Kitap Künyesi

Yazar: Platon

Çevirmen: Aziz Yardımlı

Yayın Evi: İdea Yayınevi

İSBN: 9772146304003

Sayfa Sayısı: 107

Parmenides Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Platonik Diyalektiğin o en ünlü başyapıtı" ve "Antik Diyalektiğin bu hiç kuşkusuz en büyük sanat yapıtı" bunlar Hegel'in Platon'un Parmenides'ini tanımlayan sözleridir. Ve felsefe tarihinde kayıtlı en büyük entellektüel karşılaşmalardan birini, belki de en çarpıcı olanı sunan bu başyapıtta Diyalektiği konuşan konuşmacılar Parmenides, Zenon ve genç Sokrates'tir. Diyalektik salt öznel olarak, insan düşüncesine sınırlı olarak alınabilir, ve Eleatikleronu böyle öznel olarak aldılar. Ama Diyalektik, Platon'un yaptığı gibi, nesnel olarak da alınabilir. O zaman yine yapıtın özeksel temalarından biri olan İdealar ya da Biçimler yalnızca varlığa ilgisiz insan düşünceleri olmaya son verirler ve nesnel İdealar olarak bütün bir doğal ve tinsel Olgusallığın biçimini belirlerler. Ve İdealar öznel de oldukları için, aslında homosapiensin en özsel doğası, onun gerçek karakteri oldukları için, insan gerçeği bilebilir. İnsandaki Güzellik İdeası ya da saltık Güzellik, Türe ve Bilgi ideaları ya da saltık Türe ve saltık Bilgi, ve başka idealar tümü de nesnel karşı eşleri ile bir ve aynıdırlar. O zaman insanın bilgisizlik doxa durumu yalnızca geçici bir durumdur, yalnızca onu gerçek varoluşunun biçimine götüren zamansal bir oluş sürecidir. Düşüncenin olduğu gibi nesnel realitenin de ruhu olan Diyalektiği bilimden, felsefeden, genel olarak bilmeyi isteyen düşünceden soyutlamak, onu dikkate almamak ve uygulamamak kendi en özsel doğasının bilinçsizi olarak kalmayı kabul etmektir. Doxa böyle bilincin biçimidir, ve orada içerik bilgi değil ama tahmin, gerçeklik değil ama olasılık, inanç değil ama kuşkudur bir bilinç ki, fenomenaldir ve bu tek yanlı öznelliği ile salt kendi içindedir.

Parmenides Alıntıları - Sözleri

  • " O halde varlık hem olabilecek en küçük şeyler, hem olabilecek en büyük şeyler, hem de her biçimde olan şeyler olarak bölünmüştür ve nesnelerin hepsinden daha çok parçalara ayrılmıştır; parçaları da sayısızdır. "
  • " Ama 'an', devinme ile durdurma arasında bulunan garip bir şeydir; hiçbir zamanın içinde değildir ve hem ona doğru hem de ondan, devinen şey durmaya doğru değişir, duran şey de devinmeye doğru. "
  • Sokrates adaletin, iyinin, güzelin kesinlikle birer ideası olduğunu, insanın, ateşin, suyun ideası olup olmadığı konusunda kararsız olduğunu, kıl, pislik, çamur gibi aşağı şeylerin ise ideaları olamayacağını belirtir. Oysa Platon "Politeia"da sedirin resmini yapan sa­natçının, sedir ideasının üçüncü dereceden taklidini yaptı­ğını belirtirken, bir marangozun doğada bulunan nesneler­den yararlanarak yaptığı sedirin ideasının olduğunu kabul etmekte, sanat görüşünü de bu kabulden yola çıkarak te­mellendirmektedir
  • 'başka' hiçbir zaman 'aynı'nın içinde olamayacaksa, belli bir süre içinde 'başka' olan hiçbir nesne yok demektir; çünkü belli bir süre 'başka' bir şeyin içinde olsa, o süre içinde 'başka', 'aynı' nın içinde olurdu, değil mi?
  • bilgiyi bilgi kılan bilginin kendisi değil de, doğruluk ne ise onun bilgisi olmayacak mı? yine bilgilerin her biri, bilgi olarak, var olanların her birinin var olanlar olarak bilgisi olacak değil mi? bizdeki bilgi, bizdeki bilginin doğrusu olmayacak mı? yine bizdeki bilginin bizdekilerin bilgisi olduğu sonucu çıkmayacak mı? senin de katıldığın gibi, ideaların kendilerine sahip değiliz. bizde olmaları da imkansız. ideaların hiçbirini bilemeyiz çünkü: bilginin kendisinden pay almıyoruz.
  • "Henüz pek geçsin de ondan Sokrates" demiş parmenides, "felsefe henüz ileride saracağı gibi sarmamış seni kannımca; o zaman bunlardan hiçbirine aldırmayacaksın, şimdilik yaşın gereği insanların sanılarına pek önem veriyorsun.
  • “Bir, hiçbir biçimde hiçbir zamana katılmıyorsa, he bir zamanlar oluştu ne oluşuyordu ne olduydu ne şimdi olmuştur ne oluşuyordur ne olur ne gelecekte oluşacaktır ne oluşturulacaktır ne olacaktır.” “Çok doğru.” “Bunların dışında başka bir şekilde varlıktan pay almaşı olanaklı mı?” “Değil.” “O halde Bir, hiçbir biçimde varlıktan pay almıyor.” “Pay almadığı görülüyor;” “Öyleyse Bir, hiçbir şekilde var olamaz.” “Öyle görünüyor.” “O halde Bir, var olabilecek bir şey değil; çünkü ancak varlıktan pay alırsa var olan bir şey olur. Görüldüğü gibi, bu temellendirmeye bakılırsa, Bir ne birdir ne de vardır.”
  • Bir ister olsun ister olmasın: Bir'in kendisi ve öteki nesneler açısından kendi ilişkilerine göre ve karşılıklı ilişkilerine göre; hepsi her şekilde olur ve öyle olmazlar, öyle görünürler ve öyle görünmezler.
  • Aristoteles'e göre Platon, ideala­rın duyusal şeylerden ayrı bir yerde bulunması gerektiğini düşünmüştür; yani duyulur dünyadan ayrı bir idealar dün­yasının varlığını öne sürmüş, üstelik de bu iki dünya ara­sındaki ilişkiyi açıklamaya çalışırken ileri sürdüğü "pay al­ma" ya da "ilkörnekler"görüşlerini gerektiği gibi temel­lendirememiştir..
  • "Sokrates, senin ya da her bir şeyin kendisinin kendi başına bir varlığı (ousia) olduğunu dü­şünen bir başkasının, her şeyden önce şunu söylediğini sanırım: Onlardan hiçbiri bizde de­ğildir."
  • Bir, (..)devinmesi de olanaksız, duradurması da. Çünkü devinme (kinesis) ya yer değiştirme (pheresthai) ya da biçim değiştirme (alloio­ sis) yoluyla olur. Oysa Bir, biçim değiştirse kendi kendin­den başka bir şey olması gerekecek, bu durumda da artık Bir olmayacaktır.

Parmenides İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Platon'un olgunluk dönemi diyaloglarındab olan Parmenides, Bir birse ve bir varsa savları üzerine şekillenir. Platon'un idealar kuramını yeniden ele aldığı bu diyalogda Platon, Parmenides'in ağzından idealar dünyasını, pay almayı ve ilk örnek'i sınar. Benim için hayatımın en zor okumasını oldu. Zaten Platon'un diyalogları içerisinde en zor anlaşılan diyaloğu Parmenides'miş. Ben de ilk kez bir şeyi bu kadar anlamadığımı hissettim. Yani diyalog akıl ve ruh sağlığımı olumsuz yönde etkili desem abartmış olmam :) Çeviriyi yapan Saffet Babür'ün giriş bölümünde ki özeti yer yer anlaşılırlığı ve konu takibini kolaylaştırıyor. Ayrıca bu diyalogun kurgu olmadığı düşünülüyor. Yani Parmenides ile Sokrates'ın gerçekten bir araya geldiği Parmenides 60'lı yaşlarında Sokrates ise çok genç olduğu için Parmenides karşısında fikirlerini pek savunamadığı düşünülür. Ayrıca idealar ile çelişkilerin belirlenmesi üzerinde durmasına rağmen Aristo'nun bu diyalogu görmediği düşünülür. Diyalogun bir diğer önemi ise Parmenides'in Bir'i ve Platon'un İyi ideası, daha sonra sudur teorisinin oluşması ve Ortaçağ'da hristiyan ve islam teologlarının da ilgisini çekmesine neden olur. (Beheşti Zehra)

Hayatımın en zor okumasını yaptım. Platon'un diyalogları içerisinde en zor anlaşılan diyaloğu Parmenides'miş. Hakikaten de öyle. Saffet Babür'ün giriş bölümünde ki özeti olmasa ben anlayamazdım. Çünkü her çıkmaza düştüğümde o bölüme baktım. Bu kitaptaki karakterlerin ve yaptıkları bu toplantının kurgu olmadığı düşünülüyor. Yani Parmenides ile Sokrates'ın bir araya geldiği düşünülüyor. Parmenides 60'lı yaşlarında Sokrates ise çok gençtir. Bu yüzden Parmenides karşısında fikirlerini pek savunamaz, bilgisi yetersiz kalır. Bu diyaloğu, Platon'un olgunluktan yaşlılık dönemine geçtiğinde yazdığı tahmin ediliyor. Diyalogta Platon İdealar Kuramı ile ilgili çelişkileri inceleyip ortadan kaldırmaya çalışıyor. Parmenides'in Bir'le ilgili düşüncesi ve Platon'un İyi ideası, daha sonra Ortaçağ'da hristiyan ve islam teologlarının da ilgisini çekiyor. Burada çevirmene teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onun açıklamaları olmasaydı kitabı anlayamazdım. (Fatoş Kesici)

Merhaba arkadaşlar. Bu kitabı sadece gerçekten ‘Yıkık’ olanlara, mutsuz ve morali bozuk, canının sıkıntısı bir türlü geçmeyen kardeşlerime özellikle tavsiye edeceğim. Kitap da tamamen bununla alakalı olacak. Kitabın konusu yalnızlık falan değil yanlış anlamayın. Bu kitap, Platon’un gerçek manada en ağır kitaplarından birisi ve anlaşılması da çok güç bir kitap. Peki, neden öyle söyledim. Çünkü kafanızı aşırı derecede meşgul edecek bir kitap önermek istedim sizlere ki canınızın sıkıntısını kısa süre de olsa unutun. Tabi Platon okuyoruz uzun zamandır ve bir diğer ihtimalde kitabı kapatıp fırlatmanız ama öyle bir saygısızlığı hiçbir kitaba yapmayacağınızı da bildiğimden öneriyorum. Sizi çok uzun süreli olarak meşgul etmeyi başaracaktır. 100 sayfa ama ne 100 sayfa yani anlatamam. Paragrafı bitiremedim bile anlatırken. Kitaba konu olan Parmenides, Rasyonalizm yani felsefede akılcılık konusunda, bu düşüncenin ve geleneğin öncüsü konumundadır. Ona göre evrende değişen hiçbir şey olmadığı gibi, Varlık tektir; kalıcı, sürekli, yaratılmamış, yok edilemez, ezeli ve ebedidir. Kitapta da bu özelliklerin tamamen yüklendiği Parmenides karşısında, birçok kitapta adeta Kral rolünde karşımıza çıkan Sokrates; genç, deneyimsiz, çaylak biri olarak karşımıza çıkıyor. Yani buradan da anlatılan karakterin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Kitaba başlamadan önce Saffet Babür yani kitabın çevirmeninin ortalama 20 sayfalık önsözü bulunmaktadır. Bu kısım çok önemlidir yani kitabı anlamak ve anlamlandırmak konusunda, ne okuduğunuzu görmeniz ve bir ön bilgi kapsamında değerlendirebilirsiniz bunu. Biraz anlatım bozukluğu olsa da başka türlü nasıl ifade edeceğimi bilemedim dostlar. İyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)

Kitabın Yazarı Platon Kimdir?

Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu

Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u oek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.

Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.

Platon Kitapları - Eserleri

  • Devlet
  • Sokrates'in Savunması
  • Phaidon
  • Diyaloglar 2
  • Şölen - Dostluk
  • Gorgias

  • Lysis
  • Hipparkhos Kleitophon Rakipler
  • Protagoras
  • Diyaloglar
  • Devlet Adamı
  • Mektuplar
  • Philebos

  • Meneksenos
  • Euthyphron
  • Kriton
  • Yasalar
  • Timaios
  • Ion
  • Menon

  • Sofist
  • Minos
  • Lakhes
  • Kritias
  • Alkibiades I-II
  • Parmenides
  • Theaitetos

  • Küçük Hippias
  • VII. Mektup, Dion
  • Seçmeler
  • Kratylos
  • Büyük Hippias - Theages
  • Euthydemos - Parmenides
  • İkinci Alkibiades

  • Kharmides
  • Epinomis
  • Phaidros
  • Devlet III-IV
  • Siyaset ve Retorik
  • Kleitophon veya Felsefeye Davet
  • Parmenides

  • Devlet

Platon Alıntıları - Sözleri

  • Tanrı sıradan bir kişiyi bile şair yapacak kadar bilge bir şairdir. O ana dek şiirden yana nasipsiz bile olsa aşk'ın dokunduğu herkes şair oluverir bir anda. (Şölen - Dostluk)
  • Kurtlar kuzuları nasıl severse Aşıklar da sevgililerini öyle sever. (Phaidros)
  • sözü özüne uymayan biri beni sıkar; söyledikleri ne kadar güzel olursa, o kadar sıkar. o zaman da beni söze düşman görürler. (Lakhes)
  • "Antropos* ismi sadece yakınındaki canlıları görebilen, gördüğünden farklı bir şey düşünemeyen hayvanların ifade ettiğinden farklı bir anlam ifade eder." *İnsan (Kratylos)
  • “Benim gibi bir kimseyi kolay kolay bulamayacaksınız. Onun için, size, kendinizi benden yoksun bırakmamanızı öneririm.” (Sokrates'in Savunması)
  • Evet birleştiren şey sevinç ve acı ortoklığı değil midir? (Seçmeler)

  • Ruha ait şeylere bakalım; bunlar ölçülülük, doğruluk, cesaret, kolay öğrenme, zihinde tutma, iyi yüreklilik ve daha başka benzer şeyler... (Menon)
  • Ya sen adaletin ne olduğunu bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun (Kleitophon veya Felsefeye Davet)
  • O halde, sence, söz, söylenen; görüş, görülen; işitiş, işitilen şey midir? Yoksa, söz başka, söylenen şeyler başka; görüş başka, görülen şeyler başka; işitiş başka, işitilen şeyler başka mıdır? (Minos)
  • Eğer bir resme gereğinden fazla yaklaşırsan resimden hiçbir şey anlayamazsın. (Theaitetos)
  • Devletler yeniden düzenlenmedikçe, kanunların daha iyi bir hale getirilmelerine imkân yoktur. (Mektuplar)
  • “İnsanlara tanrılardan söz ederken onları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlülerden söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü dinleyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrılar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli.” (Kritias)
  • YABANCI: Sanırım henüz aşk avına dikkat etmedin. THEAİTETOS: Dikkat etseydim ne olurdu? YABANCI: Bu avın hediye olmadan yürümediğini görürdün. (Sofist)

  • "İyi şeyler istiyorum ancak farkına varmadan tanrılardan kötü bir şey istememek çok zorlu bir iş." (Alkibiades I-II)
  • Dilde yapılacak yanlışlık, sadece dile değil aynı zamanda ruha da kötü etki eder. (Phaidon)
  • Oysa, çoğunlukla, doğa ve yasalar birbirine kar­şıttır. Bu nedenle, insan utanıp düşündüğünü söylemekten çekinirse, sözleri birbirini tutmaz olur. (Diyaloglar 2)
  • gevezelik ciddi araştırmaların eğlencesi olur. (Philebos)
  • “Önemli olan yaşamak değil, iyi yaşamaktır.'' (Kriton)
  • _O halde aldanmıyorsam, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. _Vardır. _Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi: çünkü sebep yok olunca sonucu da yok olur. (Lysis)
  • Seyircilere dikkat etmeliyim çünkü onları ağlatırsam alacağım para beni güldürür, onları güldürürsem alacağım para beni ağlatır. (Ion)