Kitap Künyesi

Yazar: Cengiz Güleç

Yayın Evi: Gendaş Kültür Sanat Yayıncılık

İSBN: 9799753081008

Sayfa Sayısı: 88

--reklam--

Psikiyatrinin Abc'si Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Psikiyatri, ruhsal bozuklukların nedenlerini, oluş mekanizmalarını anlamaya yönelik bir bilimidir. Öte yandan zihinsel, duygusal, davranışsal ve psikofizyoloji bozuklukları tedavi etmeye çalışan, bunlardan korunma yollarını araştırıp uygulamaya koyan bir uzmanlık alanıdır.

Ruh Sağlığı Dizisinin 4. kitabını Hacettepe Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Güleç hazırladı. Yapıtta, ruh hastalıkları çağdaş psikiyatrinin ışığında ele alınıyor. Psikoterapiler tanıtılıp tartışılırken ders kitaplarındaki alışılmış bilgiler dışında, bizim ülkemizin ve kendi insanımızın gösterdiği farklılıklar üzerinde özellikle duruluyor. Cengiz Güleç, kitabını herkesin kolaylıkla anlayabileceği yalın bir dille kaleme almış.

--reklam--

Psikiyatrinin Abc'si Alıntıları - Sözleri

  • Daha önce bilinçdışına bastırılmış ancak boşalıma ve doyuma erişmek için benliği zorlayan içgüdüsel istek ve fanteziler, uyku sırasında, benliğin ve bilincin sansür mekanizmalarının gevşemesinden yaralanarak sembolik bir biçimde kendilerini ifade ederler
  • Hasta, patolojik sınırlar dışına çıkarak “kurban” olma gibi pasif bir bilinçten, kişisel yazgısının sorumluluğunu yüklenme biçimindeki aktif bilince doğru gelişmek zorundadır
  • Çok uzun bir imparatorluk geçmişinden sonra yüzyıla yaklaşan uluslaşma serüveninde çalkantılar yaşayan ve bir türlü “Biz kimiz?” sorusu ile karakterize olan kolektif-kültürel kimlik sorunlarıyla bocalayan başka bir toplum daha tahayyül etmek zordur.
  • Tanı endişesi bile terapistin kafasında olmamalıdır
  • Anksiyetenin tek bir işlevi vardır. Ego’ya bir tehlike ya da tehtidin varlığını hissettirmektir. Tehlike sinyali bilince vardığı zaman ego tehlikeyle baş etmek üzere savunmalarını tam yol işletir ve tehlikeden korunmak için bazı önlemleri hareket geçirir.
  • Frankl’a göre yaşamında artık anlam göremeyen bir kişi hastalanır çünkü insan anlam yokluğunda var olamaz.
  • Terapistler hiçbir atıfta bulunmaksızın ve hatta ortak bir iletişim aracı gibi görünen dilin ilkel tuzaklarına düşmeden kendilerine başvuran kişinin dünyasına nüfuz etmek durumundadırlar
  • Terapistin görevi, her tür sorgu, yorum ve açıklamadan, her türlü ahlakçı tartışmadan, ayrıca teselli ve moral destekleme türü davranışlardan sistemli bir kaçınma olmalıdır
  • psikoterapiye ihtiyacı olanlar, çocukluk yıllarının yaşantılarından dolayı kişilik gelişiminde birçok aksaklık taşıyan, erişkinliklerinde bile içlerinde çocukça izler barındıran kişiler olarak dikkat çekmektedir.
  • İki çeşit davranış tanımlanabilir. Açık ya da örtük davranış. Açık davranışlar yürümek, konuşmak gibi doğudan gözlemlenebilir. Örtülü davranışlar ise, duygular, düşünceler gibi doğrudan gözlemleyemediğimiz davranışlardır. Bunlar, ancak dolaylı olarak ya da bedensel tepkiler aracılığıyla anlaşılabilir. Örneğin gülmek açık bir davranıştır ve örtülü olan hoş duyguların dışa vurumudur. Doktor Cengiz Güleç
  • Gördüğümüz ve kabul ettiğimiz bir gerçeği inlâr edemez, reddedemez, bastırmaz ve mantığa büründüremeyiz. Kabullenme, acı gerçeklerle yaşamak için gerekli gücü verir bize. Kendini kabullenen insan, ikide bir kendini savunmak için gereksiz çaba sarf etmeyeceğinden daha dingin ve uyumlu olur. Zayıflıklarımızı görmek ve gerektiğinde itiraf edebilmek, onları gizlemek için harcadığımız enerjinin tasarrufuna ve daha yararlı eylemlere aktarılmasına yardımcı olur. Doktor Cengiz Güleç

--reklam--

Psikiyatrinin Abc'si İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Psikiyatrinin Abc'si PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cengiz Güleç - Psikiyatrinin Abc'si kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Psikiyatrinin Abc'si PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cengiz Güleç Kimdir?

Doğum Tarihi ve Yeri : 1948 / Sivas Şarkışla

Eğitim:

İlk Öğrenim- Şarkışla, Atatürk İlkokulu, 1958

Orta öğrenim- İstanbul Kabataş Erkek Lisesi, 1964

Üniversite- Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 1964-1972

Üniversite- Hacettepe Üniversitesi, Felsefe Bölümü, 1970

İhtisas- Hacettepe Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü, 1972-1976

Üst İhtisas- Paris V.Tıp Fakültesi, Sainte-Anne Psikiyatri Merkezi, Adölesans Psikiyatrisi, 1976-1978

Yüksek Lisans- Hacettepe Üniversitesi, Sosyal/Kültürel Antropoloji Bölümü, 1989

Tez Konusu: “Türkiye’de Kültürel Kimlik Krizi”

Yüksek Lisans- Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi, devam ediyor.

1982 yılında mensubu olduğu Hacettepe Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümünde Doçent oldu. 1988 Yılında da kadrolu profesörlüğe yükseldi. 1996-1998 yılları arasında aynı bölümde Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. 1988-1999 yılları arasında Tıp Fakültesi Fakülte Kurulu üyeliği yaptı.

1999 yılı 18 Nisan seçimlerinde Demokratik Sol Partiden Sivas milletvekili olarak TBMM’ne girdi. Dış İlişkiler Komisyonu, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu ve son olarak da Parlamenterler Arası Birlik komisyonu üyeliği yaptı.

Yayınlanmış 13 ve yayınlanmak üzere 2 kitabı bulunan ve 80′e yakın mesleki dergilerde yayınlanmış makalesi bulunan Dr. Güleç’in psikiyatri alanında yaptığı son çalışma “Psikiyatri Temel Kitabı”nın baş editörlüğüdür.

Son yıllarda Psikolojik-Politik Antropoloji, Transkültürel Psikiyatri ve Psikoterapiler alanında çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Cengiz Güleç’in iki yetişkin çocuğu vardır.

Meslek hayatına 2005 yılından bu yana, kurucu üyesi olduğu “Madalyon Psikiyatri Merkezi”nde devam etmektedir.

--reklam--

Cengiz Güleç Kitapları - Eserleri

  • Freud
  • Ruhun Sırları
  • Psikiyatrinin Abc'si
  • Aşkın Son Sözü
  • Ötekini Bilmek
  • Psikofelsefe
  • Bir Terapistin Hakikat ve Anlam Dünyası
  • Protezli Tanrı
  • İnsana Yolculuk
  • Nevroz Kader Değildir
  • Pozitif Ruh Sağlığı
  • Psikoterapiler
  • Ustaca Yaşamak ve Otantik Varoluş
  • Politik Psikoloji Penceresinden Siyaset Ahlakı, Kimlik ve Laiklik
  • Kültür ve Psikiyatri Yazıları

--reklam--

Cengiz Güleç Alıntıları - Sözleri

  • Otantik ilişkilerde insanlar, birbirleriyle gerçekten bizzat kişiler neyseler "o" oldukları için ilgilenmektedirler ve bu ilişkilerde işitilmek istenene değil, hakikat olanın söylenmesine ağırlık verdikleri için ortaya çıkan güven de gerçek bir güven olacaktır. (Ustaca Yaşamak ve Otantik Varoluş)
  • Başlangıç, kendini izleyen tüm gelişmeleri, içerdiği sorunları ve imkanları potansiyel olarak kendinde barındırır. (Protezli Tanrı)
  • Terapistin görevi, her tür sorgu, yorum ve açıklamadan, her türlü ahlakçı tartışmadan, ayrıca teselli ve moral destekleme türü davranışlardan sistemli bir kaçınma olmalıdır (Psikiyatrinin Abc'si)
  • Kişi bildik olandan uzaklaştıkça ve kendi olduğunu sandığı alışılmış rollerinden uzaklaştıkça varoluşsal yalıtım yaşayacaktır. Varoluşsal yalıtılmışlığa bir çözüm olarak, başka bir insanla yaşanan ilişkiler üzerinde durmaktadır. Hiçbir ilişki yalıtımı yok edemez. Her birimiz varoluşta yalnızız demektir. İnsanların birbirleriyle ilişkilerini çoğu kez yalnızlıklarının sınırlarını yumuşatmak içim kullandıkları ve başkasıyla bütünleşerek kendi benliğimizi yok etmeye çalıştığımızı, psikiyatri uzmanları çok yakından bilirler. (İnsana Yolculuk)
  • Ben varsa, mutlaka öteki vardır ve birey daha en başından kendini çevreleyen insan çokluğu ile bir arada anlaşılabilir. (Protezli Tanrı)
  • Dinsel metinlerde görülen genel eğilim, tapınma törenleriyle şiddeti denetim altına Alman iddiasıdır. Bunun yapmanın en iyi yolu şiddeti ayinleştirmektir. Ayinleşmiş şiddetin, toplum üyelerinin birbirlerine duydukları düşmanlığı bir tür sembolik planda boşaltarak adeta toplumsal dayanışma ve birlik duygusunu attırmaya yönünde bir etkisinin olduğu söylenir. (İnsana Yolculuk)
  • Bazı arzularımız açıkça dile gelmeleri ve dışa vurulmaları çok sağlam güçler tarafından engellendiği için kılık değiştirirler. Öte yandan, bu güçler arzuyu gizlemekle kalmaz, bunların doyum yollarını da kişinin kendisinden yani bilincinden saklar. (Freud)
  • Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye doğru gitmekte olduğumuzu keşfetme tutkusunun bizzat kendisi, yaşamımızın en sağlam anlam çerçevesi olabilir pekala. (Ustaca Yaşamak ve Otantik Varoluş)
  • Yalom, kişinin bir başkasıyla kurduğu sevgiye duyarlı sağlıklı bir ilişkinin varoluşsal yalıtımının getirdiği kaygıyı ve acıyı hafifletmede en yararlı ve değerli kaynak olduğunu belirtmektedir. (İnsana Yolculuk)
  • Aklımıza, mantığımıza tümüyle hükmeden, yaptığımız ince hesapları altüst eden, bütün ahlaki yargılarımızı tarumar eden güce Schopenhauer, “yaşam iradesi” (wille zum leben) adını verir. (Psikofelsefe)
  • Hasta, patolojik sınırlar dışına çıkarak “kurban” olma gibi pasif bir bilinçten, kişisel yazgısının sorumluluğunu yüklenme biçimindeki aktif bilince doğru gelişmek zorundadır (Psikiyatrinin Abc'si)
  • Duygusal acı içindeyken ilk gerçekleşen şey, fiziksel acıda olduğu gibi, şoktur. Şokun henüz kaldıramayacağımız yoğun acının uyuşturulmasi gibi bir işlevi vardır. (Aşkın Son Sözü)
  • Sağlıklı olmayı durağan ve belirli bir durum olmaktan çok ‘süreç' olarak gören ve bu nedenle sağlığı etkileşime ve yeniden oluşuma açık dinamik bir özellik olarak algılayan yaklaşım, bütünlükçü bir anlayışı temsil etmektedir. (Pozitif Ruh Sağlığı)
  • Gnostikler, sahip olmaktan çok olmaya, çabalamaktan ziyade gerçekleşmeye, hazzı artırmakdan çok içsel bir esrime yaşamaya yatkın kişilerdir. (Bir Terapistin Hakikat ve Anlam Dünyası)
  • Çocuğun tüm ihtiyaçlarını hemen gideren kusursuz annenin sağladığı huzurla hemen uykuya dalabiliriz ama temsiller dünyasına adım atmaya da fırsat bulamayız. -Roger Perron (Freud)
  • Burada geliştirmeye başlayacağınız içgörü sizi büyütecektir. (Ruhun Sırları)
  • İnsanın hiçbir zaman tam olamayacağı ve her zaman eksik kalacağı bilinmelidir. (Protezli Tanrı)
  • Yaşamak, esasen, yapmak, eylemde bulunmak, sevmek, yaratmak, düşünmek demektir. (Psikofelsefe)
  • Mükemmel olamayacak kadar insandırlar. (Pozitif Ruh Sağlığı)
  • Başarma zorunluluğunuz, sizi yalnızca başarısızlığa değil, başarısızlık korkusuna mahkum eder ki bu korku çoğu zaman başarısızlığın kendisinden bile daha engelleyicidir. (Psikofelsefe)