Kitap Künyesi
Yazar: Betül Tarıman
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750842542
Sayfa Sayısı: 92
--reklam--
Rıza Bıyık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
2005 Necatigil Şiir Ödülü sahibi Betül Tarıman, şiirlerinden sonra bu kez öyküleri ile karşımızda.
Rıza Bıyık’ta, kendine ve dünyaya göçebe olduğunu fısıldayan, eşyanın eski yüzünü, ansızın bastıran yağmuru, insanların telaşlı hallerini, kara bıyıklarıyla bilinen bir babanın varlığını hayatın bir yerine mühürleyip bırakan anlatıcının öykülerine kulak veriyoruz.
Gündelik hayatın ayrıntılarında canlanan bir duygunun peşi sıra, insana özgü bir kısırdöngüyü kırmak isteğiyle konuşan kısa öyküler.
“Annecik uzun uzun camdan dışarıya baktı. Evleneli beri eşyaları oradan buraya, buradan oraya taşımaktan ağzı burnu çarpılmış. Habire ekmek, çorba, kuru fasulye yiye içe, memeli göbekli, kocacığı hoş tutacağım diye... Allahsız gözü hep dışarıda. Evi temizlese ne temizlemese ne, varsın bok götürsün, içine ettiğimin evi. Yere çorba dökülmüş. Kalsın. Bardak kırılmış. Kalsın. Yerde kitaplar kalsın, vitrinin camı kırılmış, saçlarının boyası gelmiş, kalsın. ‘Kala kala olduğum yerde kaldım.’ dedi. Ansızın canavara dönüştü. Kaç kez geçtiği kendinden, bu kez de bağırarak geçti. Bekledi, hiçbir şeyi bekledi.”
--reklam--
Rıza Bıyık Alıntıları - Sözleri
- Bulduğunu sandığı anda insan,kaydedebilirdi de.
- “Bazı şeyler keder gibi saklanmıyor”dedi.
- Dişileri, erkekleri biz bir yere koyduk, avret yerlerini bir yaprak ile örtsünler, birbirlerini kıskanmasınlar, iyi geçinsinler dedik. Onlar ki birbirlerine nefes alacak yer bırakmadılar. Bir ağaç gölgesini kendilerine zehir ettiler, bunu fark ettiklerinde elmaları çürümüştü. Ayrılın dedik.
- “Bazı şeyler keder gibi saklanmıyor” dedi.
- günaydın, dedi biri düşlerini giyinerek. Başucunda yirmili yaşların anıları, kiraladığı sevinçler...
- gitmek arzuydu, gidememek keder. ... Dönmek güzeldi.
- Acısı çıksın diye suya yatırılmış patlıcanlar gibiydi hayat.
- Bana ne kırmızı adamlar, mavi kadınlar, yeşil kalabalıklardan. Yalnızlığımı seviyorum.
- ... kendimi harflerin büyülü dünyasına bırakıyorum. İçim ısınıyor. Kimse olmasa da olur.
- Doğrusu bu ya insanın hamı da çekilmiyor.
- Eskisi gibi değildi. Sol kolunun üzerine yaslanarak koltuğa boylu boyunca uzandı. Her şeyin farkında ama... Oblomov gibi.
- Siz işinize bakın beyefendiciğim. Benden size yar olmaz. Yalnızlığı kendime iş edindim. Bir yanımda kahve diğer yanımda kitaplar... Öyle rahatım ki!.. Sanki ruhumu eskittiğim yılları geri almak ister gibiyim. Şeklime şemalime bakıp beni bir şeye benzetmeyin. Müsaadenizle beyefendiciğim.
- İçinden Budapeşte’nin tarih kokan sokaklarında gezinmeyi geçiriyor... Zaman akıp geçiyor...
- Gitmek arzuydu,gidememek keder.
- İnsan dünyanın yüzüne fırlatılmış bir çöp yığını,
--reklam--
Rıza Bıyık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Riza bıyık enterasan bir öykü kitabı. Kısa kısa hatta bazen çok kısa bir cümle öykülerden oluşuyor. En iyi öyküsü kitaba adını veren öykü. O öyküyü okuyana kadar da bir çok vasat öykü size eşlik ediyor. (Halikarnas Balıkçısı)
koskoca öykü kitabında elle tutulur ancak bir iki tane öykü var. 30 civarında öykü var kitapta. bazısı çok kısa, bazısı biraz daha uzun. yazar sanki günlük karalar gibi kaleme almış. canı nasıl isterse. eksiltili cümleler mi desek hiç ilgi çekmeyen durum öyküleri mi desek, garip bir kitaptı. üstelik değişik şeylere açık biriyim, ona rağmen hiç olmamış diyorum. betül tarıman'ın şairliğini bilmiyorum ama necatigil ödülü alan bir şair olduğunu görünce öykü seven biri olarak öykülerine şans vermek istedim ama pek mutlu olduğum söylenemez. belki de kitaptaki öyküler iyidir ama bana uymamıştır, bilemiyorum tabii. (gamby)
Yeni kitaplar çıkınca hemen okumak istiyorum sebebini henüz çözemedim. Betül Tarıman'ın adını da ilk kez duydum açıkçası. Kitabın kapağına vurulmuş olabilirim. Harika bir fotoğraf kullanılmış kapakta. Kitabımız ince ve bir sürü hikaye barındıran bir kitap. İlk sayfalarla birlikte kitap sonuna kadar yarım kalmış, tam bitirilmemiş cümlelere alışıyorsunuz fakat ilk başta rahatsızlık veriyor. Öyküler çok sıradan (kötü mânada söylemiyorum) olayların yarım sayfada durum değerlendirmesi gibi. Sanki bir yazarın bir uzun öyküsünün özeti gibi. Sizi sıkacak bir kitap asla değil fakat derin anlamlar yükleyeceğiniz cinsten de olduğunu söyleyemem. İyi okumalar. (Burcu Bergen)
--reklam--
Rıza Bıyık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Betül Tarıman - Rıza Bıyık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Rıza Bıyık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Betül Tarıman Kimdir?
İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi.
İlk şiiri Ağustos 1992 tarihli Kıyı dergisinde çıktı. Şiirlerini Varlık, Şiir Odası, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, İnsan, Bahçe, Şiiri Özlüyorum başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayımladı. Şiirlerle fotoğraf sergisi açtı. Şair ve yazar Rıfat Ilgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü'nün kurucusu oldu.
Cumhuriyet Kitap ekinde aralıklarla kitap tanıtımları yapıyor. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) tarafından Mahalleleri ve Muhtarlıkları Güçlendirme Projesi kapsamında kurulanKastamonu Mahalle Evi'nde gönüllü olarak sanat danışmanlığı yaptı. Oğuz Atay Öykü Ödülü ve Roman Ödülü kuruculuğunu yaptı. 2004 yılında Necatigil Ödülünü kazandı. Şair, Antalya'da yaşamaktadır.
--reklam--
Betül Tarıman Kitapları - Eserleri
- Rıza Bıyık
- Sinekler Şehri
- Yol İnsanları
- Şiirli Takvimden Papaz Mektebine Kastamonu
- Güle Gece Yorumları
- Kar Merdiveni
- Elim Sende
- Elma Dersem Çık
- Hadde Toplu Şiirler ve Melvin'e Giden Yol
- Gökyüzü Prensi Po İle Küçük Kız
- Ufacık Tefecik Kurbağacık
- Rüzgârın Azabı
- Ağır Tören
--reklam--
Betül Tarıman Alıntıları - Sözleri
- İçinden Budapeşte’nin tarih kokan sokaklarında gezinmeyi geçiriyor... Zaman akıp geçiyor... (Rıza Bıyık)
- gitmek arzuydu, gidememek keder. ... Dönmek güzeldi. (Rıza Bıyık)
- “Ey Meryem’in lekesiz kalbi sana bugünkü dualarımı, eylemlerimi ve fedakârlıklarımı sunuyorum.” Gecenin bir vakti saat sabaha karşı üç sıraları mıydı neydi sonunda mecbur Medjugorje’de kalacağımız otele varmıştık. Dubrovnik’ten bu yana durmaksızın yolculuk yaptığımız için yorgunduk. Ayaklarımız uyuşmuş, bileklerimiz şişmiş buna bir de otobüsün yanlış yola sapmasıyla içimize çöreklenen bezginlik eklenmişti. Sonunda Abdülhak Bey, şoför yolu buldu da kalacağımız otele varabildik. Hava karanlık olduğundan çevremizi göremedik. Anahtarımı alıp odama çekildiğimde gözüme duvarda asılı haç ilişti. Çevreme bakındığım da odada başka dini objelerin de olduğunu gördüm. Sanki birileri beni gizli gözetliyormuş da… O an aklıma yönetmenliğini Pawel Pawlikowski’nin yaptığı İda filmi geldi. Film inanç ve din kavramlarını tutkuyla keşfedip rahibe olmaya karar veren Anna ‘nın hikâyesine odaklanıyordu. Filmden etkilenmiş, uzunca zaman filmin etkisinden kurtulamamıştım. Neyse bu ayrı konu. Nasıl yorgunsam bir süre sonra derin bir uykuya daldım. Sabah olup da kahvaltı salonuna indiğimizde salonun duvarlarında da dini objelerin olduğunu fark ettim. Onca yer gez gör ama böylesini…Görmedim vallahi Abdülhak Bey. Burası gibisini ilk kez… Lâkin insanoğlu ilginç bir varlık. Otelin taş duvarlarını neredeyse bir mabede çevirmiş. Hatta bundan kazanç bile sağlamış. Demek ki insanlar dünyanın her yerinde aynı. Nerede olursa olsun dini kullanarak yollarını buluyor bu ilginç yaratıklar burada da böyle. Hani binlerce yıl önce mağaralarda falan yaşasalar neyse de… Yıl olmuş iki bin bilmem kaç… Hâlâ hurafelere mucizelere inanan, ölmüşlerden keramet bekleyen insanlar var.” (Sinekler Şehri)
- “Zordu yaşamak insana azap veren bu dünyada. Orada burada çiçekler bitsindi de, kuşlar ötsündü de, ağaçlar orada burada boy versindi de... Ama insan denen bu canlı hiçbir şeye izin vermiyordu.” (Sinekler Şehri)
- ... kendimi harflerin büyülü dünyasına bırakıyorum. İçim ısınıyor. Kimse olmasa da olur. (Rıza Bıyık)
- Deneme beni varsıl kıl, tutuşturma, çocuk kalayım büyütme, devrileyim bir kederden bir ormana, okyanuslara. Beni dört duvar arasından, diz çöküp alnını yere vurandan, ama ne yapayım olmuş deyiverenden, gözünü ayaklara dikmişlerden, kusuruyla barışık olmayandan, davasından vazgeçenden, haritaları yol bilmeyenlerden, hayal kurmayanlardan , bir gülün çevresini tavaf etmeyenlerden, dünya dünya koru beni dünya... (Sinekler Şehri)
- Kendime aşk bulmalıyım Kendime aşk buldum (Yol İnsanları)
- Her evin bir kokusu, her kokunun da bir evi mi vardı? (Sinekler Şehri)
- Siz işinize bakın beyefendiciğim. Benden size yar olmaz. Yalnızlığı kendime iş edindim. Bir yanımda kahve diğer yanımda kitaplar... Öyle rahatım ki!.. Sanki ruhumu eskittiğim yılları geri almak ister gibiyim. Şeklime şemalime bakıp beni bir şeye benzetmeyin. Müsaadenizle beyefendiciğim. (Rıza Bıyık)
- Gerilim hattına konmuş güvercin gibiyim (Yol İnsanları)
- “Bazı şeyler keder gibi saklanmıyor”dedi. (Rıza Bıyık)
- Eskisi gibi değildi. Sol kolunun üzerine yaslanarak koltuğa boylu boyunca uzandı. Her şeyin farkında ama... Oblomov gibi. (Rıza Bıyık)
- Her gün kopuyorum kendimden (Yol İnsanları)
- İnsanların emeğinin sömürülmediği bir dünya düşünüyordum, mümkün müydü? (Sinekler Şehri)
- “Bazı şeyler keder gibi saklanmıyor” dedi. (Rıza Bıyık)
- "Aralık ayında doğduğunu bildiğim babamı bir kundağa üşümesin diye nasıl da sarıp sarmalamışlar. Belki de bu yüzden ısınamadı gitti kimselerin kollarında." (Sinekler Şehri)
- Acısı çıksın diye suya yatırılmış patlıcanlar gibiydi hayat. (Rıza Bıyık)
- Doğrusu bu ya insanın hamı da çekilmiyor. (Rıza Bıyık)
- Şiir; sıkıntıdır (Yol İnsanları)
- Her evin bir kokusu,her kokunun da bir evi mi vardı? (Sinekler Şehri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin