Kitap Künyesi
Yazar: Zygmunt Bauman
Çevirmen: İsmail Türkmen
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755393001
Sayfa Sayısı: 310
--reklam--
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bizde felsefe yapmak hep uçuk ve soyut şeylerden söz etmek anlamına gelmiştir. Elinizdeki kitap ise bu anlaşı, önyargıyı silecek cinsten. Zygmunt Bauman burada "paradigmaları" her an "yeniden kurduğunu" gözlemliyor. Bundan dolayı da, hiç kimsenin "avangartlık" iddiasında bulunamayacağını; çünkü "olumsallık" değirmeninin içinde öğütülmekten kaçışın mümkün olmadığını söylüyor. Bauman Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları'nda bizi yabancıların", "türedilerin","paryaların", "turistlerin", "aylakların", "köktencilerin", vb.'nin dünyasına sokuyor. Söz konusu kesimlerin neden toplumun "vazgeçilmez" üyeleri olduğunu görüyoruz. "Yerliler"in "türediler"e ne kadar muhtaç olduğunu, onlar olmadan kendilerinin de "yersiz" kaldığını fark ediyoruz. "Yerli"den fazla "yerlici" kesilen "yabancılar"ın bir de "tüketici kooperatifi" olarak bakıyoruz. "Aydınlanma"nın çelişkilerine tanık oluyoruz. "Toplumu eğitmek" isteyen "avangart aydınlatmacıların", işlevleri sona erip işsiz kalınca nasıl deliye döndüğünü, yığınlara saldırdığını görüyoruz. Öte yandan modern çağın başındaki "eğitim devrimi"nin izini sürerek Foucault"nun Cinselliğin Tarihi'ni gözden geçiriyoruz. "Postmodern pratiğin felsefesi" olarak nitelendirebileceğimiz bu çalışmanın kendi özgün "temelleri" de var : Özgürlük, daha fazla özgürlük; farklılık, daha fazla farklılık; ve bir de (bunların sürekliliğinin sağlanması için) dayanışma, daha fazla dayanışma. Belirsizlik ve farklılıkların egemen olduğu postmodern dünyada sorumluluk ile özgürlüğü bir madalyonun iki yüzü olarak gören Bauman son sözü de özgürlüğe veriyor.
--reklam--
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları Alıntıları - Sözleri
- "Temizlik"in karşıtı "münasebetsiz" şeylerdir. Şeyleri "kirli" yapan, onların içsel nitelikleri değil, bulundukları konum, daha doğrusu temizlik kovalayanların hayalindeki şeyler düzenindeki konumlarıdır. Bir bağlamda "pis" olan şeyler sadece başka bir yere kondukları için temiz olabilirler, tabii tersi de doğru. Güzelce cilalanmış, parlayan ayakkabılar yemek masasına konursa pis kaçar; ancak ayakkabılığa dönünce aynı ayakkabılar eski temizliğine kavuşur. Yemek tabağında ağız sulandıran bir aşçılık eseri olan omlet yastığa döküldüğünde iğrenç bir leke olur.
- Postmodern belirsizlik dine karşı bir talep yaratmıyor; bunun yerine gittikçe artan bir hızla kimlik uzmanları için talep yaratıyor. Postmodern belirsizliğe tutulan insanların, onlara insanın zayıflığı ve insan kaynaklarının yetersizliği üzerine vaaz verecek vaizlere ihtiyacı yok. Bu insanlar “yapabilirsiniz” diyecek bir sese ve nasıl yapılacağını gösteren bir kılavuza muhtaçlar.
- "... Hepimiz, bazı şeylerin önemli diğerlerinin de önemsiz olduğu ve kurulu ilintilerin bazı şeyleri mercek altına getirirken diğerlerini gölgeye terk ettiği" prefabrik" bir dünyaya doğuyoruz. " Zygmunt Bauman
- Dayanıklı nesnelerden oluşan dünyanın yerini, anlık tüketim için tasarlanan ve bir kere kullandıktan sonra atılan ürünlerin doldurduğu bir dünya aldı. Böyle bir dünyada kimlikler, tıpkı bir kostüm değiştirmek gibi, benimsebebilir ve atılabilir.
- Bugünkü yorumuyla insan hakları, kişiye bir iş edinme hakkı vermiyor. Rızk, toplumsal konum ve öz-onur, tüm bunlar bir gecede ve göz açıp kapayıncaya kadar uçup gidebilir.
- Lyotard, insanoğlunun insanlığın en derin ve en hakiki aşamasına çocukluğunda ulaştığını; fakat yine insanoğlunun, çocuksu özelliklerden kurtulmayı olgunlaşma işareti saydığını ve bundan dolayı da en insani özünü öldürmek için elinden geleni yaptığını yazıyordu…
- Postmodern insanların yaşam oyununda, oyunun kuralları oynanma sürecinde sürekli değişiyor. Dolayısıyla da mantıklı strateji, oynanan her oyunu kısa tutmaktır…. Oyunu kısa tutmak demek uzun vadele taahhütlerin farkında olmak demektir. Ya da şu ya da bu şekilde “sabitlenmeyi” reddetmek demek. Mevcut konaklama ne denli hoş olursa olsun, bir yere bağlanıp kalmamak. Yaşamını tek bir mesleğe bağlamamak. Hiçbir şey ya da hiçbir kimseye bağlılık yemini etmemek. Geleceği kontrol etmemek fakat geleceğin ipotek edilmesini reddetmek: oyunun sonuçlarının oyunun kendisinden fazla yaşamamasına dikkat etmek ve böyle sonuçlar olduğu zaman da bunların sorumluluğunu üstlenmemek. Bugünün geçmişle olan ilişkisini kesmek. Kısacası, bugünün iki ucunu da keserek onu tarihten koparmak. Şimdiki anların gevşek bir birlikteliği ya da keyfi bir ardışıklığından başka her türlü zaman biçimini kaldırmak ve zamanın akışını süreğen bir şimdi şeklinde dondurmak.
- Eğer bugünün değerleri yarın enflasyona uğrayarak değer kaybetmeye mahkumsa kişi nasıl ömürlük bir yatırım yapacaktır? Büyük emeklerle kazanılan ustalıkların, kazanç oldukları günün ertesinde borca dönüştüğü, iş ve mesleklerin göz açıp kapayıncaya kadar ortadan kaybolduğu ve dünün uzmanlıklarının bugün tarihe karıştığı bir ortamda insan nasıl olup da tek bir mesleğe bağlanabilir?
- Tüketici toplumunun, hızla eriyen refah devleti düzenlemelerinin yerine ikame edeceği ana yedek, suçlulaştırma gibi görünüyor.
- Adalet, kendisinden daima daha fazlasını istemektir.
- …bugünün kimlik sorunu, çoğunlukla, herhangi bir kimliği uzun süreli taşıma zorluğundan, ömürlük bir itibar şansı olan bir kimlik ifade biçimi bulmanın neredeyse imkansız oluşundan ve bunun sonucunda da, ola ki kısa süre sonra bırakmak gerekir diye, herhangi bir kimliğe sıkı sıkıya tutunmama gereksiniminden kaynaklanıyor.
- Sorumluluğun sesi, insan bireynin doğum çığlığıdır. Bunun duyulabilirliği bireyin hayatta olduğunun işaretidir.
- …postmodern dünyaya has olan hoşnutsuzluklar ise en az güvenlik karşılığında en fazla bireysel özgürlük sunan bir toplum türünden kaynaklanıyor. Postmodern hoşnutsuzluklar baskıdan değil özgürlükten ortaya çıkıyor.
- Temel bir eşitsizliğin olduğu bir toplumsal ortama hareket özgürlüğü kazandırmak öncekinden daha derin bir eşitsizlik yaratacaktır.
--reklam--
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Zygmunt Bauman - Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Zygmunt Bauman Kimdir?
Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır.
Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü.
Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu.
Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır
1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır.
--reklam--
Zygmunt Bauman Kitapları - Eserleri
- Sosyolojik Düşünmek
- Yaşam Sanatı
- Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
- Küreselleşme
- Akışkan Aşk
- Özgürlük
- Kimlik
- Kapımızdaki Yabancılar
- Akışkan Gözetim
- Bireyselleşmiş Toplum
- Iskarta Hayatlar
- Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup
- Akışkan Modernite
- Eğitim Üzerine
- Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm
- Tanrı'ya ve İnsana Dair
- Retrotopya
- Yasa Koyucular ve Yorumcular
- Cemaatler
- Modernite ve Holocaust
- Modernlik ve Müphemlik
- Akışkan Hayat
- Postmodern Etik
- Ahlaki Körlük
- Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
- Sosyoloji Ne İşe Yarar?
- Siyaset Arayışı
- Parçalanmış Hayat
- Edebiyata Övgü
- Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
- Kuşatılmış Toplum
- Avrupa
- Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar
- Dünyaya ve Kendimize Dair
- Hermenötik ve Sosyal Bilimler
- Bu Bir Günlük Değildir
- Akışkan Modern Dünyada Kültür
- Sosyalizm - Aktif Ütopya
- Kriz Hali ve Devlet
- Akışkan Korku
- Borçlu Zamanlarda Yaşamak
- Zygmunt Bauman ile Söyleşiler
- Akışkan Doğanlar
- Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var mı?
- Kültür Teorisinde Eskizler
--reklam--
Zygmunt Bauman Alıntıları - Sözleri
- Büyük servet olan yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir kişinin çok zengin olabilmesi için en az beş yüz fakir gerekir! (Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?)
- Görünür olmak birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. Herkes gizliden gizliye var olmadığından korkar, çünkü başkaları farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. (Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri)
- "Dünya düşününenler için bir komedi, Hissedenler için bir trajadi." (Zygmunt Bauman ile Söyleşiler)
- Bütün aşklar insan - yiyici bir açlık çekerler. (Akışkan Aşk)
- müritlerinize verdiğiniz şey hakikat değil, sadece hakikatin suretidir. Birçok şeyin işiticileri olacaklar ama hiçbir şeyi öğrenmeyecekler. Her şeyi biliyormuş gibi görünecekler ama genel olarak hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Sinir bozucu, bezdirici insanlar olacaklar, gerçekliği olmayan bir bilgeliğin taşıyıcıları gibi davranacaklardır. (Tanrı'ya ve İnsana Dair)
- “Uzaklık coğrafi olmaktan çok zihinsel bir mesele olabilir.” . (Sosyolojik Düşünmek)
- Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde belirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır.. (Retrotopya)
- Robert Winder'in zekice belirttiği gibi, "İstediğimiz kadar sandalyemizi kumsala koyup, yaklaşmakta olan dalgalara bağıralım, ne gelgit dinleyecek ne de deniz geri çekilecektir." Göçmenleri "kendi arka bahçemiz'den uzak tutmak için duvarlar inşa etmek, gülünç şekilde antik filozof Diogenes'in eski Sinop'un sokaklarında içinde yaşadığı fıçıyı bir o yana bir bu yana yuvarlaması hikâyesine benziyor. Bu tuhaf davranışının nedeni sorulduğunda, Diogenes komşularının kapılarına barikat yapmak ve kılıçlarını keskinleştirmekle meşgul olduğunu gördüğünü ve Makedonyalı İskender'in yaklaşan askerleri tarafından işgal edilmesine karşı şehrin savunmasına katkı yapmak istediğini söyler. (Kapımızdaki Yabancılar)
- "hiçbir şey bahşedilmediği" için "her şey kazanılmalıydı." (Modernlik ve Müphemlik)
- "Cepteki ilişkiler" anlık olmanın ve fırlatılıp atılabilirliğin cisimleşmiş hâlleridir. (Akışkan Aşk)
- Tüketim toplumunda seri imalat artık kitlesel emek gücüne ihtiyaç duymuyor ve bir zamanlar "yedek sanayi ordusu" olan yoksullar şimdi "defolu tüketiciler"e dönüştürülmüştür. (Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar)
- "Geriye ya da yukarıya değil; becerinin, iradenin, gücün toplanması gereken yere, kendi içine bakmalı insan. Oradan başlamalı. Bir ‘savunma stratejisi’ olarak daima orada kalmalı." (Akışkan Modernite)
- Göçmenler (yerkürenin uzak köşelerinden "arka bahçemiz"e boca edilen atık insanlar) ile kendi imalatımız olan dayanılmaz korkularımız arasında bir seçici yakınlık mevcuttur. (Iskarta Hayatlar)
- Hayatının her günü kösteklenen ve hakir görülen birey kişisel narsisizmine “kolektif narsisizm” içinde barınak bulur. Bu ağır yara almış bireyselliğin kurtuluşu ne oranda aranıyorsa o derece aldatıcı olabilecek bir güvenlik vaadidir. Kefaret umudu hüsranla sona ermeye mahkumdur... (Akışkan Hayat)
- Gezegende her şey birbirine bağlı olduğundan, yerkürenin belli bir kısmında güvenlik, ancak güvenli bir insanlık içinde temin edilebilir. İnsanların aşağılanmasına her yerde karşı çıkan, artan fırsat eşitsizliğiyle büyüyen toplumsal adetsizlik ve insani aşağılanmaları hafifletecek, etik açıdan aydınlanmış bir küresel eylem, her açıdan ortak sağ kalımımızın en temel koşuludur. (Avrupa)
- Oxford Üniversitesi'nin saygın sosyologlarından John Goldthorpe yönetiminde on üç güçlü ekibin Ingiltere, Şili, Macaristan ve Hollanda'da yürüttüğü bir çalışmanın bulgularına göre, kültürel seçkinlerle, kültürel hiyerarşide daha altta olanların, günümüzde artık eskiden olduğu gibi bazı işaretlerle kolayca ayırt edilemediği görülmektedir. Bu eski işaretler, düzenli olarak opera ve tiyatroya gitmek, 'yüksek sanat' sayılan her şey karşısında her zaman duyulan coşku ve bir pop şarkısı ya da popüler bir televizyon dizisi gibi sıradan sayılan her şeye burun kıvırmak gibi unsurlardan oluşmaktadır. Elbette bu durum, dışarıdan kültürel seçkinler, gerçek sanatseverler, kültürün ne olduğu, nelerden oluştuğu ve bir kültür adamı ya da kadını için (comme il faut ya da comme il ne faut pas) -neyin uygun olup neyin olmadığı gibi konularda, pek de o kadar kültürlü olmayan akranlarından daha bilgili kabul edilen kişilerle artık karşılaşma yacağımız anlamına gelmez. (Akışkan Modern Dünyada Kültür)
- Tüketim toplumunun bir üyesi olmak göz korkutucu bir görev ve hiç bitmeyen Çetin bir mücadeledir. Ayak uyduramama korkusu yetersizlik korkusu tarafından kenara itilmiş ama rahatsız edici iliğinden bir şey kaybetmemiştir. (Akışkan Gözetim)
- Devlet her şeyden önce bir yeniden metalaştırma aracıdır. (Yasa Koyucular ve Yorumcular)
- "dış görünüş benim için hem gerçekleştiren hem de yaşayandır" diye yazdı Nietzsche. (Akışkan Doğanlar)
- "Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat yapıtıdır." (Yaşam Sanatı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin