Kitap Künyesi
Yazar: Halil Cibran
Çevirmen: A. Erkin Köylügil
Yayın Evi: Avrupa Yakası Yayınları
İSBN: 9789944979931
Sayfa Sayısı: 112
Rüzgar Gülü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Halil Cibran'ın 2. eseri olma özelliğini taşıyan kitap aynı zamanda yazarın sanatının gelişmesinin de habercisidir. Eseri farklı bir tarzla kaleme alan yazarın anlatımda sergilediği ustalık okuyucuyu derinden etkiliyor. Neyin habercisi olduğunuza karar verme zamanı...
"Gerçek olan şu ki: Biz her zaman kendi habercilerimizdik ve bundan sonra da her zaman kendi habercilerimiz olarak kalacağız. Topladıklarımızın ve toplayacaklarımızın hepsi el değmemiş tarlalarda hayat bulacaklar. Biz tarlalarda; hem çiftçi, hem toplanan, hem toplayanız.
Sen siste dolanan bir arzu olduğun zamanlar ben de aynı siste dolanan bir arzu olarak oradaydım. Sonra birbirimize aktık ve isteklerimizden düşlerimiz doğdu. Ve o düşler sınırsız zamandı ve ölçüsüz boşluktu."
(Tanıtım Bülteninden)
Rüzgar Gülü Alıntıları - Sözleri
- Ne garip, bu iki soylu kuş birbirlerine saldırıyor. Koskocaman gökyüzü ikisine de yetmiyor mu?
- "Kelimelere dökülemeyecek olanı bana sessizliği ile iletiyor."
- Yüreğim derinliklerinde bir kuş uçtu göklere. Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi...
- ... dün fethedilmiş bir ölüm, yarın ise peşinden koşulan bir doğuştu.
- Ne kadar da sıkıcı ve tekdüzesin!
- Bir rüya uğruna harcanmış bir gençlik, Gözlerimi yummamı emreden bir yüz, Kulağımda çınlayan bir ses, Ellerimi tutan bir el, Affet beni gereğinden fazla beklediğin için
- Her biriniz haklısınız ve hiçbiriniz haksız değilsiniz.
- Benim hikayem oldukça kısa, çünkü sabun köpüğü misali çabucak oluverdi her şey.
- " Ne kadar yaşam eder bu para! "
- " Eğer arzu edersen, ölümsüz olabilirsin, tıpkı tanrılar gibi, ne yazık ki şarkı söyleyemiyorsun! "
- Rüzgârgülü şöyle dedi rüzgâra: " Ne kadar da sıkıcı ve tekdüzesin! Benim yüzümden bir başka yöne esmek bilmez misin? Bana tanrı ''nın bahsetmiş olduğu durağanlığı altüst ediyorsun." Rüzgâr yanıt vermedi, safi güldü boşlukta..
- Fakat ben hırsızın ve çapulcunun tekiyim...
- " Bu ne güzellik Bu ne yaşanmışlık! Bu ne ruhun düşü!"
- Tapınaktaki bir mahkûm, nasıl görür altın kubbeleri?
- "Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere. Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi."
Rüzgar Gülü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın 52 sayfası Halil Cibran'in biyografisine ayrılmış. Cibran'in hem kendini hem de sanatını bulma çabasını okuyorsunuz. Edebi dilini bulmak için Arapça ve İngilizce çalışmalarını, şiirlerini, kitaplarını süsleyen eskiz çalışmalarını, sıkıntılarla geçen aile yaşantısını, Suriye'nin özgürlüğü için girişimlerini, Osmanlı idaresi duyduğu öfkeyi, aşklarını, reddedilişlerini, hastalığını ve iç çatışmaları sonucundaki psikolojik buhranlarını okuyorsunuz. Kalan kısımda da çoğunluğu 1 sayfa olan 25 adet kısa hikaye bulunuyor. En sevdiğim hikayeleri: Savaş ve küçük uluslar, bir kütükte dört kurbağa, Bilge ve Ozan (S.Münzevî)
Kısa kısa hikayeler, hikaye içinde derin anlamlar. Halil Cibran insanların duygu ve düşüncelerini dönemin özelliklerini de katarak vermiş. Özellikle son hikayesi ile insanların sevgi anlayışlarının nasılda farklı olduğunu vurgulamış. Çıkarsız gerçek sevenden şüphe edilir. Nefret dolu olup sevmeyen ise baş tacı edilir. (fatma CALAYIR)
Yazarın 2.eseri olan "Rüzgar Gülü"nün çok düşündüren veya etkileyen ağır dil uslubu yok akıcı bir kitap yazarın bu aralar kitaplarına sarmış durumdayım:)Deli adlı kitabını okuyanlar varsa bilir onun incelemesini yapmamıştım ama yazar aynı tatta yazmış bu iki kitabıda. .... Fikir zıtlıkları olsada mesaj verme niteliği taşıyor. Deneme ve şiirlerden oluşan bir kitap.. Zengin - fakir, Soylu-halk daha doğrusu anımsattığı kötü krallar ve halk ile arasında geçen çekişmeler gibi masal tadın da da yer yer. İç güzelliği de kötülüğüde süslü cümlelerle anlatmamış akıcı uslubu güzel.. O halde iyi okumalar :) (Havva ÖZLEK)
Kitabın Yazarı Halil Cibran Kimdir?
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.
Halil Cibran Kitapları - Eserleri
- Ermiş
- Fırtınalar
- Ermişin Bahçesi
- Asi Ruhlar
- Kum ve Köpük
- Aforizmalar
- Vadinin Perileri
- Rüzgar Gülü
- Gönlün Sırları
- Bilgelik Kitabı
- Bütün Eserleri - 2
- Bütün Eserleri - 1
- İnsanlık Yalnızlığında Oturur
- Umutsuz Aşık
- Bilgelik ve Erdem
- Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm
- Mezarlar Ne Söyler?
- Haberci
- Aşk Mektupları
- Meczup
- Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır
- Gezgin
- Kendimle Konuşmalar
- İnsanoğlu İsa
- Lazarus ve Sevgilisi
- Dost Mektupları
- Sevgili Ermiş
- Kabuklar ve Özler
- Yeryüzü Tanrıları
- Cibran Neden Evine Gidemedi?
- Ermiş - Gezgin
- Gece ile Sabah Arasında
- Usta'nın Sesi
- Derin Akıl ve Derin Yürek
- Bütün Eserleri
- Öz
- Kırık Kanatlar
- Musiki
- Sus Kalbim
- Ben Bir Sisim
- Kum ve Köpük - Avare
- Şeytan
- Seçme Eserleri
- Medcezir
- Cibran'ca 3: Şeytan - Deli
- Kafir Halil
- Reenkarnasyon Öyküleri
- Gavur Halil - Deli
- Felsefi Öyküler
- Halil Cibran Seti
- Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar
- Şairin Ölümü Hayatıdır
- من به خوشبختی شما اهمیت می دهم
- Vadinin Perileri
Halil Cibran Alıntıları - Sözleri
- Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de. (Meczup)
- Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir . (Vadinin Perileri)
- "Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var içimde ve orada oturan için benim tek başınalığım kalabalık bir pazar yeridir ve sessizliğim seslerin bir karmaşasıdır." (İnsanlık Yalnızlığında Oturur)
- Bunlar kelimelere dökülenlerdi. Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı. Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı… (Ermiş - Gezgin)
- Fırtınalar ve karlar çiçekleri öldürebilir fakat çiçek tohumlarını öldüremezler. (Mezarlar Ne Söyler?)
- - Nereye ilkbaharım, nereye? (İnsanoğlu İsa)
- Dün, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi bana. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. (Ben Bir Sisim)
- Ve zaman da, tıpkı sevgi gibi bölünemez ve ölçülemez değil midir? (Derin Akıl ve Derin Yürek)
- “Bir kadını anlayabilecek veya bir dahiyi açıklayabilecek veya bilimin sırrını çözümleyebilecek biri işte o kişidir, güzel bir düşten uyanıp, bir kahvaltı sofrasına oturan.” (Kum ve Köpük)
- "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir." (Bilgelik Kitabı)
- Delillerimi dinleyin. Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir. (Gavur Halil - Deli)
- Bu, ölümün pençeleri arasındayken hayata döndüğünü hisseden bir insanın, ümitsizliğe düştükten sonra ümitlenen kişinin bakışıydı. (Kafir Halil)
- Bizler bu dünyaya aşağılık birer sürgün olarak gelmedik. Aksine hayatın güzelliklerini, gizemlerini öğrenmek, ölümsüz evrensel ruha ibadet etmek ve bedenlerimizin sırlarını araştırmak için cahil birer çocuk olarak geldik. (Mezarlar Ne Söyler?)
- "Her birimizin bir yerlerde mutlaka dinlenecek bir yerleri olmalı, sevgili Mary. Benim ruhumun dinlenme yeri, içinde senin üzerine edindiğim bilginin yaşadığı güzel bir koruluk." (Sevgili Ermiş)
- Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz. (Asi Ruhlar)
- Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.. (Halil Cibran Seti)
- "Hatırlamada mesafeler yoktur; sadece farkında olmadan ne sesinin ne de gözlerinin daraltacağı bir uçurum vardır." (Bütün Eserleri - 1)
- Bilmez misin ki ruhun, hayalinde aşamayacağı hiçbir uzaklık yoktur? Ve bu uzaklığı aştığın zaman ruh bir uyuma kavuşur. (Ermişin Bahçesi)
- *İnsanın hayal gücü ile hedefledikleri arasında bir uçurum vardır. Ve bu uçurum ancak tutkuyla aşılabilir. (Bütün Eserleri - 1)
- " Ne kadar yaşam eder bu para! " (Rüzgar Gülü)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin