Şehvetiye Tarikatı - İsmail Saymaz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Şehvetiye Tarikatı kimin eseri? Şehvetiye Tarikatı kitabının yazarı kimdir? Şehvetiye Tarikatı konusu ve anafikri nedir? Şehvetiye Tarikatı kitabı ne anlatıyor? Şehvetiye Tarikatı PDF indirme linki var mı? Şehvetiye Tarikatı kitabının yazarı İsmail Saymaz kimdir? İşte Şehvetiye Tarikatı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: İsmail Saymaz

Editör: Ahmet İnsel

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750527173

Sayfa Sayısı: 118

Şehvetiye Tarikatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Günümüzde Türkiye’de otuz tarikat silsilesinin ve bunlara bağlı dört yüz civarında kolun, sekiz yüz civarında medresenin faaliyette olduğu tahmin ediliyor. Çoğu holdinge dönüşen tarikatlar büyük bir ekonomik sektör oluşturuyor. Hızla gelişen her sektörde olduğu gibi, bu alanda da kayıt dışı ve merdivenaltı ekonomi gelişiyor. Bireyin kurtuluşunun cemaat yoluyla gerçekleşeceğine dair güçlü bir inanç aşılanıyor. Merdivenaltı tarikat ve cemaatler, geleneksel tarikatların yöntem ve söylemlerini taklit ederken, bilgi kaynağı olarak ilham ve rüyaya, kanıt olarak hurafe, rivayet, keramet ve hikâyelere başvuruyorlar. Müritler, çeşitli yöntemlerle ikna edilerek, ağırlıklı olarak ekonomik ve cinsel istismara maruz kalıyorlar.

İsmail Saymaz, ilkokul mezunu, Arapça ve Kur’an bilmeyen, hatta namaz ve oruç gibi ibadetleri yerine getirmeyen, bazılarının yüzlerce müridi olan, haklarında dava açılmış altı sahte şeyh vakasını inceliyor. Bir kısmının Kur’an kursu da işlettiği, tekke sahibi olduğu bu şeyhler, şehvet ile servet edinme arzusunun iç içe geçtiği bir dünyada, yüzlerce kadın ve erkeğin iradesini teslim alıyorlar. Haklarında şikâyet veya ihbarda bulunulmadıkça, faaliyetlerini yıllarca sürdürebiliyorlar. Esas olarak, devlet tarafından “gerçek şeyhlere” tanınmış resmî hoşgörüden, koruma zırhından ve dokunulmazlıktan yararlanıyorlar. Şehvetiye Tarikatı, kısa yoldan servet edinme hırsının ve bastırılmış cinsel arzuların dinî inançlar temelinde kışkırtılıp, kullanıldığı bir dünyaya ışık tutuyor.

Şehvetiye Tarikatı Alıntıları - Sözleri

  • "Nafile namaz kılacağınıza yanımda durun," diyordu. "Benim yanıma gelmeniz, Umre'ye gitmenizden daha hayırlıdır," diyordu.
  • Şeyhin penisi anne memesi gibiymiş.
  • Tarikatlar holding, şeyhler CEO, müritler müşteri oldu.
  • Türkiye; yurttaşların kerameti kendinden menkul şeyhlere mürit yapılmasına seyirci kalmamalıdır. Aksi takdirde, Cumhuriyet'in özgür insanları, gözlerini yumarak şeyhinden şefaat dileyen bir "mürit-ulus" olarak, rabıtanın karanlığına gömülecektir.
  • Dergahtaki aramada çok sayıda yetişkin, çocuk ve hayvan pornosu görüntüsü bulundu. Bir oral seks videosunda "İşte öyle tavaf et" sözleri duyuluyordu.
  • Müritler cemaat içinde dini mertebesinin yükseleceği ve cennete kavuşacakları söylemiyle razı edilerek, ya da Allah'ın gazabına uğrayacağı tehdidiyle ikna edilerek, istismara maruz kalıyor. Ağırlıklı cinsel ve ekonomik istismar yaşanıyor.
  • Allah'ın nurunu boşaltıyorum. Cennetlik olacaksın.
  • Her sektör gibi, din ve tasavvufta da "kayıt dışı ve merdivenaltı ekonomi" gelişiyor. Geleneksel tarikatların erkân, usul, yöntem ve söylemlerini yineleyen ya da taklit eden merdivenaltı tarikat ve cemaatler de, bilgi kaynağı olarak ilham ve rüyaya, kanıt olarak hurafe, rivayet, keramet ve hikâyelere başvuruyorlar. Bu gruplara öncülük eden "sahte şeyhlerin" profilleri incelendiğinde; ilkokul mezunu oldukları, dinî eğitim almadıkları, Arapça ve Kur'an'ı bilmedikleri, hatta oruç ve namaz gibi ibadetleri yerine getirmedikleri anlaşılıyor. Böyle olduğu halde kitabımızda anlatılan dört sahte şeyhin tekkesi ve birinin Kur'an kursları bulunuyordu. Yüzlerce kadın ve erkek, sahte şeyhlerin tekke ve kurslarında dinî eğitim alıyordu. Müritleri ilkokul mezunlarından ve dargelirlilerden oluşuyordu.
  • "Sahte şeyhler" şikâyet ve ihbarda bulunulmadıkça uzun yıllar faaliyet gösterebiliyor. Çalışkan dört şehirde, Işık evinin bodrum katında, Korunmaz bir apartman dairesinde, Küçük köyde tekke kurdu. Işık on dokuz, Küçük on dört, Çalışkan on üç ve Korunmaz altı yıl boyunca varlığını sürdürdü. Nasıl mı? Çünkü, devlet tarafından "gerçek şeyhlere" tanınmış resmî hoşgörüden, koruma zırhı ve dokunulmazlıktan yararlanıyorlardı.
  • Esasen türbeler, tekkeler ve zaviyeler gibi evler ... memleketin içinde vasıtai idlâl ve iğfal (baştan çıkarma aracı) olmuştur. Birer fesat menbağı (kargaşa kaynağı) olmuş ve zaman zaman memleketin, milletin azami zararlarını icap edecek hainane ifsadata (kargaşalara) zemin teşkil etmiştir.
  • Uğur hoca herhangi bir işte çalışmaz. Geçimini cemaat üyelerinden aldığı paralarla sağlar.
  • Küçük, 23 Şubat 2010'da Balıkesir 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı.Suç listesi kabarıktı: cinsel istismar, hürriyetinden yoksun kılma, dinî inanç ve duyguları istismar suretiyle dolandırıcılık, yasadışı örgüt kurma, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz, Tekke ve Zaviyelerin Kanunu'na muhalefet. .. Küçük, görüntüler ele geçtiği için kadınları kaydettiğini inkâr edemedi. Mahkemede, "Herkes gibi bir kısım bayanları kameraya çektim. Bu benim hobimdir. Kırda, bayırda, nereye gitsek, kameraya çektiğim olur," dedi. Küçük 22 Nisan 2010'da salıverildi.
  • Tekke ve Zaviyeler Kanunu devleti ele geçirmek için mücadele eden Fetullahçılar, Nakşibendiler ve Süleymancılar gibi tarikat ve cemaatlere değil, dinî telkinle müritlerini istismar eden Uğur Korunmaz ve Recep Küçük'e uygulanıyor. Sahte şeyhler cezalandırılırken, gerçek şeyhler ise laik devletin ruhuna fatiha okuyor. Halbuki TBMM'nin, 30 Mayıs 1925'te 677 sayılı kanunu kabul ettiği gün, Refik Koraltan'dan sonra kürsüye çıkan Rize milletvekili Ekrem Bey(Rize), bağnazlığa karşı Cumhuriyet'in zaferini ilan ederek, şöyle konuşmuştu: Bundan sonra şeyh ve tekke ismi kalmayacaktır. Bunu görmekle mesudum. Tekkeler şimdiye kadar en iğrenç içtimaî (sosyal) sahnelere yuva olmuş, memleketin en buhranlı zamanlarında meşum(uğursuz) ve siyasi tahribat yapmışlardır... Asıl mesut olduğum diğer bir cihet (yan) vardır ki, o da fikri taassup (bağnazlık) denilen bu yılanın bugün paralanmış olmasıdır. O şimdi kıvranarak, hırlayarak can çekişiyor. Bununla beraber tehlikesini biraz daha muhafaza ediyor. Fakat Cumhuriyetin çıkardığı kanunların satırı ile onu tamamıyle öldüreceğiz ve taassup içinde yaşayan milletlere misal olacağız. Taassup denilen yılan hâlâ yaşıyor.
  • Holdingleşen tarikat ve cemaatler dini bir sektör ve piyasa oluşturuyor: Dini ritüellerin etrafında gelişen pazardan daha fazla pay alma hırsı olmadık dinî suiistimallere yol açmaktadır. Vaaz ve hutbeler, televizyon programları ve sair araçlarla yapılan cemaat propagandalarında artık gizleme ihtiyacı duyulmadan suiistimaller yapılmaktadır . Bu aşamada, bireyin kurtuluşunun cemaat yoluyla gerçekleşeceğine dair güçlü bir inanç aşılanıyor. Tabanı, eğitimsiz ve ekonomik açıdan güçsüz müritlerden oluşan topluluklar hurafeciliğe başvuruyor.
  • Gözleri doluyor tozlu çerçevedeki Mustafa Kemal'in Bir elinde Cumhuriyet'in kum saati bir elinde "Adalet mülkün temelidir!" -Ahmet Erhan

Şehvetiye Tarikatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu ülke şeyh ve dervişlerin ülkesi olamaz!: Okumadan önce şu videoya göz atmanızı öneririm. https://youtu.be/hpp203Za79A Özellikle imam hatiplerde okutulması gereken bir kitap. İmam hatip liselerinden mezun birisi olarak söylüyorum. İMAM HATİPLER TARİKAT YUVASIDIR! Kitabı okurken çok rahatsız oldum. Bana birçok şeyi hatırlattı. Aklıma hep ensar vakfının lisedeyken sürekli okulda mantık dışı( örneğin arapça gününü kutlamak gibi ) etkinlik düzenlemeleri, muhafazakar motorcular kulübünün( kuran eşliğinde motorsiklet süren bir dernek .d) etkinlikleri, iğrenç düşüncelere sahip ilahiyatçıların derste arkadaşlarımı etkilemeleri geldi. Farkında olmadan bende bunların içindeymişim meğer. Kitabı bitirene kadar yazar bunu hep yüzüme vurdu. Gelgelelim kitabın konusuna: Kitap, tarikatların içindeki iğrençliği, istismarları ve insanların nasıl kandırıldığını anlatıyor. Ayrıca Türkiyenin gelecek konusunda yazarın çok çarpıcı değerlendirmeleri var. Özellikle bazı siyasetçileri bazı konularda çok ciddi uyarıyor. Değerlendirmeler umarım en kısa sürede dikkate alınır. Kitapta katılmadığım düşüncelerde var. Örneğin, yazar burada tekke ve zaviyeler kanunun yenilenmesini ve diyanet tarafından denetlenirse bunların önüne geçileceğini belirtir. Buna katılmıyorum. Bence bu tür yerler toptan kapatılmalı. Sadece diyanet(tabi ıslah edilmiş bir diyanetten bahsediyorum) yeterli gelecektir. Menzil terör örgütüyle ilgili şuna değinmek istiyorum: Geçenlerde 'menzil bir terör örgütüdür' diye bir gönderi paylaştığımda buradan bir hukukçu 'o bir terör örgütü değil' demişti(sanırım engellemiş beni. Engellemeseydi ifşa ederdim) ( buldum sanırım gonderi/88297157) Kitapta da tarikatların yavaş yavaş bütün devlet kurumlarını ele geçirmeye çalıştıklarını ve amaçlarına ulaştıklarını yazmış yazar. Bu kitabı okuyunca aklıma nedense o hukukçu geldi. Günümüzde birçok kişinin bu kitabı okumaya ihtiyacı var. Kitabı okuyun ve okutun. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler. Not: Kitapta bazı sahneler gözümde canlandı. Ve burdan alıntı paylaşınca tepki aldım. (Özür diliyorum bunun için) (•derya)

Tarikatlardaki Seks Ögesi Hakkında: Zihnin ne denli inanmaya meyilli olduğu ve bu heriflerin para alması ile birlikte ortada bir bedel olması, bedel olduğu vakit inanç da olur inanç olduğu vakit gerçek olur. Tarikatlardaki ana özelliklerden birisi de yeni gelen ve bu saçmalığa inanmayanların diğerlerinin koşulsuz şartsız inanışını görmesidir, çevrende bu kadar deli var iken akıllı kalmak imkansız. Tarikat liderlerinin bir çoğunun o rolde olması için hiç bir sebep yok, en belirgin örneği Osho sanıyorum, Osho'nun neden böylesi sevildiği, neden bu kadar insanın onun peşine düştüğü hakkında bir fikri olan var mı? İnsanlar yalnızca birisinin peşine düşmek istiyorlar. Mezhepler tarikat ve şeyhlerin temelini atar, düşünce özgürlüğünün fazla olması anarşiye yol açar. Din yoruma kapalı olduğu vakit dogmatizm olur gibi bir yargıya varılabilecek olsa da yorumlayan insanlar ya şeyhler idir ya da alimler, bu halde insanlar her türlü dogmalara maruz bırakılırlar. Bu şeyhlerin gerçekten ciddiye alınacak bir amacı olmadığı yalnızca ileri düzey fantezilere sahip olduğunu görmemek için kör olmak gerekir, ayrıca spermini bade ismiyle yutturup ciddi ciddi bunun İslama uygun olduğunu bile iddia edebiliyorlar, sanıyorum insanoğlu her türlü günahı kendi kafasının içince aklayabiliyor. Tarikata üye olan insanlar arasında karısını şeyhi ile seks yaptırmak isteyecek kadar inançlı olabilen insanlar var, bu insanın kötülük ettiğini kim söyleyebilir ? Kötülük çoğunlukla, yapılan şeyin kötülük olduğu tam kavranılamadan yapılır, aksi halde yapan kişi kendisinden nefret etmeye başlar ve vücudu bunu kaldıramaz. İnsanın iradesini yok eden bir madde verilmiyor idi, diyor bir mürit. Evet inanç ile her şey mümkün kılınabilir, "Bade" 'nin dinin için bir gereklilik olduğunu düşündüğün vakit, bu konuda bir obsesif geliştirirsin ve bundan kurtulmanın yolu "Badelenmektir". İnanç kendi başına zehirli bir şey değildir ancak çokça zehirli sonucu yol açabiliyor, bu müritler bunlara inanmasa, bütün bunlar yaptırılabilir miydi? Tabi suçu dine, metafizik anlamda olan dine atmak yanlış olur. Neredeyse her konuda bu böyledir, ortada nötr bir nesne vardır ve insanlar onu negatife çekmeyi başarır. "Badeleme olmasaydı hayatımız belki çok daha kötü olacaktı." Evet öyle olacaktı, bu safsatalara kanmış bir insanın çok aklı başında olduğu söylenemez ve hayatında mutluluğu elde edebileceğini de zannetmiyorum, bu halde kitlelerin afyonu belki de kitleler tarafından kullanılmaya devam etmelidir. Bu mevzunun en önemli yönü olan toplumsal yönüne değinmek gerek son olarak. Bu 3 IQ sapkın şeyhler apaçık şekilde toplumsal yapıya zarar veriyorlar ve köklerinin kurutulması gerek ancak daha öncesinde de söylemiş olduğum gibi şahıslar bu kötülükleri kendi kafalarının içerisinde kolaylıkla aklayabiliyorlar, çözümü belki ancak uzun vadede eğitim ile olabilir. Bir de Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olsa bile nüfusunun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu görmezden gelinmemelidir, diyanet gerçek anlamda bir işe yarayıp, insanları merdiven altı tarikatlara yönelmesindense kendilerine yönelmelirini sağlamalıdır. Ülkede yapılan işler devletten ne denli bağımsız olursa ülkede o kadar anarşi ortaya çıkar sonuçta da binlerce mağdur olur. (Polycephaly)

Tekke ve Zaviyeler Kanunu, 1925'ten bu yana yürürlükte olduğu halde yalnızca Uğur Korunmaz ve Recep Küçük gi­bi sahte şeyhlere uygulanıyor. Bu kişiler sapkın, ahlaksız ve dolandırıcı ilan edilerek ağır cezalara çarptırılıyor, dergah­ları mühürleniyor, kurdukları polisiye yöntemlerle cemaat­ler dağıtılıyor. Oysa "merdivenaltı tasavvuf" diye tanımlanabilecek bu topluluklar, geleneksel tarikat ve cemaatlerin piyasa koşul­larındaki dönüşümünün bir sonucudur. 1980'den sonra dini eğitim alanı dışında da faaliyet göster­meye yönelen tarikat ve cemaatler 1990 ve 2000'lerden iti­baren dev bir ekonomiye hükmetmeye başladı. Tarikatlar holding, şeyhler CEO, müritler müşteri oldu.Türkiye Cumhuriyeti, laik-demokratik ve hukuk devle­ti niteliğini korumak; tarikat ve cemaatlerin devleti ele geçirmeye yönelik faaliyetlerini önlemek zorundadır. Yurttaş­lar sahte ya da gerçek, bir şeyhin dinsel, cinsel ve ekonomik istismarına karşı korunmalıdır. Türkiye; yurttaşların kera­meti kendinden menkul şeyhlere mürit yapılmasına seyirci kalmamalıdır. Aksi takdirde, Cumhuriyet'in özgür insanları, gözlerini yumarak şeyhinden şefaat dileyen bir "mürit-ulus" olarak, rabıtanın karanlığına gömülecektir. (AYŞEGÜL KARABACAK)

Şehvetiye Tarikatı PDF indirme linki var mı?

İsmail Saymaz - Şehvetiye Tarikatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şehvetiye Tarikatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İsmail Saymaz Kimdir?

Rize’de, 11 Temmuz 1980’de doğdu. Halen gazetecilik üzerine yüksek lisans eğitimini sürdürdüğü Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe Rize’de başladı. Konya ve İstanbul’da yerel gazetecilik yaptı. Mayıs 2002’den beri Radikal gazetesinde muhabir olarak çalışıyor. İnsan hakkı ihlalleri, düşünce ve ifade hürriyeti üzerine haberlere imza atıyor. Saymaz, başta Erzincan Davası olmak üzere, haberleri nedeniyle yirmiye yakın davada yüz yılı aşkın hapis cezası istemiyle yargılandı.

Kitapları:

Postmodern Cihad / Tarikat, Siyaset, Adalet Üçgeninde Erzincan Davası (Kalkedon), Hanefi Yoldaş / Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir? (Kalkedon), Nefret / Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti (Kalkedon), Oğlumu Öldürdünüz Arz Ederim / 12 Eylül’ün Beş Öyküsü (Postacı Yayınları)

Ödülleri:

İstanbul Tabipler Odası Basında Sağlık Ödülü (2009), Metin Göktepe Jüri Özel Ödülü (2010), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü (2010), İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Ayşenur Zarakolu Basın Özgürlüğü Ödülü (2011)i Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Söyleşisi Ödülü (2012), Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü (2012).

İsmail Saymaz Kitapları - Eserleri

  • Şehvetiye Tarikatı
  • Kimsesizler Cumhuriyeti
  • Çay Güzeli
  • Tosun Bank
  • Fıtrat
  • Ali İsmail
  • Türkiye'de IŞİD
  • Balkon Sefası
  • Esas Duruşta Cinayet
  • Sözde Terörist
  • Oğlumu Öldürdünüz Arz Ederim
  • Sıfır Tolerans
  • Postmodern Cihad
  • Hanefi Yoldaş
  • Nefret

İsmail Saymaz Alıntıları - Sözleri

  • Sarı telefon bir gün olsun çalmadığı halde sehpadaki varlığını senelerce korudu. Zamanla ahizesi kırıldı, sonra tuşları çıktı, ardından kablosu koptu. Bir sabah annem sarı telefonu kömür sobasına attı.. (Balkon Sefası)
  • Aşk, satır aralarımda gizlenmişti ve belki bir imadan ibaretti. (Çay Güzeli)
  • Holdingleşen tarikat ve cemaatler dini bir sektör ve piyasa oluşturuyor: Dini ritüellerin etrafında gelişen pazardan daha fazla pay alma hırsı olmadık dinî suiistimallere yol açmaktadır. Vaaz ve hutbeler, televizyon programları ve sair araçlarla yapılan cemaat propagandalarında artık gizleme ihtiyacı duyulmadan suiistimaller yapılmaktadır . Bu aşamada, bireyin kurtuluşunun cemaat yoluyla gerçekleşeceğine dair güçlü bir inanç aşılanıyor. Tabanı, eğitimsiz ve ekonomik açıdan güçsüz müritlerden oluşan topluluklar hurafeciliğe başvuruyor. (Şehvetiye Tarikatı)
  • Üye sayısına baktık. Tatmin edici miktardaydı. Bu kadar insanın aptal olamayacağını düşündük. Katılmaya karar verdik. (Tosun Bank)
  • Banka yönetim kurulu üyesinin güreşçilerden seçildiği liyakaysiz bürokrasinin, kamu ihaleleriyle semirtilmiş işadamlarının ve partizanlaşmış memurların elinde kalan Türkiye'nin Tosuncuk Mehmetler üretmesi kaçınılmazdır. Gelir adaletsizliği, işsizlik ve yoksulluk var oldukça bir Tosuncuk gidecek, bir başka umut taciri gelecektir. (Tosun Bank)
  • Önce tarikat kıydı, sonra adalet. (Kimsesizler Cumhuriyeti)
  • “Rakamlar, bu zayiatın toplu kıyıma dönüştüğüne işaret ediyor.” (Esas Duruşta Cinayet)
  • Üye olan kullanıcılara bir tane tavuk veriyoruz. (Tosun Bank)
  • “İşkence yapıyor. Vicdan olsa, bunu bana emanet etmişler diye, elini kaldıramaz.” (Esas Duruşta Cinayet)
  • Bazen şöyle diyorlar : işçiler cahildir. öyle midir? Bu işçiler dünya güzeli gemileri yapıyor, denizde yüzdürüyor, boyasını yapıyor, elektriğini yapıyor, mobilyasını yapıyor; cahil değil. Kağıdın üstüne çizdiğin Resmi canlı hale getirip sana teslim ediyor; cahil değil. Ama elektriğe bastığında cahil! Oysa önlem almadığından, kârından vazgeçemediğinden , üç kuruş daha fazla kazanasın diye beş kuruşu harcamadığından bu cinayet oluyor. (Fıtrat)
  • Devir, toplumsal kurtuluşun değil, bireysel zaferlerin devriydi. (Tosun Bank)
  • Gölgesinde yetmiş yıl dinlendiği koca çınarın devrildiği gün, o da bu dünyadan yüz çevirdi. Kırdığı odunda, tutuşturduğu sobada ve yıkayıp soba demirine astığı çamaşırda bile dedem vardı. Onlar bir cümlenin öznesi ve yüklemiydiler. Özne düştükten sonra yüklem tüm anlamını yitirmişti. (Çay Güzeli)
  • Şimdi yaşayan bir ölüyüm. (Kimsesizler Cumhuriyeti)
  • Buluşabilseydik, gökyüzünde ipleri birbirine dolanan iki uçurtma olmayı önerecektim. (Balkon Sefası)
  • Azzam, 1989'da bombalı saldırıda ölünce *Ladin doğal lidere dönüştü. Esasen ne kahraman bir savaşçı, ne fetva makamında bir ideologdu; yetenekli bir finansördü., o kadar. (Türkiye'de IŞİD)
  • Şuan ülkemiz üzerine oynanan bazı oyunlar var. (Tosun Bank)
  • Emniyetteki gözaltı işlemi sırasında çekilen fotoğraflarının birkaç yıl sonra İnterpol'ün "en çok arananlar" sayfasında yayınlanacağını kim tahmin edebilirdi? (Tosun Bank)
  • Çünkü devrimler bir düzene karşı oluşmakta ve düzeni konuşarak, tartışarak ve nihayetinde anlaşarak değiştiren olmamıştır. Örnek olarak bir devletin rejiminden memnun değilsiniz ve fikrinizi ortaya koyup, destekçilerinizle toplanıp bunu sistemin başındakilere sunarsanız, fırtınadaki ıslık kadar etkisiz olursunuz. Sistem, düşüncelere bu kadar duyarsız kalıyorken, bir hareketlenme kaçınılmazdır. Bu durumda devrim, fiili olarak başlar.Ne bir fikrin başkanlığının ne bir düzenin ne devletin ne de hiçbir dayatma, zorbalık, mecbur kılmanın destekleyicisiyimdir. Anlattıklarım, bu görüşümün kaynağıdır. (Ali İsmail)
  • İlk yankı, Fenerbahçe taraftarlarından geldi. Ali İsmail'in Fenerbahçe formasıyla çekilmiş fotoğrafını gören Fenerbahçeli "Vamos Bien" adlı taraftar grubu, 31 Ağustos 2013 akşamında Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe-Sivasspor maçı sonrasında polisleri görür görmez hep bir ağızdan aynı marşı söylemeye başladı: “Daha 19 yaşında Düşlerinde özgür dünyada Öptüğün çubuklu forma Yaşayacak anısında Ali Ismail Korkmaz Fenerbahçe yıkılmaz!" (Ali İsmail)
  • Raflarda fason ürünler sergilendi. (Tosun Bank)