Kitap Künyesi
Yazar: Louis Ferdinand Celine
Çevirmen: Ayberk Erkay
Orijinal Adı: Entretiens avec le Professeur Y
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750825262
Sayfa Sayısı: 104
--reklam--
Profesör Y ile Konuşmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Céline’i Céline’den okumak isteyenler için benzersiz bir edebiyat olayı…
Modern Batı edebiyatının dönüm noktası "Gecenin Sonuna Yolculuk"un yazarı, günümüze dek uzanan tartışmaların, kavgaların baş aktörü, dünyayı ikiye bölen ve bölmeye devam eden, bazılarının tanrı saydığı, bazılarının insanlık suçlusu ilan ettiği Louis-Ferdinand Destouches ya da tüm dünyanın tanıdığı adıyla Louis-Ferdinand Céline’den (1894-1961) kendi yarattığı eşsiz üslubuna, sanatın değişmeyen dinamiklerine, edebiyatın yalanlarına ve gerçeklerine dair kendine yaraşacak bir cesaretle kaleme alınmış, övgüyü hak eden bir eser: "Profesör Y ile Konuşmalar".
Sartre’dan Beckett’e, Bukowski’den Genet’ye, Queneau’dan Le Clézio’ya hemen her satırda iz bırakmış olan Céline, bu izi bırakmayı nasıl başardığına dair ipuçlarını, edebiyatın patronu Gaston Gallimard’ın hayali editörlerinden Profesör Y ile yaptığı ateşli röportajda tüm dünyaya ilan ediyor.
Céline, Yolculuk’un yirmi üç yıl ardından 1955’te kaleme aldığı bu eşine az rastlanır kitapta, alamet-i farikası keskin, korkusuz, coşkun üslubuyla, bu üslubu, bu numarayı nasıl keşfettiğini anlatıyor, sanat tarihine ışık tutuyor, edebiyatın sahte dehalarının, hırsızların, katillerin ipliğini pazara çıkarıyor, bu zevk dünyasına hükmeden güç ilişkilerini ortaya döküyor.
Profesör Y ile Konuşmalar, Céline’i Céline’den okumak isteyenler, sanat ve edebiyat dünyasının perde arkasına göz atmayı arzu edenler, bir yazarın cesaretine tanık olmak isteyenler için benzersiz bir edebiyat olayı.
--reklam--
Profesör Y ile Konuşmalar Alıntıları - Sözleri
- dur diyemezsin cehalete!... sizin eve de uğrayacak elbet! ben biliyorum da konuşuyorum!... yağmacı lan bunlar, domuzdan hallice!
- olağanüstü bir hafızaya sahip olmanın böbürlenecek bir tarafı yok aslında... hatıralarla dolup taşıyor kafa, işin yoksa ayıkla hepsini, eh sonra dakka başı, durduk yere aklına geliyorlar... sonra da neticede... son tahlilde... şöyle bir yığıyorsun hepsini üst üste... bir bakıyorsun, hatırlanmaya değecek bir bok da yokmuş ortada...
- kesin kıskançlıktan yediniz siz kafayı!
- ağızlara layık, enfes bir baharattır argo!.
- olağanüstü bir hafızaya sahip olmanın böbürlenecek bir tarafı yok aslında... hatıralarla dolup taşıyor kafa, işin yoksa ayıkla hepsini, eh sonra dakka başı, durduk yere aklına geliyorlar... sonra da neticede... son tahlilde... şöyle bir yığıyorsun hepsini üst üste... bir bakıyorsun, hatırlanmaya değecek bir bok da yokmuş ortada...
- O kadar odun kafalı çıktınız ki Profesör Y, anlaşılan her boku tane tane açıklayacağız size!
- fikir dediğim de başka şey değil Beyefendi, felsefe işte!... bunların işleri güçleri felsefe!... bayılıyorlar kandırılmaya, yavru köpek gibi bunlar, onlar da bayılır ya sopalara, kemik zannederler, yeter ki birileri fırlatsın, bunlar da peşinden koştursun!
- yirmi beş kuruş borcun olsun kolunu bacağını kopartırlar, ama götü boklu fahişenin teki gelir, elini kolunu sallaya sallaya milyonlarını götürür!... adamlar ütülmekten keyif alıyor!... yazın bunları bir kenara!... pusula şaşmış bunlarda, neden zevk alacaklarını şaşırmışlar!... millet gelip kaysın diye kıçlarını yırtıyorlar!
- hadi bas git yürü, bir daha intihar et şimdi!
- Yalnızca sefalet, insandaki dehayı özgür kılabilir.
- Sadist diyorum, gerici diyorum, üstüne düzenbaz, bir de kuş beyinli diyorum..
- Hay ağzına! hay burnuna! tüh canına! hay zıkkımın dibi!
- ve benim gözümde hiçbir şey, ama hiçbir şey, şu fikir denen şeylerden daha aşağılık, daha boktan, daha tiksinç değildir! kütüphaneler ağzına kadar fikir dolu! kafelerin bahçeleri de!... bütün çöpten çelebiler fikir zengini olmuş!... hele o felsefeciler!..
--reklam--
Profesör Y ile Konuşmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Böyle interviyuv görmediniz!!! Louise Ferdinand Celine'in okuduğum ilk kitabı. 20. sayfadan sonra kitabı bıraktım ve diğer kitaplarını araştırmaya başladım. Sonuç benim için hüsran oldu. Türkçe'ye çevrilmiş sadece üç kitabı var. Kitabın yazım yılını bir türlü bulamadım. 20. Yüzyılın ilk yarısı diye tahmin ediyorum. Fakat kitabı okurken "şimdi" den, şu andan bahsediyor sandım. Daha kitap bitmeden kitapla ilgili araştırma yaptım ve yazarın 1894-1961 yılları arasında yaşadığını öğrenince oldukça şaşırdım. Okudukça merak ettim ve daha da araştırdım. Çünkü kitabı çok beğendim ve Celine'in adını niye daha önce duymadım diye merak ettim. Acaba tek kitap mı yazdı diye korktum. Hayır pek çok kitap yazmıştı. Fakat yakın zamana kadar yalnızca iki kitabı (Gecenin sonuna yolculuk, Profesör y ile konuşmalar) Türkçe'ye çevrilmiş. 2017 yılında çevrilen "Taksitle ölüm" ile birlikte üçüncü kitap da Türk okurlarla buluşmuş. Yazar ülkesi Fransa'da pek itibar sahibi değil (okurlardan bahsetmiyorum -zira anladığım kadarıyla seveni de gömeni de çok- bahsettiğim şey siyasi otorite tarafından kabul görmemesi). Bunun sebebi anti-semitist, ırkçı ve yobaz olması. (Şimdi burdan bir eleştiri alma ihtimaline karşı şunu söyleyeyim: "Severek okuduğunuz yazarların neler yaptıklarını bilseydiniz, pek çoğunu okumazdınız bu kafayla. Ya da okuyacak kitap bulamayabilirdiniz.") Anti-semitist eserlerinin Fransa'da basımı yasaklanmış ve hiç basılmamış. Aslında böyle bir kafanın anti-semitist olması beni hayli şaşırttı. Neyse gelelim kitaba: Kitap Celine'in Profesör Y (nam-ı diğer Albay Reseda) ile yaptığı interviyuvun kağıda dökülmüş hali. Kitabı çeviren Ayberk Erkay'ın da dediği gibi bu kitap Celine'in özotopsisi. Ayberk Erkay'a da çeviri için teşekkür edelim. Kitabın dili çok doğal. Bu kitap için yazarın kendini, yazarları, siyaseti, sinemayı, sanatı, aptal insanoğlunu, düzeni, dünyayı, kısacası önüne geleni düz ara eleştirdiği, gözüne görünen herkese (aynadaki aksine bile) veryansın ettiği bir sövgüler kitabı diyebiliriz. Hakan Günday okumadım fakat bilenler Günday'ın Celine'den etkilendiğini söylüyorlar. Yazarın kendini tanımlamasına bayıldım. Kendini bir mucit addediyor yazarımız. İcadı da yazmak için bulduğu yeni dilmiş. Lirik bir dille yazıyormuş kitaplarını. Tanıdığım en ağzı bozuk insanın bile ağzı Celine kadar bozuk değil. Lirizm nere, Celine nere?... Bi de meşhur üç noktaları var; sıralı sövgülerin arasına bolca üç nokta koymuş. Onlarsız konuşuyor gibi olmazmış. Çünkü yazar gibi değil, konuşur gibi yazıyor. Yalnız kitabın bir yerinde "yazar kafanızın içinde gibi hissedeceksiniz benim kitaplarımı okuyunca" diyordu; hakkı var gerçekten, ben bir kitap okumadım, Celine ve profesör dublaj yaptı kafamda. Nefes almadan konuşan; küfürbaz, asi, provokatif, kaotik birini düşünün. Hah işte o Celine. Bir de kitabın sonlarına doğru demez mi "ben konuşmayı sevmem" ... Üç nokta koydum bir şey demiyorum. Küfür, provokasyon ve kaosa dayanamıyorsanız, acı gerçeklerin yüzünüze vurulmasından hoşlanmıyorsanız ve gülmeyi sevmiyorsanız bu kitabı okumayın. Sıradaki yazarım Louis Ferdinand Celine. "Anti-semitist yazar okunur mu? Nasıl seversin? Püü" diyenlere cevabım: gonderi/70631900 (Melike)
Fransız Edebiyatı’nın çarkına s...an adam...: “Ve nihayet Celine geldi...” Kitabın sonlarındaki bu cümleyle başlıyorum incelememe çünkü Celine geldi hoş geldi. Uzun süredir erteleye erteleye, “ha okudum ha okuyacağım” diye diye sonunda başladım ve bitirdim. Celine, başka bambaşka bir yazar. Klasik övgü sözlerini geride bırakıyorum yazar için ve başlıyorum. Eğer küfürlü kitaplardan hoşlanmıyorsanız ( benim gibi) bu kitabı okuyun. Çünkü Celine çok güzel saydırmış, ben takdir ettim çünkü haklı bir saydırma bu. Edebiyattan, sanata, bilime, sinemaya haklı eleştirilerde bulunmuş. Edebiyatın, bilmediğimiz çirkin yüzünü ortaya çıkarmış. Bu adam bir şey değil, birçok şey. Kitaba başlamadan önce okuduğum röportajdan bir kaç alıntı paylaşmak istiyorum müsaadenizle; “Beni ilgilendiren yazarlar üslup sahibi olan insanlar, bir üslupları yoksa ilgimi çekmezler. Yoksa her yerde hikaye var değil mi, sokaklarda, her yerde hikaye görüyorum. Karakollar dolu, mahkemeler dolu, hayatımız dolu, herkesin bir hikayesi vardır değil mi ya, bin türlü hikaye.” “Üslup nadir şeydir. Bir, iki ya da üç tane üslup sahibi yazar çıkar her kuşakta ama binlerce yazar vardır. Bunlar zavallı derbederlerdir, kanatları yoktur, cümlelerde sürünürler, başkalarının dediklerini tekrar eder dururlar ya da bir hikaye seçerler, şöyle iyi bir hikaye alırlar ele ve daha kötüsü ''bence'' falan derler, ilginç değil bu. Benim başıma özel bir şey geldi değil mi ya bir vakanüvis olmak için yazar olmayı bıraktım. O zaman postumu masaya serdim çünkü bir şeyi unutmayın en büyük esin meleği ölümdür değil mi? Eğer postunuzu masaya sermezseniz hiçbir şeyiniz yoktur. Karşılığını ödemek gerekir. Bedava yazan yazarlar var oysa karşılıksız olan bedava kokar.” Aykırı yazarları seviyorum. Celine’ de bu gruptan. Aslında “Gecenin Sonuna Yolculuk” kitabını okuduktan sonra bu kitabı okumam gerekiyormuş. Ama ben bu kitabı önce okumayı tercih ettim. Çünkü Celine’in düşünce dünyasını bu kitapla daha rahat anlayabilirim diye düşündüm. Okurken de her seferinde “ah keşke Fransızca bilseydim de, orjinalini okusaydım” diye iç geçirdim. Yine de çeviri gayet iyiydi. Şunu da söyleyeyim; Celine herkese göre değil. Acımasız, cüretkâr, bağışlamaz, günlük argonun dibine vuran biri. Bu yüzden de her cümlesini okumaya değer bulduğum bir kitap oldu diyebilirim. Spoiler vermeden inceleme yazmak benim için oldukça zor. Gelelim başlığa; Başlıkta, kitabın içinden aldığım bir cümle, Fransız bir yazar evet ama Nazi hayranı... Celine, devlet düzeyindeki anlamsızlığı fert düzeyinde anlatmak için nedensizliğe başvurmuş. Devletin, askeri disiplini oluşturmak için, yüksek rütbelere sahip kişilerin umarsızca genç insanları tehlikeye attığını fark etmiş. Böyle olunca da ülke, vatan, yurttaşlık, kardeşlik, inanç gibi konularda daha önce sahip olduğu bütün değerler yıkılmış. Antisemitistin babası olmuş artık. Hatta Naziler bile bu durumu aşırı bulmuşlar...Irkçı, yobaz biridir Celine... Ama bunlar benim için bir şey ifade ediyor mu, hayır tabii. Neyse fazla uzatmadan, şu sevdiğim alıntı ile bitiriyorum... “Akılları ceplerinde adamlar bunlar... şiştikçe şişmek isterler, semirdikçe semirmek, kartlaştıkça kartlaşmak ki kimselere postu deldirmesinler... gerisi kapı mandalı! en okkalısı bunlar olacak âlemin, en yağlısı bunlar olacak, yeryüzündeki bütün orduların bütün tanklarının bütün zırhlarını katıp kaynatacaklar birbirine, bunların derisi illa ki daha kalın gelecek!... idealleri bu adamların! bir bunu sallarlar işte! arada bir huzurlarına çıkıp dert anlatmaya kalkanlar da olur tabii, onların da alayı uğursuz, kem gözlü heriflerdir... gaspçı şerefsizler... eşkıyalar!...” Bir de biz okurlar için bir çift lafı var: — “Benim kitabımı okuyan okur! şöyle bir duracak önce, sanki kafasının içine herifin biri zorla girmiş, yazanları bir bir okuyor buna, öyle sanacak başta!... kafasının içinde herifin teki!...” (Marry)
Kitapta şöyle bir cümle geçiyor; “ Ve nihayet Celine geldi” kesinlikle öyle. Celine yeryüzünün görüp görebileceği en iyi yazarların arasında yerini zaten alıyor. Onunla ilk tanıştığımda beynimden vurulmuştum. Ve eserleri hala büyülemeye ve içimde meyve vermeye devam ediyor. Maalesef sadece üç eseri Türkçe’ye çevirilmiş. Diğer eserlerinin okuma umuduyla diyelim… Keyifli okumalar. (Rameus)
--reklam--
Profesör Y ile Konuşmalar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Louis Ferdinand Celine - Profesör Y ile Konuşmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Profesör Y ile Konuşmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Louis Ferdinand Celine Kimdir?
Louis-Ferdinand Destouches veya kalem adıyla Louis-Ferdinand Céline (27 Mayıs 1894 - 1 Temmuz 1961), Fransız yazar ve doktor. Céline, yazarın büyükannesinin ismidir. Yeni yazı tarzı ile Fransız ve Dünya edebiyatını geliştirmiştir. 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilir.
Gecenin Sonuna Yolculuk adlı kitabı Le Monde 'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi'nde de 6. sırada yer almıştır.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Louis-Ferdinand_Céline
--reklam--
Louis Ferdinand Celine Kitapları - Eserleri
- Gecenin Sonuna Yolculuk
- Profesör Y ile Konuşmalar
- Taksitle Ölüm
- D'Un Chateau L'Autre
- North
- Guignol's Band
- Castle to Castle
- London Bridge
--reklam--
Louis Ferdinand Celine Alıntıları - Sözleri
- Ne dersek diyelim, ne iddia edersek edelim, dünya gerçekten çekip gitmeden çok öncesinde terk ediyor bizleri. Daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden, günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz, ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız. Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir... Kısa keseriz... Vazgeçeriz... Otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten. Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız. Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz. Kendimizden iğreniriz... Azıcık karnını doyurmak, birazcık ısınmak ve hiçbir yere varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. Yeniden bir şeylere ilgi duymak için başkalarının önünde takınacak yeni surat... (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- Zevkler kısa olduğu gibi sıkıntılar da sonsuzdur. (North)
- “Öyle bedavaya ölünmüyor. Hikayelerle bezeli güzel bir kefen sunmak lazım Hanımefendi’ye. Son nefes emek ister.” (Taksitle Ölüm)
- Mutlu olmanın sonu yok. İnsan belirli bir rol oynayabildiği sürece, asla mutluluğa doymak nedir bilmez. (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- Artık duramıyoruz birbirimizin içinde. Fazla yakıcı. Tütüyoruz resmen. Cehennemde. (Taksitle Ölüm)
- olağanüstü bir hafızaya sahip olmanın böbürlenecek bir tarafı yok aslında... hatıralarla dolup taşıyor kafa, işin yoksa ayıkla hepsini, eh sonra dakka başı, durduk yere aklına geliyorlar... sonra da neticede... son tahlilde... şöyle bir yığıyorsun hepsini üst üste... bir bakıyorsun, hatırlanmaya değecek bir bok da yokmuş ortada... (Profesör Y ile Konuşmalar)
- ''... giderek, her şeyden vazgeçe vazgeçe, sanki bir başkası oldum...'' (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- Heves kadar kolay kırılan başka ne vardı ki şu dünyada (D'Un Chateau L'Autre)
- "Ruh cümlelerle yetinmesini bilir, oysa beden öyle değildir, o daha müşkülpesenttir, kas da olsun ister. Beden daima elle tutulur bir gerçektir. bu yüzden de hep hüzünlüdür ve tiksindirici bir görüntüsü vardır." (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- "Bundan sonrası geceye ait" (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- İçimizde yeryüzünde ve gökte korkunç olan biricik şey daha henüz söylenmedik sözlerdir olsa olsa. Yalnızca her şey artık tümüyle, geri dönülmez biçimde söylendiğinde rahat yüzü görebileceğiz, işte ancak o zaman nihayet sessiz kalabileceğiz ve artık susmaktan korkmayacağız. O zaman tam olacak işte. (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- dur diyemezsin cehalete!... sizin eve de uğrayacak elbet! ben biliyorum da konuşuyorum!... yağmacı lan bunlar, domuzdan hallice! (Profesör Y ile Konuşmalar)
- İnsanlara güvenmek demek kendini azıcık öldürtmekle eşdeğerdir. (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- hadi bas git yürü, bir daha intihar et şimdi! (Profesör Y ile Konuşmalar)
- “… içimde, dipte, en derinimde arıyordum kendimi, hangi büyük kötülükten, benzeri görülmemiş bir günahtan ötürü suçlu olmam gerektiğini anlamak için.” . (Taksitle Ölüm)
- “Ticarette iyi temsildir işin özü. Kendine özen göstermeyen bir eleman patronun utancıdır…” (Taksitle Ölüm)
- Giderek, her şeyden vazgeçe vazgeçe sanki bir başkası oldum. (D'Un Chateau L'Autre)
- Boşuna heveslenmemekte yarar var, insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. (Gecenin Sonuna Yolculuk)
- kesin kıskançlıktan yediniz siz kafayı! (Profesör Y ile Konuşmalar)
- ve benim gözümde hiçbir şey, ama hiçbir şey, şu fikir denen şeylerden daha aşağılık, daha boktan, daha tiksinç değildir! kütüphaneler ağzına kadar fikir dolu! kafelerin bahçeleri de!... bütün çöpten çelebiler fikir zengini olmuş!... hele o felsefeciler!.. (Profesör Y ile Konuşmalar)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin