Kitap Künyesi

Yazar: John Berger

Çevirmen: Aslı Biçen

Yayın Evi: Metis Yayınları

İSBN: 9786053160533

Sayfa Sayısı: 192

Sanatla Direniş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Günbegün bütün dünyada, medya ağı gerçeklerin yerine yalanları koyuyor. En başta siyasi ya da ideolojik yalanlar yok (onlar sonra geliyor), insan hayatının ve doğal hayatın aslında neden oluştuğuna dair görsel, somut yalanlar var. Bütün yalanlar tek bir devasa sahtekârlıkta toplanıyor: hayatın kendisinin bir meta olduğu ve onu satın almaya gücü yetenlerin, tanımı gereği onu hak edenler olduğu varsayımı! Çoğumuz bunun yanlış olduğunu biliyoruz ama bize gösterilenlerin pek azı direncimizi güçlendiriyor.”

Berger’a göre sanat tam da bunu yapıyor, yani direncimizi güçlendiriyor. Sanat ve sanatçılar üzerine yazdığı samimi ve özgün denemelerden oluşan bu kitapta, sadece Michelangelo, Rembrandt, Degas, Van Gogh, Kahlo ve Brancusi gibi sanatçıların eserlerini değil, Fransa’daki on binlerce yıllık mağara resimlerini ve Mısır’daki Feyyum mumya portrelerini de ele alıyor Berger. Kitap ayrıca yazarın Subcomandante Marcos’la yazışmalarını ve kendi sunduğu bir radyo programının metnini de içeriyor. Bir bütün olarak bu derleme, sanatın insanın iç ve dış dünyası için, birey ve toplum için ne kadar vazgeçilmez ve sağaltıcı olduğunu hatırlatıyor bize.

“Bugün, varolanı resmetmeye çalışmak umudu teşvik eden bir direniş eylemidir,” diyor Berger bir denemesinde. Bir diğerinde ise şöyle ekliyor: “Direniş eylemi, sadece bize sunulan dünya-resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil, bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur.”

Sanatla Direniş Alıntıları - Sözleri

  • Nesneler bizim onlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir, insanlarda öyle.
  • Sessizliğin sesini açın - biraz daha - biraz daha. Biraz daha ... [Mutlak sessizlik] Bu bir suretin, [...] gecenin sessizliği mi, yoksa birlikte dinleyen bizim sessizliğimiz mi?
  • Nesneler bizim onlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir, insanlarda öyle.
  • Öncelikle bir ufuk keşfetmek lazım. Bunun için de umudu tekrar bulmalıyız - yeni düzenin önümüze çıkarttığı ya da çıkartır gibi yaptığı bütün engellere rağmen.
  • Her kelebeğin de kendine özel sessizliği vardır. Çünkü bazen bir ses, sessizlik olarak daha kolay kavranır, tıpkı bir varlığın, görünen bir varlığın, bazen yok oluşuyla çok daha etkili bir şekilde anlaşıl­ması gibi.
  • Her hakiki resmin dokunduğu şey yokluktur - o resim olmasa muhtemelen farkına varmayacağımız bir yokluk. Ki farkına varmamak bizim için bir kayıp olacaktır.
  • “Umutsuzca hatırlamayı öğrenmeye çalıştığımız umut.”
  • bu yüzyıl, zorunlu ve gönüllü göçlerin yüzyılı. Yani sonu gelmeyen ayrılıkların yüzyılı, bu ayrılıkların hatıralarının musallat olduğu bir yüzyıl.
  • Bütün hayatını insanlarla kuşatılmış bir halde geçirmiş yalnız bir adamdı.
  • Hedef yüksek, hareket alanı darmış. Bu koşullar sanatta enerjiyi yaratır.
  • “…karanlığı tanımlayacak bir kelimemiz yok. Gece değil, cehalet de değil. Zaman zaman her birimiz bu karanlığın içinden her şeyi görerek geçeriz: o kadar çok şey görürüz ki hiçbirini ayırt edemeyiz.”
  • Sonuç sarsıcı: daha fazla yalnızlık, daha fazla acı, daha fazla terk edilmişlik.
  • Yazma eylemi, yazılan deneyime yaklaşma eyleminden başka bir şey değildir; tıpkı yazılmış metni okuma eyleminin de, umulur ki, benzer bir yaklaşma eylemi olması gibi.
  • “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.”
  • işittin mi/kalbim? yenilgiyi alıp başka bir yere gideceğiz/ bu hayvanla başka bir yere/ ölümlerle başka bir yere/ (...)

Sanatla Direniş İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Herkese merhaba,John Berger’in Sanatla Direniş isimli eserinden bahsetmek istiyorum. John Berger’in “Sanatla Direniş” adlı kitabını okurken, onun her şeyi direnişe odaklı bir göz ile görmeye çalıştığını düşündüm. Metis tarafından basılan kitapta Berger, incelediği ressamların her fırça darbesini, her desenini takip ederek, yaşama dair, biz’e dair dünyaya dair ne söylüyorlar sorusuna yanıt aramış. Bahsettiği isimlerin o ânına, şimdilerine giderek duygularını, yarattıkları eserlerle kendileri arasında nasıl bağlantılar olduğunu yorumlamaya çalışmış ve bize onlardan bugüne kalana dair sanatlı, umutlu bir yol çizmiş. Sanat üzerine çok fazla okuyup yazanlara yüzeysel gelebilir, ama benim gibi sanata nefes almak için koşanlardansanız keyif alacağınızı düşünüyorum. Kitaptaki görseller renkli ve kuşe kağıda olsaydı çok daha güzel olurdu ama bu halde de (internetten orijinallerine bakarak) benim için öğretici ve güzel bir okuma oldu. Berger'ın olmadığı bir sanat düşünemeyecek hale geldim desem yeridir. Çok iyi bir bakış sunuyor ve özellikle sanata ve sanat tarihine giriş için fazlasıyla uygun olduğunu düşünüyorum Zaman zaman çevirinin okumayı zorlaştırdığını düşündürse de okunması keyifli bir kitaptı. Kitap bitimi akılda tutulacak notlar elinizde olabiliyor. Okumayla birlikte yapılacak araştırmalar ile farklı bilgiler elde edilebilir (Dark Reader)

Kitap epeydir kütüphanemde idi. Okumak için güzel bir zaman seçtim sanırım. John Berger'i ilk defa okudum. Beklediğimin aksine, sıcak ve samimi bir dili var ve içerikler sizinle sanatçılar ve eserleri hakkında sohbet ediyor. Sanat üzerine çok fazla okuyup yazanlara yüzeysel gelebilir, ama benim gibi sanata nefes almak için koşanlardansanız keyif alacağınızı düşünüyorum. Kitaptaki görseller renkli ve kuşe kağıda olsaydı çok daha güzel olurdu ama bu halde de (internetten orijinallerine bakarak) benim için öğretici ve güzel bir okuma oldu. Yazar kendini yinelemedi ise ve görseller kuşe kağıda ise, Portreler ve Manzaralar kitapları ile çok güzel bir seri olabilir..Covid 19 sonrasında diyelim şimdilik.. Kitapta çoğunlukla yazarın sübjektif değerlendirmelerini içeren kısa deneme-mektup şeklinde yazılar var. Metis Yayınlarının sitesinde bulunan eserin içindekiler bölümünü,fikir vermesi adına biraz işleyerek paylaşıyorum: 1.   Bir Kapıyı Açmak ( Fotoğrafçı Pentti Sammallahtı üzerine) 2.   Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar ( Resim üzerine) 3.   Stüdyo Konuşması (Resimde yüz ve yer konusu hakkında, Messina, Vermeer, Manet ve birkaç ressamın eserleri ile örnekli) 4.   Chauvet Mağarası (Fransa'da bulunan Chauvet Mağarasındaki duvar resimleri üzerine) 5.   Penelope (Valezquez ve Vija Celmins eserleri üzerine) 6.   Feyyum Portreleri (Mısırda mumyaların üzerine yapıştırmak üzere,kişinin sağlığında tahta üzerine yapılan portreler hakkında) 7.   Degas (Edgar Degas ve heykelleri üzerine) 8.   Desen: Leon Kossoff’la Yazışmalar 9.   Vincent 10. Michelangelo 11. Rembrandt ve Beden 12. Aynanın Üzerindeki Kumaş (Rembrandt otoportreleri ve otoporte üzerine ) 13. Brancusi ( heykel üzerine) 14. Po Nehri ( Gente del Po belgeseli ve Po nehri üzerine) 15. Giorgio Morandi ( ressam ve eserleri hakkında) 16. Yok Artık Devenin Nalı (Raymond Mason ve heykel üzerine) 17. Frida Kahlo 18. Yatak ( Christoph Hansli ve fotoğrafları üzerine) 19. Dağınık Saçlı Adam ( Gericault ve deli portreleri üzerine) 20. Elma Bahçesi (Hapishane üzerine) 21. Kavanozlarda Duran Fırçalar (Miquel Barcelo ve resimleri üzerine) 22. Dünyanın Büyük Yenilgilerine Karşı 23. Subcomandante Marcos’la Yazışmalar       Balıkçıllar       Balıkçıllar ve Kartallar       Taşlarla Nasıl Yaşanır 24. Aynısı mı Olsun? (Ag)

Gerçeği resmetmeye çalışmak umudu teşvik eden bir direniş eylemidir.: Her dalıyla sanatın, insanoğlu ve insanlık için ne kadar değerli olduğunu, toplumsal gelişim kadar toplumsal direnişte de ne denli önem kazandığını somut veriler ve örneklemelerle işliyor yazarımız bu güzel eserinde. özellikle iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte dünya genelinde baskın olan ideolojinin sesini ve yönlendirmesini gördüğümüz günümüz dünyasında süreç artık ideolojik propaganda ve antipropaganda üretmek olmayıp; insana, hayatın ne olduğu, nasıl bir hayatın geçerli olabileceği ve hayatın tüketilmesi gereken bir meta olduğu üzerine insan yaşamının içini boşaltan bir yönlendirme başlamış ve insan bu kafese sıkıştırılmaya başlanmıştır. ve bu algı karşısında insanın elindeki en önemli silah gerçek hayatı bizlere gösteren müzik, kitap, heykel, resim, dans ve diğer tüm sanat ve edebiyat dallarının önemini koyuyor önümüze. üretilmiş insan bedeni, hareketleri, düşüncesi medya yoluyla sürekli işlenedururken ve bu yanılsamaya sayısız genç teslim oluyorken berger orataya çıkıp gerçeği haykırmış; SANAT VAR! (Uğur De Molinari)

Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?

1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.

İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.

Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.

John Berger Kitapları - Eserleri

  • Görme Biçimleri
  • Hoşbeş
  • Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
  • A'dan X'e
  • Uçuşan Etekler
  • Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar

  • Bir Fotoğrafı Anlamak
  • Sanatla Direniş
  • Düğüne
  • Portreler
  • G.
  • Yedinci Adam
  • Duman

  • Buluştuğumuz Yer Burası
  • Bento'nun Eskiz Defteri
  • Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
  • Kıymetini Bil Herşeyin
  • Hayvanlara Niçin Bakarız?
  • Kral
  • O Ana Adanmış

  • Manzaralar
  • Fotokopiler
  • Domuz Toprak
  • Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
  • Sanat ve Devrim
  • İstanbul’dan Gelen Telefon
  • Bir Zamanlar Europa'da

  • Leylak ve Bayrak
  • Görme Duyusu
  • Şiirin Saati
  • Zamanımızın Bir Ressamı
  • Clive’ın Koğuşu
  • Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
  • 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus

John Berger Alıntıları - Sözleri

  • Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
  • Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
  • Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
  • Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
  • Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)

  • “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
  • Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
  • Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
  • Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
  • Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)

  • 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
  • Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
  • "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın mo­deline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar,  düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
  • Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)