Kitap Künyesi

Yazar: Rafet Elçi

Yayın Evi: Fanus

İSBN: 978-605-5136-03-1

Sayfa Sayısı: 118

--reklam--

Ruhlar Pipo İçmez Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Rüyalara tesirde bulunarak ikinci bir hayat meydana getirmeye çalışan ve bunu başarınca 'Gerçek Hayat'ın da değişeceğine inanan genç bir psikoloğun rüyalar ülkesine yaptığı seyahat.

Ölmüş bir şairin kendisi gibi uyuyan altı insanın rüyalarını yöneterek meydana getirdiği hayal şehir… Genç psikoloğun farkında olmadan bu hayal şehirde yaşamaya başlaması...

Mezarlıklardan uykulara, uykulardan mezarlıklara bir rüya çemberinin içinde gidip gelen bir arayış... Simetri hastası iki rüya dedektifinin rüya çemberini kırıp zaman çemberini keşfi...

Gerçeğin yeniden inşası...

--reklam--

Ruhlar Pipo İçmez Alıntıları - Sözleri

  • Sonu baharla müjdelenmiş, kışın güze çalan son demleri mi bu sakin bekleyiş?
  • Zira çocuk, zamanı bizim yaşadığımızdan daha yavaş bir şekilde görür ve hayallerinin sınırı olmadığı için onlardan kurtulmak da mümkün değildir. Gerçekte ne olduğunu bilmemek insanın ıstırabıysa çocuklar en çok acı çekendir.
  • "Şaraba ne hacet efendimiz? İnsan acıdan yaratılmış bir mahlûk; rüzgar estikçe titreyip kanar. Kanadıkça susar, sustukça dolar, doldukça boşalır. Gece şaraptır, mehtap şaraptır, yıldızlar mezedir. Bizi biraz da bu İstanbul içirir. Ama ben İstanbul'u içerim, yıldızlarla beraber."
  • Annem bana hep şunu derdi: Allah dağa bakar, karı ona göre yağdırır. Sen üzerime yağan şu kadar kara bakıp düşün artık ne tür bir dağ olduğumu.
  • Annem bana hep şunu derdi : Allah dağa bakar, karı ona göre yağdırır. Sen üzerime yağan şu kara bakıp düşün artık ne tür bir dağ olduğumu.
  • "Lanet olsun sana da , sana duyduğum aşka da dedi ." 'Aşk gibi sonsuz bir cevher varken beden gibi kokuşmuş bir şeyin peşinden koşarsan sana yazıklar olsun.Oysa ruhumu sevseydin; zarafetimi ,kalbimi sevseydin; aşkımızda ayrılık mı olurdu ???Ama bedenimi istersen haddimi aşmış olursun Bedenim sana ait değil , başkasına da ait değil, kimseye ait değil hatta bana bile ait değil.Ne olur beni bana bıraksaydınız.Ben ruhundaki cesur erkeği sevmiştim, hiçbir şeyden korkmayan o kahramanı sevmiştim.Yoksa o zavallı çirkin bedeniyle erkek,kadın gibi güzelliğin kreminden yapılmış ipekten bir heykeli nasıl hak edebilir? Kadın Erkeğe Değil Kahramana Layıktır...
  • İmkânsız mı? Ah dostum! Rüyaları avlamak için yola çıkmışsın ama imkânmızdan bahsediyorsun. Öte dünyayı yakalayıp bu dünyaya getirmeye çalışıyorsun, fakat 'önce' ve 'sonra' gibi anlamsız kelimeler kullanıyorsun. Ne 'önce'si ne 'sonra' sı? Bir çemberin içinde dönüp durduğumuzu görmüyor musun?
  • "Lanet olsun sana da , sana duyduğum aşka da dedi ." 'Aşk gibi sonsuz bir cevher varken beden gibi kokuşmuş bir şeyin peşinden koşarsan sana yazıklar olsun.Oysa ruhumu sevseydin; zarafetimi ,kalbimi sevseydin; aşkımızda ayrılık mı olurdu ???Ama bedenimi istersen haddimi aşmış olursun Bedenim sana ait değil , başkasına da ait değil, kimseye ait değil hatta bana bile ait değil.Ne olur beni bana bıraksaydınız.Ben ruhundaki cesur erkeği sevmiştim, hiçbir şeyden korkmayan o kahramanı sevmiştim.Yoksa o zavallı çirkin bedeniyle erkek,kadın gibi güzelliğin kreminden yapılmış ipekten bir heykeli nasıl hak edebilir? Kadın Erkeğe Değil Kahramana Layıktır...
  • “ Hayır! Kimse onları filmden çıkarmadı, anlamıyor musunuz ? Onlar filmin içindeler , fakat siz göremiyorsunuz .. “
  • “ Şimdi yükselmeyen ve fakat alçalmayan güneşin guruba tutunmak ister gibi bekleyen ısrarında, lale rengindeki saçlarımı savuran rüzgarın okşadığı alnım ... Şimdi dinginliğin limanında tazelenen ömrümün sönmeyen ışığı... Bana dinmeyecek bir hasretin acısını vermeden ilhamını bahşediyor.Ah göğsümün üzerinde bir ateş halesi olarak seyrettiğim benim pırıltılı dizelerim . Ve göklerin son bir bağışı olarak verilen yazma kudretim . Sana yazıyorum, evren denen küçük bahçenin bir kuyusundan açılan sonsuzun kuytu bir köşesinde uçuşan kelebek . Sana evren denen küçük bahçenin önünde uzanan yolun sonundaki küçük kızıl kulübeden yazıyorum .”
  • “ Seni yazmadı tarihler . Gözlerine bakanlar ‘Maşallah’ dediler yalnız . Boynunu görenler bu zarafeti hayra yormadılar . ... Ama işte yalnızca bir insan olduğun için bana aşk ilham ettin ve şimdi ben bu aşkı ölümsüz kılıyorum. “
  • “ ... O gün sevindiğim tek şey , benim yüzümden başka kimsenin ölmemiş olmasıydı . Kırılan bir kemiğin sesini duyup, oluk oluk akan kanların sıcaklığını hissettim. Canımın bedenimden çıktığını ve benim o cana tutunarak çıktığımı hissettim. Ölüm dediğimiz şeyin bir saniyeden daha kısa bir an olduğunu anladım. “
  • Sonu baharla müjdelenmiş kışın güze çalan son demleri mi bu sakin bekleyiş?

--reklam--

Ruhlar Pipo İçmez İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Kainatın sırrına ulaşmak için önce ölmek, sonra tekrar ölmek, sonra tekrar ölmek ve çemberlerin hepsini tamamladıktan sonra bizi bekleyen gerçeğe ulaşmak gerekiyor." Ruhlar Pipo İçmez, Rafet Elçi'nin Ahrar, Şair ve Platon'un Aşkı'ndan sonra okuduğum 4. Kitap. Yazarın kalemine aşık olduğum gibi bilgi birikimi de okuyanda hayranlık uyandırıyor. Yazar bu incecik kitaba kocaman bir dünya sığdırmış. Ürpererek bir solukta okuduğum farklı bir dünyaydı. Altında Rafet Elçi' nin imzası olan her satırın ruhu olduğu bir gerçek. (Aslıhan Demir)

Farklı türde bir kitaptı. Rüya alemiyle gerçek hayattaki bağlantıları çözmek, garip karakterler, konuşma esnasında hangisinin konuştuğunu çözememek... Şu ara anlama yetimin zayıfladığını düşünüyorum evet, ama okuyanların söyledikleri kadar etki bırakacak bir kitap olmazdı yine de benim gözümde; ancak yazarın Şair isimli kitabından beklentim yüksek. (Hakan)

--reklam--

Ruhlar Pipo İçmez PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Rafet Elçi - Ruhlar Pipo İçmez kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ruhlar Pipo İçmez PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Rafet Elçi Kimdir?

Kanayan Kafesler adlı romanında izlerine rastlanan bir okul hayatı geçirdi. Yani okul kitaplarına tamamen ilgisiz ve okulda okutulmayan kitaplara tam ilgiliydi. 

Kemiğe Dayanmış Yaralar (2003) adlı şiir kitabında ilkokul sıralarından üniversite amfilerine kadar yazdığı şiirleri topladı. Üniversiteyi bitirdiğinde basılmış üç kitabı ve birlikte devam ettirdiği bir kaç projesi vardı. 

Askerlik vazifesi sırasında Donanma Komutanlığı için dört eseri Osmanlıca aslından sadeleştirdi, kendisinin yayına hazırladığı Kılıç Ali Paşa adlı eser 2006 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından basıldı. 

Birisi zengin bir çevreden diğeri fakir bir muhitten gelen iki genç dahinin hikayeleri olan Kanayan Kafesler (2003) ve Kalbimdeki Monarşi’den (2004) sonra bambaşka bir üslupla modern bir psikoloji romanı yazdı (Ruhlar Pipo İçmez 2009). 

Aynı yılın Temmuz ayında kitaplardan uzak kalmasına sebep olan iş hayatına son vererek, erteleyip durduğu 3 büyük projesinden ilkini yazmak için çalışma odasına kapandı. Dört ay sonra çıktığında koltuğunun altında Şair (2011) romanı vardı. Daha müsvedde aşamasında adını duyurmaya başlayan bu eser sayesinde hayatının en önemli gayelerinden birine ulaştı: yazarak yaşamak! 

Şu an biri senaryo, birisi roman, diğeri editörlük olmak üzere üç projeyi aynı anda yürütüyor. İngilizce, Arapça ve Osmanlıca biliyor.

--reklam--

Rafet Elçi Kitapları - Eserleri

  • Şair
  • Ahrar
  • Platon'un Aşkı
  • Ruhlar Pipo İçmez
  • Kanayan Kafesler
  • Var Olan
  • Yolcu
  • Bütünbelirim
  • Türk Harp Kudretinin Sınırları
  • Kalbimdeki Monarşi

--reklam--

Rafet Elçi Alıntıları - Sözleri

  • "Şaraba ne hacet efendimiz? İnsan acıdan yaratılmış bir mahlûk; rüzgar estikçe titreyip kanar. Kanadıkça susar, sustukça dolar, doldukça boşalır. Gece şaraptır, mehtap şaraptır, yıldızlar mezedir. Bizi biraz da bu İstanbul içirir. Ama ben İstanbul'u içerim, yıldızlarla beraber." (Ruhlar Pipo İçmez)
  • Beynimi meydana getiren dış tesirler, beynimin meydana getirdiği şeyleri belirlemiş, ben de beynimin meydana getirdiği dış şeylerle beynimi meydana getiren şeyleri birleştirip buna "Benlik" demişim. (Var Olan)
  • "Bu kadar duygusallıkla yaşanabilir mi dostum? " (Kanayan Kafesler)
  • Lakin şair bir iğnenin deliğinden sonsuza bakan adamdır. Sonsuz dururken iğneye bakan adam değildir. (Yolcu)
  • Ne tuhaf! Hüznü sevincinden derin, (Yolcu)
  • "Lanet olsun sana da , sana duyduğum aşka da dedi ." 'Aşk gibi sonsuz bir cevher varken beden gibi kokuşmuş bir şeyin peşinden koşarsan sana yazıklar olsun.Oysa ruhumu sevseydin; zarafetimi ,kalbimi sevseydin; aşkımızda ayrılık mı olurdu ???Ama bedenimi istersen haddimi aşmış olursun Bedenim sana ait değil , başkasına da ait değil, kimseye ait değil hatta bana bile ait değil.Ne olur beni bana bıraksaydınız.Ben ruhundaki cesur erkeği sevmiştim, hiçbir şeyden korkmayan o kahramanı sevmiştim.Yoksa o zavallı çirkin bedeniyle erkek,kadın gibi güzelliğin kreminden yapılmış ipekten bir heykeli nasıl hak edebilir? Kadın Erkeğe Değil Kahramana Layıktır... (Ruhlar Pipo İçmez)
  • Ne kadar elinden tutulsa, ne kadar ilgilenilse de yalnızdır çocuklar . (Kanayan Kafesler)
  • “ Hayır! Kimse onları filmden çıkarmadı, anlamıyor musunuz ? Onlar filmin içindeler , fakat siz göremiyorsunuz .. “ (Ruhlar Pipo İçmez)
  • Kendi göğsünde kalabalıkların gürültülerini dindiren ve kendi ruhunu kirlerin karmaşasından arındıran bir adam nasıl olur da tanrının sesini duymaz zaten? Şayet bu kadar saflaştıktan sonra da tanrının sesini duymayacaksa ruhumuz, ya tanrı hiç konuşmamıştır ya da ruh hiç varolmamıştır. Hayır, o bir tanrı icat etmemişti, o bir tanrıya icabet etmişti. Bunlar çok farklı şeylerdir dostlarım. (Platon'un Aşkı)
  • Şu acıyla kabaran ellerime bir bak! Şu derin bir kederle duyduğum iştiyak*, Beni öldürüyor günden güne. Görüyorsun ya hep mutsuzum. İştiyak: güçlü bir istek (Yolcu)
  • Eğer sen cahil olduğun bilirsen cehalet bile bir makamdır... (Ahrar)
  • Herhangi bir şey konusunda 'onu kaybettim' deme. 'Onu iade ettim' de. (Ahrar)
  • "Nasıl istersen öyle olsun dostum. Şimdi, güneşin ışığının bize sekiz dakika gecikmeyle geldiğini biliyoruz. Zira ışığın bu kadar uzun bir mesafeyi katedebilmesi için böyle bir zaman gerekiyor. Bu süre içinde elbette güneş değişmiş oluyor ama biz her defasında sekiz dakika öncesini görüyoruz. Demek ki aradaki mesafeyi kısaltsak onun şu andaki haline zamansal olarak daha yakın bir halini göreceğiz. Ondan uzaklaştığımız takdirde de aradaki zaman farkı artacak ve biz onun şu andaki halinden çok daha eski bir halini göreceğiz. Bunlar çok bilinen ve yeterince açık şeyler değil mi?" "Evet. Bu olgu hakkında hemen herkes bir şeyler duymuştur." "Güneşten bize bakan birinin bizim sekiz dakika öncemizi göreceği de aşikar. Yani sekiz dakika önce yaptığımız şeyler uzaydan silindi diye düşünsek de aslında korunuyorlar ve hatta benzetme yaparsak bir çamaşır ipinde asılı fotoğraflar gibi uzayda serili halde bulunuyorlar. Elbette bu, evrenin bütün bir tarihi için geçerli." (Bütünbelirim)
  • Otur ve bana bir kadeh uzat! Uzun bir acının parmağı gibi kandan, Bana her acıdan bir kadeh doldur. (Yolcu)
  • Gel ruhum gidelim bu şehirden Pırlanta topuklarla, kristal nehirden Sırça saraylara gidelim. Saraylara gidelim. (Yolcu)
  • Ne kadar elinden tutulsa, ne kadar ilgilenilse de yalnızdır çocuklar. (Kanayan Kafesler)
  • Platon diyor ki; "Güzel bir ruha aşık olan ona hayatı boyunca sadık kalır, çünkü sevdiği şey ebedidir." (Platon'un Aşkı)
  • Kaderin kahkahası bir ömre yayılmıştır (Ahrar)
  • Var olmak için çaba harcayanlar ancak var olmayanlardır. (Var Olan)
  • Tüten bir ejderha gibi alevsizim Mutsuzum, yalnızım, sensizim Ve bazen gitmek istiyorum buradan Lakin ölüm müdür benim yurdum? Cehennem miydi hayalini kurduğum? (Yolcu)