Kitap Künyesi
Yazar: Üstün Dökmen
Yayın Evi: Remzi Kitabevi
İSBN: 9789751417503
Sayfa Sayısı: 128
Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyanın, tek bir cümleden oluşan ilk romanı... Cümle insanların tek bir cümle olduğunu anlatmaya çalışan bu romanda, tek bir cümle olduğumuzda yaşadığımız dünyada saldırganlıkların bulunmayacağı, saldırıların olmayacağı, böylece sağdıçlara da gerek kalmayacağı vurgulanıyor. Üstün Dökmen, bu sıra dışı anlatısında Bahadır ile onun sağdıcının başından geçenleri hikâye ederken, tek bir cümle olabilmenin ilk koşulu olarak, öncelikle toplumsal yaşamın her alanında çağdaş yaşama ve bilime tutunmak gerektiğini anlatıyor.
Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz Alıntıları - Sözleri
- "Dünya zor bir yerdi dünyalı ise zorba"
- Cumhuriyetçilik ölmüş, özgürlük fikri ölmemiştir.
- "... döverdi, hep böyleydi Karagöz Hacivat'ı, sevdiği korumaya çalıştığı soydaşları Don Kişot'u, Gestapo üstün ırklı kardeşini, Sovyet polisi yoldaşını, ... vatandaş doktoru döverdi. Huzursuz insanların dünyası huzursuzdu yani,"
- "...feodal düzenin ateşi çıktığında erkek egemen düzende klan, kabile veya devlet yöneticisi magandalaştıkça evdeki erkek de karısını döver, öldürür veya hem döver hem öldürür; kadınların gözyaşları çöle düşen yağmurlar gibidir ne ot bitirir ne ağaç büyütür kumlara girer yok olur..."
- - bu Evren'deki her şey fiziksel olarak birbiriyle alakalıdır, toplumdaki her şey de;
- “ boğa güreşini boğa değil, matador başlatır sonuçta; ve kavga kader değildir, yalnızca kavgacının, barışa eğitilmesi, evrilmesi gereklidir.”
- "tarih, geleceği bilemez"
- "ben, Şefaatli'deki bir ıhlamur ağacı olarak, suyu ve baharı bekledim bu sene de; yaz akşamları yapraklarım çok güzel kokuyormuş, öyle diyorlar. Ama ben anlamıyorum, koku alma duygum yok galiba; dün çınara, “Benim yapraklarımı, çiçeklerimi filan kaynatıp içiyormuş insanlar, iyi geliyormuşum, seni de kaynatıyorlar mı?” diye sordum, kaynatmıyorlarmış; sonra insanlar, koyunları, kuzuları da kaynatıp yiyorlarmış, onlar da iyi geliyormuş insanlara; otlar, sebzeler, meyveler, benim yapraklarım, hayvanlar, insanlara hep iyi geliyormuş, galiba bir tek İNSANLAR BİRBİRLERİNE İYİ GELMİYORMUŞ. Birbirleri ile iyi geçinemiyormuşlar, o yüzden de birbirlerini kaynatıp yemiyorlarmış"
- Doğada, dünyada iyi ile kötünün değil, zayıfla güçlünün mücadelesi vardır.
- ; Belki de aşk, karanlıkta iki insanın birbirinin yüzüne bakmasıdır;
- "Gülhayat Hanım bile oğluna müstakbel gelinin mesleğini sormamıştı, Fransız olması yeterliydi; kız, mutlaka güzeldi, mesleği de herhalde Fransız olmaktı"
- ; Kadınların gözyaşları çöle düşen yağmurlar gibidir ne bir ot bitirir ne ağaç büyütür...
- ; dünya zor bir yerdi dünyalı ise zorba,
Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dünyanın, tek bir cümleden oluşan ilk romanı... Kitabı okurken, sanki elimde üç farklı kitap tutuyor gibi hissettim genelde. Bir yanda editör ve okuyucuyu uyarma, bir yanda ana karakterleri oynatma, bir yanda sayfalar süren alt yazı ;) Günümüz şartlarına uygun bir hiciv mi desem, "tokat" mı desem bilemedim, Üstün Dökmen hocanın dilini her zaman beğenmişimdir bu biraz daha eksantrik diyebilirim. Bana göre sakin okunması gereken bir kitap cümle sonlarına nokta konulmadığı için kafa karışması yaratabiliyor. Ama ben beğendim kitabı açıkçası. İncelememi kitabın üslubu tarzında "olduğu gibi" yapmaya çalıştım. O vakit ne diyoruz; Mademki cümlemiz bir cümleyiz okuyalım, okutalım, öğrenelim, öğretelim, gelişelim, geliştirelim. (Hanife Aygün)
Klasik Avrupalı-Türk, şehirli - köylü örf adetlerinin kıyaslandığı öykü kitabı gibi bir görüntü vermesine rağmen gümüzdeki orjinal göndermeleri bol bol serpiştiren bir kitap. (burak tezel)
Yazar tek bir cümleden oluşan bir kitap yazmaya çalışmış, kişilik olarak konuşmalarını ve toplum gözlemlerini çok begenmisimdir fakat hiç nokta kullanmadan yazmaya çalıştığı cümleler ve olaylar örgüsü karman çorman bir hale gelmiş bana göre. Alakasız cümleler birbir ardına sıralanmış, yazara olan sempatiden okunabilir . Netice olarak noktalama işaretleri önemlidir. (Scorpıon)
Kitabın Yazarı Üstün Dökmen Kimdir?
Üstün Dökmen, (d. 1954, İstanbul). Türk akademisyen, psikolog, yazar ve televizyon programcısı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde profesördür.
1971 yılında Ankara'da Cumhuriyet Lisesi'ni, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü'nü bitirdi. 1986 yılında doktorasını Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında bitirdi. 1988'de doçentlik, 1995'de profesörlük derecesini aldı.
Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995te ise profesörlük derecesi aldı. Hâlen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesidir.
TRT'de Küçük Şeyler adlı bir programı hazırlıyor ve sunuyordu.
Dökmenin çeşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra dört bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, Çalışmaları , Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma , İletişim Çatışmaları ve Empati , Sosyometri ve Psikodrama adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı Selam dır. Meslektaşı Doç. Dr. Zehra Yaşın Dökmenle evlidir; iki kızı bulunmaktadır.
Üstün Dökmen Kitapları - Eserleri
- Küçük Şeyler 1
- Küçük Şeyler 2
- Ladesçi
- Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışmaları ve Empati
- Kelebekler ve İnsanlar
- Küçük Şeyler 3
- Küçük Şeyler 4
- Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak
- Miyase'nin Kuzuları
- Mektup
- Direksiyon
- Çocuklara ve Büyüklere Masallar
- Kuzular Vadisi
- Ay Kapanı
- Menderes Irmağın Gölgesi
- Yorgun Heykel
- Metrestepe
- Komşu Köyün Delisi
- Deriden Kültüre
- Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz
- Komşu Köyün Delisi - Nokta Nokta Hanım'ın Hayatı
- Anne - Babayı İstismar
- Uzaktaki Köyden Biri
- Sosyometri ve Psikodrama
- Selam
- Mevsimler
- Oyuncak Şehir
- Otoyolda Piknik, Padişah-ı Hali Osman, Uluğ Bey
- Küçük Gezginler
- Mimari
- Ankara Destanı
- Çocuk ve Gençlik Oyunları
- Piknikte...
- Depremzadeler Mahallesi - Pusulamı Ayarlar Mısınız?
- Nokta Nokta Hanımın Hayatı
- Yağmurda Yangın
- Bir Yumurtanın Tarihçesi veya Bir Yumurta Pişirme Tarifi
- Okuma Becerisi, İlgisi ve Alışkanlığı Üzerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma
Üstün Dökmen Alıntıları - Sözleri
- "Çocuğa sınır koymak onu sevmemek anlamına gelmez." (Anne - Babayı İstismar)
- Çatışmak, kavga etmek, kısa vadede kârlı olabilir; ancak uzun vadede taraflara ve ilişkiye zarar verir. (Varolmak, Gelişmek, Uzlaşmak)
- Oysa canı olan her canlının canı yanar canına kastedildiğinde... (Miyase'nin Kuzuları)
- Geç fark etti insanoğlu, sönmüş bir güneşin üzerinde oturduğunu. (Yağmurda Yangın)
- İletişimde mimiklere dikkat etmek, bazı canlı türlerinde, özellikle insanlarda ilginç özellikler ortaya çıkarıyor. Örneğin, yapılan araştırmalar genelde kadınlarda empatik becerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor. (Küçük Şeyler 1)
- İnsanların yüzlerinin ve gözlerinin rengi başka başka da olsa gözyaşlarının rengi hep aynıdır. (Küçük Şeyler 3)
- Yol yorar seni ama belki bir gün hedefe ulaşırsın. (Ladesçi)
- "Bazı anababalar çocuklarını bugün için bir ekonomik meta, bazıları ise geleceğe bir yatırım olarak görüyor. İkinci grup, çocuğunu duygusal açıdan bağımlı kılarak, 'Yaşlılığımızda bize bakar, aman iyi yetiştirelim,' düşüncesini taşıyor. Çocuğu bu şekilde geleceğe yatırım olarak görmek de, onu bir tür meta konumuna indiriyor. Bu yüzden bu tavır, en azından bir duygusal istismar, bir tür kullaştırma sayılabilir. (Küçük Şeyler 4)
- İnsanın bencilliğine sınır yok. (Direksiyon)
- Hayatınızın başlangıcından sorumlu değilsiniz ancak finalinden sorumlu olacaksınız. (Küçük Şeyler 2)
- Sanırım Ezop masallarından birinde okumuştum bu acı dolu rivayeti "Kartalın kemiğinden Ok yapmış Avcı'nın biri, ve bu Avcı başka Kartalı vurmuş. Vurulan Kartal ölmeden önce demiş ki; öldüğüme yanmıyorum da, bir Kartal kemiğiyle vurulduğuma yanıyorum" bu masal bizim için de geçerli. (Metrestepe)
- Özünde, empati ve saygı olan her şey insanlığın yüzünü ağartır. (Kelebekler ve İnsanlar)
- Felsefede her tanımlama bir yadsıma (ötekilerden/diğerlerinden ayırma) anlamı taşır. (Deriden Kültüre)
- Gerçek kölelik , köleliği kanıksamakdır. Köleliği içine sindiremeyen, gerçek köle değildir. (Küçük Şeyler 4)
- "... döverdi, hep böyleydi Karagöz Hacivat'ı, sevdiği korumaya çalıştığı soydaşları Don Kişot'u, Gestapo üstün ırklı kardeşini, Sovyet polisi yoldaşını, ... vatandaş doktoru döverdi. Huzursuz insanların dünyası huzursuzdu yani," (Sağdıç - Cümlemiz Bir Cümleyiz)
- Bozkırın ve onun onurlu insanlarının, birilerini beğenmek ve onlar tarafından beğenilmek gibi bir telaşları yoktu. (Direksiyon)
- "Bazen küçük çiçekler büyük işler görürler." (Anne - Babayı İstismar)
- Anasından doğduğu gibi durmuyor insanlık. günbegün uyuyor tüfeklerin ve arzuların menzilleri. Freud haklı, varsa yoksa cinsellik ve saldırganlık. İnanmayan umumi tuvaletlerin arka kapılarına baksın yada gazetelerin ön yüzlerine. Mart kedisi gibi insan oğlu. Hem doğurur, hem doğurduğunu yer. Sen benden delisi Jung Baba: ortak bir bilinci yok ki insanlığın, ortak bir bilinç dışı bulunsun. (Komşu Köyün Delisi - Nokta Nokta Hanım'ın Hayatı)
- Bebeğiniz ile müdürünüz arasındaki benzerlikler: 1. Her ikisine de sahip olduğunuzda, başlangıçta çok sevinirsiniz, ancak ileride başınıza neler açabileceklerini düşünemezsiniz. 2. İkisi de çok sabırsızdır, isteklerinin hemen yerine getirilmesini isterler. İstekleri hemen olmazsa bağırıp çağırmaya, ortalığı birbirine katmaya başlarlar. 3. İkisinin de belleği zayıftır; bir gün önce onlar için yaptığınız onca şeyin önemi yoktur. 4. Her ikisinin de arada gazını almalısınız. 5. İkisi de size teşekkür etmez. 6. Siz ikisine de çok şey verdiğinizi düşünürsünüz. Onlar ise size açıkça bir şey vermemektedir. Siz "seviyor ama belli etmiyor" diye kendinizi rahatlatırsınız. 7. İkisi de size kötü davranır, tırmalarlar, hatta fırsat verirseniz sizi ısırırlar. Siz çocuğunuza bakıp "Büyüyünce geçer", amirinize bakıp "Bir gün değerimi anlayacak" dersiniz. Ama o gün hiç gelmez; çocuk büyür ergen olur, yüzünüze kapıyı çarpar, amiriniz yaşlanır, yüzünüze dosyaları fırlatır. 8. Bebeğiniz de amiriniz de sizin empatik becerinizi geliştirir. Bebeğinizin ağlamasının gaz ağlaması mı, yoksa acıkma ağlaması mı olduğunu kısa sürede kavrarsınız. Amirinizin hoşnutsuzluğunun işten mi, yoksa kendinden mi kaynaklandığını da kısa sürede öğrenirsiniz. 9. Her ikisinin de yüzünde tebessüm belirtisi ararsınız. Bebeğiniz yüz kaslarını hafifçe oynattığında "Bana gülümsüyor!" diye bağırırsınız. Benzer şekilde amirinizin de yüzüne bakıp "Bugün bana hafifçe gülümsedi galiba" dersiniz. 10. · İkisinin de kelimelerinden anlam çıkarmaya çalışırsınız. Bebeğiniz ·A..." dediğinde 'Anne dedi", "B..." dediğinde "Baba dedi" diye heyecanlanırsınız. Müdürünüz ise ''T..." dediğinde teşekkür ettiğini düşünürsünüz . 11 . Bazen her ikisinden de bıktığınız düşüncesi geçer aklınızdan ama hemen suçluluk duyar, günah işlediğinizi düşünürsünüz, 'Allah eksikliklerini göstermesin" dersiniz. 12. Her ikiside ben merkezcidir(ego-santriktir);sizin tek işinizin kendisi olduğunu düşünür. Her ikisi de sizin kendinize ait bir özel yaşamınız olduğundan habersizdir. Gecenin bir yarısında bebeğiniz pıtır pıtır gelip eşinizle aranıza girer, müdürünüz ise cep telefonunuzu sürekli açık tutmanızı ister, böylece o da "gecedir, özeldir" demeden yatak odanıza girmiş olur. (Küçük Şeyler 2)
- Ey gidi gocu benli nine eeeyyyy, Az galsın ölüveecekti. (Komşu Köyün Delisi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin