Kitap Künyesi

Yazar: Bejan Matur

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 6051148151

Sayfa Sayısı: 118

Rüzgar Dolu Konaklar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Doğduğumuzda

Bizim için yaptırdığı sandıklara

Gümüş aynalar

Lacivert taşlar

Ve Halep’ten kaçak gelen kumaşlar

Dolduran annemiz

Bir zaman sonra

Bizi koyup o sandıklara

Yol

Rüzgâr

Ve konakları fısıldayacaktı kulağımıza.

Yalnız kalmayalım diye karanlıkta

Çocukluğumuzu ekleyecek

Avunmamızı isteyecekti

O çocuklukla.

Sırtımızdan jiletle akıtılan kanın

Karıştığı uzun ırmağa

Bırakıldığımızda

Annemiz bu kadarını istemezdi

Bu yüzden

O uyurken

Uzaklaştık

Diyorduk sulara.

*

Soğuklar başladığında

Atlılar gelmişti bizi almaya

Yaşlı ve tuhaf atlılardı

Korkutmuşlardı bizi

Kar yağmıştı bakışlarına.

Ve hiç konuşmadan bizimle

Bakmadan ellerimizin küçüklüğüne

Konaklara götüreceklerdi bizi

Rüzgârla uğuldayan konaklara.

Rüzgar Dolu Konaklar Alıntıları - Sözleri

  • ¶¶ Konuşmanın ne anlamı var diyordum İnsanın yankısı olmazsa. ¶¶
  • ¶¶ Suskun konaklar gibiydim Kapıları gittikçe çoğalan. ¶¶
  • ¶¶ Kanatları varmış gözyaşının Acıtmazmış düşerken. ¶¶
  • ¶¶ Bir düş sanki olanlar Uzayan ve uzadıkça acıtan. ¶¶
  • ¶¶ Biz değil miydik inandıkça katılaşan tenimizle Aldanışın kuytusuna gizlenen? ¶¶
  • ¶¶ Ben azaldıkça kendim mi oluyordum Başka bir şey, başka biri mi yoksa? ¶¶
  • ¶¶ Aşk kalbi korkuyla doldurur Sırrı yok eder Dokunur yalnızlığa. ¶¶
  • Kanatları varmış gözyaşının Acıtmazmış düşerken.
  • gündoğumuyla gelen huzura da günbatımının sancısına da yabancısın. de ki; sabahın efendisi sen değilsin kimse değil. yol gidenin gün dönenindir şiir hayatın ve görenin.
  • Ve çıktığım her yolculukta Yorgunluğuma aldırmadan Düşler kuruyordum
  • Büyücüm Tanrıların isimlerini tekrarlamam, ölümü geciktirmiyor. Kemiklerimi, adak testimin yanında kıvrılmış buluyorum. Ve şekilsizliğimi unutmaya çalışıyorum. Nereden geldiğim biraz önemli Orada kalsaydım daha mı az titretecektim mermeri. Yüzünü tanıyorum büyücüm Yaşaması gerekmiyor ellerimin Yalnız gideceğim oraya Tanrılara ağlayacağım bu defa Tanrılar ağlanmaktan yorgundur oysa Boşluklarının, olmayışlarının sıkıntısını anlatacağım Susacaklar Soluksuz nasıl yaşanır sırlarını fısıldayacaklar Yaşanır mı büyücüm Işığı yetmiyor gözlerinin Sadakatini anlatmaya Yoksun Yokluğun anlam bulmuyor yakarışında Çocuksuz olmalısın Kemiklerin yetiyor anlatmaya Gri giysili törenler bitti Ayın ipuçlarını vereceği ânı bekliyorum. Bir ömre kaç ölüm sığdırılır Hangi korku adak testisini doldurur bilmiyorum Büyücüm gecede yıldızlarımın olması günah olur mu Üstelik birbirlerine göz kırptıkları yok Ölümlüyüm, Bundan büyük mutluluk olabilir mi büyücüm. Susuyor, kıvrılıyorum Kıvrılınca kemiklerimi sayamıyorum. Adak testim başucumda içi boş, Kaçıncı kadınıyım o adamın bilmiyorum. Kör oldum büyücüm Ateşin susuz öfkesi artık yok. Taşınan heykeller gibi kör Kırılan sütunlar gibi aksak. Hem büyücüm, Kadının acıları üşüşünce güneye Dünyanın dengesi neden bozulmuyor Anlamıyorum Dönüş Gitmek gibi olmayan boşluğuyla Uzak kalmanın uzunca sürdüğü o yaz ortası. Kaç gün Saymadım belki üç Zamanla işim bitti artık. Acı çoğaldıkça yumuşaması tenin Tersi değil miydi söylenen bize Biz değil miydik inandıkça katılaşan tenimizle Aldanışın kuytusuna gizlenen. Ben azaldıkça kendim mi oluyordum Başka bir şey, başka biri mi yoksa Bir başka hayatın olmadığı Her ânın değiştirdiği doğruysa Her şey dondu büyücüm Bir mermer soğukluğu kalıcı olan Bir de dokunuş
  • Titreyerek sevdiğim her şey Kesti kanımı Gönül düşürdüğüm her şey kırılgan
  • Pencereden göründüğü kadarmış hayat.
  • gündoğumuyla gelen huzura da günbatımının sancısına da yabancısın. de ki; sabahın efendisi sen değilsin kimse değil. yol gidenin gün dönenindir şiir hayatın ve görenin.

Rüzgar Dolu Konaklar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun,hukuka olan inancını yitirdikten sonra edebiyata yönelmiş,gelecek vaat eden,uzun zamandan beri birçok şiir kitabından alamadığım hazzı duyumsamamı sağlayan önemli şairlerden birinden bahsedeceğim bu incelememde:Bejan Matur. Biraz araştırma yapma imkanı buldum şairimiz hakkında.Bitirmiş olduğum "Rüzgâr Dolu Konaklar" ile 1997 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü ve Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazanmış. Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt gibi fanzin dergilerde yayımlanmış. Daha önce "İbrahim'in Beni Bırakması"kitabını okumuştum fakat dikkatimi çekmemişti şair.İncelemesini yapıyor olduğum kitabındaysa;duru ve sade bir dil,sakin bir üslubun arkasına saklanmış nice kederlere şahit oldum.Birçok mısrasında kendimden parçalar buldum,kavurucu mısralar doyumsuz bir tat verdi bana kitap serüvenince. "onun çölünde her gece  fısıldadım kumlara.  sordum nasıl yaptıklarını çölü,  boğmadan koyun koyuna. " "bir düş sanki olanlar uzayan ve uzadıkça acıtan" dedi ve beni yere serdi. Sonra Allah'ın çocukluğundan bahsetti: insanın dönüp döneceği yerdir  çocukluğu.  sabah ezanı  bu yüzden  müslümanlara  allahın selamını öğretir.  allahın çocukluğu  gündoğumunda  ölüleri anmakla başlar.  ve anne ölür  ezanda ölür anne  selamı üzerine olan her çocuk  allahı düşünür.  dili vardır taşların.  sabahları en çok  ıslak bir huzurla  yatarken onlar  içleri ıslanmış kadınlar  pörsümüş yorgun erkekler  kutsanmak umuduyla  kıvrılır uyurlar.  hepsi laf bunların.  bana kalsa  ağır bir abdest kokusu  ince belli sürahiler  kadınların nemli apış araları kokan  pazen donları.  burada  söz olmamış sesin kederiyle  başlar gün.  ve denir ki;  kaderinizi sevin  sevin kaderinizi  ve hayat için  tatlı bir tesadüf deyin.  ağır bir abdest kokusu  ince belli sürahiler  kadınların apış arası nemli pazen donları  ve mantarlı ayakları erkeklerin.  şadırvanda alaca su:  damlar  damlar.  ellerin beyazlığındadır ölüm  gövdenin kıvrımında.  benim erkeğimi isterken titreyen  içimin suyunda  ben unuttum her şeyi.  geldiğim yeri  annemi, babamı,  mezarlığa gitmeyi.  orada yapayalnız kaldı meşe  ölülerin arasında ölümü en iyi anlatan meşe.  bir ağaç nerede duruyorsa  benziyor oraya.  meşe mesela  akdeniz’de taşların arasında  farklı mı taşlardan?  selvi, ölülerin karanlık bir ah’la  durdukları son anın ipidir.  salkım söğüt, yaslı söğüt  suya kaptırmış içini, kırılgan.  benzer her şey baktığına.  ben anneme benzerim  babama da tabii.  ve büyük halamın evinde yaşayan kediye de.  aslında şu yeryüzünü denizlerle düşünmemiz yok mu  hata ediyoruz.  dünyanın nefes aldığı bir ilk andı denizleri yapan.  dağları yapan bir öfkeydi  böyle söylüyor ilk kitaplar.  her dilin kendinden önce,  çok önce bir hayatı var.  ve onu sadece  bu kitaplar konuşuyor.  susarak bakıyoruz biz  hatırlamayarak.  şairler bir bok anlamıyorlar aslında  dünyanın çocuk kalmış bir acısı var  ve bu ezanda çıkıyor ortaya.  allahın selamı ölülerin üzerine oluyor  aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan  dönmeyi öğreniyor  yerden kurtularak  durmadan dönerek  çölde yaşayanlara fısıldanmış bir hakikatle  kurur toprak  nehir dediğin çölde kaybolur.  toprağını gizler nehir dediğin.  hiçliği tarif eden hiçliği anlar.  yokluğa bürünmek o ilk anda.  bir nehir tanıyorum  kayboluyor  bir çölün şehvetli karnında.  bir ayan olma hali belki,  ona en yakın göl  kayıklarını tutarak içinde,  balçığını yutuyor.  ama biliyor ki,  bir göl yutunca suyunu  ortada kalır  bir göl yutunca balıklarını  kararır.  tüm göllerini göremeden yeryüzünün  öleceğiz.  ne acı.  gündoğumuyla gelen huzura da  günbatımının sancısına da  yabancısın.  de ki;  sabahın efendisi sen değilsin  kimse değil.  yol gidenin  gün dönenindir  şiir hayatın  ve görenin.  allahın selamı  müslümanların ülkesinde  ölülerin üzerine olsun diyerek  kanatır günü.  insanın çocukluğu annenin ölümüyle başlar  bitmez çocukluğu annesi ölenin.  de ki;  sabahın efendisi sen değilsin  kimse değil.  kanamış bir solukla bakmaktan  yoruldum.  kimsesi yok kimsenin Bu şiirin ardından incelememi şu şekilde noktalarsam yerinde olur:Yaşadıkları yaşadıklarım;hissettiği ruhi bunalım,hissettiğim ve beni sürekli eksilten öfkeli ruh devinimim;mısraları,dünyanın gizini ve anlamını çözmeye uğraşan meczubun yakarışları gibi.O meczubu sevdim ben çünkü kendimi yok ettiğimden beri biraz da o meczup benim. (Furkan Güreci)

Kitabın Yazarı Bejan Matur Kimdir?

Bejan Matur, (d. 14 Eylül 1968 Pazarcık), şair, yazar.

14 Eylül 1968 tarihinde Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı Köyü'nde doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Gaziantep'te tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

İlk kitabı Rüzgâr Dolu Konaklar ile 1997 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü ve Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülünü kazandı. Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinden yapılmış bir seçki 2004 yılında "The Temple of a Patient God" adıyla İngiltere'de Arc yayınevi tarafından, Almanca-Fransızca diğer bir seçki ise Winddurchwehte Herrenhauser adıyla 2006'da Lüksemburg'ta PHI yayınevi tarafından yayımlandı. Bir süre Zaman Gazetesi'nde dil, Alevilik, Kürt Sorunu gibi çeşitli konular üzerine yorum yazıları yazdı. 2008 yılında kurulan Diyarbakır Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu başkanıdır. Rudaw gazetesinde haftalık köşe yazıları yazmaktadır.

Bejan Matur Kitapları - Eserleri

  • Dağın Ardına Bakmak
  • Rüzgar Dolu Konaklar
  • Tanrı Görmesin Harflerimi
  • Ayın Büyüttüğü Oğullar
  • İbrahim'in Beni Terketmesi
  • Son Dağ

  • Onun Çölünde
  • Aşk Olmayan
  • Kader Denizi
  • Dünya Güzeldir Hâlâ
  • Ayın Büyüttüğü Oğullar

Bejan Matur Alıntıları - Sözleri

  • Ey Tanrım Nereye aidim Bana bildir! (Kader Denizi)
  • Bu sağırlık Cennet değilse Nedir ? Nedir bu duymamayı yapan Tamlık (Kader Denizi)
  • ¶¶ Suskun konaklar gibiydim Kapıları gittikçe çoğalan. ¶¶ (Rüzgar Dolu Konaklar)
  • Bana ilk kez yaklaştığım o ormanda Kaybetmeyi öğrettin. (Onun Çölünde)
  • Pencereden göründüğü kadarmış hayat. (Rüzgar Dolu Konaklar)
  • Ve sevgilim biliyor musun Ruhtan da acı bizim ülkemiz. (Aşk Olmayan)

  • Kader kadar karanlık Sular Senin bakışların Soluğun karanlık... (Kader Denizi)
  • kaç dağ uzaksın benden bilemem ki…. (Aşk Olmayan)
  • Ne çok keder var Ey Allahım ne çok gidiş. (Son Dağ)
  • İnsan diyor annem Bir yerde yaşamakla İyiliği öğrenmeli, Taşa baktıkça mesela Dağa baktıkça Dokundukça dalına bir ağacın Görmeli iyiliği. (Son Dağ)
  • Uyuyor sanıyordum dünyayı. Her şeyi uyuyor sanıyordum Avutmuştu bu beni. (Onun Çölünde)
  • Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki (Son Dağ)
  • sessizlik, kalbimde işleyen gerçek! (Dünya Güzeldir Hâlâ)

  • Seninle benim aramda dağlar oluşabilir Dediğimde inanmadın. Ama bak oluyor işte. Bozkır bitiyor ve başlıyor dağlar Acı başlıyor. (İbrahim'in Beni Terketmesi)
  • Unutmak değil, hatırlamak yükü bizdeki.. (Son Dağ)
  • Olmuyor işte  Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
  • Olmuyor işte  Yan yana uzanmakla karışmıyor çocukluk. (Tanrı Görmesin Harflerimi)
  • Avlusunda beklemek olan suskun ev, Ölüm sandı geceyi. Ve dünyadan ayrıldı. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
  • Sözcükler acımızı doldurmayacak. (Ayın Büyüttüğü Oğullar)
  • Meydanlara çıkıp mücadeleye devam gazı veren hiç kimsenin kendi çocuğunu cephede öne sürmediğini hatırlatmaya gerek var mı ? (Dağın Ardına Bakmak)