Kitap Künyesi

Yazar: Selahattin Yusuf

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759964153

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Şafaktan Çok Önce Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İstanbul'dan Siirt'e oradan da Eruh'a uzanan bir hikaye...

Bir askerlik güncesi tarzında edebiyattan felsefeye, toplum eleştirisinden siyasete bir yolculuk; ama hepsinden önce bir yüksek farkındalık hali... Dostoyevski, Wittgenstein, Ece Ayhan, Kafka, Theodor Adorno, Nietzsche gibi sayısız yol arkadaşıyla çıkılan yolculukta, zamana düşülen notlar ve meşakkatli bir askerlik deneyiminden arda kalan anılarla; yazarın dünyasını keşif Şafaktan Çok Önce.

"Şafaktan Çok Önce" nasıl bir kitap?

"Eğer kalabalık bir yerde oturuyorsanız, ona yer açın. Gelip aranıza otursun. Gözlerini kaçırıyor. Biraz dalgın sanki. Öyle mi? Ve çabuk unutuyor. Fark ettiniz. Ama uzun bir yoldan geliyor olmasına bağışlanamaz bir yorgunluk da var sanki üzerinde. Omuzları, görünmez ve ağır bir yükün altında. Peki. Bir yer açın yine de. Omuzlarıyla, biraz şişmiş göbeğiyle ve göbeğinden yere düşmekte olan gözleriyle, pejmürde kılığıyla gelip otursun. Aranıza gelip otursun. Garsona takılıyor gözleri. Ve boş bir yer arıyor. İçeri girdiğinden beri yer bakınıyor aslında kendine. Ama en çok da boş bir koltuğa tek başına oturmaktan korkuyor. O yüzden biraz yer açın aranızda. Buraya, insanların arasına her gelişinde, boş bir yer verilecek ve oraya, bomboş kanepeye oturtulacak diye tedirgin oluyor. O yüzden bir yer açın aranızda. Sizden sigara isteyecek. Çay ve sohbet isteyecek. Ama tastamam bir densizlik de sayılmaz bu. Çünkü bütün bunlar olacak diye de ayrıca korkuyor. Onun insanlara yük olma konusundaki özel namusu bu. Her akşam buraya, tarihin sızmasına her nasılsa izin verdiği bu müştemilâtın duvarlarının çatlaklarından sızan ney sesine kulağını dayamak için. Belki de bunun gerçekten de 16. Yüzyıl'dan kalma bir ney sesi olmasından korkarak ve bu ses onu, başını serin mermerlere dayayıp hülyalara dalmaktan alıkoyacak diye tedirgin olarak."

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Şafaktan Çok Önce Alıntıları - Sözleri

  • "Kalp". "Kalbim". "İçim". "Yüreğim". Ne kadar eskitildi bu kelimeler. Artık kirlilikten ele alınamıyor, dokunulamıyor onlara. "Kalp" ya da "İçim" kelimeleri söylenirken/yazılırken o kadar çok su, o kadar çok şeker kullanıldı ki; onları bugün gerçek anlamlarında kullanabilmek için ya değiştirmek ya da üzerlerindeki o kalın çamuru silmek gerekmekte. Üzerlerindeki kalın salya sümük kaldırılmadan, artık ilk ve gerçek anlamlarını vermiyorlar. Eğer olabilseydi, eski anlamlarını verebilselerdi yani, şöyle söyleyecektim: "Kalbimi o kadar büyüttüm ki; onu koruyamıyorum artık!"
  • "...Ve düşündüm ki insan nasıl düşünüyorsa çevresini de "öyle yapıyor."..."
  • Bilgi acıdır; o arttıkça mutsuzluk da artar. Ama yine de " Amor fati"* Başaramıyor musun? O zaman da " Amor Fati..." *(Lat. Kaderini Sev)
  • "...Oğuz Atay'ın "Tehlikeli Oyunlar"ı bizi niçin bu kadar etkiliyor sanıyorsunuz?... Çünkü Oğuz Atay ciğerimizi biliyor ve onun içindeki kanı yazıyor..."
  • "...Hep söylenir. Şairlerden önce yıldızlar güzel değildi..."
  • "...Ne kadar garip,kesin ve soğuk: Eğer yaşarsan biter nöbetin. Saatin çalışırsa değil. Ama şu daha garip olurdu: Sen artık yaşamıyorsun ve kolundaki saat çalışmaya devam ediyor."
  • "...Goethe'ye bakınca anlıyorum ki; düşüncenin gelişmesiyle zevkin iyileştirilmesi, biri olmazsa diğeri de olmaz iki unsurdur..."
  • "Atalarından miras aldığın şeylere sahip olabilmek için onları yeniden kazan."
  • "Görüşlerimiz, varlığımızın yalnızca tamamlayıcılarıdır. Bir insanın düşüncelerinden onun neyinin eksik olduğunu anlayabiliriz..."(Goethe)
  • "Her büyük şey, farkına vardığımız an bizi eğitir."(Goethe)
  • "İnsanı kendi haline bıraksınlar; ona çok şey bırakmış olurlar." (Goethe)
  • Dostoyevski, Bayan N. D. Fonsivin'e yazdığı bir mektupta şunları söylüyor: "Birisi bana İsa'nın gerçeğin dişinda olduğunu ve gerçeğin onu dışarı attığını ispatlarsa o zaman ben, gerçeğin yanında değil; İsa'nın yanında olmayı tercih ederim!" (Dostoyevski'nin Mektupları, Ararat Yay. 1973. s. 72)

--reklam--

Şafaktan Çok Önce İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Askerlik günlerinde okunmasıyla etkisi artan bir kitaptı. Aslında Selahattin Yusuf bu günlüklerin bir kısmını o günlerin iyi dergilerinden biri Gerçek Hayat'ta yayımlamıştı. Sonra bu metinleri kitap olarak basıldı. Kitaplığımdan uçup giden bu kitabı bir kez daha elime geçse okurum. Askerlik günlerimizde kendimizi Dino Buzzatti'nin Tatar Çölü'nde hissettik. Öylece bekledik. Ya da daha önce hiç uğramadığımız bir kentin otogarında aktarma otobüsünü bekleyen öğrenci halinde yaşadık. O anlara güzel bir edebiyat yolculuğu katan bu kitabın tadı hala damağımda dersem yanlış olmaz. (fd)

Askerlik, İzler ve Günlükler: Günlükler hayatın insan ruhuna anlık bıraktığı izdüşümlerini kavramlarla ifade etmek demektir. Kimi günlükler sadece olay örgülerini ele alırken, kimi günlükler "ân"ın o eşsiz yansımasından sonsuz muhabbetler devşirir. Selahattin Yusuf, askerlik dönemiyle başlayan günlük yazımını askerden çıkınca bir müddet daha bizim gönlümüzü hoş edercesine devam ettirip eseri öyle bitiriyor. Kısa, kimi zaman birkaç cümleden oluşan ama izlerinin derin olduğunu anladığınız günlükler kaleme alıyor. Askerliğin tekdüze mantığını kırmak uğruna yapılan mücadeleyi, sorgulamanın eşsiz özgürlüğüne erişince bir müddet daha günlük tutarak bize kıyas ettirmesi eserin en önemli yanı diyebiliriz. Fırsat buldukça Eruh ilçe halk kütüphanesinin zihnindeki yaralara nasıl merhem olduğunu sıklıkla görebiliyorsunuz. Dilin akıcı boyutu, konunun derinliğini kısa ve vurucu cümlelerce ifadesi, "Sirenleri Taşa Tutun" adlı eserinden temel farklılıklar olarak göze çarpıyor. Girişteki bazı yazıların "Sirenleri Taşa Tutun" adlı eserinde de yer almasına bir anlam veremezken, kitap hacmini büyütelim düşüncesiyle oldu ise anlamsız olduğunu ifade etmeliyim. (Mustafa)

yazarın askerlik yaptığı dönemde tuttuğu notlardan oluşan bu kitapta ; goethe , nietzsche, dostoyevski , jack kerouac , dino buzzati , kafka gibi neredeyse bütün kitaplarını okuduğum yazarları bulacağımı hiç tahmin edemezdim . bu kitabı elime aldığımda standart askerlik anıları ve günlük rutinler dışında : kitabı yazan çok okuyan bir yazar olduğu için , onun bakış açısıyla yazılmış belki dramatik bir günlük olduğunu düşünmüştüm değilmiş. eruh halk kütüphanesini merak ediyorum şu an. "bilgi acıdır ; o arttıkça mutsuzluk da artar. ama yine de " amor fati " kaderini sev bu kitap sayesinde daha önce adını duymadığım ludwig wittgenstein'ı keşfettim . "insan üzerinde konuşamayacağı şey karşısında susmalıdır" alıntısını paylaşmış " woven man nicht sprechen kann , darüber muss man schweigren " bütün günümü internette adı altında çıkan sayfaları okumakla geçirdim . bir cümle dikkatimi çekiyor sonra söyleyenin izinde oradan oraya sanal dünyada okumaya başlıyorum. bu cümlenin kimi felsefe tarihçileri tarafından "felsefenin ölümü" olduğunu söylediklerini öğreniyorum.çünkü hiçbir filozof "bu konu üzerinde konuşulmaz ,susmamız lazım " dememiş. (Nimet Tanrıver)

--reklam--

Şafaktan Çok Önce PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Selahattin Yusuf - Şafaktan Çok Önce kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şafaktan Çok Önce PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Selahattin Yusuf Kimdir?

1974 yılında Trabzon’da doğdu. 1991’de Affan Kitapçıoğlu Lisesi’nden, 1997 Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

İlk yazıları ve şiirleri SBF’de arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı “Mektebi Mülkiye” dergisinde yayımlandı.

Hayatı boyunca sadece yazarlıkla uğraştı.

Efe Yusuf ve Elif Ece Yusuf’un babası.

Yayımlanmış Eserleri:

- Sirenleri Taşa Tutun (1999, 2005)

- Şimdiki Zamanın İzinde (2000)

- Şafaktan Çok Önce (2009)

- Niçin Ağlıyorsun Elisabeth, Mutlu Değil miyiz? (2009)

- Bir Masal İsmet Özel’i (2005)

- Başka Göklerin Altında (2002)

- İsa Hanginiz? (2012)

- Masumiyetin Son Günleri (2017)

--reklam--

Selahattin Yusuf Kitapları - Eserleri

  • Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?
  • Eve Dönemezsin
  • Masumiyetin Son Günleri
  • İsa Hanginiz?
  • Bir Masal İsmet Özel'i
  • Şafaktan Çok Önce
  • Başka Göklerin Altında
  • Sirenleri Taşa Tutun
  • Şimdiki Zamanın İzinde

--reklam--

Selahattin Yusuf Alıntıları - Sözleri

  • "İnsanı kendi haline bıraksınlar; ona çok şey bırakmış olurlar." (Goethe) (Şafaktan Çok Önce)
  • Sizi temin ederim ki bir şeyim yok: İyiyim ben. (Sirenleri Taşa Tutun)
  • Her şeye rağmen, her şeye ve her şeye rağmen yüreğini dik tutan kaç adam var? (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)
  • Dünyanın kocaman bir tek yüreği olmalıydı ve o yüreği göğsünden söküp çıkarmalıydım. (Masumiyetin Son Günleri)
  • Nerede bir tutarlılık varsa yanı başında da yalnız bir insan olurdu. Böyle olurdu hep bu işler. Acımasızdı gerçekler. (Masumiyetin Son Günleri)
  • "Yerliler arasında yaşayan Avrupalı bir ressam bir gün Yerlilere ait bir koyun sürüsünün resmini yapar. İşi bittikten sonra tabloyu alıp gitmeye koyulur. Koyulur ama her şey bu kadar basit değildir. Sürünün sahibi Yerliler bütün olup bitenlerden endişeye kapılmıştır ve hemen ressamın koluna yapışırlar: "Bunları alıp götürürsen biz neyle yaşarız." (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)
  • Çözümü olmayan bir bulmacanın tam ortasında kalmıştım yani. Debelendikçe o bulmaca yutuyordu beni. Örümcek ağı gibi. Uğraştıkça o bulmacanın en zor ve en son kilit sorusuna dönüşüyordum kendim.. (Masumiyetin Son Günleri)
  • "Bilinç ikinci evrendir. " (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)
  • Adam da cinsin biri, sadece sevdiği kitapları okurmuş, söylendiğine göre, okuduğu kitapları sevmek için ıkınmak zorunda kalmamış. Sizce bir psikopat mıdır efendim? (Sirenleri Taşa Tutun)
  • "Kaç yazar gözettiği siyasi angajmanın çatık kaşlarını hesaba almadan, yüreğinin bozulmamış, lekelenmemiş kanıyla yazabiliyor? " (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)
  • Akşamın açık göğü dolunayı batıya doğru sürecek. Anne yası da dolunayın yolculuğu gibi kımıltısız olacak. Ve bilincimi dünyaya doğru acı acı dürtecek. Ama ilk kez ... ilk kez bir tek şeyin yardımı olacak bana. Bunu hissetmek nasıl bir katran koyuluk içimde böyle! Bir tek şey. Doğa annenin şu yumuşak kayıtsızlığı! Şu kayalık tepelerin katılıp kalmış kesinliği. (Eve Dönemezsin)
  • İnsan, ruhunun koordinatlarını bazen gerçekten kaybediyor. (İsa Hanginiz?)
  • İsmet Özel, mizaç itibariyle kavgacı, mücadeleci bir insandır. Onun “Erbain”lerden birine aldığı ve henüz dokuz yaşında (1953) yazdığı “Kış” isimli şiirini hatırlamak bu bakımdan ilginç olacaktır: “Kış geldi kar yağdı / Her yere soğuk saldı / İki taraf olsak / Kar topu oynasak / Yaz gitti / güz gitti / yine geldi kış baba.” (Özel, 1998; 11) Şiirde yer alan “iki taraf olmak” ve “kar topu oynamak” metaforları, İsmet Özel'in hayatı boyunca sürdüreceği bir algılama/yaşama biçimi olmuştur demek sanırız aşırı bir yorum olmasa gerektir. (Bir Masal İsmet Özel'i)
  • İsmet Özel'in, Müslüman olmadan önce de Müslüman olduktan sonraki çizgisine yakın durduğu meselesi, aynı zamanda birbirleriyle dost da olan iki ünlü şair, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya arasında bir latife konusu olmuştur. Anlatılana göre Cemal Süreya bir gün Sezai Karakoç'a, İsmet Özel'in Müslüman olduktan sonra değişmediğini, eskiden yazdığı gibi yazdığını söylemiş. Sezai Karakoç'un cevabı ise; "Evet, elbette. Çünkü eskiden de bizim gibi yazıyordu." olmuş. (Bir Masal İsmet Özel'i)
  • "Hissetmek,öldürücüdür." (İsa Hanginiz?)
  • Ruh bir süreliğine ölebilir mi? (Masumiyetin Son Günleri)
  • "Zaman,inanıyordu ki iyileştirecekti ikisinin ortak yarasını. Ama bilmiyordu ki zaman yaranın kendisidir." (İsa Hanginiz?)
  • "Zamanımızda en derin acılar, kendilerini ironiyle ifade etmek zorundadır." Soren Kierkegaard (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)
  • "Hayatın elinde, sona kalmış bir kart her zaman vardır. " (İsa Hanginiz?)
  • "Bir fikir için yanmışsın, kül olmuşsun ne çıkar; mademki o fikir senin kendi yangınından sadır olmuyor!" Nietzsche (Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?)