Kitap Künyesi
Yazar: Vladimir Nabokov
Çevirmen: Tomris Uyar
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789754707557
Sayfa Sayısı: 172
--reklam--
Pnin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Pnin'in baş kişisi Profesör Pnin, Lolita'nın Humbert Humbert'i gibi, Solgun Ateş'in Kinbote'u gibi, Vladimir Nabokov'un yerinden yurdundan kopmuş kahramanlarından biridir. Amerikan üniversitelerinden birinde Rus Dili ve Edebiyatı dersleri vermektedir. Pnin bu 'yeni' dünyada şaşkındır. Eski Dünya'dan yenisine taşıdığı anıları arasında sevdiği ama aşkına karşılık vermemiş bir eş ve onun oğlu, yürekten sevdiği anadili, eski tarz bir mizah, eski tür bir zerafet, bazı entelektüel ve dilsel incelikler, kimileri kahkahalara yol açan köklü alışkanlıklar vardır. Pnin, diretmeleri, tutturmaları, hayatla ilgili 'miyopluğu' içinde günü geçmiş ve komik bir karakter gibi görünür. Ama Nabokov bütün benzer karakterleri gibi, bu şaşkın roman kişisi aracılığıyla da okuru kendi şaşalamaları, kendi çıkmazları hakkında düşündürmek ister. Hepimiz, özellikle burnu kitaptan çıkmayanlarımız, çeşitli biçimlerde birer yaşama acemisi değil miyiz? Pnin kadar olmasa da yaşamın bize kurduğu tuzaklara tepetaklak düşmeye her an hazır değil miyiz? Pnin, ayrıca Vladimir Nabokov'un yazar ustalığını belgeleyen, temalarını tekrarlayan romanlarından biridir. Nabokov her zamanki gibi sorar: Yazar, kişisini ne derece nesnel bir sesle anlatabilir? Anlatan'la anlatılan birbirlerinden sandığımız kadar uzak, yoksa tehlikeli biçimde yakın mıdırlar? Yoksa arada bir yerde, tehlikeli bir noktada pusu kurmuş bekleyen bir üçüncü bir 'ses' mi vardır?
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Pnin Alıntıları - Sözleri
- Bizi ten zırhı kaplamasa, ölürüz. İnsanoğlu, çevresindekilerden uzak olduğu sürece hayatını sürdürür. Kafatası, bir uzay yolcusunun miğferidir. Ya içinde kalırsın ya yok olursun.
- Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.
- Dalgın olan dünyaydı, Pnin'e onu yola sokmak düşüyordu. Yaşamı, parçalanan, kendisine saldıran , işlemeyi reddeden ya da onun varoluş alanına girdiklerinde hınzırca gözden yiten, duyusuz nesnelerle sürekli bir savaştı.
- Aşık olunan bazı kadınların gözleri, parlaklığın ve biçimin raslansal kaynaşmasıyla bizi doğrudan etkilemez de o kıyıcı insan yokken ve büyülü iç yanması sürerken, mercekleriyle lambaları karanlığa yerleşince, geciktirilmiş, biriktirilmiş bir ışık patlamasıyla etkiler.
- "Bütün bu psikiyatri safsatası, komünizmin bir mikro kozmosundan başka bir şey değil. Neden kişisel dertlerini insanlara bırakmayalım? Dünyada insanların gerçekten sahip oldukları tek şey hüzün değil mi?"
- "Anlamın evrimi bir anlamda anlamsızlığın evrimidir"
- Bazıları, -ki ben de onlardan biriyim- Mutlu sonlardan nefret ederler. kazık yemiş gibi oluruz. Aslolan trajedidir, felaket geliyorum derse gelmelidir...
- Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.
- "Bütün bu psikiyatri safsatası, komünizmin mikrokozmosundan başka bir şey değil."
- Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.
- "Neden kişisel dertlerini insanlara bırakmayalım? Dünyada insanların gerçekten sahip oldukları tek şey hüzün değil mi?"
- "..Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.."
- Hayatın belli başlı özelliklerinden birinin sakınganlık olduğu daha önce gözlemlenmiş midir bilmiyorum. Bizi ten zırhı kaplamasa, ölürüz. İnsanoğlu, çevresindekilerden uzak olduğu sürece hayatını sürdürür. Kafatası, bir uzay yolcusunun miğferidir. Ya içinde kalırsın ya yok olursun. Ölüm çıplanmadır, ölüm paylaşımdır. Kır görünümüne karışmak harika olabilir ama bu da kırılgan benliğin sonu demektir.
- Pnin, ağırbaşlı çamların altında yavaşça yürüdü. Gök, can çekişiyordu. Pnin, diktatör bir Tanrı'ya inanmazdı. Belli belirsiz, hortlakların demokrasisine inanırdı. Belki de ölülerin ruhları kurullar oluşturuyor, bunlar da oturumlarına hiç ara vermeksizin dirilerin yazgılarıyla ilgileniyordu.
- Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir. Aşağıdaki köye ramak kala duran çığ, yalnızca doğaya değil, ahlaka da aykırı davranmıştır.
--reklam--
Pnin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Değerlendirmesi zor bir roman “Pnin”. Bunun sebebi Nabokov’un tercihlerinden ziyade romanın orjinalinde çarpıcı bir etki yaratan komik ve bozuk İngilizcesi. Türkçesi okunduğunda, çeviri ne kadar iyi olursa olsun, Nabokov’un okuyucusunda yaratmak istediği o dil ve kültür farkı kaynaklı şaşırtıcı ve komik etkiden epeyce uzak kalıyor insan. Sanırım bu nedenle romanın ortalama değerlendirme notu da 7 civarı bu sitede; hak ettiğinin oldukça altında, ancak Türkçe çeviri sırasında birçok incelik maalesef kaçırıldığından okumayı düşünenler için de doğru bir yol gösterme. Çeviri sırasında Pnin’in komik İngilizcesi ile ilgili kısımlar belki bir dip not ile açıklanabilirdi; ama bu tarz bölümlerin sayısı çok olduğundan olacak, Tomris Uyar tarafından tercih edilmemiş. Türkçesi, bu saydığım nedenlerle, pek iç açıcı olmasa da “Pnin” Nabokov’un en kolay okunan ve en sempatik romanlarından. Nabokov’un baş kişisi Timofey Pavloviç Pnin. Rusya’da orta halli ve eğitimli bir ailede doğan -babası doktor- ve iyi bir eğitim alan Pnin, Rus Devrimi sonrası Almanya’da, yazarın sevdiği deyişle “Hitler Savaşı” sonrası ise Amerika Birleşik Devletleri’nde kendine yeni baştan hayat kurmaya çalışan bir mülteci akademisyen. Rus dili ve kültürüne dair derin bilgi birikimi olan Pnin tuhaf bir karakter; fiziği komik, inanılmaz dalgın, çok unutkan, bazen sersem, belki biraz aptal, ama çok iyi niyetli. Sevdiği ülkesini geride bırakıp dilini bilmediği, kültürünü tanımadığı ülkelerde kendine sıfırdan bir yaşam kurmaya çalışan bir mülteci o; kırık İngilizcesi de, kendine sürekli kalacak yeni bir oda araması da, evi barkını küçük arabasında taşıması da bu yüzden. Dramı hepimiz için son derece tanıdık. Kendisi ile dalga geçildiğini bilen, hatta dalga geçenlerin çoğunun kendi durumundaki vatandaşları olmasının yarattığı ironinin de farkında olan, ama duruşunu bozmayan ve gururundan vazgeçmeyen karakterli bir şahsiyet. Nabokov’un Pnin karakteri için kendi öz yaşam öyküsünden, ve meslektaşı, yine Rus asıllı akademisyen Marc Szeftel’den esinlendiği söylenmiş; ki Nabokov’un öğrencileri tarafından aktarılan çok sayıda anekdot var yazarımızın dalgınlığına ilişkin. Romanda Pnin’in çalıştığı hayali Waindell Üniversitesi’nin de, Nabokov’un görev yaptığı Cornell ya da Wellesley Üniversiteleri’nden esinlenildiği yazılmış. Tefrika edilerek basılan Pnin, yazarımızın dördüncü romanı. Nabokov’un “kötücül” karakterlerine inat, Pnin iyi yürekli ve naif bir karakter; bir çok açıdan; fiili görünüşü, İngilizceye hakimiyeti, eşine davranışı, çocuklara verdiği değer, aşka inancı, vs…; “Lolita”daki Humbert’in taban tabana zıddı bir karakteri temsil ediyor. Nabokov romanın sonunda Pnin’i öldürmek istese de yayıncısının talebi ile bundan vazgeçmiş ve Pnin’in hikayesinin devamını bizim hayal gücümüze bırakmış. Bu nedenle roman bir giriş-gelişme-sonuç akışından ziyade zamanda sıklıkla geri dönüşlerle, Pnin’in hayatından küçük hikayeler şeklinde ilerliyor. Romanda dönemin kadersiz Rus aristokrasisinin var olma savaşı verirken ortak değerlerinin zayıflaması, çocuklarının ata kültüründen kopması, kendi aralarındaki rekabet, Amerikan halkının haritada yerini bile bilmediği Ruslara ilişkin garip ve tutarsız önyargıları gibi ince hicivleri takip etmek de mümkün. Başta bahsettiğim sebeple romanın bana beklediğim okuma keyfini verdiğini söyleyemem; İngilizce orjinalinden takip etme şansınız var ise Türkçe çeviriye dönüp bakmayın derim. Yine de Nabokov’dan farklı bir tad almak isterseniz hoş bir seçim olabilir. (AkilliBidik)
Nabokov Hayranları Okumalı: Pnin, Lolita ve Bir Günbatımının Ayrıntıları'dan sonra okuduğum üçüncü Nabokov kitabı. Nabokov okunması kolay bir yazar değil kuşkusuz. Betimlemeleri ağırlıkla kullanan, uzun ve dolambaçlı cümleleri tercih eden bir tarza sahip. Pnin isimli görece kısa romanı da bu tespitlerden azade değil. Rusya'dan Amerika'ya göç eden ve üniversitede Rusça okutmanlığı yapan Pnin, tanrısal anlatıcı yöntemiyle yazılmış, ilginç ve sürükleyici bir roman. Pnin'in hayatından, üniversite okutmanlığından, akademi çevrelerinden, ilişkilerinden oluşan kısa kısa bölümler hâlinde anlatımlar mevcut. Pnin'in komik durumlara sebebiyet veren hallerinden bahsedildiği gibi artık bir ev satın alıp yerleşme hayalleri kurarken iş arkadaşı tarafından kısa bir süre sonra işine son verileceği haberi alması gibi acıklı bir sonu da var. Konuşması, şivesi alaya alınan acınası bir karakter Pnin. Pnin karakterinin Nabokov'un kendi olup olmadığı da tartışılabilir tabii. Ama Nabokov'un Pnin'e göre parlak bir edebiyatçı olması bu tezi çürütse de Nabokov kendi hayatindan kesitleri Pnin'de anlatmış olamaz mı? Pnin, Nabokov hayranlarının bir solukta okuyacakları ve pişman olmayacakları bir kitap. Kahkaha ile üzüntünün bir arada olduğu ilginç bir metin. Siyasi göçmenlerin yaşamına, akademi çevrelerinin "boş işlerle" olan iştigaline, aralarındaki kıskançlıklara ve mücadelelere de değinen bir kitap Pnin. Nabokov okurları bir an önce Pnin'i okumalı ve Rusça okutmanının hâline üzülmelidirler. HHA (Hasan Hüseyin AKKAŞ)
--reklam--
Pnin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Vladimir Nabokov - Pnin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pnin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Vladimir Nabokov Kimdir?
Vladimir Vladimiroviç Nabokov (22 Nisan 1899 – 2 Temmuz 1977) Rus asıllı ABD'li yazar. İlk eserlerini Rusça yazdı, uluslararası ününü İngilizce yazdığı romanlarla kazandı. En tanınmış eseri Stanley Kubrick ve Adrian Lyne tarafından filme de çekilen Lolita adlı romanıdır.
1899'da St. Petersburg'da aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Özel eğitim gördü ve küçük yaşta İngilizce öğrendi. Bolşevikler iktidara geldiğinde aile Rusya'dan ayrılarak önce Londra, sonra Berlin'e gitti. Öğrenimini Cambridge Üniversitesi, Trinity College'de tamamladı. 1923 ile 1940 arasında anadilinde romanlar, hikâyeler, oyunlar, şiirler yazdı ve kuşağının seçkin Rus göçmen yazarlarından biri olarak ün kazandı. 1940 yılında karısı ve oğluyla ABD'ye göç etti ve 1941'den 1948'e kadar Wellesley College'de dersler verdi. 1955'te yayımlanan Lolita'nın dünya çapındaki başarısından sonra, 1959'da Cornell Üniversitesi Rus edebiyatı profesörlüğünden emekli olarak İsviçre'ye yerleşti. İngilizce ilk romanı olan The Real Life of Sebastian Knight'ı 1941'de yayımladı ve bu dili şaşırtıcı bir yaratıcılıkla kullanarak eserlerini İngilizce yazmaya devam etti.
Nabokov, 1977'de İsviçre'nin Montreux kentinde öldü. Yazarlığının yanı sıra, ünlü bir kelebek toplayıcısı ve satranç problemleri yaratıcısıdır.
--reklam--
Vladimir Nabokov Kitapları - Eserleri
- Lolita
- Göz
- Karanlıkta Kahkaha
- Maşenka
- Solgun Ateş
- Cinnet
- Lujin Savunması
- Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı
- Saydam Şeyler
- İnfaza Çağrı
- Pnin
- Edebiyat Dersleri
- Ada ya da Arzu
- Rus Edebiyatı Dersleri
- Konuş, Hafıza
- Bir Günbatımının Ayrıntıları
- Nikolay Gogol
- Rua, Dam, Vale
- İhtişam
- Yetenek
- Don Quijote Dersleri
- Çarpık Dünya
- Laura'nın Aslı
--reklam--
Vladimir Nabokov Alıntıları - Sözleri
- “Az insan tanıyor ve kimseyi de sevmiyordum.” (Göz)
- Yanlışlıklar, beceriksizlikler, arayışlar, düş kırıklıkları... besbelli bizimkine hizmet eden aşk meleği solak, kararsız, hayal gücünden yoksun biriydi. (Karanlıkta Kahkaha)
- 'Koca adamlar ağlamaz,' dedi. 'Arna ben daha büyümedim ki,' diye cevapladı adam (Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı)
- "Yarınlarımızı dünlerimizden gelen verilerle planlamak geleceğin en önemli özelliği olan var olmadığı gerçeğini göz ardı etmektir." (Çarpık Dünya)
- Bir yazarın işinin ülkesinin ahlakını düzeltmek, sokak kürsüsünün muazzam yüksekliğinden ulvi ideallere parmak basmak, ikinci sınıf kitapları çalakalem yazarak ilk yardım uygulamak olduğunu asla kabul edemem. (Edebiyat Dersleri)
- Sosyalizm ve Batı liberalizmi, Dostoyevski'nin gözünde Batı'nın kirliliğinin ve Slavik, Yunan-Katolik bir dünyanın yıkımına yönelik şeytani günahların tecessümüydü. (Rus Edebiyatı Dersleri)
- İnsanlar, kapkara bir yükle, sancıyan kocaman bir kamburla yaşamayı öğrenmişlerdir: Bu yük, “gerçeklik”in yalnızca bir “düş” olabileceği varsayımıdır. (Saydam Şeyler)
- "Hep düşünmüşümdür," dedi "İnsan acaba kimi daha iyi tanır: Beş saat aynı odada birlikte kaldığı birisini mi, yoksa bir ay boyunca her gün on dakika gördüğü birisini mi?" (Rua, Dam, Vale)
- "Benim alçakgönüllü imzam,bu seçkin topluluğun imzalarıyla samimiyet kurmamalı.Ben hiçbir şey değilim. " (Çarpık Dünya)
- Gözyaşları güzelliğini arttırmıştı. (Karanlıkta Kahkaha)
- Doktor Lujin'e Dostoyevski'den herhangi bir şey verilmesini yasakladı, zira Dostoyevski, doktorun deyimiyle, çağdaş insanın ruhunda baskılı bir etki yaratıyordu, sanki korkunç bir aynaymış gibi. (Lujin Savunması)
- "..Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir.." (Pnin)
- Fakat Gogol'ü okuduktan sonra insanın gözleri Gogolleşebilir ve en umulmadık yerlerde, onun dünyasından parçalar görebilir. (Nikolay Gogol)
- (...) tepedeki gökyüzü onun yıldızının parlamasını dört gözle beklemiyor muydu? (Karanlıkta Kahkaha)
- Ve birden çok çok uzaklarda, insanların tamamen farklı bir yaşam sürdükleri düşüncesi bir kuş gibi uçuyor beynimden. Onlar benim gibi, bir kereste ormanında, küçük bir çiftlikte tıkılıp kalmıyorlar. (Maşenka)
- Bazı kimseler -ben de onlardan biriyim- mutlu sonlardan nefret ederler. Kazık yemiş gibi oluruz biz. Aslolan, zarara uğramaktır. Felaket geliyorum derse gelmelidir. (Pnin)
- Var oluşumdan hiçbir şey anlamazdım, kendi kendimin bilincinde olmaktan vazgeçememe düşüncesi beni deli ederdi ve güvenle ve dikkatle küçük işleriyle meşgul olan o sade insanları kıskanırdım. (Göz)
- Tarihçilerin kesin ve doğru olmaları, taraf tutmamaları gerekir. Ne çıkarın, ne korkunun, ne hıncın, ne sevginin, tarihçiyi gerçekten saptırmaması gerekir. Gerçeğin kaynağı, tarihtir; zamana denk olan, olayları saklayıp koruyan, geçmişe tanıklık, şimdiki zamana örnek teşkil eden, geleceğin habercisi tarih. (Don Quijote Dersleri)
- ...edebi şaheserleri inceleyecekti. Bu onun, artık özgürce tadına varabileceği bir merakıydı. (Solgun Ateş)
- "... belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir; ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler." (Edebiyat Dersleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin