Kitap Künyesi

Yazar: Jack London

Çevirmen: Mürsel Şenol

Orijinal Adı: The Abysmal Brute

Yayın Evi: Oda Yayınları

İSBN: 9789753852289

Sayfa Sayısı: 106

Şampiyon Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kendisi de boks yapmış bir yazar olarak Jack London bu romanında kitlelerin spor adına nasıl aldatılıp sömürüldüğünü anlatıyor. "Şampiyon" danışıklı dövüşlerin, boks dünyasındaki kirli oyunların sergilendiği son derece sürükleyici bir romandır. Jack London tiryakilerinin bir solukta okuyacaklarından emin olduğumuz bir roman daha sunmakla kıvanç duyuyoruz.

(Arka Kapak)

Şampiyon Alıntıları - Sözleri

  • İki yıl sonrayı bugünden düşünmenin anlamı yok, o zamana kadar senin içinde çok şey değişmiş olacak.
  • "Gözüme bir perde çekmek çok kolaydı. Ancak perde olsun ya da olmasın görülecek şey her zaman orda."
  • "Fakat gerçek bir kadın bulursan onu bırakma. o, paradan ve şandan daha değerlidir."
  • Bir erkek, hayatının kadınını buldu mu yapacağı tek şey var: o kadına iki eliyle sarılmak ve hiç bırakmamak.
  • Unutma, kadınlar ölüm ve lannettir. Fakat gerçek bir kadını bulursan Onu bırakma. O, paradan ve şandan daha değerli .
  • Bana öyle geliyor ki, aramızda son söz henüz söylenmedi.
  • Parayı har vurup harman savurmazdı. Nolur nolmaz diye bir kıyıya koyup biriktirirdi.
  • "Modern çağın kirlenmiş ruhlarla dolu dünyasında ruhu saf kalmış, insan kalmış bir insan.."
  • Evlilik öyle bir şeydir ki, öğrenilmez.
  • İyi olan her zaman kazanmıyor.
  • Tanrı'nın önünde herkes birdir oysa.
  • "Boksa karşı değilim ama bunun sırf para için yapılmasını sportmence bulmuyorum."
  • “Ben… Öpmek bir sanatmış diye duydum.”
  • Ve bir erkek, hayatının kadınını buldu mu yapacağı tek şey var: o kadına iki eliyle sarılmak ve hiç bırakmamak.

Şampiyon İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Jack London bir dönem boksla ilgilenmiş. Bu kitapta da eskiden boksör olan bir adam ormanda oğlunu boksör olarak yetiştiriyor ve oğlu boksörlerin en safı oluyor. Kitap gayet akıcıydı ve anlatım tarzını çok sevdim klasik Jack London tarzı (damla)

Jack London’ın kaleminden 20. yüzyıl başı Amerika’sına dair sıra dışı bir roman Genç Boksör. Genç Pat Glendon, eski bir boksör olan babası tarafından, modern toplumun yozlaşmışlığından uzak biçimde yetiştirilmiş bir “saf yetenek”tir. Babasının tavsiyesiyle, dönemin ünlü boks menajeri Sam Stubener tarafından “şehre” getirilir ve ringlerde büyüleyici bir hikâyeye imza atar. Etrafında dönen oyunlardan habersiz, safdil Pat Glendon tek vuruşta rakiplerini nakavt ettikçe, oyunun sandığı gibi “dürüst” olmadığını görecektir… Bugün milyon dolarlık bir endüstri halini alan boksun erken dönemine dair bu etkileyici romanında Jack London, bir taraftan modern şehir yaşamındaki çürümeyi ele alırken diğer taraftan tüm sporları etkisi altına alan “para”nın sporun doğasını nasıl altüst ettiğine dair ölümsüz bir esere imza atıyor. “Bu maçtan sonra Pat Glendon, şöhrete varan basamakları tırmanmaya başladı. Boks piyasasının palavracıları ile spor muhabirlerinin dikkatini üzerine çekti. (…) Yumrukları altın değerindeydi. Yiğit duruşuyla çok şey vaat ediyordu. Ancak gazeteciler onun, yeteneğini hep üçüncü sınıf boksörlere ya da odun kırıcılara karşı gösterdiğini savunuyordu.” (ümran ersan)

Jack London'un 80 sayfalık bu kısa kitabını bir oturuşta bitirdiğimi söyleyebilirim. Gerçekten Jack London farkı diye bir şey var bunu her okuduğum yeni bir kitabında daha iyi anlıyorum. Jack London'un hayatının bir döneminde boks ile ilgilenmesi ile ortaya çıkmış bir kitaptır. Yazar kitapta boks dünyasında dönen adaletsizlikler, şikeler ve boksun bir ticari araca dönmesini eleştirmektedir. Boksu seven ama onun hakkında hiçbir şey bilmeyen saf ruhlu yetenekli kahramanımızın güzel bir gazeteciyle yaptığı röportaj sırasında gazeteciyle birbirlerine aşık olurlar. Kahramanımız röportaj sırasında boksun yozlaşmış dünyasının farkına varır ve bir karar alır... (Habibe)

Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?

12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.

Jack London Kitapları - Eserleri

  • Beyaz Diş
  • John Barleycorn
  • Martin Eden
  • Demir Ökçe
  • Ay Vadisi
  • Demiryolu Serserileri

  • Vahşetin Çağrısı
  • Deniz Kurdu
  • Uçurum İnsanları
  • Alın Teri
  • Şampiyon
  • Dehşet Ülkesi
  • Güneşin Oğlu

  • Yanan Günışığı
  • Kız, Kar ve Kan
  • Düş Ülkelerine Yolculuk
  • Sevginin Katıksızı
  • Tanrılar ve Köpekler
  • Suikast Bürosu
  • Kurt Dölü

  • Denizin Çağrısı
  • Midas'ın Müritleri
  • Yıldız Gezgini
  • Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
  • Ataların Tanrısı
  • Beyaz Sessizlik
  • Can Yoldaşı

  • Devrim
  • Dönek
  • Gece Doğan
  • Halk Avcısı
  • İnsanın Sadakati
  • Meksikalı
  • San Fransisco'nun Güneyi

  • Sınıf Farkı
  • Makaloa Hasırı Üzerinde
  • Bana Göre Hayatın Anlamı
  • Hawaii Öyküleri
  • Büyük Serüven
  • Kurt Kanı
  • Yakalanış

  • Öyküler
  • Uzak Diyarlarda
  • Bir Kuzey Macerası
  • Gece Geçen Serseriler
  • Gemide İsyan
  • Geleceğin Hikayeleri
  • Beyaz Cehennem

  • Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
  • Beyaz Diş - Madam Bovary
  • Şafak Kızı
  • Beyaz Diş - Esrarlı Ada
  • Yumruk
  • Buzun Çocukları
  • Bin Düzine Yumurta

  • Adem'den Önce
  • Oyun
  • Ateş Yakmak
  • Acemi Gece
  • Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
  • Kumarbazlar Cenneti
  • Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş

  • Ateş Yakmak
  • Hayatın Kanunu
  • Demir Yolu Çocukları
  • Kızıl Veba
  • Büyük Sorgu
  • Mapuhi’nin Evi
  • Ölümcül Dalgalar

  • Kadın Denen Mucize
  • İlk Savaş, İlk Zafer
  • İnsanlığın Sürüklenişi
  • Kepaze
  • Çinago
  • Bütün Dünyanın Düşmanı
  • Alice Ruhunu Açınca

  • Kahekili’nin Kemikleri
  • Dağ Adamı
  • Bir Dilim Biftek
  • Kırmızı
  • Tek Özgürlüğüm
  • Güneşe Doğru
  • Lost Face And Other Stories

  • Theft
  • Tom Pomplun
  • Kaval Kemikleri

Jack London Alıntıları - Sözleri

  • “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
  • Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
  • Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
  • Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
  • °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
  • Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)

  • “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
  • Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
  • İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
  • Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
  • Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
  • Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
  • “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)

  • Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
  • Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
  • “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
  • Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
  • Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
  • Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
  • Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)