Kitap Künyesi
Yazar: Adem Özköse
Yayın Evi: Pınar Yayınları
İSBN: 9789753524322
Sayfa Sayısı: 184
Rotamız Alem-i İslam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Rotamız Âlem-i İslâm kitabı söze değer verenlerle yine söz, yazı üzerinden bir bağ, bir köprü kurma iştiyakıyla oluştu. Kitabı bitirip son olarak kitabın önsözünü yazmak için bilgisayarın başına oturduğumda kendi kendime iyi ki yollarda günlükler, notlar tutmuşum. İyi ki ülkelerle, şehirlerle, insanlarla kurduğum bağları, duygularımı, heyecanlarımı bir gün yazmak için içimde saklamışım dedim. Çünkü söz ancak yazıya dökülürse bir anlam kazanıyor ve kalıcı oluyor.Müslümanlar olarak öyle geniş bir ümmete sahibiz ki insan dünya Müslümanlarını keşfettikçe daha bir heyecanlanıyor, soluksuz bir şekilde bu asil topluluğun izini sürmek istiyor. Ben de Âlem-i İslâm’ın izini sürerken bazen acılara, bazen de sevinçlere şahit oldum. Fakat her daim ilginç ve heyecan dolu bir yolculuğun içinde olduğum duygusu beni hiç terk etmedi. Kitapta dünyanın farklı coğrafyalarına yaptığım yolculukların yanında Filistin’e Özgürlük Konvoyu’nda tuttuğum günlüklere de yer verdim.
Rotamız Alem-i İslam Alıntıları - Sözleri
- 'İstanbul sadece bir şehir değil; aynı zamanda bir manadır... Âlem-i İslâm'ın geleceği de, yüzyıl önce elimizden alınan İstanbul'un sahip olduğu bu manada gizlidir.'
- 'Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz.'
- Filistinliler olarak İslam dünyasının hiçbir ülkesinden umudumuz yok. Bizim için tek umut sizsiniz, tek umut Türkiye... Sizden tek isteğimiz Türkiye'ye sahip çıkmanız."
- Tarihini bilmediğiniz bir ülke veya şehri ışıksız gezmiş olursunuz.
- "Siyaset mi zor yoksa boks mu?" diye soruyorum. Uglani "Siyaset bokstan daha zor ve acımasız. Çünkü boksta belden aşağı vurduğunuzda hakem tarafından cezalandırılıyorsunuz. Fakat siyasette bel altı vuranlar, oyunu kuralına göre oynamayanlar daha çok ödüllendiriliyor"
- Halepli gazeteci Mustafa, " ölüm bizim için artık o kadar normalleşti ki ölülerimize ağlayamaz olduk." Dedi
- Mezarlığa tabutsuz, kefeniyle getirilmişti. Kalabalık sürekli tekbir getiriyor, babası ve birkaç arkadaşı da şehidin yüzünü okşuyordu. Kimsenin ağlamaması, feryat etmemesi dikkatimi çekti. Bu duruma şaşırdığımı fark eden Halepli gazeteci Mustafa, "Ölüm bizim için artık o kadar normalleşti ki ölülerimize ağlayamaz olduk" dedi.
- Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve Sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz.
- Osmanlı'nın yıkılmasından sonra paramparça olan; başsız, korunaksız kalan Alem-i İslamin bugün yaşadıklarının Haçlı Seferleri'nden, Moğol istilasından ne farkı var diye soruyorum kendi kendime... Ayrıca "içinde bulunduğumuz durumdan nasıl kurtulacağız, çaremiz, çıkış yolumuz nedir? sorusuna cevaplar ararken çözümün bizde; İstanbul'da, Anadolu'nun İslam'la yeniden dirilip dünyaya nizam vermesinde olduğu düşüncesi tüm zihnimi kuşatıyor.
- Mücahidlerden Ebu Ali'ye dağdaki son durumu soruyorum.O da "Dağın yüzde 80'i düştü. Biz şu an sadece yüzde 20'lik bir bölgeyi elimizde tutuyoruz. Her taraf Esed ve İran askerleriyle dolu. Adeta etrafımızı sardılar" diyor. Ebu Ali'nin bu sözlerine karşılık "Öyleyse niçin Türkmen Dağı'nı terk etmiyorsunuz?" diye sorunca Ebu Ali tebessüm ederek "Vatan baldan datlıdır. İnsan hiç vatanını terk eder mi?" diye cevap veriyor.
- Fikirsiz insan yaşayan bir ölü gibidir. Çünkü ruh ancak fikirle ayağa kalkar, fikirle kanatlanır. Hayatı şiir tadında yaşamanın tek yolu fikri yaşamak, yaşamayı fikir bilmektir.
- Siyah derili, yüzleri gülümseyen Tanzanyalı Muslümanlar sokak aralarından adeta mescide doğru akıyorlar. Mescidde bir köşeye çekilip sabah zikirlerini çeken, huşu içinde Allah'a secde eden Tanzanyalı kardeşlerimi seyrediyorum. Müezzin kamet getirmeye başlıyor.Renklerimiz, dillerimiz, vatanlarımız farklı da olsa omuz omuza verin siyah derili kardeşlerimizle safa duruyoruz.
- Sancaklılardan öğrendiğimize göre Türkiye en ufak bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığında bu camilerde günlerce toplu olarak dua ediliyormuş. Bunu duyunca arkasinda Ümmet-i Muhammed'in, dua ordulanının bulunduğu bir ülkenin vatandaşı olmaktan bir kez daha gurur duyuyorum.
- Bizim öyle bir hayatımız olmalı ki, İslam davası için çağrıldığımızda en ufak bir tereddüt göstermeden koşabilmeliyiz. Bir usta işi bittiğinde nasıl elbisesini çıkarıp yeni bir elbise giyiyorsa, biz de İslam davası söz konusu olduğunda iş elbiselerimizi anında çıkarıp dava elbisesini giyebilmeliyiz. Hayatımızda İslam davası yolunda bizi engelleyecek hiçbir şey olmamalı.
Rotamız Alem-i İslam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap çok güzel bir gazetecinin islam ülkelerini gezerek orada gördüklerini yaşadıklarını anlatan bir kitap üslup olarak çok akıcı sıkmadan okuyabileceğiniz okudukçada oraları görmek isteyeceğiniz türden islam ülkelerini merak edenler için bi ön bilgi olabilir herkese tavsiye ederim boş bir kitap değil okuyan herkes için alınacak bilgiler var (dilefrûz)
" Müslümanlar olarak öyle geniş bir ümmete sahibiz ki insan dünya Müslümanlarını keşfettikçe daha bir heyecanlanıyor, soluksuz bir şekilde bu asil topluluğun izini sürmek istiyor." ... Önsözde bulunan bu cümle kitabın yazılış gayesini ve içeriğini açıklıyor bize. O kadar farklı hayatlar mevcut ki dünyada, öğrendikçe önce hayret edip akabinde şükrediyor insan. Çok duyduğum lakin okumak nasip olmayan isimlerden biriydi Adem Özköse. Bu kitabından sonra diğer kitaplarını da listeme yazdım alınmak üzere İnşallah. Bir solukta okuduğum lakin bitmesini hiç istemediğim bir kitap oldu "Rotamız Alem-i İslâm" . "Ümmet Bilinci" nin anlamını ve önemi bir kere daha anlıyor insan kitap vesilesiyle. Tabi kitabın sayfaları sık sık ıslanabiliyor gözyaşıyla... İçeriğinden bahsetmek gerekirse, Filistin' e Özgürlük Konvoyu 'nun 34 gün süren Gazze'ye girebilmek için verdiği mücadeleyle başlıyor "Konvoy Günlükleri " başlığı altında. Sancak, Bangkok, Halep,Yemen, Pakistan, Keşmir, Tanzanya, Açe, Kosova ve en sonunda Türkmen Dağına yolculuk yapıyorsunuz. Ve kitabın sonuna geldiğiniz vakit yazar ile aynı duygulara sahip oluyorsunuz : "Yaşadığı bunca acıya, elindeki imkansızlıklara rağmen direnen, teslim olmayan ümmetimizle bir kez daha gurur duyuyorum. Kendi kendime "böyle kahraman bir ümmetin en basit bir ferdi bile olmak sana şeref olarak yeter" diyorum. " (Zey)
Müslümanlar olarak öyle geniş bir ümmete sahibiz ki İnsan dünya Müslümanlarını keşfettikçe heyecanlanıyor, soluksuz bir şekilde bu asil topluluğun izini sürmek istiyor... (Nur)
Kitabın Yazarı Adem Özköse Kimdir?
Gazeteci, yazar. 1978 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Gazeteciliğe 2004 yılında Vakit gazetesinde başladı. Başta Irak, Afganistan, Patani, Keşmir, Suriye, Güney Lübnan, Gazze, Arakan, Darfur ve Moro olmak üzere dünyanın birçok savaş ve kriz bölgesinde gazetecilik yaptı.
2007-2011 yılları arasında Suriye’nin başkenti Şam’da dört sene kalarak Gerçek Hayat dergisinin Ortadoğu Temsilciliği’ni yürüttü. Sancaktar dergisini çıkaran kadroda yer aldı. Diriliş Postası’nda günlük yazılar yazdı. Dünyanın dört bir tarafına yaptığı uzun yolculuklar belgesellere dönüştü. Bu belgeseller başta TRT olmak üzere birçok televizyon kanalında gösterildi. Kitapları farklı dillere çevrildi.
ESERLERİ:
Cennete Otostop (2011, 2017), Söz Direnişçilerde (Söyleşiler, 2011), Ümmet Coğrafyası (Gezi, 2017), Seyyah (Gezi, 2014), Rotamız Alem-i İslam (Gezi, 2017), Kaçak Yolcu (Gezi, 2017), Esir & Gerçek Bir Esaret Hikayesi (Roman, 2019)
Adem Özköse Kitapları - Eserleri
- Cennete Otostop
- Kaçak Yolcu
- Esir
- Ümmet Coğrafyası
- Seyyah
- Söz Direnişçilerde
- Rotamız Alem-i İslam
- Sefer
Adem Özköse Alıntıları - Sözleri
- Ey Gazze! Sen bizim özgürlüğümüzsün ve Sen özgür olmadan kendimizi asla özgür hissetmeyeceğiz. (Rotamız Alem-i İslam)
- Hilafet’in sona ermesine rağmen Türkiye’nin İslâm dünyasındaki etkisi hala devam ediyor. ~Morolu bir Müslüman~ (Ümmet Coğrafyası)
- 'Müslüman bir direnişçi savaşırken asla İslâm'ın sınırlarını, ölçülerini çiğnememeli. Çünkü ölçüsüz cihad olmaz.' (Ümmet Coğrafyası)
- Mülteci kamplarındaki çocukların her biri gözüme tıpkı bataklıkta açmış bir çiçek gibi gözüküyor. Kamplardaki şartlar nasıl olursa olsun çocuklar güldükçe sanki kampları bir bahar havası kaplıyor. Bu kamplarda tebessüm etmek özgürlük; tebessümü ve umudu kaybetmekse gerçek esarettir. (Sefer)
- Niçin Müziği bıraktın Müslüman olduktan sonra? İslam'ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsun? Alman Julia Jawairiyah(Hanımefendi): Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur'an okumak ve dinlemek. (Cennete Otostop)
- Çocuklara işkence edenler, insanları acımasızca öldürenler küçük bir kuşa merhamet eder miydi ? (Esir)
- "Bulmak, keşfetmek için çıktığım seyahatlerde yolda olmak daha da anlamlı hale gelmeye başlamış, yollar düşünsel arayışımız güç vermişti. Dervişlerin pirlerinden Feridüddin Attar'ın dediği gibi belki de "Menzili maksud yolculuğun ta kendisiydi." (Sefer)
- Batı insanların hayatlarını kolaylaştırmak için gerçekten iyi imkânlar ve güç markalar üretmiş. Fakat hep daha fazla kazanıp daha fazla tüketmek insan için asla gerçek gaye olamaz. Çünkü insanın hayatı anlamlandırabilmesi için her şeyden önce insani, vicdani ve ilahi amaçlara sahip olması gerekir. (Sefer)
- Abdülhamid’in torunları Filistin’i, Kudüs’ü asla terk etmediler ve etmeyecekler… (Ümmet Coğrafyası)
- Sınırsız özgürlük mü, sınırlı ve düzenli bir hayat mı? Red Light Districh'i gördükten sonra uzun uzun özgürlük üzerine düşündüm. İslam'a göre insan sınırlarını bildikçe özgürleşirken bugünkü Batı medeniyetine göre sınırlarından kurtuldukça özgürleşiyor. Oysaki insan kendi benliğini, evini, toprağını ancak sınırlarına önem vererek koruyabilir. Sınırları aştığında rahatsız ve huzursuz olur; sınırlarına tekrar geri döndüğünde rahatlar. Sınır insan için aslında vazgeçilmez bir kalkandır. Fakat bu meselede Batı'nın ahlâki sınırsızlığına dikkat kesilip kendimizi de temize çıkaramayız. (Sefer)
- Amman Batılılar tarafından Âlem-i Islam'ı bölüp parçalara ayırmak için uygulanan ulusçu projelerin doğurduğu bir şehirdir. Ulusçu zihinler ancak Amman gibi şehirler kurabilirler. Ümmetçi zihinler ve kalpler ise Saraybosna, İstanbul, Şam-ı Şerif ve Kudüs gibi şehirler... (Seyyah)
- "Çocuklar her geçen gün daha da çirkinleşen bu dünya da benim için huzur adası gibiydiler." (Kaçak Yolcu)
- Hayatımda ilk ezan sesini Nil Nehri'nin kenarında gezinirken duydum. Ezan okunurken neler söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler tarihi hocamızi etkilediği gibi beni de çok etkiledi. O an içimden Allah'a secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah'a secde ettim. (Cennete Otostop)
- “Yavaş yavaş ölürler, Alışkanlıklara esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını değiştirmeyen ve genişletemeyenler…” (Sefer)
- Batılı emperyalistler Islam dünyasını terk ederken arkalarında da yerli dostlarını bıraktılar. İslam topraklan yıllarca bu diktatörler eliyle esir alındı. Müslümanların tarihi, kültürü , değerleri aşağılandı, hakir görüldü. Topraklarımızdaki zenginliklerimiz yağmalandı , sömürüldü. Ümmet-i Muhammed'in kutsalları çiğnendi, özgürlüklerine prangalar vuruldu . Kimiülkelerde askeri ve siyasi, kimi ülkelerde de kültürel ve fikri kuşatmalar oluşturuldu. Yeni nesiller ruh köklerinden uzaklaştırılmak istendi . Bütün bunlara başkaldıranlar ise ya hapsedildi ya da idam sehpalarına gönderildi . Fakat İslam topraklarına musallat olan sömürgeciler her şeyin aslına rücü edeceğini unuttular. Hangi mesafeleri kat ederse etsin, hangi engellerle karşılaşırsa karşılaşsın suyun bir gün yatağını bulacağını hiç hesaba katmadılar. Ümmet Coğrafyası'nın halkları , aralarına sınırlar konulan kardeşler sonunda sessizliklerini bozdular. Kahire'den, Şam-ı Şerif'den, İstanbul'dan, Gazze'den, Bingazi'den yükselen özgürlük çığlıkları İslam dünyasının yüzyıldır süren suskunluğunu sonunda yerle bir etti. Suskunluk yerini direnişe, çaresizlik ise umuda bıraktı. İslam dünyası küllerinden yeniden doğmaya , dirilmeye başladı. Artık rüzgar tersine dönüyor. Bir çağ kapanıyor ve yeni bir çağ açılıyor. Teslimiyet kültüründen direniş kültürüne geçiliyor. İslam dünyasının minarelerinden özgürlük sesleri yükseliyor. Yıllardır ezilen Müslümanlar adalet temelli yeni bir İslam dünyası kurmak istiyorlar. Müslüman halkların kararlılık ve cesareti tarihin kapılarını yeniden zorluyor. (Ümmet Coğrafyası)
- Kendi olamayan insanların başkası olmaya çalışırken nasıl da komikleştiklerini seyretmek insanı güldürse de aslında acı vericidir. (Seyyah)
- “Dünya İslamla özgürleşecektir” Çakal Carlos (venezuela’lı aktivist-halen fransız hapishanelerinde) (Söz Direnişçilerde)
- İslam'a girdikten sonra Müslümanlara dair hiç hayal kırıklıklarınız oldu mu? - Evet, hem de çok. Önceleri, Müslümanların hepsinin kapitalizmin sunduğu hayat tarzına karşı çıktıklarını düşünüyordum. Fakat Müslüman olduktan sonra tanıştığım Müslümanların bazılarının yaşamları beni şaşırttı. Bir Müslüman hem İslam'a inanip hem de nasıl bu kadar lüks yaşayabilir? Bunu aklim bir türlü almıyor. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) hayatı boyunca hiç lüks yaşamadı. İsa Mesih de aynı şekilde lüks yaşayanların sonlarının iyi olmayacağı ni söylüyor. İkinci hayal kırıklığım ise Müslümanların Kur'an'ı çok az okumaları oldu. Bu da beni oldukça şaşırtıyor. Çünkü Allah bize sürekli olarak Kur'an okumamızı, ancak Kur'an okuyarak doğru yola ulaşabileceğimizi haber veriyor. (Cennete Otostop)
- 'İstanbul sadece bir şehir değil; aynı zamanda bir manadır... Âlem-i İslâm'ın geleceği de, yüzyıl önce elimizden alınan İstanbul'un sahip olduğu bu manada gizlidir.' (Rotamız Alem-i İslam)
- Çocukların katledildiği dünyada biz yaşamasak da olur (Esir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin