lermontov huzur arayan bir adamken hikayenin kahramanı Zoraim savaş arıyor. Culio eserindeki gibi erkeklerin kızların değerini bilemeyişi teması var. -- Günah Çıkarma: "Dünyada cenneti bulmuşluk" ve delilsiz, keyfekeder adalet sistemine gönderme var. 7 sayfacık bir eser de olsa ben sevimli buldum. Okurken "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" havası aldım. Gerçekten de bazı hayatlar vardır, ölümden beter. -- Özgürlüğün Son Oğlu: "Boris Godunov" incelemesinde 800'lü yılların başında birçok Slav kabilesinin dağınık yaşadığını ve Vikinglerin bu kabileleri birleştirip "Kiev Rus Prensliği"ni kurduğunu söylemiştim. Burada bu olayın aslında nasıl olduğunu ve bazı kişilerin nasıl başkaldırdığını anlatıyor. Karakterlerden "Vadim"in ismi tesadüf değil, "Vadim" Lermontov'un yarım kalmış bir roman denemesinin adı. Şiir kitaba adını verecek kadar güzeldi, anlatım tarzıyla, vermek istediği mesajla. Şiirde yalnızca bir çarpışma görmüyoruz, aynı zamanda özgürlüğünü bile isteye vermiş cahil bir halk, acımasız ve muhalefetsiz bir iktidar ve onu hiç sevmeyen, saymayan bir halkıbulunduğu şartlardan çıkarmaya çabalayan bir insanı görüyoruz. Sondaki "Ruslan ve Lyudmila" göndermesi hoşuma gitti. -- İsmail Bey: Lermontov'u okurken umutsuzlu aşk sendromu görürseniz şaşırmayacaksınız. "Ya bari bir saat yanımda kal, ne acelen var?" diyen kıza bir saati acele gören ana kahramanımız, sonra ağlıyor zırlıyor kızı göremeyeceğim diye. Kalsana, ahmak mısın? Hikayemizde küçüklüğünde Rusya'ya gönderilen, orada birisinin nişanlısına göz koyan ve sonra birden Çerkes damarı kabaran İsmail Bey'i tanırız. Kahramanlık çabası, ırkçılık karşıtlığı gibi konular işlenmiş. Sonu çok saçma ve gereksiz trajik olmuş. İsmail Bey, kardeşi Roslambek'in aksine yiğitçe savaşmayı seçmiş, dinsiz imansız şerefsiz demek neden? -- Litvan Kızı: Tatyana ve Polina gibi yine bir güçlü kadın karakteri görüyoruz ancak olaylar biraz abartıydı. O aşk cümlelerini okurken mest oldum ancak bir kız için savaş başlatmak olmamış, başka bir tema olsa tadından okunmazdı. Aileye sadakat, intikam gibi konular işlenmiş, tipik Lermontov şiiri. -- Bastunci Aulu: Kitapta en sevdiğim eserlerden birisi. Akbulat ve Selim isimlerini sırasıyla Kanlı ve İsmail Bey'de gördük; Zara ismini de İsmail Bey'de gördük. Ancak yanlış anlaşılma olmasın, isimler tesadüf eseri. Hikayemiz, kızımızın tek başına bacanak olmasıyla başlıyor, iki kardeş de aynı kıza tutuluyor, sanki dünyada başka kız yok. Lermontov'un keskin hatlarını çok seviyorum. Bir eserinde erkekler uysal bir kedi gibi oluyor ve kadınların emirlerini yerine getiriyor, bir eserindeyse masaya yumruk vurup "Benim olacak lan o kız!" diyor. Kötülük yapma isteği insanı nerelere kadar götürüyor diyebileceğimiz harika bir hikaye. -- Hacı Abrek: Çerkes milletinin aile bağlarına verdiği değeri gözler önüne seriyor yazarımız. Yaşlı bir adam için oğlunun cephede ölmesi gurur kaynağı, kızının kocaya kaçması utanç kaynağıdır. Cinsiyetçilik falan diyenler olacak da erkekler de diken üstünde merak etmeyin. Hikaye bir babanın utancını temizleme ihtiyacıyla başlıyor, gençlerden kızını ona geri getirmesini istiyor. Hacı Abrek gönüllü oluyor, ancak kimse "Bu herif niye gönüllü oldu, karşılıksız iyilik olur mu hiç?" diye düşünmüyor. Hacı Abrek tabii ki kan davalısı Beybulat'ı öldürme fırsatını tepmeyecek. Leyla'yı babasına dönmeye ikna etmeye çabalasa da hiçbir işe yaramaz ve Beybulat bilinmedik bir sebepten, Leyla kafası kesilerek, Leyla'nın babası da üzüntüden ölür. Hacı Abrek zevkten dört köşe olmuştur. -- Boyar Orşa: Puşkin'in "Büyük Petro'nun Arabı"ndaki Çar'ın İbrahim'i vaftiz etmesi, yedirip içirip giydirip yardım etmesi senaryosu burada da var. Her ne kadar Çar sarayında kalsa ve hayatının sonuna kadar refah dolu olsa da geleneklerinden şaşmayan Orşa, Dinyeper kıyısındaki şatosuna döner. Her şey iyi hoş derken kölesinin ona anlattığı hikayeden sonra kızını dikizler ve bir başka köleyle aşk yaşadığını görür ve oğlanı idam ettirmeye karar verir. Şimdi şöyle bir çifte standart var: Eyvallah tamam, çocuk, itaat etmesi gereken kızla sahibe-köle ilişkisinden ziyade sevgililik ilişkisi kurmuş ama iki tarafın da istediği bir şey için niye sadece erkeğe ceza kesiyorsun, daha doğrusu, niye ceza kesiyorsun? "He şimdi öldürdün adam mı oldun?" derler adama. Oğlanın idam edilirken tıpkı "Günah Çıkarma" poeması gibi konuştuğunu fark edeceksiniz. Aynı cümleler tekrar yazılmış çünkü sahiden de. Ayrıca "Mtsıri"deki yaşama isteği, aşk dolu satırlar da var, bu kısımdan çok etkilendim. Sonrasında tesadüflerle dolu bir savaş, Lermontov'un usta betimleri ve üzücü, beklenmedik bir son. -- Saşka: Sözde "Ahlaki Şiir" ama ahlakla alakalı bir şey göremedim, sıkıntı bende mi acaba? Lermontov'un sosyete ve Petersburg düşmanlığını şu dizelerle net bir şekilde anlıyoruz: "Kahramanımız Moskovalı, Neva'ya/Düşman olduğum için ve dumanına." Ancak arkadaşı Gogol de tam bir Neva aşığıdır. Çelişkiye bakın. Puşkin'in "Dahinin eserini çiziktiren barbar ressam" yakıştırmasını Lermontov da "Yolculuk defterini karalayan eleştirmen" şeklinde yapmış. Saşka tipik ataerkil bir baba ve içindeki genç kızı öldürmemiş bir annenin oluşturduğu bir aileden geliyor. Ailesinin özelliklerini almış, tutkulu ama umursamaz bir insan. Lermontov'un kişisel özellikleri ve anlatmak istediklerini net olarak görüyoruz. Bu şiiri bitirdiğinizde Lermontov kimdir onu anlamışsınız demektir. -- Tambov Haznedarının Karısı:  "Yüzbaşının Kızı" incelemesinde "Maça Kızı" hikayesinde "Kapitalizm yüzünden kendini kaybeden insan" tabirini kullanmıştım. Lermontov da bu hikayede bu durumu daha şen şakrak bir tabirle anlatıyor. Kumar masasında daha çok kazanmak için elindekini gözden çıkarmak, para için insanlığını kaybetmek ve yanındakilere yabancılaşmak kavramlarını ele alan bu hikayeyi zevkle ve gülerek okudum. Lermontov burada eseri "Onegin ölçüsü" ile yazdığını belirtiyor. Nedir peki bu ölçü? "Yevgeni Onegin" romanında kullanılan 14 satırlı, iambos uyak kalıbı. Lermontov da buna uymuş. Aynı zamanda bu ölçüyü kullanmasını bir nevi çağına ayak uyduramamışlık, eski zamanda yaşamak olarak düşünebiliriz. -- Çar İvan Vasilyeviç ve Genç Muhafızı ile Yiğit Tacir Kalaşnikov'un Şarkısı: Buradaki Çar, Korkunç İvan, zaten eserde bahsi geçiyor. Hile hurda ile istediğini elde etme çabası, sahtesine karşı gerçek aşkın kazanacağı, önyargı, eşe duyulan güvensizlik, intikamın vicdan rahatlatıp rahatlatmadığı gibi dolu dolu bir eser. Diğer eserlerine nazaran çok daha az olay içerse de güzel bir eserdi aslında. -- Kaçak: Puşkin'in "Tazit" eserine bir nazire olarak yazılan 5 sayfalık minnacık bir hikaye. Tazit'teki "Kölesin, ödleksin, Ermeni'sin sen!" dizesi burada "Kölesin, ödleksin, oğlum değilsin sen!" dizelerine dönmüş. Eserin sonunda yine mezarsızlık söz konusu, İsmail Bey gibi. -- Mtsıri ve İblis: "Hançer" kitabında bu poemaların incelemeleri mevcut. Bu yayının çevirisi çok daha edebi ve haz vericiydi. -- Çocuklar İçin Masal: Şiirin havasına giremedim, konuyu beğenmedim ki zaten konu yoktu, hiçbir şey anlamadım. Boşuna vakit kaybetmeyin, ne bileyim, "Tambov Haznedarının Karısı''nı tekrar okuyun, daha çok şey kazandırır. Laperdutagente Armagan39 kaymokur @Vega2 (Enis)

GERÇEK BENİM KUTSALIMDIR.!!!: " Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk" demiş Dostoyevski. Lermontov' un hayatı kısaca; Üç yaşında annesini kaybeder ve kısa bir süre sonra babası evi terkeder. Büyükannesiyle yaşamaya başlayan Lermontov, ilk kez o zaman tanışır, hemen hemen tüm eserlerinde yer bulan Kafkasya ile. Gençlik yıllarında asi ruhunun etkileriyle üniversiteden çıkmak zorunda kalır ve asteğmen olarak süvari birliğinde yerini alır. Lâkin insan haksızlık ve adaletsizliğe karşı kavgacı bir ruha sahipse elbetteki onu hiçbir güç durduramaz. Sonrası ise sürgün hayatı olarak Kafkasya dır. Sürgündeyken bile aktif bir şekilde yazarlığına ve şairliğine devam eden Lermontov; " Gerçek benim kutsalımdır " diyerek üretmeye devam eder. Kısacık hayatında en çok etkilendiği ve sevdiği yazarlardan olan Puşkin'in komplo düelloda hayatını kaybetmesi onu derinden etkiler ve Rusya da en çok dolaşan şiirler arasına giren Şairin ölümünü yazar. " Şair öldü kuluydu namusun Düştü karalanmış, söylentilerle." Dönemin adalet anlayışını yerden yere vurur ve toplumcu dizelerle göndermeler yapar. Sonra mı? Gelişen olaylar ve yine sürgün... Aleksandr Herzenin bir cümlesiyle Lermontov' un Puşkin ' i ne kadar sevdiğini en güzel şekilde açıklar. " Puşkin'i vuran tabanca, Lermontov'a da isabet etmişti " der Herzenin. 1841 yılında henüz 27 yaşındayken ve kısacık ömrüne yığınca eser bırakan Lermontov, güçlü iddialarla dile getirildiği gibi bir komplo düello da yaşamını yitirmiş ve bizi yazacağı şiir, hikaye ve poemalardan mahrum bırakmıştır, ruhu şad olsun. Kitaba gelelim. ÖZGÜRLÜĞÜN SON OĞLU. Poema; duygusal içeriği bakımından şiire benzeyen düzyazıdır. Lermontov bu kitabında da yine Toplumcu yazar olarak çıkar karşımıza. Gerek toplumun aksayan yanlarını, gerek rejimlerin, hükümetlerin adaletsizliklerini dize dize işler satırlarında. Tabiki Kafkasya ' ya olan sevgisini hissetmemek imkansızdır. Kazbek dağlarına sık sık yer verir. Elbetteki aşkı da çok iyi harmanlar bu kitabında. Kaderi yalnızlık olan insanları da es geçmez. Onu okurken bazen Nazım gelir akla bazen Cem Karaca bazen Barış Manço( çocuklar için masal adlı poeması kitapta mevcuttur.) Kimi zaman ihanetin de serpiştirildiği satırlarda kimi zaman keskin bir mizah devreye girer, sonra biraz aşk ve tabiki adaletsizlikler... Şair toplumun aynası olmalıdır nitekim onun satırlarında siyasi kokuşmuşluk gizlenemez. Lermontov okumamış ve okumayacak olan ne kaybeder bilmem, ancak okunduğunda pişman olunmayacak kadar güzeldir. Incelememi bu kitapta yer almayan ancak Hançer ( Hasan Ali Yücel klasikler dizisi ) kitabında mevcut olan "Şairin ölümü" nün son dizeleriyle bitiriyorum. ( bu şiir en çok sevdiğim şiirlerdendir) Ve sizler, kibirli çocukları! Bilinen alçaklıkla ün salmış ataların! Köle topuklarıyla çiğneyen yıkıntılarını Bahtın oyunu ile incinmiş soyların! Özgürlük, Deha, ve Şan cellatları! Tahtın yanındaki açgözlü yığın! Susturun gerçeği ve yargıyı Gizlenin örtüsü altına yasanın! Fakat ey ahlaksızlar, tanrısal bir yargı Ve müthiş bir yargıç bekliyor sizleri! Onu kandıramaz altın şıkırtısı O bilir önceden her şeyi. O zaman boşa gidecek ama Kötülemeler, başvuracağınız! Ve tüm kara kanınızla, şairin Haklı kanını yıkayamayacaksınız! Bir gün elbet Lermontov' u seveceksiniz, Lermontov' u seviniz... (Metin Pir)

Bana şiiri sevdiren adam oldu Lermontov. Rusya da kendisine zaten Kafkasyanın en büyük şairi deniliyor. Romantizm akımına bağlı şiirleri coşkulu, lirik ve halkın gerçeğini yansıtıyor. Kısacık ömrüne rağmen yüzlerce şiir ve onlarca Poema bırakmış arkasından. Yazarın 27 yaşında düello sonucu ölmesi de artık takdiri ilahi. (Abdullah atilgan)

--reklam--

Özgürlüğün Son Oğlu PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mihail Yuryeviç Lermontov - Özgürlüğün Son Oğlu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Özgürlüğün Son Oğlu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mihail Yuryeviç Lermontov Kimdir?

Mihail Yuryeviç Lermontov (15 Ekim 1814 - 27 Temmuz 1841), Rus yazar ve şair.

Emekli bir subayın oğlu olarak dünyaya gelen Lermontov, bir süre Moskova Üniversitesi'ne devam etti. Üniversite yılları Lermontov'a, toplumsal sorunların büyük bir heyecanla tartışıldığı çok canlı bir entelektüel ortamdan yararlanma fırsatı sağlamıştır.

1832 yılında üniversiteden ayrılmış, Harp Okuluna kaydolmuştur. 1834 yılında asteğmen rütbesiyle mezun olup St. Petersburg'da hafif süvari olarak askerlik kariyerine başlamıştır. 1837 yılında Puşkin'in bir düelloda öldürülmesi üzerine derinden etkilenerek "Şairin Ölümü" adını verdiği bir şiir kaleme almıştır. Ne yazık ki dönem, öncelikle monarşinin sınırsız yetkilerinin bir anayasayla sınırlandırılmasını savunan akımların ve genelde tüm ilerici, özgürlükçü düşünce ve etkinliklerin yoğun baskı altında tutulduğu bir dönemdir. Lermontov da bu şiirinde Puşkin'in bir düello sonucu ölümünü cinayet olarak nitelemekte ve Çarlık yönetimin suçlamaktadır. Bunun üzerine tutuklanarak Kafkasya'daki bir birliğe sürülmüştür.

1838 yılında sürgün cezası kaldırılan Lermontov St. Petersburg'a döndü ve kısa sürede dönemin parlak edebiyatçıları arasına girdi. Şiirleri edebiyat çevrelerinde çok beğenilen Lermontov'a, Puşkin'in ardılı gözüyle bakılmaya başlanmıştır. "Çağımızın Bir Kahramanı" adlı romanıyla da büyük bir beğeni toplamıştır.

1840 yılın başlarında St. Petersburg'daki Fransız büyükelçisinin oğluyla giriştiği bir düello, bu özgürlük yanlısı genç şairin Petersburg'dan uzaklaştırılması için bir bahane oluşturdu. Çarlık yönetimi onu tekrar Kafkasya'ya sürgüne gönderdi.

1841 yılının şubat ayında izinli olarak St. Petersburg'a dönen Lermontov, umut doludur. Bir dergi çıkartmak konusunda girişimlerde bulunur. Ne var ki izin süresinin bitiminde görev yerine dönmesi için kesin emir alacaktır. Yolculuk sırasında hastalanır ve Piyatigorsk kentinde bir süre dinlenmek zorunda kalır. Bu kentte 27 Ekim 1841 günü, kralcı bir Fransız subayla düello yapar ve bu düellonun sonunda yaşamını yitirir. Özgürlükçü aydın kesimde, tıpkı Puşkin gibi bir düello sonucu genç yaşta ölmesi, derin bir üzüntüye neden olmuştur.

Yirmi yedi yıllık kısa yaşamına karşın Lermontov, şiirleri, tiyatro oyunları ve romanıyla Rus edebiyatının gelişimi üzerinde derin etkiler yaratmıştır. Kendisinden sonraki pek çok Rus edebiyatçı üzerinde Lermontov'un etkilerini görmek mümkündür. Fransız özgürlükçü düşüncesinden belirgin biçimde etkilenen aydın bir edebiyatçıdır.

--reklam--

Mihail Yuryeviç Lermontov Kitapları - Eserleri

  • Zamanımızın Bir Kahramanı
  • Özgürlüğün Son Oğlu
  • Hançer
  • Lermontov - Profil
  • İblis
  • Şairin Ölümü
  • Yalnızlık
  • Aşıq Qərib
  • Seçilmiş əsərləri

--reklam--

Mihail Yuryeviç Lermontov Alıntıları - Sözleri

  • Yaşamı azıcık tattım ve ölmem gerekiyor şimdi. (Hançer)
  • … Yaşam karşılıklı sonsuz ihanetler dizisidir İyiliğe ve kötülüğe dair hafıza ise tam bir zehir … (Özgürlüğün Son Oğlu)
  • "Cennetim de cehennemim de senin gözlerindedir." (İblis)
  • Bir kurtuluş habercisi gelecek mi? Anlatmaya yaşamın önemini, Amacını umutların ve tutkuların; Bana neler hazırladığını söylemeye Ve neden acımasızca karşı çıktığını böyle Gençlik umutlarıma Tanrı'nın. İyiliğin, kötülüğün, aşkın ve umutların Yeryüzünde ödedim kefaretini; Bir başka yaşama başlamaya hazırım Susuyor ve bekliyorum: Zamanı geldi. Geride benden bir iz kalmayacak... (Hançer)
  • Şimdi yalın ve gururlu bir dil sıkıyor bizi, yalnız Eğleniyoruz parlak pullar ve aldatılarla. Yıpranmış bir güzellik gibi, ki yıpranmış dünyamız Alışkındır kırışıklarını gizlemeye allıklar altında... (Hançer)
  • Asık yüzlü ve silik bir topluluk olarak, Bir gölge gibi, sessiz, geçeceğiz dünyadan, Dahice bir çabayı bile başlatmayarak, Tarihe verimli bir düşünce bırakmadan. ... (Şairin Ölümü)
  • Lakin aşk kader gibidir kaçınılmaz, Yürekten korkuysa faydasız bir uğraş! (Özgürlüğün Son Oğlu)
  • "Toplum kurallarından kurtulup tabiata bu kadar yaklaşınca, insan cocuklaşmadan edemiyor: Sonradan edinilmiş ne varsa akıp gidiyor insandan, ruh temizleniyor, eskiden nasılsa, bir gün yine nasıl olacaksa, o durumu alıyor." (Zamanımızın Bir Kahramanı)
  • Bir yer aç bana da zümrüt yapraklarının arasında Bilgece ve çok güzel masallar anlatırım sana. (Hançer)
  • Unutulmuşum. Ben ki hiçbir şeyi unutmadım... (Zamanımızın Bir Kahramanı)
  • Amma uzun zaman yaddaşı, yadı Xatirə saxlayır ilk təəssüratı. (Seçilmiş əsərləri)
  • "... kader diye bir şey varsa, neden özgür bir irade ve akıl verilmiş bize, neden hareketlerimizin hesabını vermek zorundayız?" (Zamanımızın Bir Kahramanı)
  • Çiçeğe konar bir arı, taşa değil... (Özgürlüğün Son Oğlu)
  • Yüreğim titredi... Bu da nesi? Aşık mı oldum acaba?.. Öyle budala bir yapım var ki, benden beklenir. (Zamanımızın Bir Kahramanı)
  • Hayır, sanma ki acınmaya değer biriyim ben, Şimdi sözlerim dolu da olsa kederle. Hayır! Tüm amansız acılarım benim Çok daha büyük yıkımların önsezileridir sadece. (Hançer)
  • Gururluyum, bağışla beni! En iyisi Aşkı başkalarında bulmayı düşle! Kim olursa olsun şu yeryüzünde Kimsenin olamam artık kölesi. (Lermontov - Profil)
  • Ama evlenmek sözünün benim üzerimde zehirli bir etkisi vardır. ... Yirmi kez yaşamımı, ya da namusumu ortaya koyabilirim, yalnız özgürlüğümü satamam. (Zamanımızın Bir Kahramanı)
  • Sakin ol sevgilim, ağlama! Güzel günler yakın, dünyaya Umursamadan bakıp geçeceğimiz!.. Yabancı, ama yakın bir ülkede İnan, mutlu olacağız ikimiz (Özgürlüğün Son Oğlu)
  • Acıyla geçiyor sefil günlerim İmgen çıkmıyor kalbimden, Ama bir dileğim var senden; Ölüm meleği ol benim için. (Özgürlüğün Son Oğlu)
  • … Ama kim ki şu gözyaşı ve dertlerin Dünyasında yoksun kalır teselliden; En parlak çağında ateşli gençliğinin Kim ki kalbin okşamasından, saadetten Yoksun ve uzak bir hayat sürer… … (Özgürlüğün Son Oğlu)