Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Gelenek Yayınları
İSBN: 9789758861200
Sayfa Sayısı: 150
--reklam--
Philo Sophia Loren Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Müslüman kadının sorunları çağdaş kadının sorunlarıdır. (...) Bugün bazı kadınlarımız arasında özgürlüğün anlamı daha az kadın daha az anne daha az eş olmakla eşdeğerdir. Çünkü evin yerini sokak mutfağın yerini büro anneliğin yerini sekreterlik mahremiyetin yerini teşhir aldıkça kadının erkekleşmesi kaçınılmazdır!
Hiçbir kadın biyolojisinde varolan doğurganlık hassasını başkalarına devredemeyeceği gibi doğurganlığın kendisine bahşettiği annelik gibi diğer hassalarını da devredemez. Modernleşme/dünyevileşme projesinin sözümona eşitlik söylemi kadını erkekleştirmekle kalmadı; dişileştirdi de.
"Doğurganlığından vazgeçen bir dişi"nin aile kurmak isteyen bir erkek tipince değil onun sadece dişiliğinden yararlanmak isteyen bir erkek tipince çekici bulunması gayet tabiidir. Doğurganlığın çekiciliğini kaybetmesi halinde çocuğun annneliğin ve dolayısıyla ailenin de çekiciliğini kaybedeceği muhakkaktır.
Bu sorunlar tartışma kapsamına alınmadıkça ne İslam'ın kadın tasavvuru ne modern dünyada müslüman kadının yeri ne de olması gereken ile olan arasındaki irtibatın sıhhati konuşulabilir. Gerisi laf u güzaftır!
--reklam--
Philo Sophia Loren Alıntıları - Sözleri
- "insan olmak" tabiri halkımız arasında "adam olmak" tabiriyle ifade edilir ki burada adamlık'ın erkeklik ile bir alâkası olmayıp "Âdem olmak" ve/veya "Âdem haline gelmek" demektir.
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır.
- Erliği, erk'İ bedeni iktidardan ibaret gören erkekler kadınları nasıl salt birer dişi olarak algılıyorlarsa ve algılamak zorunda kalıyorlarsa, erlikteki, erenlikteki, ergenlikteki, erkeklikteki erki, bedeni erke tahsis eden kadınlar da aynı hatayı işliyorlar ve ermemiş erkekler onları nasıl görmek istiyorlarsa kendilerini o hale, yani salt birer dişi haline getiriyorlar. Kısacası iki taraf da çocukluk yapıyor, çocuk gibi davranıyor.
- Kadın ne çiçektir, ne çelik. Ne güldür, ne de gülle! Benzetmelerin çekiciliğinden istifadeyle kadını öne çıkaranlar, sorun'u örttüklerini nedense görmüyorlar. Kendilerini tanımaktan mahrum kadınlar, kendilerini tanımaktan mahrum erkeklerin yalanlarıyla hoşça vakit geçirmeyi yeğleyip özlerinde saklı duran o nicedir ihmal ettikleri insanı tanımaya vakit ayırmıyorlar. Oysa insan'a, insanı tanımaya vakit ayırmak ve dahi Hz. İnsan'la tanışmayı hayatın gayesi bilmek gerekir.
- İngilizce’de ve Almanca’da anlama eylemine karşılık gelen sözcüklerin (understanding ve verstehen) her ikisi de durmak kökünden türemişlerdir.
- Yalanlar vardır işitilir işitilmez anlaşılan. Yalanlar vardır anlaşılması yıllar süren. Yalanlar vardır ustalarının ellerinde biteviye işlenip duran, kanması, kandırması kolay olan, inanmak ve inandırmak için başkalarının katkısını gerektirmeyen. Yalanlar vardır uğruna her şeyi göze almış yalancıları bulunan. Yalanlar vardır anlaşılması pahalıya patlayan. Yalanlar vardır savunucularına nam u şan kazandıran.
- "insan olmak" tabiri halkımız arasında "adam olmak" tabiriyle ifade edilir ki burada adamlık'ın erkeklik ile bir alâkası olmayıp "Âdem olmak" ve/veya "Âdem haline gelmek" demektir.
- Eger yolunuz birgün bir üniversiteye düşerse, saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız, konuşurken saçlarını savurmuyorsa, sıkı sıkıya toka yapıştırmışsa saçlarına, uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde, yakıştıramamışsa giydiklerini, güzelliğinden utanıyorsa mesela, yaz sıcağında bogazlı bir kazak giymişse, bir pardôsü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa, ellerini sürekli başına götürüyorsa, saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri, ürkekse, bir başınaysa, bilin ki o kız başörtülü bir kızdır. Bilin ki bir kez daha kaybetmişizdir.
- 1. Bir kimse bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyorsa o bir ahmaktır. Ondan uzak dur! 2. Bir kimse bilmiyor ve fakat bilmedigini biliyorsa ondan iyi bir talebe olabilir. 3. Bir kimse biliyor. Lakin bildigini bilmiyorsa. hocalıga kabiliyeti var demektir. 4. Bir kimse biliyor ve bildigini de biliyorsa o bir peygamber'dir. Onu izle!
- Çünkü olan insan'a oluyor; bunca vaveyla arasında İNSAN denen cevher buharlaşıp yok oluyor.
- Başka bir deyişle güzel görünmek kadar, güzel görülmek ister kadın.
- Güzel sözcüğünün aslı gözel'dir. Yani göze hitap eden..
- Modern kadın özgürleştikçe, yani özüne, doğasına, nefsine bırakıldıkça açılıyor, teşhir ediyor; göze hitap etmek, gözün dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor; öyle ki sadece süslenmekle, ta kınmakla, takışmakla yetinmiyor; doğal süsleriyle ortaya çıkıyor; mümkün olabildiği ölçüde bedenini gözler önüne seriyor. Çünkü karşıt cinsin kendisinden bunu talep ettigini, ancak böyle yapmakla göze gireceğini biliyor; beğeninin biçimi sadece beğenilenin tercihiyle değil, beğenenin talebiyle de belirleniyor.
--reklam--
Philo Sophia Loren İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir arkadaşımın bu kitabı bana vermesi üzerine okumaya başladım. Bitirince direk şu soruyu sordum bu kitap hangi akla mantığa göre ve niçin yazıldı, neden insanların zamanlarını böyle içeriği boş kitaplarla çalarlar diye baya söylendim. Vaktinizi bu kitapla harcamayın tavsiye etmiyorum! Arkadaşıma direk sordum neden okuttun diye benim ne düşüneceğimi ve tepkimi merak ettiği için okumamı istedi ve hiçbir bilgi dahi vermemişti. Böyle olacağını da hiç düşünmedim açıkçası neyse.. Yazara gelecek olursak en başından beri önyargılıydım ve önyargılarımda haklı çıktım. Kitabın içeriği içinde bilgi vereyim o halde kadınları, kadın hakları, evlilik, çok evlilik, kadının çalışma hayatı gibi deneme tarzı yazılar mevcut. Pekte iyi şeyler söylemiyor onu da ifade edeyim. Ve o kadar sığ bilgiler mevcut ki başkalarının alintilarini alıp üzerine yorum yapıyor. Araya anlaşılmayacak bir kaç kelime de koyup önümüze kitap diye sunmuş. En çarpıcı yer ise bir erkeğin 4'ten fazla kadınla evlenilebileceğini söylüyor:) Ben daha bir şey demek istemiyorum hayırlı Ramazanlar :) (Enver Bilge)
Aynı güfte yeni besteler...: Eger yolunuz birgün bir üniversiteye düşerse, saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız, konuşurken saçlarını savurmuyorsa, sıkı sıkıya toka yapıştırmışsa saçlarına, uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde, yakıştıramamışsa giydiklerini, güzelliğinden utanıyorsa mesela, yaz sıcağında bogazlı bir kazak giymişse, bir pardôsü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa, ellerini sürekli başına götürüyorsa, saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri, ürkekse, bir başınaysa, bilin ki o kız başörtülü bir kızdır. Bilin ki bir kez daha kaybetmişizdir." Kur'an buyruğu gereği başlarını örtmeleri için mağdur edilen,zulme uğrayan, hakları gasp edilen ve fakat herşeye rağmen iffetlerini muhafaza eden, vahyi ilahiyi herşeyin üstünde tutup İzzet ve vakalarından taviz vermeyen, Kur'an'a yar olup ümmeti Muhammed'i utandırmayan o güzide insanlara, tarihi yazan değil, tarihi yapan ve böylelikle iman etmiş olmanın İzzet sahibi olmak demek olduğunu cümle aleme gösteren o değerli kardeşlerimize yapılmış olan zulmün bir emaresidir, bunlar. Oysa değerlerinden taviz vermeyenlere şu cümleler çok güzel yakışır: Okullarımızdan atılabilir,hatta doktor, öğretmen, hukukçu, matematikçi, fizikçi olmayabiliriz. Fakat ilerde çocuklarımızın gözlerine okulunu bitirememiş , şu veya bu olmayı başaramamış anneler, babalar olarak bakabiliriz; hala onlara güzel bir gelecekten, mesela hülyalarımızdan bahsedebiliriz. Göğsü dik, kendine güveni olan, haysiyetli anneler, babalar olarak konuşabiliriz.VE ONLARA O ZAMAN DA KUR'AN OKUYABİLİRİZ. Allah'ın kelamını öğretebiliriz. Mesela Hz İbrahim'in ateşe atılışından söz edebilir, küçücük kuşların o ateşi söndürmek için ağızlarında o yangın ormanına sular taşıdıklarını hikaye edebiliriz. Yenildiğimizi söyleriz mesela,onurlu kalmak,haysiyetimizi muhafaza etmek için, yenildiğimizi, dövüldüğümüzü anlatırız onlara... Kadın olmak zordur, Türkiye'de kadın olmak daha zor... Aynı güfte yeni bestelerle çalınırken, giyiminden dolayı linç edilen kadınların dünyasından, plus plus versiyonları ile nice fantazi cinayetlere şahit oluyoruz. Sukutun o sessiz çığlıkları arasında, ana babalarının elleri arasında kayıp giden yaşanmamış/ yaşamını yitiren hayaller görüyoruz.. Kadın olmak zordur, şimdiki müslüman (!)lar arasında kadın olmak daha zor... Feyizli okumalarımız olsun (GONCA)
--reklam--
Philo Sophia Loren PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Philo Sophia Loren kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Philo Sophia Loren PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin