Kitap Künyesi
Yazar: Mine Söğüt
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750812286
Sayfa Sayısı: 346
--reklam--
Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
1979 yılı, gerçekten de göründüğü gibi, 1 Ocak Pazartesi günü başlayıp 31 Aralık Pazartesi günü mü bitti? 1979'a, o yıl yaşananlara, bugün baktığımızda, sadece 12 Eylül'e varan süreci mi görmeliyiz, 12 Eylül sonrası'nı mı? Şahbaz, bir taraftan yaşadığı o harikulade yıl'ı, 1979'u anlatıyor, bir taraftan da bütün bu soruları sorduruyor bize. Mine Sögüt yeni romanı Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979'da, yaşananların yazılanlardan daha kurmaca, hayatın şiddetinin yazının hayal bile edemeyeceği kadar uçta olabileceğini gösteriyor.
--reklam--
Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 Alıntıları - Sözleri
- "Hayat böyle bir şeydir. Gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini, rastlantıların neye hizmet ettigi hiçbir zaman çözülemez bir bilmece. Yaşamak da hayat labirentinde kaybolma yarışı. Çıkışı bulan ölecek..."
- Hafızayı zamana emanet etmenin sonucu unutmaktır. Zaman unutturur. Unutturur ki, hayat devam etsin.
- İnsanın aynaya bakıp kendisini görememesi ne dehşet verici.
- Amacı olmayan, ne istediğini bilmeyen...hatta hiçbir şey istemeyen insanlar ülkesi, kıyametin işaretidir.
- ' Hafızayı zamana emanet etmenin sonucu unutmaktır. Zaman unutturur. Unutturur ki, hayat devam etsin. '
- Hayat böyle bir şeydir. Gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini, rastlantıların neye hizmet ettigi hiçbir zaman çözülemez bir bilmece. Yaşamak da hayat labirentinde kaybolma yarışı. Çıkışı bulan ölecek...
- Siz herkesin eşit olduğuna, olabileceğine inanıyorsunuz. Yanılgı buradan başlıyor. Evet, iyi kalpli bir düş bu gördüğünüz. Ama herkes eşit değil yeryüzünde. Olması da gerekmiyor. Geceyle gündüz bile eşit değil. Yazla kış farklı. Elma ağacıyla kiraz ağacı da. Kuşların ömrüyle böceklerin ömrü farklı. Soğanın tadıyla patatesin tadı bambaşka. Bunlar sana bir şey ifade etmiyor mu? Yeryüzünde hiçbir canlı aynı adaletten payını almamışken, insanlar neden birbirlerinin aynısı olsunlar. Aynı pencerenin içinde duran iki farklı sardunya düşün. Biri hastalanır diğeri çiçeğe boğulur. Biri solar, biri açtıkça açar. Neden? Yan yana ekili iki sardunya bile aynı kaderi paylaşamazken, sizin insanların kaderini eşitleme ısrarınız neden?
- "İnsanın aynaya bakıp da kendisini görememesi ne dehşet verici."
- "İyi ya da kötü...olaylar olur. Önemli olan ne olduğu, hatta senin başına ne geldiği değildir. Önemli olan senin ne yaptığındır."
- Biliyor musunuz, Tanrının varlığı tartışılabilir ama kaderi inkar etmeye kimsenin gücü yetmez. Eğer olacakları kendimiz tayin edemiyorsak, her şey istediklerimizden ve hayallerimizden bağımsız, bildiği gibi vuku buluyor… deli nehir gibi kendi asi yolunu izliyor… nihayetinde hiç aklımıza gelmemiş yerlere varabiliyorsa… kader vardır.
- ...aslında hayat yaşanan değil, kanılan bir maceradır.
- İnsanın aynaya bakıp da kendisini görememesi ne dehşet verici.
- Gerçek, yolu gösteren en iyi ışıktır. Sadece gerçeği bilerek evrendeki tüm soruların cevabını bulabilirsin. Ama evren kurnazdır. Gerçeği hep saklar. Yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. Kimi zaman bir arpa boyu da olsa , insan gerçeğe baktığında hep ilerler.
- "Affetmek zayıflık mıdır,güç müdür?Affetmek anlamak mıdır, anlamsızlaştırmak mıdır?Affetmek kazanmak mıdır,kaybetmek midir?"??
- Hayatta kalmak için sadece niyet ve istek yeterli mi?
--reklam--
Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979 romanını bitirdikten sonra, çok belirgin bir Mine Söğüt anlatımı ve kurgusu olduğunu düşündüm. Bu kitabın ardından Kırmızı Zaman’ı da okudum.Bu düşüncem iyice pekişti. Ölümün, şiddetin kol gezdiği 1979 yılının Ocak ayı ile başlar kitap.Aralık ayı ile biter. Şahbaz, işkenceden çıkmış, hatta öldü diye bir köşeye bırakılmış,unutulmuş, genç bir kadına çeşit çeşit öyküler anlatır.O ayın meyveleri ile besler bu arada kadını. Ara ara kendinden bahseder Şahbaz, farklı farklı geçmişler yazarak.Şahbaz’ın hikâyeleri şiddet doludur, iç acıtıcıdır.İşlenen cinayetlere ortaktır çoğunlukla. 1980 darbesi öncesi, derin devlet kaynaklı şiddetin körüklendiği 1979 yılının önemli olaylarını, ay ay bir almanakla gözler önüne sermiş Mine Söğüt, kitabın ikinci bölümünde. Etkileyici bir kitaptı Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979. (Özlem Akbaş)
Şahbaz'ın yılı 1979 nasıl harikulade bir yıl ise şu an kendimi o kadar harikulade hissediyorum. Otomatik portakalda okumuş olduğum distopyanın beterinin yetmişler Türkiye'sinde yaşanmış olduğunu okumak gerçekten çok üzücü. Mine Söğüt'ün okuduğum ilk romanı. Dili ve akıcılığı ne kadar kolay geldi ise okumak ruhuma bir o kadar zor bir o kadar yorucu geldi. Okurken yoruldum sanırım hassas bir kalbim var gerçekten :)) Peki neden Şahbaz kim bu Şahbaz insanların düşlerine korkularına giren insanı suça acıya ve kötüye iten pençeli insan yüzlü bir kuş mu yoksa biz miyiz kendimiz içimizdeki sinsice sessizce yaşayan ikizimiz mi? Roman 1979'un Ocak ayında üç kapılı bir handa ölüme yüzü yakın yaralı suskun bir kadını bulması ile başlar Şahbaz'ın. Dışarda ölüm dışarda korku aylarca saçları Şahbaz'ın şefkatli ellerinde dinler anlattığı öyküleri iyileşmeyen yaraları derin suskunluğu ile. Pençeleri ile besler Şahbaz kadını her ay o ayın yemişleri o ayın meyveleri ile. Ocakta portakal kokar oda, eylülde incir, kasımda nar... Mine Söğüt karanlık bir masal anlatır var mı yok mu belli olmayan bir yerde, var mı yok mu belli olmayan bir kadına, kendi varlığından şüpheli kendi ağzıyla. Mine Söğüt 79 ağıdını bir öyküye adar, gerçek düşmüş gibi, gerçek hiç olmamış gibi yer eder kör zihinlerimizde hiç yaşanmamış gibi. Almanak yani hava durumu takvim her ne denirse. Öykünün bitiminde suratımıza tokat gibi çarpar bir Türkiye gerçeğini, bir kaosu, bir savaş meydanını, yitmeleri, ölümleri, her biri ayrı yere dağılan cesedin parçaları gibi gün gün parça parça dağıtır bütün olanları, gerçekten olmuş olanları. Olmamalı olmamalıydı olmasın... Cahit Sıtkı'nin da dediği gibi "Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikayet ölümden olsun." Mine Söğüt Nazım'ı anar" Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine " ben Cahit Sıtkı ile bitireyim dedim. Iyilik güzellik olsun da varsın böyle harikulade öyküler yazılmamış olsun biz de okumamış olalım. Keyifli okumalar değil de dayanabilecek yürek diliyorum. (Simge...)
2019 yılında imzaya geleceği için daha önce hiç okumayıp ama duyduğum yazarın hangi kitabını alsam diye göz atınca kitapları arasından Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979’u seçmiştim. Sadece imzalık bi tanışma da olmadı. İmza sonrası dahil olduğum küçük bi grup sohbeti yapmıştık bir kafede. Yazarı takip edenler okur buluşmalarını sevdiğini zaten bilir. Kitabı okumak bu zamana kısmet oldu. Kitap 1979 yılının Ocak ayı ile başladı. Bense 2021’de ilk bu kitaba başladım. İnşallah 2021 böyle bir yıl olmaz Bazı okurlar kitaptaki cinayetleri şaşkınlıkla okuduğunu yazmış. Son yıllardaki şiddet ve ölüm haberlerinden sonra bende bir şaşkınlık yaratmadı. Çağımız insanı buna alıştırmaya başladı maalesef. Kitabın sonundaki almanaktan başlayayım incelememe. 1979 yılında meydana gelen önemli siyasi olayları ve bunun sebep olduğu cinayetleri, doğa olaylarını vs. gazeteci kimliğiyle inceleyip insanların normal seyrinde var olan hayatlarının içine iliştirerek kurguya dökmüş yazar. Henüz diğer kitaplarını okumadım ama inceleme ve yorumlardan anladığım kadarıyla genel olarak kullandığı tanrısal, doğaüstü güç ögesini de katarak olayları Şahbaz adında bir karakter etrafında kurgulamış. Sıkça şu soruya yermiş: Şahbaz kim? Şahbaz ögesi üzerinden güzel metaforlar yer aldı kurguda: her ay Şahbaz’ın bahçesine daha sonra hasat etmek üzere ektiği tohumlar ile o günlerden başlayıp bugünlere süren siyasi olayların etkileri, olayların bir tekerrürden ibaret olduğunu ve buna kitabın arka kapak yazısında “her şeyin bir ikizi vardır ve 28 yılda bir takvim tekrarlanır” sözüyle dikkat çekmesi, insanların sebep olduğu olaylara yine nasıl tepki verdiklerini insan psikolojisine yönelik davranışlarla yer vermesi… Kitabı okurken değil de daha çok bitirip üzerine düşününce netleşiyor çoğu şey. Altını çizdiğim düşündüren çokça yer oldu. Birkaçını aşağıya bırakıyorum. Keyifli okumalar: - Evren, isteklerin parmak ucunda döner. Sayısız istek ve niyetin. Dünyanın düzeni “ortada” huzur arayanlara kalsaydı, dünya dönmez, olduğu yerde dururdu. Yaşam devam etmez, gökte kuş uçmaz, yerde ot bitmezdi. Etrafına bir bak. Doğada “orta”yı seçen hiçbir şey göremezsin. Ya vahşidir ya uysaldır tüm hayvanlar. Ya avdırlar ya avcı. Sen de seçmek zorundasın. Av mısın avcı mı, vahşi misin uysal mı? Uysal bir avcı ya da vahşi bir av olmak, yaradılışın anlamına yakışmaz. Yaradılış, bir şeyler ölsün ki yenileri doğsun diyen bir düzenlemedir. Ölürken de doğarken de kan akar, unutma…” - İnsan bir hedefi olmadan varlığını hissedemez. İnsana varlığını hissettiren hedefidir. Hiçbir yere gitmeyen, hiçbir şey yapmayan insan bile hiçliği hedeflediği için varlığıyla barışıktır. Hedefini ıskalayan insansa varlığıyla her daim kavgalı. Bu durumda eğer kaybetmeyi hedeflersen kaybettiğinde kendini iyi hissedersin. Kazanmayı hedeflersen kazandığında. - İstemek, insanı aciz kılar. Sormak ise güçlü. Aciz birini alt etmek kolaydır, ama güçlü biriyle boğuşmak… ya ölürsünüz… ya da öldürürsünüz… (Merdümgiriz Efendi)
--reklam--
Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mine Söğüt - Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mine Söğüt Kimdir?
Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi'inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.
Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi'nde başladı, İnsan Hakları Servisi'nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi'nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.
1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.
Mine Söğüt'ün ilk kitabı, Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi isimli biyografidir. İlk romanı Beş Sevim Apartmanı / Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları'ndan sonra Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı ve Doğan Kardeş adlı kitabı yayımlandı. 2006 yılında Pınar Kür'le yaptığı "Aşkın Sonu Cinayettir" adlı söyleşi kitabı Everest yayınlarından çıktı. 2007 yılında üçüncü romanı "Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979" yayınlandı.
Karikatürist yazar/bahadir-baruter ile evlidir.
--reklam--
Mine Söğüt Kitapları - Eserleri
- Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
- Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler
- Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
- Beş Sevim Apartmanı
- Deli Kadın Hikayeleri
- Kırmızı Zaman
- Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi
- Milyonluk Manzara
- Aşkın Sonu Cinayettir
- Darbeli Kalemler
- Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi
- Gergedan
- Sevgili Doğan Kardeş
- Alayına İsyan
--reklam--
Mine Söğüt Alıntıları - Sözleri
- Kadınların evlendikten sonra soyadlarının değişmesi ve hayatlarına bambaşka bir insan olarak, yepyeni bir kimlikle devam etmeleri insanı nasılda çıkmaza sokuyor. (Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi)
- Gerçek, yolu gösteren en iyi ışıktır. Sadece gerçeği bilerek evrendeki tüm soruların cevabını bulabilirsin. Ama evren kurnazdır. Gerçeği hep saklar. Yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. Kimi zaman bir arpa boyu da olsa , insan gerçeğe baktığında hep ilerler. (Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979)
- Kimin öyküsüne mercek tutsanız, hangi hayatın peşine düşseniz mutlak bir acı üzerine inşa edildiğini görürsünüz. Üstelik sadece bu mahallede değil, her yerde. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- Tanrı dünyayı altı günde yarattı. Yedinci gün utandı. (Gergedan)
- “Sahi insan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç ninni döküldü avucuma.” (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Cesaret insanın hayatta kalmasını sağlayan kadim genlerden biridir." (Kırmızı Zaman)
- Kadınını altına alıp ezen erkek, halkını altına alıp ezen devletin yapıtaşıdır. (Alayına İsyan)
- Bu silah satışları üzerinden devletler ve şirketler hem açık hem de gizli politik anlaşmalar yaparlar. Legal olarak üretilen silahların bir kısmı o yüzden yeraltına kayar. Tüm devletler silah kaçakçılığına kör ve sağırdırlar. Yeraltında dönen illegal ekonomi aynı zamanda yeryüzünü de besler. Cumhurbaşkanları, başkanlar, krallar, kraliçeler ve diktatörler bu ekonomilerden semirirler. Dağa çıkanlar ve kışlaya girenler ellerindeki silahın kimi öldüreceğiyle aslen ilgilenmezler. Gözlerini kapar ve vatan için ve direniş için ve bayrak için ve kurtuluş için ve toprak için... tetiği çekerler. (Alayına İsyan)
- Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Benim başım artık kendimle dertte... (Beş Sevim Apartmanı)
- "Hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur." (Kırmızı Zaman)
- Korkunun gölgesinde akıl fakir kalır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Artık kimin kim olduğunu öğrenmek istemiyorum. Oysa bu mahallede herkesin hikayesi kimliğiyle başlıyor. Kaderler burada kimliklere göre paylaştırılmış. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- “Benden ne istediğinizi öğrenemedim, beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim” (Deli Kadın Hikayeleri)
- İlerki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok, mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda bile hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani. (Aşkın Sonu Cinayettir)
- "Evin dilini de anlıyormuşsunuz?" "Evet?" "Mesela pencereler ... şu an bir şey diyorlar mı?" "Onu hatırlamıyorlar bile ... " "Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?" "Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz.." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Kadınların en büyük zaafı, kendilerine yakıştırılan genel ahlakın gerçekten kendilerine yakıştığına kanmalarıdır." (Alayına İsyan)
- Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başkayım. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim. (Deli Kadın Hikayeleri)
- “İstemek başarıyı baştan çıkarır.” (Beş Sevim Apartmanı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin