Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Timaş
İSBN: 978-605-114-179-4
Sayfa Sayısı: 270
Paşaların Hesaplaşması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Demokratikleşme yolunda ilerleyen Türkiyede askerî vesayet-sivil vesayet tartışmaları alevlenirken, nedense tarihimiz üzerindeki vesayet yeterince ciddiye alınmıyor. Oysa resmi ideoloji asıl rengini tarihi biçimlendirmekteki becerisinde gösteriyor. Tarihi tek bir anlatı çerçevesinde sunmak ve ona alternatif getirmeye çalışanları hain, satılmış ve işbirlikçi olarak suçlamak eski bir alışkanlığımız.
Mustafa Armağan Paşaların Hesaplaşmasında demokrasimizin gelişmesinin önündeki en önemli engellerden birinin vesayetçi tarih olduğunu söylüyor ve bundan nasıl kurtulabileceğimizin örneklerini ortaya koyuyor.
İsmet Paşanın nasıl kahraman yapıldığından başlayarak Kâzım Karabekir, Fevzi Çakmak, Refet Bele, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi Milli Mücadelenin önde gelen isimlerin sonradan nasıl unutturulduğuna ve Çerkez Ethemin neden hain ilan edildiğine kadar pek çok ilginç ayrıntıyı bulabileceğiniz Paşaların Hesaplaşması, yakın tarihin yeni bir gözle okunması için kolay bulunamayacak bir rehber niteliğinde.
Darbeler tarihi ve Menderesin dramı, ezanın yeniden Arapça okunması sürecinde yaşananlar, Kürt açılımı sürecinde Kürtlerin tarihine yeniden bakma gereği, Atatürkün Kürtlerle ilgili 1919daki sözlerinin nasıl sansürlendiği, Dersim isyanının bilinmeyen yönleri, Mondros, Sevr ve Lozanın arka planları, ilk Meclise asılan Sancağ-ı Şerif fotoğrafının neyi anlattığı, İlk Kurşun ve Hasan Tahsin efsanesi, Kudüs, Filistin ve Gazzenin nasıl kaybedildiğine ilişkin yeni bilgiler Paşaların Hesaplaşmasında ele alınan konulardan bazıları.
Paşaların Hesaplaşması Alıntıları - Sözleri
- 'Tarihe uygun bir amaç' mevcut değilse 'amaca uygun bir tarih' yapılmıştır.
- Düşünün, bir dükkan devr alıyorsunuz, sonra içindeki malları satıp savıyorsunuz, borcunu da üstleniyorsunuz ama tabelayı değiştirdikten sonra 'Ben o eski dükkanın, devamı değilim' diyorsunuz. Kim inanır buna? 'İyi de o dükkanda, hırsız değilsen eğer, ne işin var?' diye sorarlarsa ne cevap vereceksiniz?
- "Mezardan kalksaydı, bize ne derdi?" Bu, siyasette epeyce kullanışlı, işe yarar tezlerden biridir Türkiye'de.Neden başka bir ülkede mezardakilere parmak sallatma, rakibin kulağını çektirme durumlarıyla karşılaşmıyoruz da, Türkiye'de bu tür davranışlar gayet normal sayılıyor?
- Biz genellikle "27 Mayıs" ta tek bir darbe yapıldı zannederiz. Lakin aslında darbe, yeni darbeleri doğurmuş ve Türkiye 1965 seçimlerine kadar ecel terleri dökmeye devam etmiş, artçı sarsıntılar ise 12 Mart 1971 'buçuk darbesi'yle tam 10 yıldan fazla sürmüştü.
- Karizmatik bir siyasetçinin ağzından çıkınca söz, zaman ve mekânını aniden şaşırabiliyor ve başka bir anlam kesesine girebiliyor demek ki.
- Bugünkü solcular bile unutmuş olabilir, lakin Taksim'e 'Kızıl Meydan' adının yakıştırılması, bu iki Komünist General'in (Frunze ve Voroşilov) Atatürk ve İnönü'nün hemen arkasında duran heykellerinden kinayedir.
- Şekil verilmemiş bilgi, tuğlaları üst üste dizerek bina yapılabileceğini sanmaya benzer.
- Gençliklerinde babalarını aştığını düşünen erkekler, olgunluk çağlarında "baba"yı yeniden keşfe çıkmak ihtiyacı duyarlar.
- O odunların çıtırtısını hâlâ işitmiyor muyuz? Ne denir? Tarih, "Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?"
- Tarih ancak bize bugünün muğlak zemininde yalnız olmadığımız duygusunu verirse anlamlıdır.
- Tarih, ancak bize bugünün muğlak zemininde yalnız olmadığımız duygusunu verirse anlamlıdır.
- "Memlekette menfi propaganda ile olduğu kadar "modern hurafe" ile de mücadele şerefli bir vazifedir." İstanbul Mebusu General Kazım Karabekir
- Yanağından oltaya yakalanmış balık gibi çırpınıyor toplumsal hafızamız. Çırpınarak kurtulacağını sanıyor. Bilmiyor ki, her çırpınışı, iğneyi etine biraz daha batırmaya yaramaktadır.
- Ancak tarih bastırıldıkça hiperaktifleşen çocuklara benziyor. Üzerindeki baski ve tekel kurma arzusu, bir hesaplaşmacı tavrı da getiriyor ister istemez.
- İnternet, bizde galiba sessiz sedasız eski kahve dedikodularının yerine kurulmuş oldu. Sık sık rastladığım manzaralardandır: Gayretkeşin teki internette ortaya bir havuç atıyor, sonra herkes gönüllü olarak o havucun peşinde nice zaman ve emek harcıyor
Paşaların Hesaplaşması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ezber bozmak , resmi tarihin yanlışlarını göstermek amacıyla hazırlanmış bir eser. Bir tarih kitabı ama öznel yorumlar içeren, özellikle belli kişilere takıntılı olan bir tarih kitabı. Eserde yazılanların çoğu hakikaten ezber bozan bilgiler. İnönü döneminde Nutuk'un yasaklanması, Mustafa Kemal Paşayı Anadolu'ya geçmeye Kazım Karabekir'in ikna etmesi (?) bayrak inkılabı fikri, Haydarpaşa patlaması, Cemal Paşa'nın Arapları Anadolu'ya tehcir ettirmesi ... Bununla birlikte biraz daha araştırılmasında fayda olan Çerkes Ethem olayı, Dersim isyanı, Lozan'ın durumu, Şeyh Sait İsyanı, Kudüs'ün kaybı meselesinde üstü örtülü olarak Atatürk'e, İnönü'ye eleştiriler yöneltiyor. Tartışma imkanı olsaydı kendisine şu soruları sorardım: Araplar Türkleri arkadan vurduğunu, orada oluk gibi kan aktığını neden yazmıyorsun da Cemal Paşa'nın kini seni rahatsız ediyor? Şeyh Sait isyanını neden haklı gösteriyorsun? Dersim'deki isyandan bir kelime bile bahsetmeden devletin sivil halk üzerine bomba yağdırdığını söylemekteki amacın nedir ? NEREDEYSE HER OLAYI BALYOZ VE ERGENEKONA BAĞLIYORSUN, PEKİ ÖYLE BİR ÖRGÜT OLMADIĞI, BU İSİMLERİ FETÖCÜ TERÖRİSTLERİN UYDURDUĞU ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN NE DÜŞÜNDÜN? (ERGİN DENİZ)
Paşaların hesaplaşması, bazı paşalara mutlak hakimiyet, bazısına sefil hayat bahşetmiş. Karabekir Paşa'nın nasıl unutturulduğu, İnönü'ye nasıl liderlik yolları açıldığı güzelce açıklanmış. Sadece paşalardan da değil; ayrıca makam mevkisinden vazgeçip gerçeklerin ortaya çıkması için emek harcamış kişilerden de bahsetmiş. Sansürlenen tarihten kurtarılanlar, Menderes'in idam yolunu açan olay, resmi tarihin dayattığı yanlışlar ve daha birçok konuyu açıklığa kavuşturmuş. 2010'da çıkarılmış bir kitap olduğu için, aynı yıllarda gerçekleşen Kürt Açılımı hakkında da geçmişten örnekler vererek yorumunu katmış. Serinin 5. kitabı ancak her kitap birbirinden bağımsız olaylar hakkında örnek verdiği için bu kitaptan başlanarak bile okunabilir. Yazarın üslubu ve sayfayı yönetim şeklini gerçekten beğeniyorum; fazla uzatmayıp belgeyi ve biraz yorumunu katarak olayı açıklığa kavuşturuyor. (Furkan)
Kitabı bitirdim. Kitap bence çok kotü bir kitaptı. Klasik Atatürk düsmanlığıyla yazilan bir kitap. Bir Atatürk düsmaninin icindeki fantezilerinden oluşmuş bir kitap. Yok 1.İnönü savası olmadı yok İsmet Paşa'nın niye hic basarısı yok, neden diğer paşalar ve askerler hiç anılmıyor tarzında gevelemeceler olan bir kitap. Tamamen para ve zaman israfı (can korkmaz)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin