Kitap Künyesi

Yazar: Jennifer L. Armentrout

Çevirmen: Bilge Zileli Alkım

Orijinal Adı: Pure

Yayın Evi: Dex Yayınevi

İSBN: 9786050908886

Sayfa Sayısı: 412

--reklam--

Safkan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...

Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere “diğer yarının” da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria’yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli

değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex’in safkan yasak aşkı Aiden’a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden’ın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Seth’i tehdit ediyor, Alex de tehlikede. İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor. Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak.

Safkan, Melez Sözleşmeleri serisinin ikinci kitabıdır.

--reklam--

Safkan Alıntıları - Sözleri

  • "Devam mı etmelisin? Boş mu vermelisin? Kalbinin seçtiği yolda mı kalmalısın? Kalp talepte bulununca hiçbir şey kolay değildir."
  • Galiba dünyada iki tip insan vardı: ateşin çevresinde oturup izleyenler ve ateşi yakanlar. Seth’le ben ateşi yakıp sonra da etrafında dans ederdik.
  • "Günün birinde birisinin hayatının merkezi olacaksın ve o kişi, bu dünyadaki en şanslı orospu çocuğu olacak."
  • "Kolumu asla gevşetmemeliydin." Sonra beni çevirip omzundan attı. Yüksek sesli bir inlemeyle mindere çarptım. "Ay, düştün mü?" "Yo." Yüzümü buruşturarak yuvarlanıp sırt üstü yattım. "Yere saldırdım."
  • "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin"
  • Bunun bir anlamı... gerçekten harika bir anlamı olmalıydı. Aidan bana göz attı, gözleri parlıyordu... ama neyle? Bilmiyordum ama bir an yek düşünebildiğim Aiden için hissettiklerimdi. O zamana kadar bunun hoşlanma ya da arzudan öte bir şey olduğunu kabul etmeye istekli değildim çünkü cidden kim onu arzulamazdı ki? Ama göğsümde büyüyen, kalbimi dolduran şey aptalca bir tutulma değildi. Sadece fiziksel bir çekim de değildi. Aşktı bu. Aiden'ı seviyordum... bir sağlama âşıktım ben.
  • Bazen ben de kendimi bu balıklardan biri gibi hissediyordum; sanki görünmez duvarlar arasında hapsedilmistim.
  • "Hep sırtın yerde, değil mi?" "Beni kız arkadaşınla karıştırdın herhalde."
  • Bizi seçmek mi? Titredim ve kollarımı kendime sardım. Neyle neyin arasındaydı bu seçim? Aiden tamamen yasak bölgeydi, Seth’le ben ise her ne kadar birbirimize mecbur olsak da, birbirimizin kafasını kopartmayı istemeden bir günümüz geçmiyordu. Bu da pek harika bir şık gibi durmuyordu. Seth hafifçe gülümsedi. “En azından bir düşün.” Arkasını döndü ve giysilerini bıraktığı yere gitti. Duvarın dibine çöktüm. Seth benim için birkaç harika şey yapmıştı. Caleb’in ölümünden sonra yanımda kalmıştı, beni Efendi’ye karşı savunmuştu. Ama bir yandan da Aiden, ona karşı tüm hissettiklerim ve bana bu geceki bakışları vardı. Ama Aiden’i seçmek, hiçbir şey şeçmemek demekti. Seth’i seçmek ise acayip bir kadere teslim olmak demekti. Öyle miydi gerçekten?
  • "Eh, günün birinde hepimizin pes etmeyi öğrenmesi gerekir. Benim dışımda. Mükemmelliğim beni güvenceye alıyor." "Tıpkı hödüklüğünün seni güvenceye alması gibi." "Hapı yuttun sen."

--reklam--

Safkan İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ah ne desem bilemedim. O kadar sinir bozucu yerler vardı ki ben olsam böyle yapmaz sabredemezdim dediğim yerlerde Alexin sabrı bayıldım. Bazı yerlerde de buna mı köpürüyorsun kızım saçmalama dediğim yerler oldu . Çok dozunda bir tavırdı. Seth! Ya Aiden ı sevip sethle oynaşman canımı çok sıktı Alex. Adam kör kütük aşık yani belli değil mi beni sevmiyor deyip Sethin üstüne çıkman nedir? Çok salakça şeyler yapıyor. Ve gerçekten sıktı da artık. Ben sethle alexi böyle kardeş gibi falan görüyordum birbirlerini seviyor ama sürekli atışıyorlar yada dost? Ne bileyim yakıştıramıyorum nedense. Son bölümler hariç aksiyondan uzak durağandı. Ama of be o son kısım bombaydı . Bir anda gücü patlayıp tüm iblisleri öldürmesini falan bekledim ama bu çok sıradan ve diğer kitaplar gibi olurdu. Harika çok dozunda bir gücü var bu yönden sevdim. Tabi ki devam edeceğim seriye bayıldım! (Gül K)

Alex in bitmeyen isyanı soğuk nevale aiden a olan saçma tutkusu ve sonunda seth yani. Orada zaten imkansız ve kalp kıran aiden yerine genç kızların rüyalarını süsleyen seth i ne zaman seçeceksin merak ediyorum. Bütün kitap boyunca seth seth seth diye diye gezdim. Bu aşk üçgeni olmamalıydı yani direk Seth ve Alex i yazmalıydı bence yazar. (Dilhan Gürcan)

Alex’in kendi içinde ezik hissedip, dış dünyaya, arkadaşlarına ve okul yönetimine asi gibi göstermesi sinirime dokunuyor. Ezikliğini, asilik yaparak kapatmaya ve göstermemeye çalışıyor. Ayrıca safkanların melezleri ezmesinden çok bıkmış, ama bu konuda haklı safkanların ayrılacakları çok fazla, melezlerde bunlardan yararlanamıyor. Sonuçta melez doğmayı onlar seçmedi ki ama Alex’inde verilen her kurala karşı çıkması beni bile sıktı. (︎ EBRER ༄)

--reklam--

Safkan PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jennifer L. Armentrout - Safkan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Safkan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?

Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.

Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.

--reklam--

Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri

  • Obsidiyen
  • Oniks
  • Opal
  • Köken
  • Direniş
  • Melez
  • Safkan
  • Tanrı
  • Apollyon
  • Avcı
  • Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
  • Hep Seni Bekledim
  • Sağdıç
  • Saplantı
  • Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
  • Kış Güneşi
  • Kan ve Külden
  • Kimi Seçtiğine Dikkat Et
  • Bodyguard
  • Oyuncu
  • Unutuluş
  • Lanetli
  • Geri Dönüş
  • Hep Seni İstedim
  • Güç
  • Paramparça
  • Mücadele
  • Sonsuzluğun Sonuna Dek
  • Ölene Dek Beraberiz
  • En Karanlık Yıldız
  • Cesur
  • A Kingdom of Flesh and Fire
  • Kehanet
  • The Crown of Gilded Bones
  • Ya Yarın Yoksa
  • En Aydınlık Gölge
  • The War of Two Queens
  • Elixir
  • A Shadow in the Ember
  • Hold Om Mig
  • Trust İn Me
  • Scorched -
  • The Dead List
  • Forever with You
  • Fall With Me
  • Fire In You
  • Stay with Me: A Novel
  • The Queen: A Wicked Novella
  • The Prince: A Wicked Novella
  • The King: A Wicked Novella

--reklam--

Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri

  • "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
  • “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
  • "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
  • Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
  • “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
  • “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçer­dim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
  • "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
  • “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
  • “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
  • Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
  • Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
  • “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
  • Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
  • She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
  • I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
  • Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
  • Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
  • "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
  • Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
  • “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)