Kitap Künyesi
Yazar: Sigmund Freud
Çevirmen: Kamuran Şipal
Yayın Evi: Cem Yayınevi
İSBN: 9789754065961
Sayfa Sayısı: 112
--reklam--
Psikanaliz Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
'...Psikanaliz, çocukların ruhsal yaşamından kalkarak erişkinlerin ruhsal yaşamını ele geçirmeye çaba harcamış, çocuk erişkinin babasıdır kuralına önem ve ağırlık kazandırmıştır. Erişkin ruhunun çocuk ruhunun bir uzantısı olduğunu saptamış, çocuk ruhunun erişkin ruhuna dönüşürken geçirdiği erişikliği ortaya koymuştur. Çocuklarımızın ilk yılları söz konusu olunca, pek çoğumuzun belleği bir boşluğu içerir; pek çoğumuz, bu yıllara ilişkin yaşantılardan yalnızca bazı parçaları anımsarız. Şurasını rahatlıkla ileri sürebiliriz ki, psikanaliz bu boşluğu doldurmuş, insanlardaki çocukluk yıllarını kapsayan unutkanlığı ortadan kaldırmıştır.'
--reklam--
Psikanaliz Üzerine Alıntıları - Sözleri
- İnsanın içgüdülerini baskı altına tutması son derece ağır bir görev değil midir?
- İnsanın korktuğu şey, elbette kendi libidosudur.
- Kişi kendisini dış tehlikelerden geri çekilerek koruyabilir, iç tehlikelerden kaçmak ise zor bir girişimdir.
- Kaçmakla insan dış tehlikelerden kurtulabilir, ama iç tehlikeden kaçmaya çalışmak çok daha zordur.
- Rüyalar, isteklerin yerine getirilmesinin gizli ifadesidir .
- Artık şimdi, neden sık sık şöyle bağırmaya zorlandığımızı anlarız: "Ah, hayat. Hiçte kolay değil!" Ben, kendi güçsüzlüğünü tanımaya zorlandığında dehşete kapılır: Bu dış dünya, gerçek karşısında ürküntü, benüstü karşısında vicdan korkuları, Şu içinde tutkuların sahip olduğu güç karşısında nevrotik anxiyetelerdir.
- “Ön yargıların her zaman lanetlenmediğini ama bazen makul ve kestirme bir yol olduklarını çünkü bizi gereksiz bir çabadan kurtardıklarını anlıyoruz.”
- Kişinin inceleyeceği fenomenlerin (olguların ya da olayların) nasıl bir şey olacağı ve hangi koşullardan belirecekleri önceden kural olarak konmamalıdır.
- Kaygı, haz duyma ve duymama serilerindeki belli duyguların kombinasyonudur, bu serilere karşılık gelen boşaltım inervasyonu ve onların algılanması ve hatta belki de kalıtım yoluyla geçmiş (bu nedenle de bireysel olarak edinilen histeri ataklarına benzerlik gösteren bir şey) önemli bir olaydan arda kalanlar da bu kombinasyona dâhildir.
- "Nevrotik kaygıda insanlar neden korkuyorlar? " ve "Dış tehlike durumunda hissedilen gerçekçi kaygı ile onun bağlantısını nasıl kuruyoruz?"
- Ne telepati rüyaların doğasına yeni bir ışık tutmaktadır, ne de rüyalar telepatinin gerçekliğine dair doğrudan herhangi bir kanıt sunmaktadır.
- Eğer bir erkek çocuk kendisini babasıyla özdeşleştirirse babası gibi olmak ister ancak onu seçim nesnesi yaparsa ona sahip olmak, onu sahiplenmek ister.
- Eğer bir kişi kendisini şüpheci olarak değerlendiriyorsa onun şüpheciliği konusunda da ara ara kuşku duymak iyi bir plandır.
- Düş, uykunun bekçisidir!
- Rüya çoğu zaman mistik dünyaya açılan bir kapı sayılmıştır.
--reklam--
Psikanaliz Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hanımefendiler ve beyefendiler: Size Freud'un konferans giriş konuşmasındaki gibi hitap etmek istedim Hemen konumuza geçiyorum. Psikanaliz Sigmund Freud tarafından kurulan psikolojik kuramlar ve yöntemlerden oluşan bir psikoterapi tekniğidir. Psikanaliz "ruh çözümü " anlamına gelmektedir. Evvela bu alana ilgili duyanların okumasını tavsiye edeceğim bir kitaptır. 1908 yılında "Viyana Psikanaliz Derneği" kuruluyor. Bu topluluğun içinde yer alan Alfred Adler, Carl Gustav Jung ve Otto Rank ilerleyen yıllarda Freud'dan ayrılarak kendi kişisel kuramlarını oluşturmuşlardır. Freud'un bu sistemle aslında hastaların yaşamını veya ilişkilerini olumsuz etkileyen durumları aynı zamanda özgürlüğü kısıtlayabilecek unsurların fark edilmesini amaçladığını biliyoruz. Freud'un hayatında dönüm noktası dediğimiz bu toplulukta "Yaşamım ve Psikanaliz " kitabında büyük bir yer kaplamıştır. Kitabın içeriğine gelince Freud'un konferanslarından alınan notlarla oluşturulmuştur. İlk bölüm: Konferans XXXI'da bahsedilen "Rüya Kuramının Yeniden İncelenmesi" konusu ele alınmıştır. Freud'a göre rüyaların amacı bizi gerçek dünyanın sıkıntılarından ve mutluluklarından uzaklaşmaktır ama düşlerimiz gündelik hayatımızdan türüyor diye ifade ediyor. Rüyalarımızı etkileyen en önemli faktörün gündelik yaşantımızda düşündüklerimizdir demiştir. Gün içinde unutmaya çalıştığımız durumların uykumuzda zihnimizin rahatlaması ile görselleşmesidir. Sadece gündelik yaşantı değil çocukluğumuzun da rüyalarımızı etkilediğini, rüyalarımızın isteklerimizi ve dileklerimizi de içinde barındırdığını anlatmaya çalışmıştır. 2. Bölüm: Konferans XXX'de "Rüyalar ve Okültizm"den bahsetmektedir. Öncelikle Okültizm nedir? Okültizm: İnsan evren ilişkileri, doğa, gelecek hakkında medyumluk, doğa üstü , satanizm gibi durumlar diyebiliriz. Bu bölümde "Telepati" dediğimiz, hepimizin bildiği bir durumdan bahsedilmektedir. Bununla birlikte hastalarindan örnekler vererek Telepati'ye olan inancı da çözümlemeye çalışmıştır diyebiliriz. 3.Bölüm: Konferans XXXII'de "Kaygı ve İçgüdüsel Yaşam" konusu ele alınmıştır. Burada agorafobi denen durumdan bahsederek örnekler vermiştir. Freud kaygı ile ilgili de şu cümleleri kurmuştur; " Kaygıyı yaratan bastırma duygusu değildi, kaygı zaten oradaydı, bastırma mekanizmasını oluşturan şey kaygıydı" der. Zihinsel kişilikte süper-ego, ego ve id olarak bölümlerden oluştuğunu da yine bu bölümde yer veriyor. Egonun id ile kıyaslandığında zayıf kaldığını onun hizmetinde olduğunu emir ve isteklerini karşılamaya hevesli olduğunu da ifade etmiştir. 4.Bölüm: Konferans XXXIV'de "Açıklamalar, Uygulamalar ve Yönelimler konusu işlenmiştir. 5.Bölüm: Konferans XXXV 'de "Weltanschauung Sorunu" yani "Evren Görüşü" nden bahsedilmektedir. Burada Freud, Psikanaliz belli bir Weltanschauung'a yönlendirir mi ve öyle bir durumda bu neresi olur ? diye soru yöneltiyor. Freud'a göre "Weltanschauung, hiçbir soruyu cevapsız bırakmayan ve bizi ilgilendiren her şeyin kendine sabit bir yer bulduğu baskın bir varsayıma dayanacak var oluşumuz ile alakalı bütün sorunları çözen entelektüel bir oluşumdur." "Bu tür Weltanschauung'a sahip olmanın insanoğlunun ideal istekleri arasında olduğu anlaşılacaktır " diye ifade etmiştir. Son sözlerime gelirken kitabın biraz ağır bir dile sahip olduğunu belirtmek isterim. Daha önce bu türde kitaplar okumayanların içerisindeki terimlere yabancı kalacağını zorlanacağını düşünüyorum. Genelde psikoloji türünde okumayı sevdiğim için ve bu alana olan ilgimden dolayı keyif alarak okudum . Bu alana ilgisi olanların ve psikoloji alanında eğitim alanların okumasını tavsiye ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim (Senem)
Çocuk, Yetişkinin Ebeveyni Midir?: Freud’un psikanaliz yöntemini anlamak için öncelikle onun Oedipus kompleksi, libido, katarsis, deşarj gibi terimleri hangi anlamda kullandığını anlamak gerekir. Oedipus kompleksi bir Antik Yunan miti figürü olan Oedipus’a dayanmaktadır. Mitte Oedipus babasını öldürmüş, annesiyle evlenmiş ve cinsel ilişkiye girmiştir, fakat onların kendisinin ebeveyni olduğunu bilmemektedir. Freud ise Oedipus kompleksi terimini, erkek çocuğunun erken yaşta annesine ilgi duymasını fakat bu ilginin karşılıksız kalması gerektiğini öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla kabul etmesi anlamında kullanır. Erkek çocuk, ilgi duyduğu (aynı zamanda cinsel bir ilgidir fakat çocuğun gözünde cinsellik yetişkinlerin gözündekinden farklıdır; o, topyekûn anneyi cinsel obje haline getirmektedir, yalnızca memesini, vajinasını, vb. değil) annesine sahip olamamaktadır çünkü ortada bir baba vardır. Zamanla erkek çocuğu bu duygusunu bastırır ve bastırılmış duygu farklı bir noktaya kayar. Erkek çocuk, yaşamının ilerleyen sürecinde, tam bir bilinç halinde olmasa da, babasını aşmak ve annesi gibi bir kadını elde etmek ister. Evet, Oedipus kompleksi kısaca budur. Libido terimi ise çoğunlukla yanlış anlaşılmaktadır. Freud, libidonun göbeğinde cinsel arzunun olduğunu söyler fakat libido sadece bundan ibaret değildir. Libido, en basit tanımıyla, hayatta kalmak içgüdüsüdür. Katarsis terimi, bir duygusal boşalma hâline karşılık gelir. Bastırılmış duygularını açığa çıkaran birey, deşarj olmaktadır. Deşarj ise arınmak ve daha iyi bir biçimde yenilenmek anlamına gelmektedir. Psikanalizin temelini, bastırılarak bilinçdışına itilmiş duyguların ve arzuların açığa çıkarılması oluşturmaktadır. Freud, bastırılmış arzuların bilinçdışından taşarak vuku bulduğu bazı durumlardan bahseder. Bu durumlara örnek olarak rüyalar ve dil sürçmeleri, yazım yanlışları, aradığını bulamamak, yanlış durakta beklemek, sevgiliye anne/baba demek gibi hatalar verilebilir. Bu tür hataların psikolojide dalgınlık haline indirgenerek açıklanmasından şikayetçidir Freud, çünkü Freud’a göre ancak bu tür durumlarda kendini açığa çıkarır bilinçdışında saklananlar. Psikanaliz duygulara öncelik verir ve duygusal bozuklukların zekâ geriliğine sebep olduğunu düşünür. Bedenin ruha etkisini yadsımasa da, esas etkinin ruhun bedene yaptığını görüşündedir. Psikanaliz tedavisi hem maddi hem de manevi anlamda zordur, süreklilik ister. Tedavi aşamasında hastadan ve doktordan birtakım beklenenler vardır. Örneğin hasta, tedavi aşamasında kendine sansür uygulamamalı ve alabildiğine açık sözlü olmalıdır. Ayrıca, hastanın eğitilebilmeye yatkınlığı olmalı ve yaşlı olmamalıdır. Doktor ise hastasına karşı herhangi bir cinsel arzu beslememeli ve hastayı zorlamamalıdır. Freud, psikanaliz tekniğini ilk kullandığı dönemde hipnozu da denemiştir fakat ardından bundan vazgeçmiştir. Çünkü görmüştür ki, hipnoz tedavisiyle iyileşen hastalarda bir süre sonra farklı semptomlar açığa çıkmaktadır. Yani, hasta iyileşmemekte, sadece hastalık ertelenmekte veya başka kanallara aktarılmaktadır. Hipnoz yönteminden vazgeçen Freud, seanslarında hastanın kendini rahat hissetmesini, birtakım yönlendirmeler yaparak hastanın bilinçdışına itilmiş arzularını, korkularını, yaşantılarını hastanın kendisinin bulmasını hedefler. Sorununun ne olduğunun farkına varan hasta için artık o sorun, sorun olmaktan çıkacaktır ve hasta iyileşecektir. Freud, insanı tutku kavramı üzerinden tanımlar ve tutkunun temeline iki güdüyü koyar: cinsellik ve ölüm. Bu güdüler ilk altı yıl içerisinde; oral, anal ve fallik dönemde şekillenir ve ardından bireyin yaşamı boyunca tüm yapıp etmeleri, çocuğun ilk altı yıl içinde şekillenen bilinçdışının etkisiyle şekillenir. Freud’dan önce insan bilinçli ve rasyonel bir varlık olarak tanımlanırken, Freud ise insanı bilinçdışı etkiyle şekillenen determinist bir formda tanımlar. Freud’a göre ölüm ise hazzın doruk noktasıdır ve devamı yoktur; bir başka deyişle ölüm, varoluş açısından hazzın ertelenmesidir. Kitabın ele aldığı konuları da aşarak böyle bir psikanaliz özeti serimledim. Günümüzde psikanaliz Fransa gibi bazı yerlerde hâlâ varlığını sürdürse de, artık eskisi gibi esamesi okunmamaktadır. Bunun nedeni, süreç içerisinde psikolojinin bilime daha çok yaklaşmasıdır, çünkü psikanalizin metodu, bilimsel bir metot değildir; iki metot birbirleriyle uyuşmamaktadır. Yine de, bilinçdışının keşfi günümüze dek önemini korumaktadır. Freud insanın narsist tutumunu zedeleyen üç önemli devrimden bahseder: Kopernik, Evrim ve Psikanaliz. Bu devrimler neticesinde insan, ben merkezci evren tasavvurunu tümüyle yitirmiştir. Bilindiği üzere Kopernik devriminden önce insan, evrenin merkezine dünyayı, dünyanın merkezineyse kendini koymaktaydı, Kopernik Devrimi ile bu tutum ilk kez ağır bir darbe aldı. Ardından Darwin’in Evrim teorisi gösterdi ki, insan hiç de sandığı gibi hayvanlardan ayrı değilmiş; ortak atalardan gelmişler. Bunun neticesinde insan, evrenin merkezinin Dünya olmadığını öğrendikten sonra, Dünyanın merkezinin de kendisi olmadığını fark etti. Daha sonra psikanaliz ortaya çıktı ve o da insanın hiç de sandığı gibi rasyonel bir varlık olmadığını, çoğu davranışlarının temelinde bilinçdışındakilerinin etkisinin olduğunu fark etti. Ardından Kant geldi ve yeni bir devrim yaptı. Bu devrim de, insanların nesneyi aklındaki birtakım kategoriler vasıtasıyla idrak edip tanımladığını fakat esasında nesnenin özünü asla bilemeyeceğimizi gösterdi. Derken gitgide küçüldük kendi gözümüzde. Küçülmemiz de gerekirdi. Ancak insan bu küçüklüğünü kabul etmeyip tüm canlılara ve doğaya hükmetmek gayretiyle savaş açtı, kendisi savaşın her iki tarafında da olmasına rağmen. Psikanaliz yöntemi pratik bir yöntem olduğu için deneme yanılma yoluyla gelişmiştir ve her zaman geliştirilmeye açık bir yapısı vardır. Bu yöntem hakkında tek bir sorum var: insanın tüm yapıp etmeleri, yaşamındaki ilk altı yıl üzerinden açıklanabilir mi, şayet açıklanabilirse bu açıklama ne derece doğruluk barındırabilir? Esasında Freud da insan yaşamının her ânının insanın ilk altı yılıyla açıklanamayacağı görüşündedir fakat büyük bir kısmının da açıklanacağı görüşündedir. Şayet soruya dair cevap niteliğinde bir görüşünüz varsa belirtmenizi isterim. (Özkan Eken)
Sigmund Freud'un okuduğum ilk kitabı insanı oldukca çok düşünmeye iten bir yapıya sahip.Bu kitabı okumak için ilk başta "bilim" anlayışını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Kitabın en sonunda "din,felsefe ve bilim" konularında fikir yürüten bilim adamı Sigmund Freud sanki kitabına sadece bir fikirlerden ibaret cümleler topluluğu olarak bakmayı istediğini bildirmiş gibi oldu.Aksi takdirde bu 3 konudan hangi birinin arkasında durmayı seçen birinin diğerlerine karşı itirazlarında aşırıya kaçma gibi adımlar atmakta pek bir kazancı olmadığını düşünmekteyim. Psikanaliz üzerine bir çok bilgilerini paylaşan Sigmund Freud fikirlerini geleceğe de taşıya bilen önemli bir bilim adamlarındandır.Ve bu kitabı okumakta esas maksat okunulan cümleleri sadece "anlamak"tır.Kabul edip etmemek her insana özgü bir tercihtir. (Pərvin Səfərəlizadə)
--reklam--
Psikanaliz Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sigmund Freud - Psikanaliz Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Psikanaliz Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sigmund Freud Kimdir?
Sigmund Freud ( nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikoanalitik Kuram'ın kurucusudur...
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.
Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.
Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)
Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.
1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.
Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.
1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.
1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.
1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.
Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.
Eserleri [değiştir]
Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi)
Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu)
Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)
Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)
Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905
Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı'yla İlişkisi, 1905
Psikanalizin Tarihçesi, 1914
Psikanalize Giriş Dersleri, 1917
Yaşamım ve Psikanaliz, 1925
Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926
Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927
Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930
Psikanaliz ve Uygulama,
Psikanaliz Üzerine,
Olgu öyküleri
Histeri ile Mücadele
--reklam--
Sigmund Freud Kitapları - Eserleri
- Kitle Psikolojisi
- Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış
- Uygarlık Toplum ve Din
- Amatör Psikanalizi
- Sevgi ve Cinsellik Üzerine
- Olgu Öyküleri 1
- Olgu Öyküleri 2
- Totem ve Tabu
- Psikanaliz Üzerine
- Nevrozlar - Psikanalize Giriş 2
- Cinsellik Üzerine
- Rüyaların Yorumu
- Kokain
- Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş
- Grup Psikolojisi ve Ego Analizi
- Haz İlkesinin Ötesinde
- Psikoloji Kanalize Ederek Psikanaliz Kuramı
- Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma
- Bilinçaltı
- Ruh Çözümlemesine Giriş Konferansları
- Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
- Uygarlığın Huzursuzluğu
- Cinsiyet ve Psikanaliz
- Kültürdeki Huzursuzluk
- Niçin Savaş?
- Yaşamım ve Psikanaliz
- Seçme Yazılar
- Terapi
- Endişe
- Rüya Yorumları 1
- Rüya Yorumları 2
- Psikanaliz ve Uygulama
- Psikanalize Giriş Dersleri
- Ket Vurma
- Musa ve Tektanrıcılık
- Psikopatoloji Üzerine
- Kendi Kendine Psikanaliz
- Narsizm Üzerine ve Schreber Vakası
- Mutluluk Dediğimiz Şey
- Davranış Bozuklukları ve Tedavisi
- Çocukta Fobinin Analizi
- Yanılgılar ve Düşler Üzerine
- Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
- Bir Genç Kızın Günlüğü
- Freud - Jung Mektuplaşmaları
- Psikanalize Giriş
- Espriler ve Bilinçdışı ile İlişkileri
- Dinin Kökenleri
- İsteri Üzerine Araştırmalar
- Psikanalitik Hastalık Öğretisi Hakkında Yazılar
- Metapsikoloji 1
- Metapsikoloji 2
- Metapsikoloji 3
- Metapsikoloji 4
- Psikanalize Giriş
- Psikanalize Giriş
- Cinsel Yasaklar Ve Normaldışı Davranışlar
- Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar
- Bir Histeri Vakası Analizi
- Psikanalize Yeni Giriş Dersleri
- Psikanaliz Açısından Edebiyat
- Kültürel Cinsel Ahlak ve Modern Sinirlilik
- Sanat ve Edebiyat
- Aşkın Psikolojisi
- Histeri Üzerine Çalışmalar
- Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları
- Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
- Ruh Çözümlemesinin Tarihi
- Freud'un Mektupları
- Psikanaliz Üzerine
- Bakirelik Tabusu
- Otobiyografi
- Psikanaliz Üzerine Vakalar
- Bilinçsizlik ve Psikanaliz
- Siz Deli Misiniz?
- Einstein’a Mektup
- Psikanaliz
- Eşeysellik Kuramı Üzerine Üç Deneme
- Savaş ve Ölüm Üzerine
- Bir Yanılsamanın Geleceği
- Yas ve Melankoli
- Rüya Psikolojisi
- Leonardo da Vinci
- Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
- İçgüdüler ve Baskılama
- Espri Sanatı
- Din
- Takıntı Üzerine
- Bilinçsiz-Olan
- Anksiyete Üzerine
- Psikanalizin Ana Hatlari
- Totem ve Tabu - 2.Cilt
- Kadın Cinselliği Üzerine
- Ego ve Id
- Bilinç Dışı
- Bilinçaltını Keşfetmek
- Sevgi Məktubları
- Her İnsan Gördüğü Rüyanın Tabiridir
- Aforizmalar
- Sanrı ve Düş
- Tutukluk Semptom ve Kaygı
- Ruhsal Kimlik
- Doğuştan Gelen Sapkın Eğilimler
- Dora
- Kendini Koruma İçgüdüsü
- Psikanalitik İlerlemenin Önündeki Engeller
- Psikanaliz ve Telepati
- Cinsel İstismar - Psikoloji Serisi
- Ensest
- Yasaklar ve Normal Dışı İstekler
- Gizemli
- Düşüncelerin Sınırsız Gücü
- Kadın Eşcinselliği
- Totem ve Tabu Barbarlar ile Nevrotik Kişiliklerin Zihinsel Yaşantılarındaki Benzerlikler (Cep Boy)
- Arzular ve Çatışmalar
- Sexualleben
- Введение в психоанализ
- Sanat ve Psikanaliz
- Erkeklerin Cinsel İçgüdüsü
- Ketlenmeler, Belirtiler ve Anksiyete
- Ego ve Kimlik
- Libido ve Narsisizm
- Cinsiyetler Ayrımı
- Mədəniyyətin sancıları
- Totem ve Tabu
- Aşkın Psikolojisi
--reklam--
Sigmund Freud Alıntıları - Sözleri
- Devletlerin, bireyleri kötülükten alıkoymasının, kötülük yapmayı ortadan kaldırmak amacından değil, onu tıpkı tuz ve tütün gibi tekeline almak amacından doğduğu düşüncesine kesin bir biçimde inanılabilir. (Cinsiyet ve Psikanaliz)
- Kadınlar, özellikle de güzelseler, nesne seçimlerinde kendilerine dayatılan toplumsal kısıtlamaların bedeli olan belli bir kendiyle yetinme geliştirirler. Kesin konuşmak gerekirse bu türden kadınların erkeklerin kendilerine yönelik sevgileriyle kıyaslanabilecek yoğunlukta sevdikleri tek şey yalnızca kendileridir. Gereksinimleri de sevme değil ama sevilme doğrultusundadır ve bu koşulu yerine getiren erkek onların onayını kazanan kişi olur. (Metapsikoloji Haz İlkesinin Ötesinde Ego ve İd ve Diğer Çalışmaları)
- Bastırma bireysel çalışır; bastırılmış olanın her bir türevi kendine özgü bir yazgıya sahip olabilir; biçim değişikliğinin fazlası yada azı başarının sonucunu tamamıyla değiştirebilir (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
- Biz ölümün yaşamın tek amacı olduğunu iddia etmiyoruz; ölüm kadar yaşamın da olduğu gerçeğini gözardı etmiyoruz. (Ruh Çözümlemesine Yeni Giriş Konferansları)
- Bilinçaltında "hayır" sözcüğü olmadığını, zıtlıkların bir araya geldiğini biliyoruz. Reddetme ancak bastırma sürecinde ortaya çıkıyor. (Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi)
- Psikanaliz bize baba kompleksi ile Tanrı inancı arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu ;bize kişisel bir Tanrı'nın psikolojik yönden yüceltilmiş bir babadan başka bir şey olmadığını göstermiştir ve her geçen gün genç bireylerin babalarının otoritelerinden kurtulduklarında dinsel inançlarını nasıl kaybettiklerine dair yeni kanıtlar sunmaktadır. (...) (Leonardo da Vinci)
- Mutlu kişiler düş kurmaz, bunu ancak yeterince doyuma ulaşmamış kişiler yapar. Doyuma kavuşturulmamış, düşlemlemenin itici güçleridir ve her düş belli bir isteğe doyum sağlama çabası ve böyle bir doyumu ondan esirgeyen gerçek'i değiştirme girişimidir. (Sanat ve Sanatçılar Üzerine Notlar)
- Olgunluk hazzı erteleyebilme kabiliyetidir. (Aforizmalar)
- fakat bekâret bir tabunun, dinsel olarak tarif edilebilecek bir yasağın konusu haline gelmiştir. (Bakirelik Tabusu)
- Temelde kırıcı olan bir düşünce belli bir yoğunluk seviyesine ulaşır ulaşmaz çekişme aktifleşir ve bu kesinlikle bastırmaya yol açar. (Bilinç Dışı)
- Çocukluk çağında hiçbir gereksinimin bir babanın korumasına karşı duyulan gereksinimin kadar güçlü olabileceğini sanmıyorum (Kültürdeki Huzursuzluk)
- Birbirleriyle uzlaşması zor çelişkilere düşüyorsunuz.. (Bir Yanılsamanın Geleceği, Neden Savaş)
- "Efsaneye göre insan denilen varlık, kadın ve erkek olarak iki parçaya bölünmüştür; o zamandan beri aşk yoluyla birleşmeye çalışmaktadır" (Cinsellik Üzerine)
- "Tam da hastalanacak zamanı bulmuştur büyük anne. Hastamız, sevdiğini, böylesine özlemişken..." (Psikanaliz ve Uygulama)
- Ve her zaman öylesine güçsüz kalırdım ki, içimi yakıp kavuran tutkuları dışa vuramazdım. Dolayısıyla hep baskıladım kendimi, sanırım bu da halimden belli oluyor. (Yaşamım ve Psikanaliz)
- İd'de içgüdüye düşen rolü ego da algı oynamaktadır. Ego tutkuları ihtiva eden id'in tersine, mantık ve sağduyu olarak adlandırılabilecek olan şeyi temsil etmektedir. (Ego ve Id)
- herkes kendi hayatı üstünde hak sahibidir...' (Mutluluk Dediğimiz Şey)
- Ama sorarım size, insanlar ellerine geçirdikleri bir şeyi ne zaman karmakarışık, ne zaman eciş bücüş bir duruma sokmamıştır? (Kendi Kendine Psikanaliz)
- Sanki bilinçli olanın direnci, kökensel bastırılmış olandan uzaklaştırılmalarını sağlayan bir işlev görür. (Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü)
- "Doğa, göründüğü kadarıyla bizi soğukkanlılıkla, zalimce, amansızca ve olasıdır ki tam da bizim doyum sağlamamıza yol açmış şeyler aracılığıyla yok eder." (Bir Yanılsamanın Geleceği)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin