Kitap Künyesi

Yazar: Elias Canetti

Çevirmen: Ahmet Cemal

Orijinal Adı: Das Geheimherz der Uhr: Aufzeichnungen, 1973-1985

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755707341

Sayfa Sayısı: 189

Saatin Gizli Yüreği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Elias Canetti'nin 1942'de tutmaya başladığı ünlü "Notlar"ının 1972'ye kadar olan kısmını İnsanın Taşrası adıyla yayımlamıştık. Şimdi de 1985'e kadar olan ve Saatin Gizli Yüreği adıyla bilinen ikinci cildi yayımlıyoruz.

Canetti bu "Notlar"da bir tür nehir-roman tarzını benimseyerek düşünsel deneyimlerle yaşamın kendisi arasındaki derin ve sağlam bağlar üzerinde gezinir. Varlığın bütünselliğine ulaşan bu "Notlar" aynı zamanda Canetti'nin kendi hayatıyla hesaplaşmasının gözler önüne serilişidir. Doğallığı ve kaçınılmazlığıyla ölüm olgusu ve onun etrafında gelişen düşünceleri, dünya edebiyatına yön vermiş bu önemli ismi daha yakından tanımanın anahtarı da aynı zamanda…

"İnsan çok yönü, binlerce yönü bulunan bir varlıktır - en büyük şansı ve mutluluk kaynağı da budur; ve insan ancak belli bir süre sanki böyle bir varlık değilmiş gibi yaşayabilir. Kendini amacının kölesi gibi hissettiği anlarda, insana yardımcı olabilecek tek çare vardır: Eğilim ve yeteneklerinin çokyönlülüğüne boyun eğip, kafasından geçenleri hiçbir ayıklama yapmaksızın kağıda dökmek."

(Tanıtım Bülteninden)

Saatin Gizli Yüreği Alıntıları - Sözleri

  • “Ölüm üzerine susmak. - Ne kadar dayanabilirsin buna?”
  • “Çok düşün. Çok oku. Her konuda fikrini açıkla, ama susarak.”
  • . “insanın bulmak istemediği birini araması." .
  • “Övgü, soluk almanın kuralını bozar.”
  • Göçler. Aynı insan aynı yere sürekli yeniden göç ediyor. Kendini asla bulmuyor, yitip gidiyor ve hep yeniden geliyor. .
  • İçimde onun gülümsemesi ve sözcükleri vardı...
  • İçimde onun gülümsemesi ve sözcükleri vardı...
  • Sözcüklerinin etkisini anladı ve bu yüzden konuşamaz oldu.
  • . O giderken.. İçimde onun gülümsemesi ve sözcükleri vardı.. .
  • “Hakikatin ne olduğunu bilmiyorum. Hayatımın kendini onun uğruna tüketmekte olduğunu biliyorum.” .
  • "Görmediğim ve bildiğim her şey beni hayatta tutuyor." .
  • Kendinden memnun oluş bataklığının sularını boşaltmak. .
  • Çok fazla sözü olan ancak yalnız olabilir.
  • Saklandığından bu yana, kendisi hakkında daha olumlu bir fikri var

Saatin Gizli Yüreği İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Saatin Gizli Yüreği, Canetti’nin 1972-85’e kadar olan “Notlar”ının ikinci cildi. Birinci Kitap olan “İnsanın Taşrası”, 1942-72 yıllarında tutmuş olduğu notlarını kapsıyor. Henüz 2015’de Ahmet Cemal tarafından Türkçe’ye kazandırılan kitaptaki her bir not, yazarın kült romanı Körleşme’sinde anlattığı kendi kalesine kapanan, toplumdan soyutlanmış Profesör Kien’in dünyasıyla bir hayli benzer. Canetti’nin güçlü bir kalemi var, yirmi altı yaşında kaleme aldığı Körleşme’yi bir ay gibi uzun bir sürede bitirmiştim. İnsanın kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasını okumak, hele ki bir yazarın güçlü kaleminden okumak ister istemez o hesaplaşmanın ağırlını hissettiriyor ve baskı altına alıyor. Yarım bıraktığım Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı adlı eseri, adı üzerinde huzursuzluk çemberinde sarsıcı, aynı minvaldeki kitaplardan biriydi. Saatin Gizli Yüreği kısa bir kitap fakat sözünü ettiğim duygusal yoğunluk kitabı iki Körleşme yapıyor. Okurken duygudan damardan uzak olmayışım, aksine kitabı sımsıkı duyumsayarak okuduğum her kitap, o karakter gibi düşünmemi, kendimi onun yerine koyarak olaylara bakışımı şekillendiriyor. Kitaplar da bunun için var, kısa bir süreliğine “sen” olmaktan çıkıp “o”nun gözünden dünyaya, aşka, hüzne, sevince, hayata bakabilmek için var. Yazarın ikinci kitabı kaleme alırken yaşanmışlığının verdiği tecrübeyle, daha olgun bir dönemde kaleme alması tercih etmem için başlıca unsur oldu. Canetti, kuşku yok ki döneminin kültürel anlamda “değer” olabilmiş bilgelerinden bir tanesi. Batı'nın dışında Hinduizm, Çin felsefesi, Yunan Felsefesi, Mısır Tanrıları, antik çağ ve sayamadığım bir çok konu, Canetti’nin gizli yüreğindeki birer parçalar. Feridüddin Attar ve Hz. Yakub hakkında pasajlar görmek de ilgi çekiciydi, Canetti'nin islam-müslümanlık hakkında da araştırmalar yaptığını seziyorum. Marakeşte Sesler adında kitabı da İslam ülkesi Fas'ın bir şehiri. Hemen her konu hakkındaki kendine özgü yüksek bilgisi onu tam bir entelektüel yapıyor. Kitaplar Canetti'nin hazinesi, kendi tabiriyle; "Başından aşağı dökülen sular gibi yutuyor bilgiyi." “Görmediği ve bildiği her şey onu hayatta tutuyor.” Üçüncü şahısın kaleminden çıkmış gibi notları; O.... “yapıyor, düşünüyor, hissediyor, bekliyor…” Umberto Eco’nun romanlarına sıkıştırdığı tarih ve kültür Canetti’nin notlarında saklı. Bir kitabı okurken hiç yoruldunuz mu? Evet, ilk kez bir kitabı bitirdiğimde düşünsel olarak yorulduğumu hissettim. Kitap, biter bitmez kıskacına aldı ve sonunda derin bir boşluğa bıraktı. Hiç sevmedim ben bu boşluğu. Bir kitabın kapağını iç huzuruyla kapatmanın zamanı gelmedi mi artık? Böylesine yoğun düşünce çemberinin insanın boğması o eserin neliğine dair izlenimler oluşturabilir mi? Ölümün yüceltilmesini eleştirir Canetti, yüzyıllar önce yaşamış tarihi bir şahsiyetin bugünlerin “efendisi” olmasından yakınır, kendisiyle hesaplaşmayan, zamanın “Kitle”lerini yerer. Bunlara karşın anılarında yaşayan insanları, yaşamları için korktuğu insanları sever. Övmenin bir insanı hançerlemekten başka bir şey olmadığını ifade eder. Araştırmanın, okumanın, umudun insan için, yaşamak için yeterli sebepler olduğunu klasikleşerek yineler satır aralarında. “Kendini kendinden kurtarıyor ve rahat bir soluk alıyor. Artık kendisi hakkında asla bir şey bilmek istemiyor.” (Sergen)

Okuduğum ilk kitaptan itibaren, her bir kitabın bizzat kendisi dışında, beni okumaya teşvik eden tüm renkli kişiliğiyle bir Binbaşı’ydı. Zannımca kafasında oluşturduğu ‘ben’ profiline uygun olacağını düşündüğünden ilk olarak Kafka’nın Dava romanını ödünç verip, sonra filozof yazar Elias Canetti nin Körleşme romanını-ki zorla kendime hediye ettirmiştim- okutmuştu bana. Bir Filoloji Profesörü olan Dr Kien’in baş karakter olduğu “Körleşme”de arka kapak tanıtımından sonra içindekiler kısmındaki üç bölümün- Dünyasız bir kafa, Kafasız bir dünya ve kafadaki dünya -başlığını gördüğümde adeta çarpılmıştım. Bilgi birikimi yetersizliğinden, belki biraz da yazarın ağır dilinden- çevirmen Ahmet Cemal tabii ki daha iyi bilir- okumakta bir hayli zorlanmama rağmen müthiş keyif almıştım. Bu yabancılaşma kavramıyla gerçek manada ilk tanışmamdı ve huzursuz kafamın, öyle aman aman abartılacak bir anormallik olmadığının ayırdına varmamı sağlamıştı aynı zamanda. O zamandan beri damağımda kalmıştı hep tadı Canetti’nin. Nihayet geçtiğimiz aylarda kişisel notlarının ilk kitabı İnsanın Taşrası ile bu açlığımı bastırma yoluna gittim. Hemen akabinde Vodafone Park’ta Şampiyonlar ligi maçı seyrettirdiğim Saatin Gizli Yüreği’ni okuyarak bir süre beni götürecek kadar Canetti almış oldum. Bir süre Kitle ve İktidar’ın merakıyla hayat devam edecek. (Dünyasız Bir Kafa)

Kitabın Yazarı Elias Canetti Kimdir?

Elias Canetti (d. 25 Temmuz 1905 – ö. 14 Ağustos 1994), Bulgar modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. EserleriniAlmanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.

Hayatı

25 Temmuz 1905'de, Rusçuk'ta (Ruse, Bulgaristan) yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan Elias Canetti, 1905'den 1911'e kadar ailesiyle Rusçuk'ta yaşamıştır. Daha sonra aile İngiltere'ye taşınmış, babanın 1912 yılında vefat etmesiyle ise Viyana'ya gitmişlerdir. Viyana'da aile yeni bir hayata adım atarken, Canetti Ladino, Bulgarca, İngilizce ve biraz da Fransızca konuşabiliyordu. Fakat, sadece 7 yaşındayken geldiği Viyana'dan itibaren genellikle kullandığı dil Almancadır. Gelecekte kaleme alacağı önemli eserlerini de Almanca yazmıştır. Viyana'dan da taşınarak aile sırasıyla Zürih veAlmanya'yada yaşamıştır. 1924 yılında Canetti Almanya'da liseden mezun olur ve kimya eğitimi görmek için aynı yıl Viyana'ya gider. Viyana'da geçirdiği yıllarda ise ömür boyu en büyük tutkusu olacak edebiyatla ilgilenmeye başlar. Viyana Üniversitesinden 1929 yılında kimya lisansını tamamlayarak mezun olur. Daha öğrenciyken yazmaya başlamış ve Viyana'daki edebiyat çevrelerine girmiştir.

1930’ların başlarında ABD’li yazar Upton Sinclair’in yapıtlarını Almanca’ya çevirdi. 1934’te kendisi gibi yazar olan, 1963’te kaybedeceği Veza Taubner ile evlendi. Bu arada Hochzeit (Düğün) ve absürd tiyatronun ilk örneklerinden olan Die Komödie der Eitelkeit (Kibir Komedisi) adlı oyunları yazdı. 1967’de Viyana’da sahneye koyulan Die Befriesteten (Sayılı Gün) insanın öleceği zamanı tam olarak bilmesi durumunda ne olacağını sorusunu soruyordu.Nazilerin Avusturya'yı işgal etmesinden çok kısa bir süre önce Paris'e, Paris'ten de Londra'ya geçti. Hayatının büyük bir bölümünü İngiltere'de geçirdi.1970lere kadar yaşadığı İngiltere'den 1952 yılında vatandaşlık kazanmıştır. 1971’de ikinci evliliğini yapacağı, restoratör Hera Buschor’un işi gereği sık sık geldiği İsviçre’de de bir ev edindiyse de, bu döneme kadar İngiltere dışına hemen hiç çıkmadı. Yazarın Hera Buschor’dan bir kızı olduğunda yaşı altmış sekizdi. Hayatının son 20 yılını Zürih'te geçirdi ve 1994 yılında aynı kentte öldü. Elias Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce'unkinin yanına kazılan bir mezara gömülmüştür.

Başlıca Eserleri

Körleşme

Elias Canetti'nin 26 yaşında kaleme alıp 30 yaşında yayımladığı başyapıtı. Kitap 1935’te çıktı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı. Roman yayımlandıktan sonra birçok edebiyat otoritesinin ilgisini çekmiş ve İngiltere, Fransa ve Amerika'da yoğun ilgi görmüştür. Gariptir ki, Almanca kaleme alınmış bu eser Almanya'da uzun süre ilgi görmemiş, ancak 1963'deki üçüncü baskısıyla hak ettiği üne kavuşabilmiştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Körleşme,“dehşet”in romanıdır. “Yüzyılı gırtlağından yakalamaya çalışan” bu eserde Canetti, ontolojik yabancılaşmayı ve seküler dünyanın mekanik dinamiklerini romanın kahramanı, döneminin en ünlü sinoloğu olan Prof. Kien ile serimlemeye çalışır. Kendini insanlardan tamamıyla soyutlamış, insanları değersiz ve küçük gören, Viyana’da 25 bin kitabı ile beraber yaşayan, “odası dünyası kadar büyük” olan Prof. Kien’in tek tutkusu kitapları ve bilimdir. Özellikle kadınlardan nefret etmesine karşın, nasıl oluyorsa, hayatına son derece sıradan, cahil, açgözlü ve bencil bir hizmetçi kadın girer; Therese... Profesör, bu kadından kurtulmaya çalışırken, sineklerden bile değersiz bulduğu, yaşama haklarını bile fazla gördüğü insanların oyuncağı olur ve yıkıma sürüklenir.

Kitle ve İktidar

Canetti "kitle" olgusu ile ilgilenmeye daha 1925 yılında karar vermiştir. Daha sonra 1933 yılında Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi, Canetti'nin 1925'den beri ilgilendiği "kitle" olgusuyla "iktidar" olgusu arasındaki olası ilişkileri düşünmesine ve çözümlemeye çalışmasına neden olur. Kitle ve iktidar üzerine olan fikirlerini "Kitle ve İktidar" (Masse und Macht) ismiyle 1960 yılında yayımlamıştır. Kitabın ilk yarısı kitlenin değişik türlerinin dinamiklerinin çözümlemesine ayrılır. İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır. Canetti Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sunar. Yahudilere yapılan zulmü Almanya’nın enflasyon deneyimiyle bağlantılandırmaktadır.

Ödülleri

Canetti, Nobel Edebiyat Ödülü (1981) başta olmak üzere birçok ödül kazanmıştır. Kazandığı başlıca ödüller :

Foreign Book Prize (1949, Fransa)

Viyana Ödülü (1966)

Critics Prize (1967, Almanya)

Great Austrian State Prize (1967)

Bavarien Academy of Fine Arts Prize (1969)

Bühner Ödülü (1972)

Nelly Sachs Ödülü (1975)

Order of Merit (1979, Almanya)

Europa Prato Ödülü (1980, İtalya)

Hebbel Ödülü (1980)

Kafka Ödülü (1981)

Great Service Cross (1983, Almanya)

Elias Canetti Kitapları - Eserleri

  • Körleşme
  • Marakeş'te Sesler
  • Kitle ve İktidar
  • Hayvanlar Üzerine
  • İnsanın Taşrası
  • Sinek Azabı

  • Saatin Gizli Yüreği
  • Sözcüklerin Bilinci
  • Kurtarılmış Dil
  • Ölüm Üzerine
  • Gözlerin Oyunu
  • Edebiyatçılar Üzerine
  • Kulaktaki Meşale

  • Kulak Misafiri
  • Öbür Dava
  • Soylu Sınıfın Sonbaharı
  • İnsanın Sılası
  • Davalar
  • Günleri Sayılı Olanlar
  • Auto Da Fé

Elias Canetti Alıntıları - Sözleri

  • “Övgü, soluk almanın kuralını bozar.” (Saatin Gizli Yüreği)
  • Okumanın düzensizliği olmasa edebiyatçı da olmaz. (Edebiyatçılar Üzerine)
  • İnsanlar birbirleriyle iletişim kurmak için kıvranıp duruyor,her yolu deniyorlardı ama birbirlerini anlamayı başaramıyorlardı. Herkes yalnızca kendisini düşünüyordu. Herkes tek başınaydı,düşleri ne olursa olsun,yapayalnızlardı,ama gene de durup dinlenmeden solucan gibi kıvranıyorlardı. (Kulaktaki Meşale)
  • "Bugün nasılsınız?" "Yorgunum,” der, ister öğlenin on ikisi olsun, ister gece yarısının on ikisi, yanıt değişmez, ayrıca da yorgunluğunun nedenini mutlaka belirtir. (Kulak Misafiri)
  • Yere düşenler kendilerine geldiklerinde, artık başka bir insan olurlardı. (Kitle ve İktidar)
  • Cennette, der vicdan, doksan dokuz doğrudan çok, eğriyken doğrulmuş bir kişinin gelişine bayram edilir. (Körleşme)

  • Paradan daha kirli ne vardı? (Marakeş'te Sesler)
  • "Yere düşenler kendilerine geldiklerinde, artık başka bir insan olurlardı.." (Kitle ve İktidar)
  • Sonunda, en büyük kitle ölüler kitlesi oldu. (Kitle ve İktidar)
  • Tahminler yürütüp, sanıp durmaktansa başkalarının neler hissettiklerini bir kez olsun gerçekten bilmek fena olmazdı. (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • Başarılı insan yalnızca alkışları duyar. Bunun dışında sağırdır. (İnsanın Sılası)
  • onu asla bir kişi olarak görmüyordum; kişinin karşıtıydı o. (Gözlerin Oyunu)
  • Karanlıkta sözcüklerin ağırlığı bir kat artıyor. (Marakeş'te Sesler)

  • Tanıştığın her yeni insan karşısında kapıldığın beklenti yüzünden hep çocuk kalmışsın. Ardından yaşadığın hayal kırıklığı yüzünden de hızla sinirli bir ihtiyar oldun. (Sinek Azabı)
  • “BOYUNEĞMECİ, kadere sığınır, kaçınılmaz olan ya da yazgı, onun için mutluluk kaynağıdır. Yazgıya hayır demek anlamsızdır, dolayısıyla kaçınılmaz daha ortaya çıkmadan adam evet der.” (Kulak Misafiri)
  • (…) Günümüzde, birbirinizi sevin, diyen, artık bunun için fazla zaman kalmadığını biliyor. (İnsanın Taşrası)
  • "Ötekinin bakışı benim cehennemimdir." (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • . O giderken.. İçimde onun gülümsemesi ve sözcükleri vardı.. . (Saatin Gizli Yüreği)
  • ..aynılarının bastığı yere basan, bilinen, kabullenilmiş iktidar ve güç, tatmin etmez. (Soylu Sınıfın Sonbaharı)
  • Sıkıcı bulduğum yegâne insan cinsi,akrabalarım.. (Sinek Azabı)