Kitap Künyesi
Yazar: Erich Fromm
Çevirmen: İlhan Güngören
Yayın Evi: Yol Yayınları
İSBN: 9789757569077
Sayfa Sayısı: 124
--reklam--
Psikanaliz ve Zen Budizm Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İNSANI ESENLİĞE ULAŞTIRMAYI AMAÇLAYAN İKİ SİSTEM...
Bilincimiz yalanla, yanılgıyla içimiz bıkkınlık, huzursuzlukla dolu... Bunlara karışı da tek geçerli, sürekli çözüm uyanıp aydınlanmak...
Bu kitap Freud'la Marx' o kadar başarıyla uzlaştırmış olan çağımızın bu ünlü ruhbilimcisinin aynı zamanda Batı düşüncesiyle Doğu görüşü arasında da bir birleşime ulaşmış olduğunu kanıtlıyor.
(Arka Kapak'tan)
--reklam--
Psikanaliz ve Zen Budizm Alıntıları - Sözleri
- ''Yaşamak, her dakika doğmaktır. Doğum durunca ölüm gerçekleşir.''
- "Psikiyatri, neden bazı insanların delirdiği sorusuyla ilgilenirken aslında doğru soru, neden çoğu insanın delirmediğidir."
- ''Birini olduğu gibi gördüğümüzü sandığımızda aslında farkında olmadan o kişinin imajına ait kendi öngörümüzü görürüz.''
- "Her toplum, yaşamını devam ettirmek için bireylerinin karakterlerini, yapmaları gerekeni yapmak isteyecekleri şekilde biçimlendirir."
- Bir hayvan olduğundan en çok ölmekten korkarken, bir insan olduğundan en çok tamamen yanlız kalmaktan korkar.
- Freud 'a göre zevk, hazzın yaşanması değil, gerilimin boşaltılmasıydı.
- kendine, hemcinsine, doğaya yabancılaşmaktır; hayatın avucunda kum gibi akıp gittiğinin ve hayatı yaşamadan öleceğinin farkındalığıdır; bolluk içinde yaşayıp yine de mutsuz olmaktır.
- Batılı insan duygulanmak yeteneğini tıpkı bir içe kapanık ruh hastasında olduğu gibi yitirmiştir. Bu nedenle kuşkudan, ruhsal yıkıntıdan ve tasadan kendini kurtaramıyor. Hâlâ mutluluk, bireycilik, hür girişim gibi ezberlenmiş basma kalıp lakırdılar ediyor ama aslında hiç bir amacı yok. Niçin yaşadığını, bütün bu çabalarının amacının ne olduğunu sorun bakalım. Yanıt bulmakta güçlük çekecek. Bazıları aileleri için yaşadıklarını söyleyebilir, ötekiler yaşamın keyfini çıkarmaktan, bir başkaları para kazanmaktan söz edebilirler ama gerçekte hiç kimse niçin yaşadığını bilmiyor; yalnızlıktan ve güven yoksunluğundan kendilerini kurtarmaktan başka hiç bir dilekleri yok.
- Değer sıralamasında yaşama, mülkiyetten daha alt sıraya geçti, sahip olma, var olmanın üstüne çıktı. Batı kültürünün kökleri eski Yunan ve Musevi kültüründedir. Bu her iki kültürde de amaç insanı mükemmelleştirmekti. Günümüzün insanına gelince, insanın mükemmelliği yerine maddesel şeylerin mükemmelliği, onların nasıl daha mükemmel yapılabileceği konusundaki bilgiler başlıca ilgisini oluştuyor. Batılı insan duygulanmak yeteneğini tıpkı bir içe kapanık ruh hastasında olduğu gibi yitirmiştir.
- Descartes'dan başlayarak insanlar giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip duygu, yapısı gereği akıl dışı olarak nitelendi.
- Bilgi, dönüşüme yol açar. Kişi kendini bilme davranışı içinde kendi kendini dönüştürür.
- Kişinin bilincine göre hareket edebilmesi, onun kendi toplumunun sınırlarını ne derece aştığına ve bir dünya vatandaşı, bir "kozmopolitan" haline geldiğine bağlıdır.
- İnsanlar akılcılığı öyle bir noktaya getirdiler ki akılcılığın o derecesi akılsızlığın en aşırı biçimi durumuna geldi.
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.”
- … Her toplum, yaşamını devam ettirmek için bireylerinin karakterlerini, yapmaları gerekeni yapmak isteyecekleri şekilde biçimlendirir; toplumsal işlevleri içselleştirmeli ve yapmak zorunda oldukları bir şey yerine, yapma dürtüsü duydukları bir şey haline dönüştürülmelidir…
--reklam--
Psikanaliz ve Zen Budizm İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Olmak ya da sahip olmak işte bütün mesele bu: Geçirmekte olduğunuz şu kısacık hayatı nasıl yaşıyorsunuz? Genele baktığınız zaman kendinizde tam olarak ne görüyorsunuz? Daha net ifadeyle anlarınızın ana belirleyici etkeni ne? Günümüz dünyasında (sistemi desek de doğru olur), insanların anları ele geçirilmiş ve çalışma koşullarından, kişisel gelişim kitaplarına kadar anları belirleyen her eylem ve etkinlikte, çok ama çok geniş bir yelpazede insan kuşatılmış durumdadır. Yoğun bir rasyonalist bakış açısı ve düşünme biçimi modelleri bombardıman halinde yağarken insanın bunlardan etkilenmemesi, hatta etkilenmeyi fark edemeyecek kadar etkilenmesi durumu söz konusu oluyor. Dolayısıyla insanları belli bir kalıpta toplayan, serbestlik ve özgürlük tanırken aslında tektipleştirici bir kimyaya sahip olan batı medeniyetinin artık global bir dünya medeniyeti haline gelmesi ortada iki tip insanın kalmasına neden olmuştur. Bu iki tip insandan ilki yüzde 99.9’luk bir kısmı elinde bulunduran sahip olma güdüsüyle yaşayanlar, geri kalan diğer kesim ise olmak* için yaşayanlar. Tam da bu noktada Erich Fromm araya girerek olmak* felsefesinin en kadim geleneklerinden biri olan Zen Budizmini ele alarak muazzam bir kitap çıkarmış ortaya. Rasyonel aklın eleştirisi olarak yorumlayabileceğimiz bu kitapta, Freud psikanalizinden belenen batı akılcılığına (Bu arada sorunun Freud kadar Kant’tan da kaynaklandığını düşünüyorum.) karşı alternatif bir psikanalitik çözümlemeler sunmaktadır. Bunu da Zen Budizm’i ile yapmakta. Spinoza’nın Budizm araştırmalarını, Nietzsche’nin Budizm övgülerini ve Fromm’un Zen psikanalizi gibi batı dünyasının muhalif filozoflarının bu konudaki tutumlarını genel olarak ele aldığımız zaman akılcılık merkezli yaşam modeline karşı büyük bir savaş başlattıklarını görmek mümkün olacak. Bu kitap da o savaşın en büyük cephelerinden biri. Çünkü psikanaliz noktasında ortaya çıkmış ilk ve en önemli eser. Peki bu olmak* ile anlatılan nedir? Ona da biraz değineyim. Bu, çok da yabancı olmadığımız bir konu. Özellikle Anadolu’daki Sufilik, Yesevilik, Bektaşilik akımları, Yunus Emre ile, Hacı Bektaş-ı Veli ile, Ahmet Yesevi ile temsil edilen Batıni felsefi görüş tam olarak Zen Budizmiyle eşdeğer bir anlam ve mana derinliğine sahiptir. Zen budizmi insan merkezli bir manevi yorum olup, gündelik ve kişisel sorunlara karşı oldukça donanımlı çözüm ve yorum sunan bir potansiyele sahiptir. Yani buna döneminin psikanalizi de diyebiliriz. Bu noktada Fromm batı dünyasının da kendini keşfetmesi için rasyonalitenin karşısına Zen Budizmini koyarak çok güzel bir eser çıkarmış ortaya. Henüz okumayan varsa tavsiyemdir. Kitapla kalın. (Uğur De Molinari)
Erich Fromm'un diğer kitaplarına göre oldukça ince ancak yoğun bir kitap. Çoğu felsefe yazarının sevmediğim özelliği bir konu hakkında birbirine benzer onlarca cümle yazıp sonra yüzlerce örnek ile desteklemek. Erich Fromm hiç böyle yapmıyor söyleyeceğini tek bir cümlede söyleyip sonra diğer konudan devam ediyor. Bu benim en sevdiğim özelliği oldu kitabın. Budizm'in zen kolu oldukça farklı ilk başta bunu bilmek gerek. Daha günlük yaşamı ele alan kısmı diyebiliriz. Psikanaliz ile aslında batı felsefesinin (veya ruhsal analizlerin) doğu bakış açısı ile olan farklılıkları ve benzerlikleri inceleniyor. Konuya yabancı olanlar için de tavsiye edilir çünkü temel tanımlar kitapta yapılıyor. kitap/psikanaliz-ve-zen-budizm--223945 (Bora Koç)
Psikanaliz ne kadar Zen-Budizmden farklıdır, ne kadar aynıdır? Bilinçdışı, bilinç ve bilinçaltı arasındaki fark nedir? Dr. Suzuki Zen-Budizm'e giriş kitabında ne anlatmak istemiştir? Satori ve koan nedir? Bilinç nasıl bizi yanıltabilir? Aydınlanmaya giden yol nereden geçer? Toplum bizi nasıl baskılıyor, ne yönlerde? (Melis Karslıgil)
--reklam--
Psikanaliz ve Zen Budizm PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Psikanaliz ve Zen Budizm kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Psikanaliz ve Zen Budizm PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
- Kendini Savunan İnsan
- Sahip Olmak ya da Olmak
- Sevme Sanatı
- Özgürlükten Kaçış
- Barışın Tekniği ve Stratejisi
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
- Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
- Hayatı Sevmek
- Sağlıklı Toplum
- İtaatsizlik Üzerine
- Özgürlük Korkusu
- Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
- Umut Devrimi
- Psikanaliz ve Din
- Psikanalizin Bunalımı
- Psikanaliz ve Zen Budizm
- Rüyalar, Masallar, Mitler
- Çağımızın Özgürlük Sorunu
- Marx'ın İnsan Anlayışı
- Yaşama Sanatı
- Yanılsama Zinciri
- Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
- Erdem ve Mutluluk
- Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
- Tanrılar Gibi Olacaksınız
- Olma Sanatı
- Sigmund Freud’un Misyonu
- İsa Dogması
- İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
- Çağdaş Toplumların Geleceği
- Psikanalize Yeni Bir Bakış
- Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
- Dinleme Sanatı
- Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
- İnsan Olmak Üzerine
- Çağımızda Kişilik Sorunu
- İnsanlık Başarabilecek mi?
- Die Kunst des Liebens
- Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
- Psixoanaliz ve Din
- Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
- Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
- Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
- Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
- Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
- İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
- "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
- Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
- “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
- Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
- Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
- ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
- İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
- Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
- Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin