Kitap Künyesi

Yazar: Şamil Tayyar

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 6051140995

Sayfa Sayısı: 256

--reklam--

Pusu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Abdullah Çatlı…

3 Kasım 1996’da, Susurluk’taki kazada hayatını kaybetti. Mehmet Özbay olarak tanınmıştı ama kullandığı ilk kimlik Şahin Ekli adına düzenlenmişti. Ekli’nin doğum tarihi tesadüf ki 3 Kasım’dı. Kazadan sonra gündeme gelmeyen konu bugün tartışmaya açıldı: Çatlı kaza sonrasında hayattayken, kafasına aldığı darbeyle mi öldürüldü?

Sadık Ahmet…

Batı Trakya’daki Türklerin haklarını savunan Doktor Sadık Ahmet, Yunanistan’da Lozan Anlaşması’nı tartışmaya açan isimdi. Hem Çatlı’nın yakın arkadaşı hem de iddialara göre MİT’in kritik ajanlarından biriydi. Gümülcine’deki trafik kazasında hayatını kaybetti. Tarih, 24 Temmuz 1995’ti; yani Lozan’ın yıldönümü.

Mehmet Bedri İncetahtacı…

Susurluk Komisyonu üyesi İncetahtacı, Gladio ile P2 Mason Locası arasındaki kirli ilişkileri araştırmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Türkiye’deki Mason localarının bu çerçevede incelenmesi gerektiğini açıkladı. Gizli belgeler üzerinde çalışırken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

Muhsin Yazıcıoğlu: Her istihbarat teşkilatının uzmanlaştığı bir alan varmış; bizimkiler de trafik kazalarında ustaymış…

Gazeteci-Yazar Şamil Tayyar, Eşrif Bitlis’ten Esat Coşan’a, Turgut Özal’dan Adnan Kahveci’ye, Muhsin Yazıcıoğlu’ndan Abdullah Çatlı’ya, TÜBİTAK Mühendisi Ercan Kuruoğlu’dan Prof. Dr. Ali İhsan Bağış’a kadar, kritik konumdaki isimlere kurulan 21 ayrı pusuyu araştırdı ve şüpheli ölümlerin perde arkasını kaleme aldı.

--reklam--

Pusu Alıntıları - Sözleri

  • “Güneydoğu’da tetik timi ve menfaat timi var. Menfaat timi tetikçiye görev veriyor. Tetikçi, Özel Harekât elbisesini giyip o kişiyi alıyor, sonra öldürüyor, jandarma bölgesine atıyor... Kimi terörle mücadele, kimi cep mücadelesi yapıyor... Jandarma’da Yeşil’i tanımayan yoktur. Önceleri Cem Ersever ile birlikteydi, sonra General Veli Küçük’ün adamı oldu. Veli Küçük önceleri JİTEM’de görevliydi, sonra personel başkanı oldu...”
  • 24 Ocak: UĞUR MUMCU, arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. 5 Şubat: İstanbul Milletvekili ADNAN KAHVECİ şüpheli bir trafik kazasıyla aramızdan ayrıldı. 17 Şubat: Jandarma Orgeneral EŞREF BİTLİS, uçağının düşmesi sonucu şehit oldu. 17 Nisan: Cumhurbaşkanı TURGUT ÖZAL, hayata veda etti. 24 Mayıs: Bingöl sınırında silahsız 33 er şehit oldu. 16 Haziran: Azerbaycan Devlet Başkanı EBULFEYZ ELÇİBEY, devrildi. 2 Temmuz: Sivas’ta 37 insanımız yakılarak öldürüldü. 22 Ekim: Tuğgeneral BAHTİYAR AYDIN suikaste uğradı. 31 Ekim: JİTEM’in bölgedeki kurucularından Yüzbaşı Cem Ersever’in sevgilisi NEVVAL BOZ’un cesedi, Ankara-İstanbul yolu üzerindeki Çamlıdere’de bulundu. 1 Kasım: Cem Ersever’in ekibinden itirafçı MUSTAFA DENİZ, Ankara Polatlı çıkışında ölü halde bulundu. 5 Kasım: Ankara Elmadağ’daki bir kireç ocağında CEM ERSEVER’in cesedi bulundu.
  • Aynı hücreyi paylaştığı Dev Yol liderlerinden Nasuh Mitap’a anlattığı gibi : “Sokakları, şehirleri bölüşemeyenler 2,5 metrekareyi paylaştılar...”
  • Ölümünden kısa süre önce Aksiyon Dergisi’ne kayıt dışı yaptığı, derginin ise ölümünden sonra yayımladığı şu sözleri, başkanın kaza yorumunu özetlemeye yeter, artar bile. Yazıcıoğlu şöyle demişti: “Her istihbarat biriminin ustalık gösterdiği bir yöntem varmış. Bizimkiler de güya bu trafik kazalarında maharetliymiş!”
  • Özal, komutanlardan toplantıya hazırlıklı gelmelerini istemişti. Toplantının başında komutanlar, Irak ordusunun askerî gücü hakkında bilgi verdi. Sunumu biraz abartılı bulan Özal, “Irak ordusunun silahları eski, gücü zayıf” diyerek Torumtay’a döndü: “Musul ve Kerkük’e girersek zayiatımız ne olur?” Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay sessiz kaldı, Devlet Bakanı Güneş Taner söze girdi: “30-40 bin arasında asker zayiatımız olur.” Torumtay şaşkındı, kinayeli bir üslupla Taner’e cevap verdi: “Sayın Bakan, bilginiz karşısında şaşırdım.” Özal, o uzun toplantıda planını ayrıntılı olarak anlattı: “Federasyon kurularak Musul Ve Kerkük Türkiye’ye bağlanabilir.”
  • Abdullah Öcalan’a yönelik Suriye’deki suikast planının üzerinden 6 ay geçmeden Mercedes ve kamyonun yolları, Susurluk’ta yeniden kesişti. Tarih, 3 Kasım 1996. 20 RC 721 plakalı bir kamyon ile 06 AC 600 plakalı bir Mercedes, Balıkesir-Bursa karayolu üzerindeki Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde, saat 19:25 sularında çarpıştı. Mercedes’te DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak, Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve İzmirli manken Gonca Us vardı. Bucak ağır yaralı olarak kurtulurken, diğerleri olay yerinde öldü. Herkes şaşkınlık içindeydi. Bir emniyet müdürü, bir milletvekili, bir katliam sanığı ve bir mankenin aynı araç içinde ne işi olabilirdi? Zaman geçtikçe anlaşıldı ki “devlet-mafya-siyaset” üçgeninde, derin ilişkiler ağı kurulmuştu. Bu kaza, Türkiye için bir dönüm noktasıydı.
  • Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu kaza, aynı zamanda, derin bir tramvaya yol açtığı toplumun belleğine kazınmıştı. Kimi zaman bu ruh hâli, paranoyak bir hâl aldı ama toplumun sinir uçları bu tür çeteleşmeler karşısında daha duyarlı hâle geldi. Hatta Türk siyasi literatürünün bile bu süreçten etkilendiğini söyleyebiliriz. “Derin Devlet” kavramı, bu sürecin ürünüdür. Bu kavramın fikir babası ise dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’dır.
  • 1980 öncesi ideolojik kökenli terör eylemlerinin yoğun olduğu dönemde, daha çok “kontrgerilla” olarak tanımlanan devlet içindeki gayrînizami oluşumlar, Susurluk sonrası “JİTEM” ismiyle anılmaya başlandı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da çok sayıdaki faaili meçhul cinayetin adresi olarak gösterildi. Ergenekon süreci ise JİTEM’i “alt başlık” haline getirdi. Yani, JİTEM,büyük karanlık yapının tümü değil, parçasıydı. (JİTEM: Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilâtı)
  • “...JİTEM bölgede etkili çalışmalar yapmıştır. Bunların çoğundan da mahallî Jandarma birliklerinin dahi haberi olmamıştır. Zaman içinde, JİTEM bünyesinde görev alan sivil ve askerî şahısların faaliyetleri yörede dikkati çeker hâle gelmiştir. Bünyesinde çok miktarda korucu ve itirafçı bulunması sebebiyle ferdî suç oranı yükselmiştir. Bölgeden zaman içinde ayrılan bu unsurlar, faaliyetlerine uygun ortamlarda devam etmişlerdir. Bu gruptan iki kişi kamuoyunda olağanüstü tanınmıştır. Birisi, Binbaşı A.Cem Ersever, diğeri Mahmut Yıldırım (Yeşil)’dır.”
  • “JİTEM adı verilen kuruluş resmen yoktur ancak JİTEM adı altında bir örgüt kurulmuş ve bunun istihbarat içinde kalmadığı, uygulama ve infaz da yaptığı anlaşılmıştır. Ayrıca, varlığı tartışılan kurumun elemanları devletin resmî unvanını ve silahını kullanarak kişisel çıkarlar sağlamak adına, eylemlere girmiş ya da eylemcileri korumuştur. Cem Ersever olayı, Mustafa Deniz ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın faaliyetlerinde devletin kullanılması ve bazı devlet yetkililerinin koruma ve çıkar sağlamadaki pervasızlıkları ülke yönetimindeki zafiyeti ortaya koymuştur.”
  • “Yaratılmış olduğunun farkına varanlar için, yalnızlık ne kadar yabancı bir kelime.”
  • O’na göre Türkiye, kağıt üzerinde düzenli ama fiiliyatta iflas etmiş bir ülkeydi. Bürokrasi, bu güzel ülkenin canına ot tıkıyordu. Eline geçirdiği hiçbir ipin ucunu bırakmak istemiyordu. Merkezî yapının mutlaka değiştirilmesi ve yetkilerin yerel yönetimlere devrinde ısrarlıydı. “Tüm valiler seçimle işbaşına gelmelidir.” diyordu. Siyasetçilere de kırgındı. Bu hantal bürokratik yapıyı değiştirmek için cesur davranmadıklarını, iktidar olduktan sonra zamanla pu paslı çarkların birer dişlisi haline geldiklerini düşünüyordu. Popülist değildi. Halka da söyleyecek sözleri vardı. Diyordu ki, “Kurtarıcı yoktur. Halkın kendisi önce kendini kurtarmayı, kurtarıcılardan medet ummamayı öğrenmelidir.”
  • Her istihbarat teşkilatının uzman olduğu bir alan varmış, bizimkilerde trafik kazasında uzmanmış. Muhsin Yazıcıoğlu

--reklam--

Pusu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yakın tarihimizi ve suikastları anlatan sırlarla dolu bir kitap çok yakın dünde gerçekleşen olayları suikastları hayretle okuyup şaşıracağımız bir kitap ülkemizin karanlık dününe farklı bir bakış açısı.... (Tuncer KAHRAMAN)

Çok bilgi öldürür.: Yakın tarihe ve özellikle siyasi konulara alakanız varsa mutlaka okuyun. Bu bir öykü veya roman değil. Yazar zaten araştırmacı/gazeteci. Yazdığı her kişi ile de bir hukuku olmuş. Ölümler şaibeli gelmiş -ki pek çok insana göre şaibeli aslında-, kafasındaki soru işaretlerini derlemiş. Ama elbette ki sonuç odaklı değil. 90’ların başında yükselişe geçen PKK, önünü kesmek için kurulan ‘gizli’ JİTEM, JİTEM’in amacından nasıl saptığı ve yıkılırken altında kalanlar, telekulak olayları, tarikât hareketleri, MİT’in adının duyulduğu vakalar, Susurluk ki çok önemli, hepsini irdeleyebilirsiniz. Aslında kitapta yazarın her bir kişi için birkaç yorumu dışında, internette bulamayacağınız bilgi yok. Böyle bir kitabın var olmasının olumlu tek yanı, isimlerin unutulmaması olabilir. Mesela 2000 doğumlu bir genç 90’larda neler yaşandığını bilemeyebilir veya kimi, kimin kimle bağlantılı olduğunu, hepsinin bağlantısını ya da bunları nasıl araştıracağını bilemeyebilir. Bütünlük açısından iyi olmuş. Çok yakın tarihin unutulmamasını amaçlayan bir bütünlük. Hatırlatıcı. Aynı zamanda sorgulatıcı. Yazar, ‘bilginin ölüme dönüştüğü derinliklerde’ kaybolan isimleri unutmayın diyor. Bilin, öğrenin diyor. Bilgilerin de yanlış olduğunu düşünmüyorum. Okurken içerikteki pek çok kişi ve olayları, televizyonda haberlerini daha dün izlemişim gibi anımsadım. Şüpheleri de anımsıyorum. Zaten bu isimlerin ölümlerinin şüphelerinin asla giderilemeyeceğinin de bilincindeyim. Pek çok kişi gibi... Faydalı buldum. Detay isimler de çok olmasına karşın odaklanılan bölüm başlıkları ya da kişileri aşağıda belirtiyorum. - Efsane Başkanın Hazin Sonu (Muhsin Yazıcıoğlu) - Kahveci’nin Sırları (Adnan Kahveci) - Eşref Bitlis Operasyonu - Özal’ın Son Hesabı (Turgut Özal) - Tüfeğin Dürbünündeki Apo (Mit’çi Mehmet Eymür’ün Suriye’deki Abdullah Öcalan’a suikastı) - Çatlı’nın Sır Çantası (Abdullah Çatlı) - Gümülcine Traktörü (Sadık Ahmet) - Berkman, Yeni Ümit mi? (Ertuğrul Berkman,Tarık Ümit) - Duvar Ustası Seydo (Akman Akyürek) - Sağlar, Kamyon’u Nasıl Solladı? (Fikri Sağlar) - “Yedi Bela” Yediyıldız Paşa (İsmet Yediyıldız) - Mossad Şehidi mi? (Bedri İncetahtacı) - Konuşacağı Gün Kaza Geçirdi (İbrahim Şahin) - 28 Şubat’tan Kaçtı, Tır’a Yakalandı (Esat Coşan) - Ağabeylerinin Canı Yanmadı Ama Kendi Canından Oldu (Cengiz Çelik) - Kamyondan Düşen Çuval (Efraim Barut) - Recep Ayında Azrail’e Yakalandı (Recep Yazıcıoğlu) - 5 Saniyeyle Kurtulan Hayat (Hikmet Tan) - Susurluk-2 Mi? (3 Tübitak’çı) - Derin Ölüm (Ali İhsan Bağış) - Kenan Evren Utancı (Selçuk Aslan) - Uzan’ın Kara Kutusu (Yekta Okur) (Seda Öztenekeci)

Halkın hafızasında soru işareti bırakmış şüpheli ölümler ve ölümlerin neden şüpheli olduğu anlatılmış.Bu tarz kitaplar özellikle sağ kesimde büyük talep görür, olay hakkında ilerlemek yada bir takım olayları farklı yöne çekmek yada olayların üstünü kapatıp hedef! saptırtmak için yazılan bu kitaplar çoğu zaman başarılı olmuştur.Yazarı bilindiği üzere meşhur gazetecidir.Kitabı yazarken olarlarla ilgili ilerleme gibi bir isteği olmamıştır.Okuduğum baskı 2012 yılına aittir.Yazarın kitapda delil olarak gösterdiği gazete ve dergilerin neredeyse hepsi fetonun gazete ve(zaman ve aksiyon) dergisidir.Bu yazılanları bugün okuyunca gazetecilere olan inancınız çoook artıyor!Kitapda geçen isimler halk nazarında suikast sonucu öldürülmüşdür diye meşhurluğu var diye ki kitabın basım ve satış durumu bunu gösteriyor birilerine daha doğrusu rüzgara göre yazılmıştır.Çoğu gazeteci gibi hakikatin değil birilerinin peşinden koşulmuştur.Bu tarz kitaplar çok satsada asla doğru ok atmıyor.Maçası yiyen 25 martta Muhsin başgan ondan önce 25 şubatta Behçet başganın ölümüne yoğunlaşır.Bu kitabı okumayın.!Çok sinirli olduğum için düzgün cümle kuramamış olabilirim, yanlış anlaşılmışta olabilirim.Bunun içinde sizlerden özür dilerim. (HAlil demirci)

--reklam--

Pusu PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Şamil Tayyar - Pusu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pusu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Şamil Tayyar Kimdir?

1965 yılında Gaziantep'in İslahiye ilçesinde doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini İslahiye ilçesinde tamamladı. 1986 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe 1985 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinde son sınıf öğrencisi iken Milliyet Gazetesinde başladı. 21 yıllık meslek hayatının 17 yılı Milliyet ve Sabah gazetelerinde geçti. Son olarak Yeni Şafak Gazetesinde Ankara Haber Müdürü ve köşe yazarı Tercüman Gazetesi'nde köşe yazarı olarak çalıştı. 1997 yılında İlk Kitabı olan Refahyol Tutanakları yayınlandı. 1999 Türkiye genel seçimleri'nde DSP'den milletvekili aday adayı oldu. Gaziantep'te son sıradan yani 9. sıradan aday gösterildiği YSK'ya parti tarafından bildirildikten sonra YSK'ye dilekçe vererek adaylığını geri çekti. Tayyar, son yıllarda birçok kitap derledi ve çıkardı. Zülfikar Doğan'ın ayrılmasının ardından Star Gazetesi Ankara Temsilciliği görevine getirilmiştir. Aynı zamanda Star Gazetesi'nde köşe yazarlığı da yapmaktadır.

Ayrıca Şamil Tayyar, Operasyon Ergenekon adlı kitabı yüzünden 2 Temmuz 2008 tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında soruşturmanın gizlilik ihlali nedeni ile dava açılmıştır.

Açılan dava sonucunda, 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakarak Şamil Tayyar'ı 5 yıl denetim süresine tabi tutmuştur.

--reklam--

Şamil Tayyar Kitapları - Eserleri

  • Çelik Çekirdek
  • Operasyon Ergenekon
  • Pusu
  • Kürt Ergenekonu
  • Kıt'a Dur
  • Gölge İktidar-1 Numara'nın İzinde
  • Beşinci Darbe
  • Devlet Savaşı
  • 5N 1 Kamyon
  • Refahyol Tutanakları

--reklam--

Şamil Tayyar Alıntıları - Sözleri

  • 12 Eylül 2010 referandumuna kadar Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, eldiven, Ergenekon ve Balyoz gibi darbe senaryolarıyla siyasi iktidarla çatışmaya giren derin ve merkezi yapı bu tarihten itibaren çatışarak ayakta kalamayacağını gördüğü için siyasi otorite ile uzlaşarak varlığını koruma kaygısı içindedir.. Böyle bir uzlaşma zemini olmadığı için AK Parti şemsiyesi altına sığınarak kendine yeni bir Kalkan arayışındadır. Derin odaklar farklı strateji ile yeni bir oyuna başlamaktadır. 27 Mayıs 12 Mart 12 Eylül ve 28 Şubat'ın ardından bir türlü zemin bulamadıkları Beşinci Darbenin hayali içindedir. (Beşinci Darbe)
  • “Yaratılmış olduğunun farkına varanlar için, yalnızlık ne kadar yabancı bir kelime.” (Pusu)
  • '' O dinamitleri balık tutmak için kullanacaklarını sandım'' (Operasyon Ergenekon)
  • O kadar acemiydik ki nereye nasıl bomba koyacağımızı bilmiyorduk. (Operasyon Ergenekon)
  • Hükümet, MİT ve Genelkurmay üçgeninde yürütülen gizli temaslarda uzlaşma çıkınca, Ecevit, Amerikalılara Öcalan'ın idam edilmeyeceği sözünü verdi. Bu söz, bir yerde devletin sözüydü. Nitekim seçimden sonra kurulan üçlü (DSP, MHP, ANAP) koalisyon hükümetinin 7 Ocak 2000 tarihli, Öcalan'ın idam edilmemesine ilişkin mutabakat metni, bu sözün doğal sonucudur. (Kürt Ergenekonu)
  • " Gücünü devletten alan veya devlet içinde kümelenen hukuk dışı oluşumların kirli oyunları,deştikçe gün ışığına çıkıyor..." (Çelik Çekirdek)
  • Ateşkes kararından bir hafta sonra, 24 Mayıs günü PKK'lı militanlar, Bingöl-Elazığ karayolunu keserek, tezkere almış, 33 silahsız askeri şehit etti. Bu şok katliama hiç kimse anlam veremedi. Bir anda tüm ilişkiler tuz buz oldu, kan akmaya devam etti. Tüm taraflar ve arabulucuların yeni bir barış projesi üzerinde çalıştıkları dönemde meydana gelen bu eylemin sırrı hala tam olarak çözülebilmiş değil. Katliam kadar, kafaları karıştıran olayın bir başka yönü, silahsız erlerin sorunlu bölgeden geçirilirken hiç tedbir alınmamasıydı. Bu sorulara verilen çelişkili açıklamalar, kuşkuları ortadan kaldırmadı. Devlet yetkilileri ve PKK temsilcilerinin yaptıkları tüm açıklamalar, ikisini birden bataklığa çekti. (Kürt Ergenekonu)
  • Hiç düşündünüz mü belki neler olmazdı bu ülke de? (Operasyon Ergenekon)
  • Abdullah Öcalan’a yönelik Suriye’deki suikast planının üzerinden 6 ay geçmeden Mercedes ve kamyonun yolları, Susurluk’ta yeniden kesişti. Tarih, 3 Kasım 1996. 20 RC 721 plakalı bir kamyon ile 06 AC 600 plakalı bir Mercedes, Balıkesir-Bursa karayolu üzerindeki Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde, saat 19:25 sularında çarpıştı. Mercedes’te DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak, Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve İzmirli manken Gonca Us vardı. Bucak ağır yaralı olarak kurtulurken, diğerleri olay yerinde öldü. Herkes şaşkınlık içindeydi. Bir emniyet müdürü, bir milletvekili, bir katliam sanığı ve bir mankenin aynı araç içinde ne işi olabilirdi? Zaman geçtikçe anlaşıldı ki “devlet-mafya-siyaset” üçgeninde, derin ilişkiler ağı kurulmuştu. Bu kaza, Türkiye için bir dönüm noktasıydı. (Pusu)
  • Biz Türkçülüğe de Kürtçülüğe de karşıyız. Bizim bazı arkadaşlarımız hâlâ şoven çizgide. Kürt denilmesini bile istemiyor. (Kürt Ergenekonu)
  • En ciddi ve merkezi yapılanma ise Ergenekon'dur. (Operasyon Ergenekon)
  • 1980 öncesi ideolojik kökenli terör eylemlerinin yoğun olduğu dönemde, daha çok “kontrgerilla” olarak tanımlanan devlet içindeki gayrînizami oluşumlar, Susurluk sonrası “JİTEM” ismiyle anılmaya başlandı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da çok sayıdaki faaili meçhul cinayetin adresi olarak gösterildi. Ergenekon süreci ise JİTEM’i “alt başlık” haline getirdi. Yani, JİTEM,büyük karanlık yapının tümü değil, parçasıydı. (JİTEM: Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilâtı) (Pusu)
  • Demirel, Erdoğan’a “ sakın ola Abdullah Beyle aranıza birilerinin girmesine izin vermeyin. En büyük tehlike budur”. (Çelik Çekirdek)
  • Aslında af projesinin fikir babası Özal'dı. Ateşkes süresinin dolacağı 16 Mayıs'a kadar afla ilgili somut adımlar atılabileceği kanaatindeydi. Özal, sürenin dolmasından bir gün sonra, 17 Mayıs'ta hayatını kaybetti. (Kürt Ergenekonu)
  • ... şiddet kültürü, çatışmacı kültür giderek prim yaparken, toplumun sinir uçlarıyla oynayanlar bunun sonucunda kabaran ve dalga boyu yükselen toplumsal öfke üzerinde sörf yapmaya başladılar. (Operasyon Ergenekon)
  • Demokrasi, 'birbirimize tahammül' rejimidir. (Operasyon Ergenekon)
  • Doğu Perinçek: ... "Naylon terör örgütü kurmak bizim bazı istihbarat örgütlerimizin ABD, CIA ve MOSSAD'dan öğrendiği vahim uygulamalardandır. PKK'yı 1975 yılında acıdır ki MİT kurmuştur. Ve ne acıdır ki bu örgütleri kullandıklarını MİT Müsteşarı, zamanında kamuoyuna açıklamıştır." (Kürt Ergenekonu)
  • " Araştırmacı Ali Kuzu'ya göre,Atatürk hayatı boyunca 41 kez suikast teşebbüsüne maruz kaldı." (Çelik Çekirdek)
  • ...... Can Dündar ve Celal Kazdağlının Ergenekon adını verdiklerini kitaptır. Bu iki değerli yazar Alparslan Türkeş, Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Korkut Eken’in yanı sıra bir çok ülkücü kökenli kişinin Ergenekon da misyon sahibi olduğunu yazdı. (Operasyon Ergenekon)
  • PKK, jakoben bir harekettir, toplumsal dinamiklerin ortaya çıkardığı bir örgüt değildir. (Kürt Ergenekonu)