Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053600312
Sayfa Sayısı: 157
Radarın Anahtarı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
7 Mayıs 1911, Rıfat Ilgaz'ın doğum günü. 7 Mayıs 2011'de tam 100 yaşında olacak babam. Okurları ona "Koca Çınar" diyor. Kolay değil tam 100 yıldır yaşıyor olmak... Rıfat Ilgaz, eğitimsiz bir toplumda yaşayan bireylerin şiddet ve baskı kullanarak hedeflerine varmak isteyeceklerini vurgulardı her zaman. Sanata, kültüre ve eğitime önem veren toplumların çağdaş olabileceğine inanırdı. Sanatçı onun için toplumun yol göstericisiydi. Bu yüzden, kendi deyimiyle, "gözü toplumda, kulağı halkta"ydı. O, benim için bir baba olmaktan öte, bilge bir kişiydi. Bugün bile bu yönünün az bilindiği düşüncesindeyim. Edebiyatın her türünde ürün vermiş olan Rıfat Ilgaz'ın 70'e yakın yapıtı var. Şiir, roman, öykü, tiyatro oyunu, çocuk kitapları, anı, makale... Yazarlığının yanı sıra dergici, basın şeref kartı sahibi bir gazeteci ve dizgiciydi de... Bugüne kadar milyonlarca kitabını okurlara ulaştırdığımız Rıfat Ilgaz'ın 100. doğum yılında onun tüm yapıtlarını yeniden ele almak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak için Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ile el ele verdik. Onun sıcaklığını sizlere birlikte taşıyacak ve son sözünü yerine getirmeye devam edeceğiz...
-Aydın Ilgaz-
Son Şiirim Elim birine değsin Isıtayım üşüdüyse Boşa gitmesin son sıcaklığım 19/ 11/ 1991
Radarın Anahtarı Alıntıları - Sözleri
- “Yaşanmaz bu memlekette!”
- “Kimin ne olacağı belli olmayan bir dumanlı hava içindeyiz ki...”
- ''Yaşanmaz bu memlekette!''
- “Düşüncesiz çoook memlekette!”
- Kimin ne olacağı belli olmayan bir dumanlı hava içindeyiz ki...
- ''Özgürlük isteriz!'' ''İşte geldi ya özgürlük! Daha ne isteyip duruyorsun?'' ''Onun yanında bağımsızlık da isteriz!'' ''Dur bakalım!'' dediler. '' O kadar uzun boylu değil! İstenecek bir şey iste de verelim!''
- Saymakla tükenmezdi çektiklerimiz...
- "Ben sadece her şeyi düşünen, düşünüp de yürürlüğe koyamayan, iki eliyle bir kurşun kalemini doğrultamayan beceriksizlerdenim. Ama düşünmek de, var olmak için ill şart olduğuna göre (Bu bakımdan biraz Descartes'çiyimdir) dünyaya sadece var olmak için, daha doğrusu yoklamada 'efendim!' demeğe geldiğimin de farkındayım."
- Çikolatacı kızlarla oynaşırken namus aklına gelmez. Efes kızları denince gelir! Seni gidi yobaz taslağı, politikacı bozuntusu seniii!.. Bu memleket batacaksa senin gibi tefeciler yüzünden batacak!..
- Bütün işler böyle gidiyor bugünlerde. İtin önünde ot, atın önünde et. Ne iştir bu ?
- borçlandırır da borçlandırır... Ödeyemez hale getirir. Sonraaa?.. Sonrası ortada...
- BUNADI BU ADAM!
- “Biz bütün sanatçılarımızın yedi göbek soyunu biliriz,” diye övünecekti. Kız, “Nerden bilirsiniz?” deyince de, “Nerden olacak, mahkeme dosyalarından!” diyecekti.
- “Bu memleket bu gidişle çok sürmez, batar!”
- Kendimi bir partiye satmış değilim.
Radarın Anahtarı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
“Hababam Sınıfının” yazarı olduğu için kendisine çok saygı duyuyorum ama Hababam Sınıfıyla ilgili tek bir kitabını okudum. Yalnız kitaplarının biraz basit olduğunu düşünüyorum. Yani beni fazla etkileyemiyor. (Ayşe Akça)
'Hababam Sınıfı'nın Yazarından Yurdum İnsanını Anlatan Kısacık Öyküler... Radarın Anahtarı, Rıfat Ilgaz'ın 21 kısa öyküden oluşan bir kitabı. İçinde yurdum insanını esprili bir dille anlatan kısa kısa öyküler var. Başlangıçta ilk birkaç öyküyü anlamlandırmakta zorlansam da git gide hoşuma gitmeye başladı ve sanıyorum iki gün gibi kısa bir sürede kitabı bitirdim. Bu kısa mı kısa ama esprili 21 öyküden bana göre en dikkat çekenleri; Kurban Kanı, Öksürük, Sokakta Kaldık, Kaldırım Mühendisi, Paris'ten Son Gelen, Gele Atıyoruz, Yağcılık, Eğer Batacaksa, Eskiler Alayım, İngilizler Neye Güler? Bizde Bayram mı Ararsın? Radarın Anahtarı... Biliyorum 21 öykünün yaklaşık yarısının adını yazdım buraya... Neredeyse hemen hemen hepsi bizden manzaralar içeriyor. Özellikle 'Paris'ten Son Gelen' öyküsü, ülkemiz aydınlarının -özellikle bu topraklara ait ne varsa beğenmemeye baştan hazır olanlarının- dışarının her şeyini kabul etmeye dünden razı hallerini nüktedan bir dille ortaya koyuyor. 'Yağcılık' öyküsü örneğin, bir köşe yazarının kalemini satmasını ironik bir dille ortaya koyuyor. 'Bizde Bayram mı Ararsın?' her işi bir şekilde kılıfına uyduruşumuzu; kitaba ismini veren en sondaki öykü 'Radarın Anahtarı' ise liyakatı konu alıyor. Uzun lafın kısası; kitaptaki her bir öykü bir konuyla ilgili bir şey katıyor okuruna... Keyifli okumalar değerli okur... (RT)
Rıfat Ilgaz, hayatına dokunan her şeye dokunmuş kitapta yeralan 21 hikayede. Onun yaşadıkları, bir bakıma hepimizin yaşadıklarıdır. Elli yılı aşkın yazı serüveninde yerdiği ve iğnelediği çelişki ve çarpıklıkların bir bölümü ortadan kalkmıştır kuşkusuz; çünkü insan toplumları sürekli değişir ve gelişir. Gelişme bazı sorunları ortadan kaldırır, bazı yeni sorunlar getirir. Yeryüzündeki amacımız hep daha iyiyi aramaksa, mizahın da bu arayışta yeri ve payı vardır. Çözümü, yani nasıl olmamız gerektiğini anlatmaz; ama sorunu, yani nasıl olduğumuzu söyler. Kimliğimizi belki de en iyi gülerken keşfederiz. Gülmek temelde insanlara özgüdür. Kusursuz olmadığımızı görmenin burukluğuna karşılık, insanlığımızın bilincine varmamız hiç de kötü bir alışveriş değildir. Mizahçılar yüzümüze ayna tutup bize kim olduğumuzu gösterirler; Rıfat Ilgaz gibi ender yazarlarsa, en karanlık anlarımızda bile bir gülümsemeyle aydınlatabilirler içimizi. (red john)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin