Kitap Künyesi

Yazar: Alberto Moravia

Çevirmen: Feridun Timur

Yayın Evi: Cem Yayınevi

İSBN: 9789754062120

Sayfa Sayısı: 350

--reklam--

Romalı Kadın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Moravia'nın 1947'de yayımlanan Romalı Kadın adlı yapıtında iki dünya savaşı arasında faşist yönetimin ağırlığının en çok duyulduğu Roma'da yaşayan canayakın, güzel ve dürüst genç kız Andriana'nın çevresinde gelişen acı olaylar anlatılır. Moravia'nın bu romanını Dr. Feridun Timur'un İtalyanca aslından yaptığı çevirisiyle sunuyoruz. 

--reklam--

Romalı Kadın Alıntıları - Sözleri

  • Herkes kendi cennetini başkalarının cehennemine koyar. İyi geceler.
  • Herkes kendi cennetini başkalarının cehennemine koyar.
  • İnsanlık tarihi, uzun bir can sıkıntısının verdiği esnemeden başka bir şey değil...
  • Senin bir kusurun da aşırı tevazu, hayatta az isteyen hava alır.
  • Kaderimde görünen eşitsiz mücadeleden vazgeçtim, gerçekten daha çok sevgiyle karşılandım. Biri yenilemeyecek bir düşmanı kucakladığında kendimi özgür hissederdim. "
  • Onur denen şey, en zalimce vuruşlar altında da uyuyabilen bir tuhaf hayvandır, bakarsın,en ufak bir sıyrıktan ölüm derecesinde yaralı olarak uyanmıştır
  • İki sevgili asla eşit duyguya, eşit arzuya sahip değildirler. Oysa bütün insanlar teker teker bu ideali gerçekleştirmek için didinir dururlar.
  • Meziyetlerimizin sonuçlarını kötülüklerimizin sonuçlarıyla yoketmekle geçiriyoruz ömrümüzü..
  • Bütün o güzel şeylerin arasında yaşayan insanlar ister istemez güzel ve iyi olmalıdırlar, diye düşünüyordum, içki içmeyen, sövüp saymayan, bağırıp çağırmayan, yumruk yumruğa gelmeyen, sözün kısası; bizim evde, bizimki gibi evlerde gördüğüm insanlardan apayrı insanlar olmalıydılar.
  • "Bayanın iki köpeği de birçok kimseden daha temiz, daha bakımlıdır..." Efendilerinden övgü ile fakirlerden ise küçümseme ile söz ediyordu.
  • Sevişmek yapabildiğim tek lükstü, benden daha zengin, daha talihli birçok kadına ancak bu sayede eşit olabiliyordum.
  • Sen ki göklerde olan Babamızsın. Gönder bize saltanatını. Gökyüzünde olduğu gibi yeryüzünde de senin arzunca davranalım. Bize bugün de her günkü nafakamızı ihsan et. Biz nasıl alacaklarımızı bağışlıyorsak, sen de bizim günahlarımızı öyle bağışla. Bizi şeytana uymaktan, günah işlemekten koru.
  • Bizim kişisel işlerimize papazın burnunu sokmaya ne hakkı var?
  • Tokat atmak, çıngar koparmakla insan her vakit istediği gibi öç alamaz ki...

--reklam--

Romalı Kadın İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İtalya'nın dünyaca ünlü yazar ve şairlerinden olan Alberto Moravia'nın 1947'de yayımlanan romanı. Kitapta Roma'da yaşayan bir genç kızın çevresinde gelişen olaylar anlatılıyor. Yaşam bazıları için hüzün ve acı üzerine mi kuruludur yoksa yönümüzü belirleyen tercihlerimiz midir? (Hakan Arıkan)

Kitap cinsellik, erotizm içerikli denebilir. Fakat bu içeriği rahatsız edici bulmadım çünkü üslup oldukça edebi. Yazarın, kadın iç dünyasını başarılı bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Kitabın baş karakteri Adriana'yı (Romalı Kadın) akılsız buldum hatta bazı yerlerde karaktere okurken laf edip durdum. Örneğin Gisella, Astarita ile geziye çıkmaktan hem rahatsız oluyor hem de onlarla gezmeye devam ediyor. Adriana'nın annesi sırf para için çocuklarına aşağılık yöntemleri öneren bir kitlenin temsili olmuş. Adriana'nın aslında içten içe hayatı anlamsız bulduğundan ötürü kiliseye gittiğini ve duanın rahatlatıcı etkisini görüyoruz. Yaratıcısına değil, Hz.Meryem'e dua etmesi İslam inancına ve Hz.İsa'nın getirdiği vahye göre Şirk olması bana oldukça ibret verici geldi. Solcu çocuk figürü bazı solcu erkekleri(kişileri) tam olarak yansıtıyor, derin bir insan değil mesela, sf: 263'te duygu eksikliğini görüyoruz. Hayatı sırf anlamlandırmak için bir kavga, mücadele edinmek arzusuyla siyasi bir amaç edinmek... Dinin uslu uslu oturmak, hayatın sıkıntılarını unutmak için bir teselli olduğu göndermesi yapılmış, benim İslam inancım öyle değil. Dinim (kitabım) oldukça aktif mücadeleye çağırıyor. Gino ve Astarita karakterleri kibar, nazik görünen ama aslında şeref yoksunu insanların temsili olmuş. Kitapta ahlaken iyi olan bir insanı temsil eden bir karaktere rastlamadım. Okuduğum baskı eski olduğu için bir sürü kelime öğrendim. Hz.Meryem'e Madonna diyenlerin olduğunu, kiliselerdeki Hz.Meryem tasvirlerine Madonna dendiğini, Kambiyo ajanlığını bu kitaptan öğrendim. (Pınar Kitapokuyanfenci)

İtalyan olmasına rağmen Yeşilçam filmi tadında, dönem hikayesi gibi dursa da aslında bir kadının iç hesaplaşmasının ele alındığı bir roman. Sanki fotoroman okur gibi oldum birçok yerde. Tek farkı hikayede bahsi geçen Adriana'nın iç sesine tüm detayları ile yer vermesi ve de haliyle fotoğraf olmaması diyebilirim. Kitap ilk bölümde sıradan bir hikaye tadında ilerliyor. Bir iki karakter var, olaylar ve anlatılar hep ana kahraman üzerinden devam etmekte. İç sesi ile okuyucuyu kendi hayatına davet ediyor ve tüm detayları ile bize kendini tanıtıyor. Detay sevenler için ideal ama yüzeysel ve hızlı geçişleri seven okuyucu için biraz sıkıcı olabilir. İlerleyen bölümlerde hikaye biraz değişik bir hal alıyor ve ana karakter üzerinden maceralı bir hayat hikayesi dinlemeye başlıyorsunuz. Giacomo biraz fazla gizem adamı gibi gösterilse de sonunda biraz hayal kırıklığı yaşatıyor. Kitabın son bölümünde de sanki biraz oldu bittiye getirilmiş hissi vardı sanki ama işin dram tarafına bakıldığında başarılı bir son diyebilirim. (Semih)

--reklam--

Romalı Kadın PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Alberto Moravia - Romalı Kadın kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Romalı Kadın PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Alberto Moravia Kimdir?

Alberto Moravia, (asıl adıyla Alberto Pincherle), (28 Kasım 1907, Roma - ö. 26 Eylül 1990), İtalya'nın dünyaca ünlü yazar ve şairlerinden.

Alberto Pincherle (Moravia büyükbabasının soyadıdır), Yahudi bir ressam ve mimar olan Carlo ile Teresa Iginia De Marsanich'in dört çocuğunun üçüncüsü olarak Roma'da doğdu. Dokuz yaşına kadar tüberküloz hastalığıyla boğuştuğu ve en az beş yılını yatakta geçirdiği için eğitimi aksadı. Bu yaşlarını yaşıtlarıyla geçirmek yerine edebiyatla haşır neşir oldu.

Hasta yatağında Dostoyevski, Joyce, Goldoni, Shakespeare, Molière, Mallarmé ve birçok diğer yazarı okudu, Fransızca ve Almanca öğrendi. 1925'te senatoryumdan ayrıldı ve Gli indifferenti 'yi yazmaya başladı.

Bu süreçte Corrado Alvaro ve Massimo Bontempelli ile tanıştı ve 1927'de '900 dergisinde çalışmaya başladı, ilk hikâyeleri de burada yayımlandı.

1929'da ilk romanı Gli indifferenti yayımlandı ve eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldı.

Amerika seyahati

1935'te New York'taki Columbia Üniversitesinde İtalyanca bölümünün başkanı olan Prezzolini'nin davetiyle, İtalyan romanı hakkında konferanslar vermek üzere ABD'ye gitti.

--reklam--

Alberto Moravia Kitapları - Eserleri

  • Düzen Adamı
  • Küçümseme
  • Romalı Kadın
  • Röntgenci
  • Kıskançlık
  • Aylaklar
  • Bakma Sevdalısı
  • Evlilik
  • Ben ve O
  • Mao'nun Kültür İhtilali
  • Maskeliler
  • Taşralı Kız
  • Kızım ve Ben
  • Meçhul Tanrı
  • Oyun İçinde Oyun
  • Kıskançlık
  • Şanssız Bir Adam
  • Nefret
  • Diktatörün Kadını
  • Voice of the Sea
  • La Désobéissance
  • Hain
  • Kalbe Düşen Gölge

--reklam--

Alberto Moravia Alıntıları - Sözleri

  • Senin bir kusurun da aşırı tevazu, hayatta az isteyen hava alır. (Romalı Kadın)
  • Üretim - tüketim devresinde, üreten ve tüketen toplumun zaman zaman tutulduğu kabızlar yüzünden savaş kaçınılmaz ve önlenmez oluyor. Savaş sırasında, barış çağının alışılmış tüketicisinin yerini asker alıyor, yâni tüketimin çeşitliliği, hızlılığı, çokluğu ve şiddetiyle olağanüstü bir tüketici. Bir savaş gününde, barış içinde bir yıl tüketildiği kadar şey tüketilir. Sonra mal ve zenginlik tüketmekle yetinmeyen asker insan hayatını tüketmeye koyulur: önce düşmanlarının hayatını, sonra da kendininkini tüketir. (Mao'nun Kültür İhtilali)
  • Bizim kişisel işlerimize papazın burnunu sokmaya ne hakkı var? (Romalı Kadın)
  • “Hayatımızın tamamı,” diye düşündü alaycı bir tavırla sandalyeden ceketini alıp giyerken, “ taksitli... ama son taksitler en büyükleri ve onları ödeyemeyeceğiz.” (Düzen Adamı)
  • Kimsenin yüzünü görmek istemiyordum ama yalnız kalmak da istemiyordum. Evde kalmak istemiyordum ama sokağa çıkmak da istemiyordum (Kıskançlık)
  • Fark ettim ki, insan ne kadar derin bir kuşkuya kapılırsa , zihnin yapay pırıltısına o kadar sıkı sıkıya tutunuyormuş; böylece duygunun bulanıklaştırdığını ve karanlık kıldığını akılla aydınlatmayı amaçlıyormuş. (Küçümseme)
  • Ama kim demiş müzik nasıl olsa etkisini yapar, en dalgın kimseye bile kendini âdeta zorla dinletir diye? Bunu söyleyen yalan söylemiş. Doğrusu şu ki kulaklarım dinlemek şöyle dursun, duymaya bile yanaşmıyorlardı (Kıskançlık)
  • Zaman zaman, sıkıntımın bu çılgınlıkları arasında: Ölmek mi istiyorum acaba? diye soruyordum kendi kendime. Yaşamaktan böylesine hoşlanmadığıma göre, akıllıca bir soruydu bu. (Kıskançlık)
  • Çin’in her yanına salıverilen elli milyon kızıl muhafız, duvarlara yapıştırılan milyonlarca gazete, yüzbinlerce yürüyüş, tören, gösteri ve toplantı; Pekin'de şahsen kabul edilen on mil­ yondan fazla kızıl muhafız, sonra alt üst olan tüm Çin, sanayi ve tarım üretiminde düşüş, yö­ netici kadronun karmakarışık edilişi, parti bü- roksisinin yok oluşu, bazı bölgelerin Mao taraf­ tarlarının, bazı bölgelerin ise düşmanlarının eli­ ne geçişi işte Mao’nun halk yığınlarına yaptığı çağrının ortaya çıkardığı patlamanın tam liste halindeki sonuçları. Bürokrasi ve parti otoritesi yıkıldı. Daha önemli olan sonuç, belki yarın Sov­ yet ideolojisiyle boy ölçüşecek evrensel bir ih­tilâlci ideolojinin kıyaslama noktaları yaratıldı. (Mao'nun Kültür İhtilali)
  • ...Gerçekte insan anımsamak istemediği şeyi kolayca unutuyor... (Nefret)
  • Belki de bütün düşmanlıkların sebebi cehaletti. Çünkü bilen kötülük edemez. (Kızım ve Ben)
  • Katı olunmazsa güçlü olunamayacağını düşünürler ve kendilerini katı hissetmek için var olmayan günah keçileri yaratırlar. (Düzen Adamı)
  • Benim için sıkıntı, gerçeğin bir çeşit yetersiz­liği, oransızlığı ya da yokluğu demektir aslında (Kıskançlık)
  • ...Yeni baştan başlamamız gerek. Yanlışlarımızın kaynağı sıkıntı ve yaşam koşullarına karşı gösterdiğimiz sabırsızlıktan doğmuştur... (Aylaklar)
  • Sanki düşen suları çalıyordu. (Maskeliler)
  • ... karanlıkta asılı duran bir miktar yıkımım, o kadar. (Düzen Adamı)
  • Benim içimdeki sıkıntı, bir evdeki elektrik akımının esrarlı bir tarzda sık sık kesilmesine benzer. Bir zaman için herşey aydınlıktır, belirlidir; burada koltuklar, şurada divanlar, daha ileride dolaplar, konsollar, tablolar, duvar ve yer halıları, pencereler, kapılar vardır; biraz sonra ise karanlıktan, boşluktan başka şey yoktur (Kıskançlık)
  • Kendi yaşantısının resmi karşısında bir dakika değil, yıllar boyu yaşamıştı ama hiçbir şey görmemiş, hiçbir şey farketme-miş gibi bir hâli vardı. (Kıskançlık)
  • Kadınlar, kararsız yaratıklardı; düşünceleri ve duyguları kolaylıkla değişebilirdi. (Maskeliler)
  • Derki : Evlilik düşünmeyen düşünen var mı acaba (Evlilik)