Kitap Künyesi
Yazar: Sabahattin Kudret Aksal
Yayın Evi: YKY
İSBN: 9789750825019
Sayfa Sayısı: 116
--reklam--
Saatler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zaman'ın usta öykücüsü...
"..Saatler'deki altı öyküyü, Aksal'ın yazdığı ya da yenilediği "kesin" denebilecek biçimlerini temel alan Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler'den aldım.
Kitaba adını veren "Saatler" dışındaki beş öykü, dediğim gibi, yazarının yenilediği ya da zaten "yenilenmiş" tavrıyla yazdığı için "yeni" olan öykülerdi; onları seçmek zor olmadı.
Altıncı öykü için, ilkin Aksal'ın bilinen en eski öyküsü olan "Semtin Kahvesi"ni düşündüm. Bu öykü, Gazoz Ağacı ve Yaralı Hayvan'da yer almadığı gibi, Aksal'ın bu iki kitabı gözden geçirip yeni öyküler ekleyerek yayımladığı Gazoz Ağacı / Yaralı Hayvan'a da alınmamış, dolayısıyla Arif Yılmaz'ın eleştirel basımına da ilk haliyle girmişti. Bu özelliğiyle, öteki öykülerle karşılaştırıldığında yazarının 45 yıllık öykücülüğünde dilinde ve biçeminde nelerin değiştiğini, nelerin aynı kaldığını izleyebilmek için ideal bir örnek olacaktı.
Ama sonra, yazarının (gerekçesi ne olursa olsun) en son kitabına almadığı ya da belki alamadığı bir öyküyü böyle hedef kitlesi belirli, sayfa sayısı sınırlı bir derlemeye alma yetkisini göremedim kendimde. Sonuçta, Aksal'ın bütün yazdıklarında başlıca izleği olan "zaman"ı (şiirlerindeki kadar felsefi ve soyut düzlemlerde, bağlamlarda olmasa da) ele aldığı bir öykü olan "Saatler"i tercih ettim. Umarım yaptığım seçimler, genç okurlarımızı Sabahattin Kudret Aksal'ın bütün öykülerini, oyunlarını ve (Enis Batur'un yerinde saptamasıyla "ürpertici yalınlıktaki") şiirlerini de okumaya yöneltecek uygunluktadır."
--reklam--
Saatler Alıntıları - Sözleri
- Bilinç, ağırlığını kaldıramayınca bir yükün, dışarı atar onu ya da aşağı iter.
- Saatler insana her zaman güzel şeyleri anımsatmıyor sevgilim.
- Gençliğin zamanını çok yavaş öğüten değirmen, yaşlılığın zamanını hızla öğütüyordu.
- Nasıl olsa erişilecek bir mutluluğu geciktirmekte, tadına doyulmaz bir güzellik vardı.
- Bugün kaygılarının tümünü bir kenara atmış bir okul kaçağı gibiyim.
- Bilinç, ağırlığını kaldıramayınca bir yükün, dışarı atar onu ya da aşağı iter.
- Kadınla erkeğin doğayla karşı karşıya kalışlarında o kendiliğinden suskunluğu, çokluk, kadınlar yırtar. Bu, sadece bir zamanın değil, her zamanın kadınlarında böyledir.
- Sonraları şiirin de, resmin de yalınını öğrenince sevdanın da böyle kestirmeden anlatılan biçimini sevdim.
- Öyle olaylar vardır ki yaşanmasından çok öyküye dönüşme niteliğiyle değerlenir kadınlar için, yıllarca pek tatlı bir sakız gibi ağızda çiğnenir.
--reklam--
Saatler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Saatler: yazar/Sabahattin-Kudret-Aksal Kısa kısa öyküler cenneti :) Kitapta toplam 6 öykü yer alıyordu. Öyküleri tek tek değerlendirmeyip genel bir değerlendirme yapacağım. Yazarın Türkçe sözcük kullanmaya özen gösterdiği çok aşikardı. Fakat akmayan, durağan bir üslup vardı öykülerde. Çoğunun ana fikir ve yazılış amacından ziyade empati yaptırma, psikoloji yansıtma özellikleri vardı. Yazar tüm öykülerinde tarafsızdı. Editörlüğü başarılı buldum. İsim olarak "Vav'lar" ı tercih ederdim ben. Alıntı sayım 5 109 sayfa için iyi. Betimlemeler fazlaca uzundu. 6 öyküden 3'ü acı bir sonla final yaptı. Bu da insana karamsarlık bombalıyor. Bu sade kapak tasarımını seviyorum. Hikâye uzunlukları dengesizdi. Aşırı beğendiğim bir öykü yok. (Sümeyye Dikyol)
saatler, sabahattin kudret aksal'ın yazdığı, insanı beyoğlu'nun eski zamanlarına ışınlayan enfes bir öykü ve aynı zamanda bu derlemenin adı. yazarın türkçe konusundaki hassasiyeti sözcükleri işleyişinden belli. duru bir anlatımla derinlere inmeyi başarıyor. kitaptaki öykülerin tamamı insana bir şeyler katıyor. en çok gazoz ağacı, saatler ve vavlar'ı beğendim. gazoz ağacı'ndan bahsetmek gerekirse; öykü öyle bir başlıyor ki, ilgi çekici bir dünyaya girdiğinizi anında anlıyorsunuz. öykü insanımızın sevmeyi çok bilmediğini, her şeyin bir anlık heyecanla tüketildiğini, kitaplara veyahut filmlere özenildiğini o kadar güzel anlatıyor ki... bir şeyi elde edince kıymetini yitirmesi hakeza. saim de öyle işte, pişpirik oynarken onu gazoz ağacına çeviren kızı elde edince her şey anlamını yavaş yavaş yitirdi. insan yetinmeyi bilmiyor. bir şeyi elde edince o şey önemini kaybediyor. geçmişte hayalini kurduğu bir şeye kavuşsa bile zamanla sıradanlaşıyor her şey. bununla lanetlenmiş olmalıyız ya da yetinmeyi bilmeyen aşağılık yaratıklarız. (gamby)
Daha evvel şiirlerinden tanıdığım Sabahattin Kudret Aksal’ın öykülerini ilk okuyuşumdu. Kitap, Aksal’ın belli bir dönem dergilerde yayımlanan öykülerinin birkaçının derlemesi şeklinde. İlk öykü olan Yeşilçam tadındaki “Gazoz Ağacı” ‘ndan ziyade, yazarın diğer hikayelerinin- şiirlerini de göz önüne aldığımızda- onu daha çok yansıttığını düşünüyorum. Duru bir teknik kullanıyor olmasına rağmen, yazılarındaki felsefi yanın etkisiyle hikayeler, okuyucuya kendini bir dikişte içirmiyor, yavaş yavaş çiğneterek okutuyor. Özellikle “Saatler” ve ödüllü hikayesi “Vav’lar” oldukça başarılı. Öykü severler için farklı bir tat olacağı kanısındayım. (şeyma)
--reklam--
Saatler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sabahattin Kudret Aksal - Saatler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Saatler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sabahattin Kudret Aksal Kimdir?
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Akademi öğretim üyeliği, konservatuvar ve opera müdürlüğü yaptı. İlk şiiri 1938'de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940'ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948'de oynandı. Aksal, şiirlerinde başlangıçta Garip akımının etkisinde, gündelik yaşamın bireysel sevinç ve umutlarını dile getirdi; 1960'tan sonra, bir ölçüde gizemci, insanın, evrenin ve zamanın sorgulandığı, genellikle ölçülü ve uyaklı şiirler yazdı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı; "küçük insan"ların yaşamlarını, aile bireyleri arasındaki çatışmaları konu edindi. Şiirleriyle 1980 Yeditepe ve 1990 Sedat Simavi ödüllerini, öyküleriyle 1955 Sait Faik, 1957 TDK ve 1985 ENKA ödüllerini, oyunlarıyla da 1965-66 Ankara Sanatsevenler Derneği ödülü ile 1980 ve 1987 Avni Dilligil ödüllerini kazandı. 1990'da Kültür Bakanlığı Tiyatro Onur Ödülü'ne, 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü'ne değer görüldü.
--reklam--
Sabahattin Kudret Aksal Kitapları - Eserleri
- Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler
- Ne Tuhaf
- Saatler
- Gazoz Ağacı
- Kahvede Şenlik Var
- Şiirler
- Eşik
- Batık Kent
- Bay Hiç -Sonsuzluk Kitabevi
- Duru Gök
- Denemeler Konuşmalar-Geçmişle Gelecek ve Başka Yazılar
- Oyunlar
- Bir Zaman Düşü
- Çizgi
- Zamanlar Şiir
- Yazılar, Yanıtlar
--reklam--
Sabahattin Kudret Aksal Alıntıları - Sözleri
- "Der ki size bir gün ölüm, Boşuna kardeşim çalım. Düşünürsünüz, nereye Savrulacak bunca külüm. Ya yüzüm, ya gözüm kaşım, Ağzım burnum, elim kolum. Hangi köşede, izbede Kaskatıyım, süklüm püklüm. Uyuyacağım, açacak Orada, bir yerde gülüm." (Çizgi)
- Rüzgâr beni de beraber al Bak ne kadar yalnızım caddede Küçük günümü yaşıyorum (Şiirler)
- Ah sevmek !.. (Gazoz Ağacı)
- Bir bulutun çiçek açtığı yerde Ölüm geçerli değildir. (Eşik)
- "Ah bu gerçekleşmemiş istekler, niyetler! Ne zaman, nasıl tepeceği belli olmayan bir ukde gibi siner insanın içine, böyle yalnızlığın ortasında bocaladığı bir anda da varlığını duyuruverir." (Gazoz Ağacı)
- Yükünü boşaltmış gemiler sanırdık kendimizi,bir güvercin baygın düşerdi önümüze. (Bir Zaman Düşü)
- Adam savaşmış gecenin karanlığı ile yeni gelen günde aydınlık içindeki yerini almak istemiş ama gücü kesilmiş sabaha karşı... Sonra daha gülünç, daha acınacak bir edayla : Ah sevmek !.. Ne aynasız işmiş meğerse diye bitiriyordu sözünü... (Gazoz Ağacı)
- Şu son günlerde ortalıkta pek görünmüyordu aşk. Eski kitapların yarı pahasına satıldığı kitapçılardaki romanlarda bulunur diyorlardı. (Kahvede Şenlik Var)
- Duruyoruz Çakılıp kalıyoruz olduğumuz yerde Karıncalanma ayağım, Gidiyoruz işte. (Bir Zaman Düşü)
- Gökyüzünüm senin! Bana ban ekmeğini, Bulan çamuruma, yüzünü yağmurumla Yıka! Sür git ıraklığını sokağımda! (Şiirler)
- Nice şeyin okulu yok Aşkın inancın insanlığın okulu yok Ama dilerseniz hepsini öğrenebilirsiniz. Biraz çaba Yeter (Zamanlar Şiir)
- YOKLUK Ölümümüzden sonraki yokluğumuz Düşündürür bizi Düşünmeyiz Doğumumuzdan önceki yokluğumuzu. (Ne Tuhaf)
- "Ah bu gerçekleşmemiş istekler, niyetler! Ne zaman, nasıl tepeceği belli olmayan bir ukde gibi siner insanın içine, böyle yalnızlığın ortasında bocaladığı bir anda da varlığını duyuruverir." (Gazoz Ağacı)
- Benim malzemem ne erzak, ne odun, ne kömür, aştım ben onları, yaşamımın dışına çıkardım. (Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler)
- "Bir güneş içimde, yola çıkarım, Bütün parklar, bütün sokaklar benim, Rüzgârım eser, başım havalarda, Yolculuk kuşum nerede, ben orda! Dokurum gergef dokur gibi kenti, Koşarım güney, kuzey, doğu, batı; Neyi ararım bilmem ki! Koş ve kaç! Bir başıma oynadığım saklambaç!" (Çizgi)
- düşümde gördüm ölüler sağ,diriler ölmüş,eski evimizdeyiz yine. (Bir Zaman Düşü)
- “Sizi tanıyorum. Fakat; sizin beni tanımadığınız kadar değil.” (Bay Hiç -Sonsuzluk Kitabevi)
- "Çocukluğumuzu unuttuğumuz, dünyaya çocuğun gözleriyle bakmayı küçümsediğimiz gün zenginliklerimizi de yitirmişiz." (Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler)
- "Mum gibi eridin gittin batak gecede, Gün doğdu, gözümü açtım gene seninle." (Çizgi)
- Saatler insana her zaman güzel şeyleri anımsatmıyor sevgilim. (Saatler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin