Sarı Odanın Esrarı - Gaston Leroux Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Sarı Odanın Esrarı kimin eseri? Sarı Odanın Esrarı kitabının yazarı kimdir? Sarı Odanın Esrarı konusu ve anafikri nedir? Sarı Odanın Esrarı kitabı ne anlatıyor? Sarı Odanın Esrarı PDF indirme linki var mı? Sarı Odanın Esrarı kitabının yazarı Gaston Leroux kimdir? İşte Sarı Odanın Esrarı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Gaston Leroux

Çevirmen: Kenan Sarıalioğlu

Orijinal Adı: Le Mystére De La Chambre Jaune

Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9786254050244

Sayfa Sayısı: 288

Sarı Odanın Esrarı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sarı Odanın Esrarı, kilitli oda ya da imkânsız suç gizemi olarak anılan türün ilk örneklerinden biridir. Dedektif kurgunun bu alttürü, suçlunun hiçbir çıkışı olmayan kilitli bir odada sırra kadem bastığı, görünüşe göre imkânsız ve karmaşık bir suça işaret eder. Bu suçu soruşturanların gözle görünenin ardına bakıp muammayı çözmeleri gerekir. Leroux, 1907’de L’Illustration dergisinde tefrika edildikten sonra 1908’de yayımlanan romanında bizi acar dedektif Joseph Rouletabille ile tanıştırır. Esrarlı olayları çözme becerisiyle tanınan Rouletabille, aynı zamanda romanın anlatıcısı olan arkadaşı avukat Sainclair ile birlikte esrarengiz bir saldırıyı aydınlatmak üzere Glandier şatosuna gelir. Şato ünlü biliminsanı Profesör Stangerson’a aittir ve söz konusu saldırıya profesörün kızı Mathilde Stangerson hedef olmuştur.

Leroux’nun büyük başarı kazanan bu romanı sürrealistlere ilham verirken, Fransız edebiyatçı ve sinemacı Jean Cocteau’nun da övgüsünü kazanmıştı.

Sarı Odanın Esrarı Alıntıları - Sözleri

  • Bir şeyin başka türlüsü imkansız olduğunda, onun mümkün olduğunu söylememek gerekir.
  • “düş kırıklığını, mümkün değil anlatamam.”
  • İnsan bazen, elinden geldiği hâlde, şaşmaz biçimde akıl yürütmezse hata etmiş olur.
  • "Suçlunun bulunmasını beklerken, suçun nedenini de ortaya çıkarmak gerekir."
  • "Bir şeyler öğrendiğimizi sandığımız anda, aslında hiçbir şey bilmediğimizi anlıyoruz!"
  • "İnsan bazen düşüncesinden emin olmamakla hata eder"

Sarı Odanın Esrarı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Polisiyenin Sorunu: Kitabın ilk yüz sayfası sürekli şöyle geçiyor; "Bu dünyadaki en gizemli kitap, okuyanlar küçük dilini yutacak.", "Bu gizemin çözülmesi kesinlikle imkansız.", "Bu odadan çıkmış olması imkansız.". Polisiye kitaplarının neredeyse tümünde aynısı var. Arada sırada karakterler arası romantizm ve birkaç duygusal an sokuşturuluyor,aslında gram ilgi çekici olmayan, gram meraklandırıcı olmayan bir hikaye var ortada ancak yazar sürekli kitabın ne kadar gizemli olduğunu , ne kadar mükemmel bir kurguya sahip olduğunu okura tekrarlayarak kanıtlamaya çalışıyor. Polisiye bir kitabın amacı okuru durumun takibine düzgünce sokabilmektir, kitaptaki, karakterler, dedektif olayı çözmeye çalışıyor iken okuyan kişinin de bu işin içine katıldığını hissetmesi gerekir,bunun için gerekli olan şey de ipuçlarının ve verilerin kitabın merkezinde olmasıdır. Bu kitap Sherlock Holmes gibi karakter tarafından sırtlandırılmaya çalışılan bir kitap değil, Olay ve mekan tarafından sırtlandırılmaya çalışılan bir kitap, adına bakarak anlaşılabilir bu. "Sarı Oda" ve "Esrarı". Ancak elbette bu verileri dizmek için kurgulama yeteneğine sahip olmak gerekir ve polisiye yazan bir insan da zaten polisiye seven ve hayatı boyunca yalnızca polisiye okumuş olan bir insan olduğu için, kurgulama yeteneğine sahip olması imkansız. Yazarın 4 kitabı var ve üçü polisiye biri ise Operadaki Hayalet. Operadaki Hayalet güzel olduğu için yazarın iyi bir yazar olduğu düşünülemez,bunun da nedeni korku ve bilim kurgu türlerinde çoğunlukla konunun kitabı sırtlanması. Bu türlerde okuyan kişi, konu ile "uyarılmak" istediği için türlerin evrimi de bu şekilde olmuş. Polisiye kitaplar ise, sadece polisiye okumayı seven, iyi kitaptan anlamayan insanlara yazıldığı için, bu şekilde "Bu çok gizemli bir kitap." denilerek yayımlanıyor. (Polycephaly)

Kitabın konusunu okuduktan sonra büyük merak içerisinde başladım. İlk başlarda güzel giden konu ortalara doğru biraz sıkmaya başladı. Bunun nedeni bahsedilen olay hakkında bilgi verilmemesi. Okuyucuyu iyice merak ettirip kitabın başından kalkmamasını sağlayacak bir anlatış biçimi var yazarın ancak zaten basit bir davayı zorlaştırmaya çalışıp üzerine de kitabın ortalarına gelinmesine rağmen herhangi bir bilgi alınmaması 'bence' okuyucuyu sıkıyor. Sarı odada bir saldırı gerçekleşiyor ve bunu aydınlatmak için bir gazeteci ve dedektif çağırılıyor. Olayın tek gizemi odanın hiçbir çıkışının olmayıp saldırganın nasıl girip çıktığı ile ilgili çözülmeye çalışan gizem. Yazar kusursuz bir gizem yarattığını söyleyerek beklentiyi yüksek tutup kitabın sonuna kadar da tekrara düşüyor. Güzel bulduğum tek yanı yazarın kalemi. Sade, akıcı ve kolay okunabilen bir dili var. Okurken sizi yormuyor. Çoğu polisiye kitaplarından tek farkı; bir dedektifin ağzından değil gazeteciden okumamız. Ciddi anlamda hoş bulmadığım bir diğer konu da kitapta birkaç yerde Sherlock Holmes karakterine değinip, karakterin aklını kullanmadan vakaları çözdüğüyle ilgili birkaç söylemde bulunup Holmes karakterini yerin dibine sokup kendini yüksekte tutmaya çalışması. Kitabın sonu da beni tatmin etmedi açıkçası. Bazı olaylar havada kalmış ve bir bölümden sonra olayın gizemi sadece anlatılmış olmak için yazılmış gibiydi. Yazar "bütün polisiye romanlarını geride bırakacak, diğer romanlardan çok daha gerçekçi" diyerek beklentiyi arşa çıkarmış ancak benim beklentimin kesinlikle çok altında kaldı. (Kardelen)

Podcast: Sarı Odanın Esrarı, Gaston Leroux: Podcasti dinlemek için YouTube linki: https://youtu.be/ykkJUhG1_NA Selam kitapçokseverler. Bu bölümümüzde 20. yüzyılın önemli polisiye klasiklerinden, kilitli oda ya da imkânsız suç gizemi olarak anılan türün ilk örneklerinden, Gaston Leroux'nun Sarı Odanın Esrarı yapıtı üzerine sohbet ediyoruz. Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle. okursohbetlerigmail.com üzerinden görüş ve önerilerinizi bekleriz. Sevgiler. (Okur Sohbetleri)

Sarı Odanın Esrarı PDF indirme linki var mı?

Gaston Leroux - Sarı Odanın Esrarı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sarı Odanın Esrarı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Gaston Leroux Kimdir?

Gaston Leroux okul yıllarında Aleandre Dumas ile itor Hugo'nun yapıtlarından esinlenen romanlar yazarak geçiriyordu. Leroux sırf babasını memnun etmek için Hukuk alanında eğitim aldı ve Hukuk alanında çalıştı. Babasının ölümünden sonra, mesleğini bırakarak birkaç gazetede muhabirlik yapmaya ve dünyayı gezmeye başladı. Bu sıralarda birkaç romanını tefrika halinde yayınlamaya başladı. Operadaki Hayalet (1910) isimli yapıtını Palais Garnier Opera Binası'na duyduğu ilgi ile yazmıştır ve bu yapıtın konusunun gerçek esrarengiz bir olay olduğunu söylemiştir. Operadaki Hayalet'in daha sonra Andrew Lloyd Webber tarafından müzikali yapıldı ve birçok kez sinemaya uyarlandı ayrıca polisiyede başlangıçlardan biri sayılan Sarı Odanın Esrarı gibi romanların yazarıdır. Sarı Odanın Esrarı'yla birlikte polisiye romanlarda kilitli oda cinayeti tarzı başlar, yani, içeri girilmesi veya çıkılması imkansız olan bir odada cinayet işlenmesinin ve en sonunda dedektif veya zeki bir amatör tarafından katilin yakalanmasının hikayesi. Ayrıca mesleği gereği bazı suçluların idamını izleyip bunları çalıştığı gazetede yayınlamak zorunda bırakılmış, bu idamları izlemek onu etkilemiştir. Romanlarında da bu etkinin yazıya geçirilmiş hali görülebilir.

Gaston Leroux Kitapları - Eserleri

  • Operadaki Hayalet
  • Sarı Odanın Esrarı
  • Siyahlı Kadının Parfümü
  • Perili Koltuk

Gaston Leroux Alıntıları - Sözleri

  • 'İnsan hayatta her şeye alışmalı; ahirete bile.' (Operadaki Hayalet)
  • "Suçlunun bulunmasını beklerken, suçun nedenini de ortaya çıkarmak gerekir." (Sarı Odanın Esrarı)
  • İnsan bazen, elinden geldiği hâlde, şaşmaz biçimde akıl yürütmezse hata etmiş olur. (Sarı Odanın Esrarı)
  • Herkesin küçük saplantıları vardır. (Perili Koltuk)
  • “Anılar bazen düşünüldüğünden daha trajiktir.” (Perili Koltuk)
  • Raoul, kıskanıyorum! Kıskanıyorum! Kıskanıyorum! diye haykırmamak için kendini zor tutuyordu. (Operadaki Hayalet)
  • Bir şeyin başka türlüsü imkansız olduğunda, onun mümkün olduğunu söylememek gerekir. (Sarı Odanın Esrarı)
  • Her savaşın Sainclair, kendi masum kurbanları vardır... (Siyahlı Kadının Parfümü)
  • “düş kırıklığını, mümkün değil anlatamam.” (Sarı Odanın Esrarı)
  • İnsanın doğası unutmaya nasıl da meyilli; ne kolay etki altında kalıyor. (Siyahlı Kadının Parfümü)
  • ...Güzel yaşamak lazım! (Perili Koltuk)
  • "Melekler ağladı bu gece." (Operadaki Hayalet)
  • İnsanın güçlü ve kendine güveni tam olduğu zaman bile tesiri altında kalacağı şeyler vardır. (Perili Koltuk)
  • "İnsan bazen düşüncesinden emin olmamakla hata eder" (Sarı Odanın Esrarı)
  • "...Güneş parlıyor ve parlayan güneşe bakmaya dayanamaz gece kuşları..." (Operadaki Hayalet)
  • ... ölünceye dek, ölümsüz olduğunu söylemesi neye yarardı. (Perili Koltuk)
  • ... umut kadar kader de bazen ne kadar tuhaf olsa da kendi oyununu oynamıyor muydu? (Perili Koltuk)
  • "İnsanlar sevince çok mu mutsuz olur?" "Evet, Christine. Sevince ve sevildiklerinden emin olamayınca." (Operadaki Hayalet)
  • "Bir şeyler öğrendiğimizi sandığımız anda, aslında hiçbir şey bilmediğimizi anlıyoruz!" (Sarı Odanın Esrarı)
  • Anılar bazen düşünüldüğünden daha hüzün vericidir. (Perili Koltuk)