Kitap Künyesi
Yazar: José Saramago
Çevirmen: Saadet Özen
Orijinal Adı: O Ano da Morte de Ricardo Reis
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750703348
Sayfa Sayısı: 408
Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Portekizli şair Fernando Pessoa (1888-1935) yapıtlarını kendi adının yanı sıra, başka adlarla da imzaladı. Bunlardan biri de Ricardo Reis'tir. Portekiz'in dev romancısı José Saramago, bu yapıtında Pessoa'yı Ricardo Reis'le buluşturdu. Fernando Pessoa'nın öldüğünü öğrenen Ricardo Reis, on altı yıldan sonra Portekiz'e dönmeye karar verir. Yıl 1936'dır, Avrupa çalkalanmaktadır, Almanya'da Hitler, Portekiz'de Salazar yükseliştedir. Ölü Fernando Pessoa ise, daha dokuz ay Ricardo Reis'i ziyarete gelebilecektir....
Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl Alıntıları - Sözleri
- Hayal gücü imdada yetişmezse varılan sonuçlar insanda hayal kırıklığı yaratır, bin yıllardır vaktimizi duyguları, asitlerle bazları, erkeklerle kadınları karıştırıp durmakla geçiriyoruz.
- Birinin beğenmeyip attığı, başkası için nimet olabilir.
- Bütün saniyeler ve dakikalar saatlerin gösterdiği gibi birbirine eşit olsaydı, bu süreler boyunca ne olup bittiğini, içlerindeki en kritik anı izah etmemize her zaman vakit kalmazdı, ne mutlu bize ki en anlamlı epizotlar en uzun saniyelerde, en bitmek bilmez dakikalarda yaşanır, bu sayede bazı durumları ince elekten geçirmek mümkün olur, hem de tiyatrodaki üç birlik kuralının en ince öğesi olan zamanı ihlal etmeksizin.
- Huzur içinde terk edeceğiz yaşamı, yaşadığımıza pişmanlık duymadan
- Yalnızlık yalnız yaşamak değildir, içimizdeki birine ya da bir şeye yoldaşlık edememektir.
- Şairlerle deliler arasındaki en büyük fark, deliliklerinin kader çizgisinde yatar.
- İnsan mucizelere bel bağladıysa umut tükenmiş demektir.
- Bir insan yüzüyle bir araya gelmedikleri sürece en boş kelimelerdir isimler.
- Kimilerinde vardır bu saplantı, aliterasyonlar, aritmetik tekrarlar böylelerini heyecanlandırır, bu sayede dünyadaki kaosa düzen getirebileceklerini sanırlar, Eleştirmeyelim, bütün simetri hastaları gibi sıkıntılı insanlardır bunlar, Sevgili Fernando, simetri zevki, hayati bir denge ihtiyacına cevap vermektedir, düşüşe karşı bir savunma bu, İp cambazının elindeki sırık gibi,
- bütün eylemlerim, bütün sözlerim yaşamaya, sırtımı yasladığım duvarın ötesine geçip ilerlemeye devam ediyor, bırakıp gidemediğim o yerde arkalarından bakıyor, eylemleri ve sözleri görüyorum, yanlış bile olsalar onları ne düzeltebilir ne anlatabilirim, ne de kendimi tek bir eylemle, tek bir kelimeyle özetleyebilirim, yapacak olsam da kuşkunun yerine inkâr, alacakaranlığın yerine zifiri karanlık, evetin yerine hayır koyardım ki hepsi aynı anlama gelirdi, fakat telaffuz ettiğim sözler, yaptığım eylemler, kuşkusuz en kötüsü bunlar değil, en kötüsü, en umarsızı yapılmamış hareket, söylenmemiş sözdür, bunlar yapılmışa, söylenmişe bir yön verebilirdi, Ölmüş biri kendi kendini böyle sorguluyorsa ölünce bile huzur yok demektir,
- Ayna, bu ayna ve bütün ötekiler, yansıttıkları altı üstü bir görüntü olduğundan insanoğlunun tehlikesinden uzaktır, onun karşısında biz orada olandan, orada bulunmuş olandan başka bir şey değilizdir, bin dokuz yüz on dörtte savaşa gitmeden önce üzerinde üniformasıyla kendini seyreden, o aynada bir daha hiç kendini seyretmeyeceğini bilmeyen bir insan gibi, hiçlik biraz da budur işte, sürekliliği olmayan şey. Ayna için de aynısı söylenebilir, kabul eder, ama reddettiği de olur.
- Siz okumuş adamsınız Doktor Bey, bense iki harfi zor çatıyorum, ama bildiğim bir şey var ki o da hakikat değil hakikatler vardır, hem bunlar birbirini tutmaz, aralarında çatışmazlarsa neyin yalan olduğunu bilemeyiz,
- Fizyolojik olaylar karmaşıktır, bu işlerden anlayanlara bırakalım onları, hele de gözyaşı bezlerinin içinde duygunun simyasının peşine düşmek, örneğin bir üzüntü gözyaşıyla sevinç gözyaşı arasındaki kimyasal farkları araştırmak gerektiğinde, üzüntüden akan yaşlar kesinlikle daha tuzlu olur, bu yüzden gözlerimiz o kadar yanar.
- Başlangıçtan önceki hiçliğe geri dönmek mümkün değildir, oysa hiçlik var, bizden önce var, biz ondan çıkarız, hiçliğe ölümden sonra girmez insan, ondan doğarız.
- Yalanların en sahte olanı kendi ahlaksızlıklarını tatmin etmek ve aklamak için gerçekleri kullanan değil midir.
Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Saramagon'un külliyatından okuduğum 15'inci kitap. Tek kelime ile muhteşem, harikulade. Kendimce beni etkileyen yazarların tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum. Her zaman da aynı hatayı yapıp kronolojik olarak değil, genelde 'popülaritesine' göre ya da yazarın bir kitabını fark ederek öylesine rast gele okuyorum. Sonra buna kızıyor, yazarın yazarlık serüvenindeki gelişimi tam kavrayamıyorum. Ayrınca daha sonra kitaplarını kendimce en iyisi olmak üzere sıralıyorum. Benim için Saramago'un en iyileri sıralamasında Mağara ile Ricardo Reis Öldüğü yıl birinciliği paylaşır. Sonra Baltazar ve Bilimunda, sonra Körlük, Sonra Görmek şeklinde devam eder. (daha beş altı kitabı daha var sıralamam değişebilir.) Gelelim Kitaba. Bence bu kitabı okumadan önce Fernando Pasoa okunmalı. O okunmadan bu kitaptan tat almak mümkün değil. O muhteşem adamla tanışıldıktan sonra Ricardo Reis ile Fernando Pasoa olarak iki kişilik halinde serüvenleştirilen bu kitap inanılmaz lezzetli gelecek. Zaten Saramago Pasoa hayranı bir yazar. Pasoa'nın kim olduğu ancak o öldükten sonra açılan sandıklardan yazdıkları çıkınca tanınmış ve değeri anlaşılmış. Aslında Saramago ölmüş Pasoa'yı mezardan çıkarıp, hayattaki Pasoa olan Ricardo reis ile konuşturarak bir nevi onu tanımayanlar adına günah çıkarıyor. Saramago algısından Pasoa'ya atfedilen tarzı ortaya konuyor. Pasoa ile Ricardo reisin karşılıklı diyalogları muhteşem. 16 yıl Brezilya'da kaldıktan sonra Pasoanın yani kendisinin mezarını ziyaret etme amacıyla memleketi Lizbon'a dönen Ricardo Reis'in tam da Portekiz'de faşist diktatör Salazar'ın İspanya'da iç savaşı ve karşı devrim ile Francon'un başa geçtiği dönemde bir otele yerleşmesi, Pasoa ile karşılaşması, hayatında olan bitenlerle devam edip kendi sonu ile noktalanan bir öykü. Yalnızlık, Ölüm, Derin yaşam analizi, Gözlem, Şiir, Felsefe, Salazar, Franko, Hitler Faşizm, 1930 ların buram buram kaos kokan, savaşa koşan Avrupası. Aşık olun. İyi okumalar dilerim. (Ünal Özüm)
Ricardo Reis, Fernando Pessoanın takma isimlerinden biri. Saramagoyu birçok yönden etkileyen Pessoanın bu takma ismiyle yola çıkarak dönemin bütün olaylarını ve siyasi hezeyanları anlatan, yazarın müthiş ironisiyle oluşturulmuş çok güzel bir eser. Kitabı bitirdikten sonra Ricardo Reisin kim olduğuna baktım, ve kitapta yer alan pessoa ile aynı kişi olduğunu öğrenir öğrenmez yaşadığım şok eseri bitirdikten sonrakinden iki kat oldu. Pessoa Pessoayı anlatıyorun bir başka versiyonu da bu olsa gerek. Saramago bu eserde hem pessoa hem de Pessoanın yarattığı kişiliği bir arada harmanlayarak tarihe muhteşem bir ayna tutuyor. Almanya, İtalya, ispanya ve portekiz deki faşizmin yükselişiyle beraber cereyan eden olaylarda yazarın öngörüleri, düşünceleri ve olaylara karşı duruşu eserde tek tek anlatılıyor. Saramago gibi bir dehadan bu kandırmacayı beklemezdim işin doğrusu. Ama hatanın çoğu bende. Çünkü araştırıp okumaya başlasaydı belki de başka bir havaya bürünmüş olacaktı eser. Uzun sözü kısası, ikinci dünya savaşı öncesi ölen Pessoanın hayatı ve hayatları üzerinden dönemin faşizan yönetimlerinin insanlığa karşı işledikleri ve işlemek üzere oldukları suçları, o atmosferi yaratarak okura sunması yazarın dehasını bir kez daha kanıtlar nitelikte. Eser için söylenecek çok şey var. Çünkü bu eser edebiyatın birçok dalının harmanlandığı muhteşem bir kaleografi. (Nedim Kardaş)
Basitçe söylemek gerekirse; Saramago, "Pessoa ile tanışma imkanım olsaydı ne konuşurduk acaba?" diye düşünmüş ve ortaya böyle bir kitap çıkmış. Tabii bu kadarla kalmamış, dönemin İspanya, Portekiz ve Brezilya'sını da siyasi ve askeri açıdan yorumlamış. Hatta fırsattan istifade, "madem yazarı benim, kitaplarımdan birine gönderme yapayım ara ara, onu da okusun köftehorlar" demiş ve "Baltasar ile Blimunda"ya neon oklar çıkarmış. Neyse ki hakimiz o konuya da, tatsız anlar yaşanmadı. ;) Saramago'yu Körlük'ten ve Görmek'ten ibaret sanmayın lütfen. Bu adam tam bir edebiyat membası. Külliyatını yavaş yavaş tamamlıyorum ben, darısı başınıza. =) (G. İlke)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin