Kitap Künyesi
Yazar: Jean Meslier
Çevirmen: Abdullah Cevdet
Orijinal Adı: Le Bon Sens
Yayın Evi: Kaynak Yayınları
İSBN: 9789753430944
Sayfa Sayısı: 408
--reklam--
Sağduyu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle, 1928 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında Aklı Selim adıyla yayımlandı ve basımı İstanbul’da, Devlet Matbaası’nda eski harflerle gerçekleştirildi. Genç Cumhuriyet’in Aydınlanma savaşçılarından Dr. Abdullah Cevdet’in bu çevirisi, 1929’da Latin harfleriyle yeniden yayımlandı. Aydınlanma Çağı’nın filozoflarına esin kaynağı olan Jean Meslier bir rahipti. Yani, Fransa’nın Turan Dursun’u… Tüm dinleri kıyasıyla eleştirdi. İnsan düşüncesiyle temas ettiği her noktada dini idelojiyi yerle bir etti. Elyazmaları, Paris’te gizlice elden ele dolaştırıldı. O günün parasıyla 10 altın Lui’ye kapışıldı. Meslier’nin düşüncelerini yayma mücadelesi verenlerin başında gelen Voltaire, “Hiçbir şey, Meslier’nin kitabından daha etkili olamaz” diyor.Ünlü filozoflardan D’Alambert’in ifadesi ise şöyle: “Dışardan az görünen kuvvetiyle bu derece etki yapan yalnızca top barutunu tanıyorum. Jean Meslier’nin kitabı top barutuna benziyor.”
--reklam--
Sağduyu Alıntıları - Sözleri
- Kişisel yaratılışı gereği olarak bilemediği, tanıyamayacağı bir şeyi bilemediğinden, tanımadığından dolayı, bir tanrıtanımazı, yani bir Allah'ın varlığını kabul etmeyen kimseyi cezalandırmış olsaydı, Allah hiç kuşkusuz zorbaların en haksızı ve en tuhafı olurdu.
- İnsan dimağı, özellikle çocuklukta yumuşak bir balmumu gibidir, üzerinde yapılmak istenen bütün değişiklikleri kabul etmeye hazırdır. Kendisinin akıl yürütme gücü olmadığı bir zamanda eğitim, insana hemen hemen bütün görüşlerini, bütün fikirlerini verir. Pek genç yaşımızda iken kafamıza sokulmuş doğru ya da yanlış fikirleri doğadan almış ya da doğarken bunlarla birlikte doğmuş olduğumuz inancında bulunuruz. İşte bu kanı, sapkınlıklarımızın en büyük kaynaklarından biridir.
- İyi adam ödül umudu ve ceza korkusu olmaksızın iyidir. İnsan yalnız yaptığı kötülükten değil, yapabildiği halde yapmadığı iyilikten sorumludur.
- Hayvanların öteki türlere karşı zulüm ve saldırganlıklarının nedeni açlık ve beslenme ihtiyacıdır. İnsanın insana karşı zulüm ve saldırganlığının nedeni, efendilerinin kavga çıkarmak isteğinden ve açgözlülüğünden ve saygısız, batıl inançlarının azgınlığından başka bir şey değildir.
- İnsanoğlunun dincileri, din ilkelerini insanlara, bunlar henüz batılı gerçekten ya da sağ eli sol elden ayırt edecek bir yaşa gelmeden önce öğretmekle çok tedbirli olarak hareket ederler. Küçük yaşından beri bu düşüncelerle doldurulmuş kırk yaşındaki bir adamın kafasından bu düşünceleri çıkarmak ne kadar zor olursa, tanrılar hakkında verilen köksüz fikirlere kırk yaşındaki bir adamın ruhunu alıştırmak da o kadar zordur.
- Dinin ortaya çıkışı ile ilgili bir soruya Meslier aydınlanmacı bir insanın cevabını verir. "Dinler bilinçsizlik, batıl inanç ve ilahi güçlere tapmanın yanı sıra , halkın sömürücüler tarafından ezilmesinin sonucu doğmaktadır. Tüm bunlar kurnaz ve hokkabaz politikacılarca düşünülmüştür. Aynı zamanda bu dünyanın prensleri ve zorbaları halkı baskı altına almak ve kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilmek için bu buluşları (dinleri ) kendi yasalarıyla ayakta tutmaktadırlar."
- Teolojinin tuhaf ve metafizik görüşleri insan ruhundaki en basit, en açık, en doğal düşünceleri o derece alt üst etmeyi başarmıştır ki, Allah'ı kötülükçülükle suçlayamayan sofular, talihin en kötü darbelerine, iyilikçi Allah'ın bir kesin kanıtı olarak bakmaya alışmışlardır. Sıkıntı ve keder içinde bulundukları zaman, Tanrının kendilerini sevdiğine, Tanrının kendilerini yokladığına, Tanrının kendilerini sınamak istediğine inanmaları bunlara emredilir. Bu yolla, din, kötülüğü iyiliğe dönüştürmeyi başarmıştır! Bir inançsız, çok haklı olarak, "Tanrı sevdiklerine böyle davranıyorsa, beni hatırına getirmemesini kendisinden pek ziyade rica ederim" diyordu.
- İnsanın bardağı sevinç ve acıyla doludur. Her yerde iyiliğin yanında kötülük vardır. Karışıklık, düzenin yerine geçer; üremeyi yıkım izler.
- En çok mümkün olmayan şeyin, kendileri için en esaslı şey olduğuna insanları inandırmayı nasıl başardılar ? Çünkü, insanlara korku saldılar. Korktuğunda, insanın muhakemesi artık işlemez; insan düşünemez, değerlendirme yapamaz. Öte yandan insanlara, akıl ve muhakemelerine güvenmemeleri öğütlendi; zihin böyle karıştırılınca artık her şeye inanılır ve hiçbir şey araştırılmaz.
- Eğer hayat bize bazı tatlar veriyorsa, bu tatlar birçok acıyla karışmış değil midir?
--reklam--
Sağduyu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Hiçbir şey Meslier'in kitabından daha etkili olamaz " Voltaire Ateizm ile ilgili yazılmış birçok kitap vardır. En bilinenleri, kitap/tanri-yanilgisi--8428, kitap/tanrinin-tarihi--23672, kitap/tanriya-karsi-soylev--10180, kitap/din-bu-1-tanri-ve-kuran--7815 gibi kitaplardır. Jean Meslier'in yazdığı Sağduyu kitabı da saydığım kitaplar arasında yerini alabilir hatta bazı farklı ve ilginç yönleri ile önlerine de geçebilir. Öncelikle kitabı okumama sebep olan, daha doğrusu bana ilginç gelen iki noktadan bahsetmek istiyorum. Birincisi bu kitabın benzerlerinden 300 yıl önce Fransız bir rahip tarafından yazılması. Yani bu türde yazılmış ilk kitap diyebiliriz. İkincisi ise bu kitabın Atatürk'ün isteği ile 1928 yılında Türkçe'ye çevrilmesi. Tarihte birçok filozof, bilim insanı ve yazar açık bir şekilde ateist olduğunu söylemiştir ya da söylemleri ile belli etmiştir. Mesela Freud'a göre Tanrı, yüceltilmiş bir babaydı. Ona göre din ihtiyacının kökeni babaya olan özlemdi. Yine Freud'a göre birçok kültürde insanların Tanrı'yı erkek olarak düşünmesinin sebeplerinden birisi buydu. Karl Marx da din için "halkın afyonu" diyordu. Bu örnekler artırılabilir. Schopenhauer, Nietzsche, Russell, Sartre ve Voltaire gibi birçok yazar ve filozof düşüncelerini korkusuzca ifade edebilmiştir. Ama fikirlerini söyleyebilenlerden daha fazlası ise ateistliğini gizlemek zorunda kalmıştır. İşte Jean Meslier de yaşadığı dönem olan 1700lü yılların başında inançsızlığını gizlemek zorunda kalmış. Çünkü kendisi bir rahip. Bir rahip olarak çevresindeki din adamlarının halktan kopukluğunu görmüş ve ayrıca mensubu olduğu Hristiyanlığın çelişkili yanlarını olduğunu düşünüp bu kitabı yazmış. Tabii yaşadığı dönemde bazı düşüncelerini vaazlarda dile getirdiği için piskopos ile başı derde girmiş ve çeşitli cezalar almış. Yine de gerçek düşüncelerini gizli gizli evde yazmış. Kitap, ölümünden sonra evinde bulunmuş ve büyük bir şok etkisi yaratmış. Yaşadığı dönem düşünülürse bunun olması gayet normal görünüyor. Kitap genel olarak bir din eleştirisi kitabı ama çoğunlukla Hristiyanlığı eleştiriyor. Bir insanın "inanmıyorum" diyebilmesi için daha önce inanması gerekir galiba. Ya da en azından inanmadığı şeyi çok iyi bilmesi gerekiyor. Mesela Turan Dursun İslam dinini çok iyi biliyordu. Meslier de mensubu olduğu Hristiyanlığı ve din adamlarını çok iyi tanıyor. Kitap benzerlerinden daha sade ve anlaşılır bir dilde yazılmış. Meslier kendisi vaiz olduğu için anlatımında da sanki bir cemaate seslenir gibi düşüncelerini ifade etmiş ki bu biz okurlar için büyük bir şans. Yani Tanrı Yanılgısı gibi üst dille yazılmamış, daha çok halka ve okura hitap ediyor. Gelelim kitabın Atatürk ile ilgili olan kısmına. Atatürk kitabı Fransızca aslından okumuş. (Nasıl bir deha olduğunu düşünün artık. Kitap okuyan bir lider, dahası kitapları orijinal halinden okuyabilen bir lider.) Okurken birçok yerin altını çizmiş, -ki kitapta altını çizdiği yerlerde mevcut- kıyısına köşesine notlar almış ve birçok yere soru işareti koymuş. Kitaptan çok etkilenmiş ve Abdullah Cevdet'ten Türkçe'ye çevirmesini istemiş. Peki kim bu Abdullah Cevdet? Pek fazla tanınması da dönemin en büyük aydınlarından. Kendisi şair, yazar, gazeteci ve dergici. Asıl mesleği göz doktorluğu. İttihat ve Terakki'nin fikir babalarından. Dahası 1908'den önce çıkardığı İçtihat Dergisinde Latin harflerini ve laikliği savunan ilk kişi. Hatta derginin bazı sayılarında Latince metinler bile yazmış. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Atatürk'ün fikir alışverişi yaptığı nadir kişilerden birisi. Aynı zamanda Ziya Gökalp intihar ettiğinde onu kurtaran doktor. Daha sonra kurtardığı için pişmanlığını dile getirmiş o da ayrı. 1900-1932 yılları arasında tıp, felsefe, Darvinizm gibi konularda birçok eser ortaya koymuş bir dahi. Atatürk kendisini milletvekili yapmak istemiş ama o dönem Cumhuriyet gazetesinde çıkan ve Abdullah Cevdet'e ait olduğu iddia edilen "Avrupa'dan damızlık erkek getirelim" sözü yüzünden diğer milletvekillerinin baskı yapması sonucu milletvekili olamamış. Bu bile Atatürk'ün diktatör olmadığını gösteren küçük bir kanıt. İstese Abdullah Cevdet'i pekala milletvekili yapabilirdi. Abdullah Cevdet cumhuriyet tarihinde yaptıkları göz ardı edilen, hakkında çok fazla konuşulmayan bir kişi. Ama bazıları unutmamış Abdullah Cevdet'i. Orhan Pamuk'un "Sessiz Ev" kitabında yarattığı karakter olan Doktor Selahattin Darvinoğlu'nu esinlendiği kişi de Abdullah Cevdet. Darvinoğlu'nu da kimse anlamıyordu tıpkı Abdullah Cevdet'i anlamadıkları gibi. Eğer Sessiz Ev'i okursanız Abdullah Cevdet ile Darvinoğlu'nun birçok ortak noktası olduğunu görürsünüz. Abdullah Cevdet 1932 yılında öldüğünde yanında kimsesi yokmuş ve cenaze namazı kılınması istenmemis. Rivayet o ki, Peyami Safa'nın araya girmesiyle namazı kılınabilmiş. Abdullah Cevdet kitabı önce eski harfler ile Latin harflerinin kabulünden sonra da Latince harfler ile çevirip yayımlamış. Kısacası Atatürk bu kitabın okunmasını çok istemiş ama şu an bile çok bilinen bir eser değil. Ben de Abdullah Cevdet'i araştırırken tesadüf eseri bu kitaba denk gelip okumuş ve çok beğenmiştim. Bu tür kitaplara ilgisi olan okurların kesinlikle okuması gereken bir eser. (Mustafa A.)
Kitap, Atatürk’ün talimatıyla 1928’de Arap harfleriyle basılmış ve 1929’da ise latin harfleriyle tekrardan basılmış. Dr. Abdullah Cevdet, eski harflerle basımının bir örneğini, Atatürk‘e şu ithaflarla sunmuş: “En büyük acizden en büyük iktidara.“ 1929’da ise Türkçe basım ithaf sayfasında, “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine” yazısı çok hoşuma gitti doğrusu. Kitabın çevirmeni Abdullah Cevdet, not olarak, bu kitabın İçtihat’ta bölüm bölüm yayınlandığını ve çok hazla okunduğuna ilişkin, Anadolu’nun Lice, Bayburt, Kangal gibi uzak köşelerinden mektuplar aldıklarını ve eserin kitap şeklinde basılmasını istediklerini yazmış. Doğrusunu söylemek gerekirse, o zamanlarda Tanrısızlığı konu alan bir kitabın böylesine rağbet görmesine şaşırdım. Bu arada kitabın içinde Atatürk’ün altını çizdiği ve işaretlediği yerler de bulunuyor. Gelelim kitabımızın konusuna... Öncelikle, oldukça akıcı ve dili sadece bir kitap. Kitabın bazı bölümlerinin kolaylıkla çökertilebilir olduğunu düşünüyorum. Ama bazı bölümlerinin de ciddi anlamda sorgulatıcı ve önemli olduğunu söyleyebilirim. Kitap her dini eleştiriyor. En çokta İsevilik, Muhammedilik ve Museviliği... Ama okurken ağırlıklı olarak Hıristiyanlığı eleştirdiğini, yanında da Museviliği eleştirdiğini gördüm. Müslümanlığa karşın çok az bir eleştiri söz konusuydu. Sanki daha çok Müslümanların yaptığı yanlışlara ve dinlerinin onları yönlerdirdiği doğrultuya karşın bir eleştiri vardı. Ama temel olarak baktığımızda bu yazar, bir Tanrı’nın var olmasının ne kadar saçma ve olanaksız olduğunu anlatmaya çalışıyor bize. Kitabın içeriği ise; din adamlarının ve hükümdaların dini kullanarak bizi nasıl sömürdüklerini, çocukların daha anlayamayacakları bir yaşta dini eğitim görmemeleri gerektiğini, dinin insanlara ne oranda ve nasıl zarar verdiğini, din devletlerinin ne halde olduğunu ve Tanrısallığın temelindeki çelişkileri vb. anlatıyor. Dini inancınız ne olursa olsun bu kitabı okuyabilirsiniz. Sorgulamaya başlamak için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum ve kesinlikle okumak isteyenlere öneriyorum. İyi okumalar... (irem)
--reklam--
Sağduyu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean Meslier - Sağduyu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sağduyu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean Meslier Kimdir?
Jean Meslier, 1664 yılında Rethel dükalığında doğmuş Fransız rahip ve filozof. Din ve din adamlarına olan güvenini kaybetmesinin ardından din eleştirisi yapan Meslier, ateist olmuştur. Meslier'nin eleştirileri sadece Hıristayanlıkla sınırlı kalmayıp diğer dinleri de kapsıyordu.
Köyünün ağası olan M. de Touilly'yi bazı kötü muamelelerinden dolayı vaaz verirken köylüye eleştirdi. Ağa tarafından piskoposa şikayet edilen Meslier, Reims piskoposu tarafından azarlanarak mahkûm edildi. Meslier bir sonraki vaazında kürsüye çıkarak kardinalin verdiği karardan ötürü şöyle yakındı:
İşte zavallı köy rahiplerinin alışılmış sonu! Büyük efendiler olan piskoposlar onlara hakaret eder, onları dinlemezler. Şimdi buranın ağası için dua edelim: Antoine de Touilly'yi doğru yola getirmesi, hiçbir zaman yoksula hakaret etmek ve yetimi soymak durumlarına düşürmemesi lütfunu ve iyiliklerini ona layık buyurması için Tanrı'ya niyazda bulunacağız.
Bunun üzerine Meslier ağa tarafından piskoposa yeniden şikayet edilir ve aynı hakaretlere maruz kalır.
1729'da öldüğünde 65 yaşındaydı. Malını mülkünü yoksul köylüye bıraktı.
Evinde 366 sayfalık 3 nüsha kitap bulundu. Tamamı kendi el yazısıydı. Bir nüshasına piskopos el koydu. Diğer bir nüshası adliye bakanlığına gönderildi. Son nüsha ise Comte de Caylus'da kaldı ve bir süre sonra el altından Paris'te satılmaya başlandı.
Voltaire bu nüshalardan birini okuduğunda D'Alambert'e şöyle yazıyordu:
Hollanda'da ölen Jean Meslier'nin vasiyetnamesini yayınlamışlar. Okurken dehşetten titredim. Hıristiyanlık eğitimi aldığından dolayı, ölürken Tanrı'dan af isteyen bir rahibin şehadeti, özgür olanları büyük ölçüde sağlamlaştırabilecek içeriktedir. Ölümün kucağında bulunduğu bir sırada Meslier İsa'nın dini aleyhinde yazıyordu; o öyle bir andır ki, düşüncelerini ve duygularını en çok saklayan kimseler bile yalan söylemeye cesaret edemezler, o anda en korkusuzlar titrer.
Bu kitap ilk olarak Abdullah Cevdet tarafından "Rahib Melye'nin Vasiyetnamesi Hakkında" adıyla 1928 yılında eski harflerle neşredilmiştir. Aynı yıl Atatürk'ün emriyle Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları'nca "Akl-ı Selim" adını alarak yeni Türk harfleriyle basılmıştır. Bugün ise Kaynak Yayınları'nca "Sağduyu-Tanrısızlığın İlmihali" olarak yayınlanmaktadır.
--reklam--
Jean Meslier Kitapları - Eserleri
- Sağduyu
--reklam--
Jean Meslier Alıntıları - Sözleri
- İnsan dimağı, özellikle çocuklukta yumuşak bir balmumu gibidir, üzerinde yapılmak istenen bütün değişiklikleri kabul etmeye hazırdır. Kendisinin akıl yürütme gücü olmadığı bir zamanda eğitim, insana hemen hemen bütün görüşlerini, bütün fikirlerini verir. Pek genç yaşımızda iken kafamıza sokulmuş doğru ya da yanlış fikirleri doğadan almış ya da doğarken bunlarla birlikte doğmuş olduğumuz inancında bulunuruz. İşte bu kanı, sapkınlıklarımızın en büyük kaynaklarından biridir. (Sağduyu)
- İnsanın bardağı sevinç ve acıyla doludur. Her yerde iyiliğin yanında kötülük vardır. Karışıklık, düzenin yerine geçer; üremeyi yıkım izler. (Sağduyu)
- İnsanoğlunun dincileri, din ilkelerini insanlara, bunlar henüz batılı gerçekten ya da sağ eli sol elden ayırt edecek bir yaşa gelmeden önce öğretmekle çok tedbirli olarak hareket ederler. Küçük yaşından beri bu düşüncelerle doldurulmuş kırk yaşındaki bir adamın kafasından bu düşünceleri çıkarmak ne kadar zor olursa, tanrılar hakkında verilen köksüz fikirlere kırk yaşındaki bir adamın ruhunu alıştırmak da o kadar zordur. (Sağduyu)
- Dinin ortaya çıkışı ile ilgili bir soruya Meslier aydınlanmacı bir insanın cevabını verir. "Dinler bilinçsizlik, batıl inanç ve ilahi güçlere tapmanın yanı sıra , halkın sömürücüler tarafından ezilmesinin sonucu doğmaktadır. Tüm bunlar kurnaz ve hokkabaz politikacılarca düşünülmüştür. Aynı zamanda bu dünyanın prensleri ve zorbaları halkı baskı altına almak ve kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilmek için bu buluşları (dinleri ) kendi yasalarıyla ayakta tutmaktadırlar." (Sağduyu)
- Eğer hayat bize bazı tatlar veriyorsa, bu tatlar birçok acıyla karışmış değil midir? (Sağduyu)
- İyi adam ödül umudu ve ceza korkusu olmaksızın iyidir. İnsan yalnız yaptığı kötülükten değil, yapabildiği halde yapmadığı iyilikten sorumludur. (Sağduyu)
- Hayvanların öteki türlere karşı zulüm ve saldırganlıklarının nedeni açlık ve beslenme ihtiyacıdır. İnsanın insana karşı zulüm ve saldırganlığının nedeni, efendilerinin kavga çıkarmak isteğinden ve açgözlülüğünden ve saygısız, batıl inançlarının azgınlığından başka bir şey değildir. (Sağduyu)
- Kişisel yaratılışı gereği olarak bilemediği, tanıyamayacağı bir şeyi bilemediğinden, tanımadığından dolayı, bir tanrıtanımazı, yani bir Allah'ın varlığını kabul etmeyen kimseyi cezalandırmış olsaydı, Allah hiç kuşkusuz zorbaların en haksızı ve en tuhafı olurdu. (Sağduyu)
- Teolojinin tuhaf ve metafizik görüşleri insan ruhundaki en basit, en açık, en doğal düşünceleri o derece alt üst etmeyi başarmıştır ki, Allah'ı kötülükçülükle suçlayamayan sofular, talihin en kötü darbelerine, iyilikçi Allah'ın bir kesin kanıtı olarak bakmaya alışmışlardır. Sıkıntı ve keder içinde bulundukları zaman, Tanrının kendilerini sevdiğine, Tanrının kendilerini yokladığına, Tanrının kendilerini sınamak istediğine inanmaları bunlara emredilir. Bu yolla, din, kötülüğü iyiliğe dönüştürmeyi başarmıştır! Bir inançsız, çok haklı olarak, "Tanrı sevdiklerine böyle davranıyorsa, beni hatırına getirmemesini kendisinden pek ziyade rica ederim" diyordu. (Sağduyu)
- En çok mümkün olmayan şeyin, kendileri için en esaslı şey olduğuna insanları inandırmayı nasıl başardılar ? Çünkü, insanlara korku saldılar. Korktuğunda, insanın muhakemesi artık işlemez; insan düşünemez, değerlendirme yapamaz. Öte yandan insanlara, akıl ve muhakemelerine güvenmemeleri öğütlendi; zihin böyle karıştırılınca artık her şeye inanılır ve hiçbir şey araştırılmaz. (Sağduyu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin