Kitap Künyesi

Yazar: Saygın Ersin

Yayın Evi: April

İSBN: 9786055162672

Sayfa Sayısı: 320

--reklam--

Pir-i Lezzet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Nelere kadirdir bir yemek?

Hangi baharat kılavuzudur kalbe giden yolun?

Kamer, Şems, Merih ve Zühre;

Hangi yıldızlar saklıdır sıcak bir tencerede?

Ve cevza ve mizan ya da kavs;

Hangi burcun kokusudur bir tutam tarçın?

Sarmısak deva mıdır yoksa bela mı?

İsmi nedir taze ekmek kokusunun?

Bir bardak şerbet unutturur mu acıları?

Ya da bir yudum çorba açar mı kapıları?

Yıldızlar ve fısıltılarla çevrili, Topkapı Sarayı'nda başlayıp İskenderiye'ye uzanan bir serüven...

Gastronomi ile harmanlanmış, aşkla tatlandırılmış bir tarih yolculuğuna çıkıyoruz, hadi!

--reklam--

Pir-i Lezzet Alıntıları - Sözleri

  • İnsanların çoğu fark edemez ama her lezzet mutlaka ve mutlaka bir hatırayla, maziden gelen bir duyguyla alakalıdır. Lezzetler insanın geçmişidir ve duyguların bir başka lisana tercümesidir.
  • İsmini duymayı özlemektir yalnızlık.
  • ''yıldızlar yarın ne olacağımızı söylemezler'' demişti. minderine iyice kurulduktan sonra, ''yarın ne hissedeceğimizi,ne şekilde düşüneceğimizi söylerler. hislerimizin durumu ve düşüncelerimizin şekli de hareketlerimizi ve tercihlerimizi belirler. bunların yekununa da kader ismi verilir genç üstadım. misalen konuşmak gerekirse;Zühre aşkın,keyfin ve zevkin yıldızıdır. şimdi ben size yarın Zühre'niz burcunuzda parlayacak desem,bu, Zühre yarın karşınıza büyük bir aşk çıkaracak ya da size çok keyifli vakitler geçirtecek manasına gelmez. lakin burcunuzda parlayan Zühre'nin ,içinizde ki aşk ve keyif hislerini,isteklerini kabartacağı kesindir. bu da ister istemez sizin davranışlarınıza,sözlerinize ve hatta bakışlarınıza yansıyacaktır. eh bunlar da gününüzün nasıl geçeceğini belirleyen şeyler değil midir?
  • Aşçıbaşı işte o an, karşısında kitaplar gibi birinin durduğunu anlamıştı: cildi eski, yaprakları sararmış, ama her zaman var kalan ve yaşayan...
  • " ismini duymayı özlemektir yalnızlık."
  • Eğitimini yarım bırakman , daha 'ham' olduğun anlamına gelmez. Çünkü 'pişmek', yalnız rahle ve kitapla olmaz. Pişmek kendini bilmektir.
  • Sufiler boşuna "peygamber kokusu gibidir" demiyorlardi ekmek kokusuna. Ekmek kendisine atfedilen kutsallığı boşa çıkarmaz,sadece kokusuyla bile tokluk hissi vererek,güven ve huzur telkin ederdi
  • Kirli bir sessizlik...
  • "İsmini duymayı özlemektir yalnızlık..."
  • "... 'kader' denen şey, 'ilâhi karmaşa'da bir matematikti ve insanoğlunun en büyük hatası da onu sadece neticeler yaratan bir şey olarak görmesiydi. Oysa insanın yaptıkları kadar yapmadıklarını da, seçtikleri kadar seçmediklerini de, oldukları kadar olamadıklarını da içine alıyordu kader. ... Kader bir döngüydü. Içinde neticeler barındırdığı kadar, görülmemiş, gizli kalmış sebepler de barındırıyordu. Bitişlerle olduğu kadar başlangıçlarla da doluydu. Tek mesele kaderi okumakta, okuyabilmekteydi.
  • Lezzetler insanın geçmişidir ve duyguların bir başka lisana tercümesidir.
  • "İsmini duymayı özlemektir yalnızlık!"
  • "Solmuş ruhların cansuyudur gözyaşı"
  • Üstada Fuzuli der ki: Beden diyarının en gözde yeri gönül şehridir. Bu şehrin üç dostu üç de düşmanı vardır. Dostları ‘ferah’ ‘muhabbet’ ve ümittir. Düşmanları ise garez, korku ve gamdır.
  • "İsmini duymayı özlemektir yalnızlık!"

--reklam--

Pir-i Lezzet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Herhangi bir beklentim olmadan, konusuna bile bakmadan başladım. Ersin'in Yedi Kartal Efsanesi kitaplarını okuyup da çok sevdikten sonra bu kitabını neden okumuyorum diye düşündüm, üstelik bu kitabı 14 dile çevrilmiş. Storytel'de dinledim, diğer kitaplarında olduğu gibi Emre Melemez seslendirmiş. Kendisi sevdiğim ve beğendiğim bir seslendirmen, dolayısıyla seslendirme konusunda hiçbir sıkıntı yoktu. Konusu kısaca ve spoiler olmadan şu şekilde: Yeryüzüne ender gelen bir yeteneğin, tatlara ve kokulara hükmederek zihinleri ve duyguları etkisi altına aldığı, aşk dolu bir destan... Gastronomi ile harmanlanmış, aşkla tatlandırılmış bir tarih yolculuğu (alıntıdır). Kitabı nasıl anlatırım, nasıl överim bilemiyorum. Diğer yorumlara baktım, benzer şekilde insanlar etkilenmiş ve içlerindeki duyguyu aktarma konusunda çoğu kişi benim gibi kem küm etmiş. :) Hani çok güzel bir restoranda çok güzel bir yemek yersiniz de, arkadaşınız nasıldı diye sorunca böyle içiniz içinize sığmaz, "atmosfer, ışık, yemekler her şey çok güzeldi" diye üstünkörü anlatırsınız ama bu anlattıklarınız içinize sinmez ya, bu kitapla ilgili konuşurken böyle hissediyorum tam olarak. Ne söylersem söyleyeyim içime sinmeyecek sanırım. Yanlış anlaşılmak da istemem, okuduğum en muhteşem eser değil. Sadece sıcaklığı, içerdiği duygularıyla etkileyici bir kitap. Binbirgece Masalları gibi, çok güzel çok keyifli zaman geçirtiyor insana. Bazı gizli kalmış duyguları açığa çıkartıyor. O yüzden herkese tavsiye ediyorum. Bu arada Ersin çok sıkı bir araştırma yapmış belli ki, yemek tariflerini dinlerken vay be dedirtti, yapılan tüm yemekler için "keşke ben de tadına bakabilsem" diye düşündürttü. Bende bu etkiyi en son Hannibal dizisi yapmıştı. Kitabı masalsa bir yolculuğu merak eden herkese tavsiye ediyorum. Kim bilir, belki sizin de içinizde bir şeyleri kıpırdatmayı başarır. Nelere kadirdir bir yemek? Hangi baharat kılavuzdur kalbe giden yola? Kamer, Şems, Merih ve Zühre; Hangi yıldızlar saklıdır sıcak bir tencerede? Ve cevza ve mizan ya da kavs; Hangi burcun kokusudur bir tutam tarçın? Sarmısak deva mıdır yoksa bela mı? İsmi nedir taze ekmek kokusunun? Bir bardak şerbet unutturur mu acıları? Ya da bir yudum çorba açar mı kapıları? (İ. B.)

Okuması inanılmaz keyifli bir kitap. Olaylar, karakterler ve gidişat beklediğimden iyi çıktı. Devamı olabilecek bir kitap iken sonunu basit bir şekilde bitirip, tek bir kitap ile kalması üzücü oldu. Yazar okuyorsa buralari Not: Yedi Kartal Efsanesinin devamını bekliyoruz. (Okan Karakoç)

piri lezzet: kitabın hangi güzel köşesinden bahsetmeye başlasam diye düşünüyorum... her kısmı ayrı güzel, her bölümü ayrı tatlı. bir çok çeşit ile beslenmiş. geniş bir yelpazeyi içine alıp her mevzunun hakkını veren, üstelik sıkmayan bir kitap. yakın zamanda (Türk yazarlardan) böyle bir kitap okumamıştım. Osmanlı döneminde geçen, her çeşit olayın döndüğü, kimyasından simyasına bir çok mevzuyu ele alan, kendinizi kimi zaman er meydanında, kimi zaman mutfakta bulacağınız, ara sıra bilinmez diyarlara yolculuk yapacağınız eşsiz bir roman. yazar, konuyu öyle güzel baharatlamış ki, öyle güzel harmanlanmış ki; takdir etmemek elde değil! kitap bittiğinde o dönemde yaşamış, olayların içindeymiş gibi hissedeceksiniz. sık sık gaza gelip bir insanı eski hatıralarını yaşatacak leziz bir yemek yapmak isteyecek, bazen kişisel gelişim kitabı okuyormuşçasına kendi iç dünyanızda yolculuk edecek, bazen de gökyüzünün ne demeye çalıştığını çözme merakıyla yanıp tutuşacaksınız. seherin sesi, tan yerinin ışığı, denizlerin köpüğü, baharatların ilmi, yemeğin derdi, insanın hırsı, intikam duygusu ve daima taze kalan, yüreğe güç veren tertemiz, sapsade bir aşk... hepsi bir arada! gerisini siz düşünün. osmanlı dönemini özleyenler, astronomiye meraklılar, gastronomiyle ilgilenenler, hafiften kişisel gelişim olsun diyenler, üzerine aşk da kondurulsun isteyenler; tam sizlik bir kitap. tavsiyemdir, mutlaka okuyun. kitabın bir çok dile çevrilmiş olması yok yere değil. nicelerine! =)) Sevgili Saygın Ersin, yüreğine bereket! ilhamı bol olsun ki yeni eserlerini de tadalım. sevgiler (Bediha Yılmaz)

--reklam--

Pir-i Lezzet PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Saygın Ersin - Pir-i Lezzet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pir-i Lezzet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Saygın Ersin Kimdir?

5 Şubat 1975'te Manisa'da öğretmen bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta öğreniminin ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)'nde yüksek öğrenimine başladı ve bu üniversitenin Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldu. Kısa bir gazetecilik deneyiminin ardından yazı hayatına başlayan yazar, İzmir'de yaşamaktadır.

Zülfikar'ın Hükmü, Erbain Fırtınası, Emekli Polisler Lokali Saygın Ersin'in yayımlanmış eserleridir.

--reklam--

Saygın Ersin Kitapları - Eserleri

  • Pir-i Lezzet
  • Derin İmparatorluk
  • Yedi Kartal Efsanesi 1 - Zülfikar'ın Hükmü
  • Erbain Fırtınası
  • Emekli Polisler Lokali
  • Zülfükar'ın Hükmü

--reklam--

Saygın Ersin Alıntıları - Sözleri

  • "İnsanların akıllarından geçenlerle ağızlarından çıkanların bir olmadığını farkettiğimde tiksindim ben konuşmaktan..." (Yedi Kartal Efsanesi 1 - Zülfikar'ın Hükmü)
  • Eğitimini yarım bırakman , daha 'ham' olduğun anlamına gelmez. Çünkü 'pişmek', yalnız rahle ve kitapla olmaz. Pişmek kendini bilmektir. (Pir-i Lezzet)
  • Ve artık Altın Köstebek'i sahibine iade etmenin zamanı geldi. (Derin İmparatorluk)
  • "İhanetten sır olmazdı." (Erbain Fırtınası)
  • Hayat güzeldi. Üç gün de olsa üç asır da olsa yaşamaya değerdi. Yeterki içine insanın kendinden bir parça damlasındı.Tam kendinden ama. O parça gider ne yapar eder sevecek avunacak didinecek yani hayatta kalmaya yarayacak bir şeyler bulurdu. Korkmamak lazımdı. (Erbain Fırtınası)
  • Sanatın koruyucudur, kötü ilimlerden koru. Sanatın paktır, cehennemin kelamıyla kirletme. Sanatın kudretlidir, kudretinden taht kurma. Sanatın güzeldir, güzelliğinden kibirlenme. Sanatın eceldir, namerde katil olma. Sanatın yüceltir, layık olanı yücelt. Sanatın ezelidir, öğret ve ebedi kıl. Sanatın sırdır, dillere dolama. Sanatın cennetin kefaletini taşır, yer yüzünü ve gök yüzünü utandırma!! (Yedi Kartal Efsanesi 1 - Zülfikar'ın Hükmü)
  • "Özetle bir kaybedişin bedelini, bir kaybetmişe ödetmişti." (Erbain Fırtınası)
  • , Bütün bunlar ne anlama geliyordu? ... ~... (Derin İmparatorluk)
  • "Eğer siz padişah iseniz hücumu küffarı def için gelmek vaciptir ve eğer biz padişah isek emrimize itaat etmek sizlere vaciptir!" (Derin İmparatorluk)
  • Hayat güzeldi. Üç gün de olsa üç asır da olsa yaşamaya değerdi. Yeterki içine insanın kendisinden bir parca damlasındı. Tam kendinden ama . O parca gider ne yapar eder sevecek , avunacak , didinecek yani hayatta kalmaya yarayacak bir şeyler bulurdu. Korkmamak lazımdı . (Erbain Fırtınası)
  • "Sanki ben büyüdükçe dünyanın gamı da büyüdü, taşıyamaz oldum." (Erbain Fırtınası)
  • Sufiler boşuna "peygamber kokusu gibidir" demiyorlardi ekmek kokusuna. Ekmek kendisine atfedilen kutsallığı boşa çıkarmaz,sadece kokusuyla bile tokluk hissi vererek,güven ve huzur telkin ederdi (Pir-i Lezzet)
  • "İyi silah kullanıyor olmam bizi ölümsüz yapmıyor." ... ~... (Derin İmparatorluk)
  • Aşçıbaşı işte o an, karşısında kitaplar gibi birinin durduğunu anlamıştı: cildi eski, yaprakları sararmış, ama her zaman var kalan ve yaşayan... (Pir-i Lezzet)
  • "Osmanlı dediğin bol İslam soslu bir Bizans yemeğidir evlat. Çeşnisinde de azıcık Türklük vardır o kadar." ... ~... (Derin İmparatorluk)
  • Kirli bir sessizlik... (Pir-i Lezzet)
  • "Solmuş ruhların cansuyudur gözyaşı" (Pir-i Lezzet)
  • Hayat güzeldi. Üç gün de olsa üç asır da olsa yaşamaya değerdi. Yeterki içine insanın kendisinden bir parca damlasındı. Tam kendinden ama . O parca gider ne yapar eder sevecek , avunacak , didinecek yani hayatta kalmaya yarayacak bir şeyler bulurdu. Korkmamak lazımdı . (Erbain Fırtınası)
  • "En zeki beyinden çıkan plan bile mutlaka açık verir." (Erbain Fırtınası)
  • " Neden ve niye sorularını çok dikkatsiz kullanıyorsunuz yüzbaşım. Bunlar dipsiz bir uçuruma inen bir merdivenin basamakları gibidir. Her zaman bir cevap vaat ederler, ama verdikleri tek şey uçurumun dibine doğru atılan bir adımdır. Durmayı bilmek gerekir. Durabilmek için de bilmenin sınırlarına saygı duymak gerekir. " (Yedi Kartal Efsanesi 1 - Zülfikar'ın Hükmü)