Kitap Künyesi

Yazar: Vedat Türkali

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9789752892040

Sayfa Sayısı: 126

Özgürlük İçin Kürt Yazıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

...Bir günler, bey takımı arasında avcılık tutkusu pek yaygınmış Fransa'da. Attığını vurmak kolay değil, boşa atmak da heves kırıcı ya; ormanlarda, daha kuşlar yumurtadayken, geniş alanlar üstüne ağ gerermiş. Uçuş denemelerine başlayıp da yükselince ağlara çarpıp düşe havalana büyüyen kuşlar öylesine koşullanırlarmış ki, av mevsimi gelip de ağlar kaldırılınca belirli yüksekliğin üstüne uçamazlar, kolayca vurulurlarmış.

Olayı niye anlattığımı umarım anladınız. Yetmiş yıllık baskılı eğitim, özellikle Kürt sorununda, insanımızın beyin çatısına, hem de paslı tellerden örülü öyle bir ağ gerdi ki, kaldırılmış da olsa, yukarlara uçup olaylara biraz yükseklerden bakmaya en yeteneklilerimizin bile gücü yetmiyor. Kaldı ki, hep tepemizde o ağ. Tüm acılarımızın kaynağı da bu.

(Tanıtım Yazısı'ndan)

Özgürlük İçin Kürt Yazıları Alıntıları - Sözleri

  • Doğu diyorduk ya, Kürdistan'dı gezip dolaştığımız yerler. Kimi yerlerde Türkler'le içiçe yaşanan bir Kürdistan. Trabzon'da eski bir milletvekiliyle konuşurken sözünü ettim bunun. Güldü adam: "Hangi partiden olurlarsa olsunlar, koridorlarda biraraya toplanıp Meclis'de bile Kürtçe konuşurlar doğulu milletvekilleri," dedi. Büyük Millet Meclisi'nde oluyor bu; devlet de "Kürt yok" diyor! Hiç çözüm düşünmemişler miydi bu konuda? "Düşündük" dedi “İş askerlerde bitiyordu. Genel Kurmay'la bağlantı görevi yapan bir kurmay albaya açtık. Yanıtı şu oldu: Bir milyonu öldürmekle devlet bir şey yitirmez!".
  • TC devletinin 70 yıllık, tüm ülkeyi kapsayan yasal, yasadışı, açık, örtülü baskı eylemlerinin temelinde, belirleyici çoğu etkenlerin yanı sıra, özellikle bir halkı, Kürt halkını, karakol-kışla ağırlıklı devlet terörü ile sindirip ezerek Türk devletinin bütünlüğü koruma, gelişmesini sağlama gerekçesi yatar. Böylece biz Türkler de başka bir ulusu baskı altında tutan ulus olarak demokrasiye, özgürlüğe hep özlemle bakakalmışızdır.
  • İlk Kürt başkaldırısını, 1833'de Soran'da Mir Mehmet yapar. Diğer bir güçlü Bey'in, Botan Emiri Bedirhan Bey'in tam desteğini sağlayamaz. Revandız'da döktürdüğü topları, yaptırdığı silahları, mermileriyle, on bin atlı, yirmi bini aşkın yaya savaşçılarıyla, bir yıl süren çatışmalardan sonra, Reşit Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu geri çekilmek zorunda bırakır, Osmanlı'nın "Müslümanlar arasında barış" önerisine, yerli mollalar, "Halife ordusuna karşı savaşan kafirdir!" fetvasıyla destek verince, Mir Mehmet anlaşmaya yanaşır, barış sağlanır. Mir Mehmet, Revandız Valiliği'ne atanır. Istanbul'a Padişah'a bağlılığını göstermeye gider; dönüş yolunda yok edilir. Soran Emirliği bir süre sonra tarihe karışır.
  • Yenilgi, hiçbir yerde devrimcilerin son sözü olmamıştır. Iran'da da
  • Askerlerin yetmiş yıldır sürüp gelen, bugün de uygulanmaya konmuş "çözüm" leri ise, Kürt halkını BASTIRMAK'tır. Bu yol Kürt halkını, PKK ile bütünleşmeye itmekten başka sonuç vermeyecektir.
  • Şiddeti, her yanı, her biçimiyle tanır Kürt halkı. Etinde duyarak yaşadı, yaşıyor. "Kahraman" "şanlı," "gazi" ünüyle boşuna onurlandırılmamıştır yöredeki kentler. Bağımsızlık savaşımızın en kara günlerinde Türk'le yanyana, omuz omuza kurtuluş savaşı yürütmüştür. Kürt halkı. Iki kardeş halk ortak türküler yakmıştır. "Karayılan der ki cenge oturak Kilis yollarından kelle getirek Nerde düşman varsa orda bitirek Vurun Kürt uşağı namus günüdür" Vatan kurtulunca Kürt'ün payına düşense, eşine tarihte az rastlanan bir aldatmacayla, küflü bir devlet anlayışının, bağnaz, şoven ulusalcılığın ürünü, kanlı baskılar olur sadece. Tek başına yeni türküler yakmaya başlar Kürt halkı: "Onlar Kürt'tür deyi emir verdiler Kavim kardeş komadılar kırdılar" Çok bir şey istemiyor bugün kellesine göz dikilen Kürt halkı. Hakkı olanı istiyor. Omuz omuza vuruştuğu Türk kardeşiyle eşit biçimde, kendi ulusal varlığına dayanarak insan gibi yaşamayı istiyor. Bir halkın temel özlemini söndürmeye hiçbir silahın gücü yetmedi bugüne dek.
  • Tanrının hikmetine şaşıyorum Bu dünyada Kürtler Neden haklarından mahrum Neden hepsi ele mahkum? Şehri şihreti aslan gibi aldılar Belde-i himmeti ele geçirdiler. Her bir beyi sanki bir Hatem Her bir beyi dövüşürken sanki Rüstem Araplar'dan Gürcüler'e varana dek Her taraf Kürt kale gibi Ama dört bir yandan Türk ve Acemle sarılmış. Kürt halkı her iki yandan Kaza ve kaderin oklarına nişan..."
  • Demokratik yollar en kanlı baskılarla kapatıldığı için, Kürt halkının haklarını savunma yolunda silaha sarılanları, Türk devleti, teröristlikle suçluyor bugün. Oysa terörün ilk, asık kaynağının bu devlet olduğunu bilmeyen kalmamıştır. Geçmişte yapılanlar bir yana, bugün Türkiye, iktidarın bütün iki yüzlülüğü içinde, en ağır yasaların varlığı yetmiyormuş gibi, yasaların kabaca çiğnendiği, karakollarında insanlara işkence edilip cinayetler işlenen, köylerin yakıldığı, köylülerin, özel timlerce, güvenlik güçlerince, korucu adlı devlet köpeklerince öldürüldüğü, faili bilinmez cinayetlerin sürüp gittiği bir ülkedir. İnsanlar düşüncelerinden ötürü tutuklanıp cezalandırılırlar. Kürt milletvekilleri, Meclis ten kargatulumba alınıp götürülerek gözaltına alınmış, Anayasa bile umursanmamıştır. Askerliğin en sağ, en geri kanadı, eski alışkanlıklarıyla Kürt sorununu, kimi yüreksiz, kimi çözüm üretmekte kendileri kadar yetersiz, yeteneksiz ortaklarının da desteğiyle, bilinen yolda bastırmak, Kürt halkını yıldırıp ezmek yöntemini uygulamaktadır. Böyle bir terörist tutum içindeki devletin, hiç kimseyi, ne kişi, ne kurum olarak teröristlikle suçlamaya hakkı yoktur.
  • Sosyalist ülkelerin havlu atmasıyla emperyalist dünya, halklarına yutturacak düşmansız kalmanın sıkıntısını yaşıyor! Ağır vergi, soygun yükünü sürdürmek, silah endüstrisini ayakta tutmak için yeni düşmanlıklar yaratma cabasıyla, yerel, etnik çatışmaları, din mezhep kavgalarını kışkırtıp körükleme yolunu tutmuştur.
  • Artık iyice bellidir ki, bu ülkede Kürt sorunu çözülmeden demokrasi sorunu çözülemez. Ola ki demokrasi sorunu çözülmeden de Kürt sorunu çözülmeyecektir
  • İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir.
  • Bugün birkaç bin ailenin elinde olduğu bilinen Türkiye hep böyle kalamaz. Üreten, yaratan geniş yığınların, her sınıf ve katmadan sağduyulu, sağgörülü insanların, tüm dünyanın aydınlık çevreleri ile iletişim ve dayanışma içinde, acılardan geçerek de olsa, Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'süyle, elele, daha iyi bir Türkiye'ye varacaklarına inanmak düşçülük değildir.
  • Türkçülük akımında adı ön sırada geçen çoğu kişiler de Türk kökenli değildir. Sözgelimi, Şemsettin Sami Arna- vut'tur. Ziya Gökalap Kürt asıllıdır. Kimi savlara göre başlarda "Kürtçülük" yapma olanağı aramış, çıkmazlığına inanarak "Türkçülük" akımını tutmuştur. Gene ünlü Türkçü Rıza Nur'un da Arnavut kökenli olduğu söylenir. Örnekler çoğaltılabilir. Denebilir ki, şoven ırkçı bir soy-köken savinda değil, yıkılmakta olan imparatorlukta çözüm arayan aydınların uygun yol arama atılımlarından biridir Türkçülük akımı. Daha çok da, ayni çatı altindaki öteki halkların ulusal uyanışlarına tepki olarak çıktığı düşünülür.
  • İnsanım diyen herkese soracaklar :"Kürt halkına vahşice kırımlar, kıyımlar uygulanırken, Türk, Kürt halkları gereksiz yere birbirlerine düşman edilip kırdırılırken, siz neredeydiniz? Ne yapıyordunuz?
  • Her karanlığın ötesinde ışık vardır tarihte. "Hiçbir zaman tam karanlık değildir gece"

Özgürlük İçin Kürt Yazıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

DUYDUM ONU: Vedat Türkali, Türkiyenin önemli aydınlarından biridir. Açıkçası önceden kulak aşinalığı olsa da kendisini hiç okuma fırsatı bulamamıştım. kitabı almamda da kitabın ismi rol oynadı. Kitap, gazetelere yazdığı yazılardan oluşuyor. Kolay anlaşılabilen bir üslûb ile yazılmış. Fakat bazı yerlerde insan anlattığı konudan kopabiliyor. İçerik olarak ise birkaç konuda aynı fikirleri paylaşmasam da genel olarak yazılarıni beğendim. Fakat ben yazılardan çok yazarın - çoğu yazarda olmayan- empati yeteneğine hayran kaldım. “Evet, ben Türk olabilirim ama bu demek değil ki haklı haksız farketmeksizin ben onları savunacağım” diyor adeta. “Bakın beyler bir de şöyle bakın bu konuya, onların da haklı tarafları az değil. Her şeyden önce onlar bizim kardeşimiz, kaç yüz yıldır onlarla aynı toprağı paylaşıyoruz, aynı din uğruna, aynı değerler uğruna omuz omuza savastigimiz az değildir” diyor. Yazmıyordu bu cümleler sayfalarında ama ben DUYDUM onu. Kitabın başında ve ortasında Kürt halkını anlamaya çalışıyor dedim. Sonunda ise hakikaten anlamış bu adam. Sırf popülizm uğruna, marjinalizm uğruna yapmıyor dedim. Ben beğendim umarım siz de beğenirsiniz. İyi okumalar. (Berk)

Hem adı, hem de içeriği itibariyle tahmin edildiği gibi Anadolu Coğrafyasının en hassas, en kırılgan konularından birine dair usta yazar yazar/vedat-turkali 'nin çeşitli platformlardaki yazı ve konuşmalarının toplamından oluşan bir kitap. İnsanı seven, yaşamanın ve yaşatmanın kutsallığına, önemine değer atfeden herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Osmanlı'dan süre gelen yahut sürmesi birileri tarafından arzu edilen bir mesele bu. Bunun gibi kültürel, toplumsal bir konunun salt askeri bir sorun olarak ele alınması ve çözümünü daima çatışmalar ve akan kanlar ekseninde aranması hatasını vurguluyor yazar. Kürt meselesine dair TKP özelinde, Türk solunun mazeretlerini belirtmekten geri kalmıyor yazar. Ve ısrarla vurguluyor ki; "Türkiye'de Kürt sorunu çözülmeden, demokrasi sorunu çözülemez." Herkese okumasını tavsiye ederim, tereddütsüz.. (Haymatlos)

Türkiye'nin köklü sorunlarından biri üzerine Vedat Türkali'nin empati kokan diliyle yeniden düşünmek özellikle ezberleriyle yaşayan bizim gibi toplumlar için zihin açıcı bir faaliyet. Anlamanın dinlemekten geçtiğini düşünen ve değişimin her konudaki gücünün farkına varmak isteyenler için cesur bir kılavuz. (Erkan Demirci)

Kitabın Yazarı Vedat Türkali Kimdir?

Vedat Türkali (doğumu. 13 Mayıs 1919, Samsun) Abdülkadir Demirkan 'ın (1950'li yıllarda Abdülkadir Pirhasan olmuştur) yazılarında kullandığı ismidir. Senarist, şair ve romancı olan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.

Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır. Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.

Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.

Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.

Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir.

Vedat Türkali Kitapları - Eserleri

  • Fatmagül'ün Suçu Ne?
  • Güven - Cilt 1
  • Güven - Cilt 2
  • Bir Gün Tek Başına
  • Mavi Karanlık
  • Özgürlük İçin Kürt Yazıları

  • Şeytanın Kaşık Oyunları
  • Tüm Yazıları Konuşmaları
  • Yalancı Tanıklar Kahvesi
  • 141. Basamak
  • Bu Ölü Kalkacak
  • Dallar Yeşil Olmalı
  • Eski Filmler

  • Eski Şiirler Yeni Türküler
  • Üç Film Birden
  • Yeşilçam Dedikleri Türkiye
  • Komünist
  • Ölmedikçe
  • Kayıp Romanlar
  • Tek Kişilik Ölüm - Komünist

  • Tüm Yazıları Konuşmaları 2
  • Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2
  • Bitti Bitti Bitmedi
  • Tek Kişilik Ölüm
  • Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler
  • Bu Gemi Nereye
  • Yanıtlar

  • Güven (4 Cilt Takım)
  • Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap)
  • Güven - Özel Baskı(İkinci Kitap)
  • Güven - Özel Baskı(Üçüncü Kitap)
  • Güven - Özel Baskı(Dördüncü Kitap)
  • Mavi Karanlık
  • Eski Şiirler Yeni Türküler

  • Tiyatro Oyunları

Vedat Türkali Alıntıları - Sözleri

  • Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır. (Komünist)
  • Bedenini söküp atabilseydi, yaksaydı onu, başka bir beden giyinebilseydi... (Fatmagül'ün Suçu Ne?)
  • Dünyanın en acımasız canavarı yatıyor içimizde. (Mavi Karanlık)
  • Evlenmek, işte böyle bir eve tıkılmak, yemek pişirip çocuk doğurmak, erkeğini beklemek, bir süre sonra da sevişmenin tadını tuzunu yitirmek olmalı. (Güven - Cilt 1)
  • "Kirlendik mi, hiçbir yağmur arıtmıyor bizi!" (Mavi Karanlık)
  • En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası ! (Tek Kişilik Ölüm)

  • Nazım'ın dizelerindeki gibi. ''Nereden ,nasıl geleceğini bilmeden gelecek dehşetli güzel günlere inanıyorduk!..'' (Tek Kişilik Ölüm - Komünist)
  • Enişte sözü çirkin. Keşke hiç olmasaydı Türkçede böyle bir söz daha iyiydi! (Güven - Cilt 1)
  • Korkuyorum yalnızlıktan; senin olmadığın her yerde yalnızım. (Mavi Karanlık)
  • "Itri'yi de dinleyeceksin,Bach'ı da .Marks'ı da bileceksin,Bedrettin 'i de . Nâzım'ın şiiri olmasa nerden bilecektik Bedrettin'i?" (Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap))
  • Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş Bir bilsen nedendir çektiklerimiz Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı (Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler)
  • Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı? (Komünist)
  • Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları! (Bitti Bitti Bitmedi)

  • ...yönetmen hamit akınlı ''bu ölü kalkacak''ı şehir tiyatrosu'nda sergilemek için bana başvurduğunda, elimde oyunun teksti bile yoktu. sağolsun, seçici kurul üyesi iken edinip sakladığı oyunla çalışmalara girişebilmişti sayın akınlı. oyun fatih şehir tiyatrosu'nda oldukça iyi karşılandı. yılın ikinci yarısında üsküdar şehir tiyatrosu'na geçirilince nerdeyse kapalı gişeye gidiyordu ki, bir ''ihbar'' sonucu savcılık kararıyla oyun durduruldu... ... (vedat türkali) (Bu Ölü Kalkacak)
  • - Kolay ne var bu dünyada? Sen bunları kolay mı yaşadın? (Bitti Bitti Bitmedi)
  • İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları)
  • ...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul bekle bizi... ... (eylül 1944,akşehir) (Eski Şiirler Yeni Türküler)
  • Şu para denen pisliği bulanın... Kes zevzekliği de işine bak! Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli! (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
  • "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diyor Başbakan. Desen ne olacak, demesen ne olacak. Devletin tüm önemli koltuklarını bölüşüp oturmuş faşistler. (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
  • Alıştık, dedi. Herkes kendi acısını yaşıyor sonunda.. (Kayıp Romanlar)