Kitap Künyesi
Yazar: Seray Şahiner
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750730092
Sayfa Sayısı: 216
--reklam--
Reklamı Atla Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gelin Başı, Hanımların Dikkatine, Antabus gibi ilgiyle okunan kitapların yazarı Seray Şahiner, bir süreden beri BirGün gazetesi, OT dergisi gibi süreli yayınlarda yazdığı yazılarla dikkati çekiyor. Şahiner’in yazılarında ülkenin politik gündemi yok yalnızca; İstanbul’un kimi kenar mahallelerinin günlük yaşamına ilişkin anekdotlar, muhalif kadın ve gençlerin yaşamlarından kesitler, dert paylaşmalar, artık yavaş yavaş “nostalji”ye dönüşen eski sinemamıza, müziğimize hatırlı bakışlar, portreler, güncel hırgürle ilgili muzip, ironik görüşler, değerlendirmeler… Kırıp dökmeden, hak yemeden, başkasını aşağılamaya kalkışmadan nasıl tavır alınacağını gösteren yazılar.
Yaşadığımız hızlı sosyal ve politik gelişmelerin arasında, kelimenin tam anlamıyla “olaylara sokaktan bakan” bir aktivistin mizahi, muhalif yazılarını göreceksiniz bu kitapta. Koltuğa falan oturmayın, karton bardaklı çayınızı alın, bir duvara omzunuzu yaslayın, ayakta okuyun Reklamı Atla’yı.
--reklam--
Reklamı Atla Alıntıları - Sözleri
- “Göster amcalara pipini,” diye büyütülen çocuklar, “adam olunca” sokak aralarında paltolarını açıp bize çükünü gösterecek tabii... Aile terbiyesi diye bir şey var!
- Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar...
- Biz sevdiklerimizle öldükten sonra tanışıyoruz.
- Gezi'de, “Hepiniz orospu çocuğusunuz!” diye bağırılanlardan bizi koruyan yine orospular oldu. Genelevlerin kapısını açıp eylemcileri içeri aldılar.
- “Özgecan Aslan minibüse bindi.Şoför tecavüze yeltendi,bıçakladı,levyeyle vurdu,tekmeledi.Özgecan'ın çantasına kendini korumak için biber gazı vardı.Katil,babasını ve arkadaşını çağırdı yardım için.Özgecan kendini savunurken şoför Suphi Altındöken'in yüzünü tırmalamış.Tırnak arasında delil olabilecek DNA vardır diye,kız henüz yaşarken kollarını kesmişler.Delil kalmasın diye de benzin döküp yaktılar.Özgecan'a siyasetçiler ve medya da şoförün aynasından baktığı gibi baktı.”
- Günde beş kez kostüm değiştiriyorlar. Beş kez! Günün herhangi bir saatinde beni mahallemde görseniz, kılığıma bakıp Baba Zula grubunun üyesi sanırsınız.
- “Şimdi adalet,acemi halay sonunun tereddütlü mendili gibi havada sallanıyor.”
- Bundan onlarca yıl önce işinden atılan başka bir edebiyat öğretmeninden söz edelim. Pier Paolo Pasolini. Gençlerin ahlakını bozmakla suçlanmıştı. Sonra İtalya’nın en çok okunan şairi oldu. Sonra yönetmen.
- Lan gardaş bu nasıl yara !
- Hayatta parasızlık kadar pahalı bir şey yoktur.
- Zaten biz çocukken çok dertlenirdik. Belki bize okunan çocuk kitaplarındaki, masallardaki bütün çocuklar bahtsız olduğundandır.
- Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız
- Yargı kör oldu.
- Büyükanne, sizin adliyeleriniz neden bu kadar büyük?
- ...simit sat onurlu yaşa.
--reklam--
Reklamı Atla İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Reklamı Atla: "Ölenlerin üstüne gazete kağıdı örtülmesi boşuna değil. Bazı gazeteler ölümlerin üstünü örtmek için basılıyor." "Polislerin hikayesi hiç anlatılmayacak. Çünkü yazarlar, karakter yazar. Yıllar sonra anlatılan direnenlerin hikayeleri olacak. Bir karakteri olanların." (Vacip Örger)
Puanım Seray Şahiner kalemine! Kalemi harika, anlatımı mükemmel. Başlarda her cümlesini alıntılamak istedim; sonrasında siyaset çok ağır basınca kitap bana uymaktan çıktı. Hatta sanırım kitabın bahsettiği "faşist" benim. Yine de, anlatılanların anlatılma şekli bana ne kadar ters gelse de yapılan tespitler o kadar haklı, kurulan cümleler o kadar dilbaz ki... İçeriği, başları hariç sevemedim. Ama dedim ya: Puanım Seray Şahiner kalemine! 10/10! kitap/reklami-atla--51493 yazar/seray-sahiner (persephone)
Kul ve Antabus'tan sonra Reklamı Atla ile devam ettim Seray Şahiner okumaya... Yazar toplumsal sorunlara gözünü kulağını kapatmayanlardan hatta bizzat içinde bulunanlardan... Ve oldukça cesur... . Bu kitap yazarın köşe yazılarından oluşan bir derleme... Çocukluk anılarıyla, okurken kahkaha attıran yazı (özellikle 90'larda çocuk olanlar) öyle bir yere bağlanıyor ki bu sefer insanın yüzü gülme modundan yavaş yavaş çıkıp düşünme moduna geçiyor ki bazen de içini acıtıyor... . Sonra kitabın sonlarına doğru siyasete giriş yapıyoruz... Lafını esirgemiyor ki görüşü de belli... Ama arka kapağında yazdığı gibi kırıp dökmeden, hak yemeden, başkasını aşağılamaya kalkışmadan yapıyor eleştirisini... Tebrik ediyorum kendisini... Kalemi daim olsun... (Emet Denizci)
--reklam--
Reklamı Atla PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Seray Şahiner - Reklamı Atla kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Reklamı Atla PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Seray Şahiner Kimdir?
1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı.
'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı.
2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. yazar/Sirri-Sureyya-Onder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.
--reklam--
Seray Şahiner Kitapları - Eserleri
- Antabus
- Kul
- Ülker Abla
- Hepyek
- Gelin Başı
- Hanımların Dikkatine
- Reklamı Atla
--reklam--
Seray Şahiner Alıntıları - Sözleri
- “Kocası karısına tecavüz etti,” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecüvüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal: tecoş! Aaa, ben de kocama laf ettirmem. Ne de olsa nikâhlı tecavüzcüm! (Antabus)
- "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..." (Hepyek)
- Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış... (Kul)
- Başkasının derdi devadır:Bakar bakar, ‘Benden kötüleri de var.’ deyip haline şükreder, kendi derdini unutursun . Vah vah , tüh tüh deyip kafi merhameti gösterdiğin an görevin biter. (Antabus)
- Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı. (Hepyek)
- “Bak oğlum,” diyecekti,“küçükten işe girmiş kızdan kaçacaksın bir, bu yaşa kadar okumuş kızdan kaçacaksın o da iki. Bunların gözü açılmış olur. Söyletme oğlum beni... (Antabus)
- Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu. (Kul)
- “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.” (Gelin Başı)
- "Namus, namus" diyenden korkacaksın asıl. (Hanımların Dikkatine)
- ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok! (Ülker Abla)
- Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur. (Ülker Abla)
- Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış. (Hepyek)
- Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi. (Hepyek)
- Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız (Reklamı Atla)
- Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde. (Hepyek)
- Komşularla fazla içli dışlı olmadı hiçbir zaman ama eve yeni eşya alırsa nispet yapmaya çağırırdı.Parmakla gösterilmek isterdi;herkes baksın,"vallahi bu Reyhan Hanım'ın mahareti,asaleti kimselerde yok"desin... (Hanımların Dikkatine)
- Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var. (Ülker Abla)
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı. (Gelin Başı)
- Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar... (Reklamı Atla)
- “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.” (Gelin Başı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin