Kitap Künyesi
Yazar: Serdar Özkan
Yayın Evi: Artemis Yayınları
İSBN: 9786053044420
Sayfa Sayısı: 122
Sev Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
44 Dilde 100’ü aşkın ülkede okunan Türk romancı Serdar Özkan’ın kaleminden, hayat yolculuğundaki önemli-önemsiz ayrımına ve koşulsuz sevgiye dair yeni bir roman.
“Birbirimizi deliler gibi seveceğiz Ama birbirimizin hiçbir zaman sahibi olmayacağız. Çünkü ruhlarımız ve kalplerimiz Işık’tan başka kimseye ait değildir.
Birbirimizin elini sımsıkı tutacağız Ama evrenin ruhuna yolculuk etmemizi engelleyecek kadar sıkı değil. Tanrı’nın yeni renkleriyle boyanmamıza mani olacak kadar sıkı değil.
Dünyadaki en saygın ilişki ve bağa sahip olacağız. Ama bu, ruhlarımızın bağımsızlığından kaynaklanacak. Çünkü bağımlı bir ruh hiçbir zaman ilişkiyi besleyemez.”
“Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor.”
– Corriere della Sera, İtalya -
(Tanıtım Bülteninden)
Sev Alıntıları - Sözleri
- Bunun cevabı sanırım hayata nasıl baktığımızla alakalı. Hayat isteklerimizin gerçekleştiği bir serüven midir? Yoksa bir bilge öğretmenin öğrettiğini anlamaya çalışmak mıdır? Ba şarı, karnedeki yüksek notlar mıdır? Yoksa, derste anlatılanı sevmek midir? Mutluluk, istek ve arzularımızın gerçekleşmesi midir? Yoksa mutluluk, hayatın her ânına sevgi katmaya çalış mak midir?
- -önemli olan hayatta yaşananlar değildir,o yaşananlardan sizin ne aldığınızdır.
- Sevgili olacağız, evet Ama yalnızca Sevginin kendisini bulmak için Çünkü zamanla bütün sevgililer, bütün gölgeler kaybolur Sadece Sevginin kendisi kalır.
- Ama hayatımız, senaristi ve yönetmeni Tanrı'nın olduğu bir film iken, bu kusursuz senaristin filmini keyifle, heyecanla izlemek varken, o filmin ortasını, sonunu bilebil mek için neden bu kadar acele ediyoruz? Ya da bilememekten neden huzursuzluk duyuyoruz?
- Bu bir son değil, bir başlangıç.
- Sevgi varsa, son yoktur. Sevgi sonsuz olduğu için de, yolun her neresinde olursanız olun, bulunduğunuz yer bir başlangıçtır.
- Kalıcı mutluluk diye bir şey var mıdır?
- Zorluğu ise, geri kalan her şeyin her türlü belirsizlikten daha belirsiz olmasıydı.
- Ben içimdeki Sonsuzluğa guvenirsem, O beni mahcup eder miydi?
- Bırak yürüyeceğin yolu kalbin çizsin.
- Önemli olan hayatta yaşananlar degildir, o yaşananlardan sizin ne aldığınızdır.
- Sevgisiz bir hayatta hayat yoktur.
Sev İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Serdar Özkan-Sev: Serdar Özkan ile ‘Kayıp Gül’ 2010lu yıllarda tanışmıştım. Ardından ‘Hayatın Işıkları Yanınca’ kitabını okuyup sevmiştim yazarı. Fakat ondan sonra- yanlış hatırlamıyorsam- çıkardığı Kayıp Gül 2 ile bağımı koparmıştım. Çünkü bana göre bir kitabın 2’si olamaz. Oluyorsa piyasa kitabı olmuş, çok beğenildiği için ve okurunu kaybetme korkusu güttüğü için yapılmış pazarlama kitabı gelir hep. Gelelim Özkan ve kitaplarına; Serdar Özkan naif bir romancıdır. Masalımsıdır. Fakat gerçekliği de kaybetmez. Kalbe odaklanır. Kalpteki ışığın hayata yansımasını genellikle ele alır. Bir de yurt dışında yaşadığı için romanlarında Amerika, Los Angeles ve Türkiye seyahatleri oluyor. Kahramanlarını gezdiriyor. Romanlarında genel çıkarım ise şudur: İnsan kendini bulmalı. Kayıp Gül’de de Hayatın Işıkları Yanınca da da gördüğüm bu oldu. Ve birazdan bahsedeceğim Sev romanında da bunu gördüm. Gelelim Sev romanına; Yıllar sonra raflarda tekrar bir Serdar Özkan kitabı görünce aldım. Kayıp Gül’de ‘İkiz kardeşini arayan Diana, Hayatın Işıkları Yanınca’da yunus balığı ile Ömer’in dostluğu, Sev romanında hangi Melis? Cevabını bulmaya çalışan karakter yapısı… Melis, bir güzellik yarışmasına katılır. Herkes ve tüm sosyal medya Melis’in dünya güzeli olacağına emindir. Fakat ismi ilk üçte bile anons edilmez. Fakat buna Melis üzülmez. Çünkü aynaya baktığında 2 Melis’ten hangisi onu mutlu eder? Atalanta adını verdiği kindar, mutsuz Melis mi, yoksa gerçekten içinde sevgi temeli olan Melis mi? Melis, sevgi ışığında gider. İnsanların hayatına dokunabilecek izler bırakmaktır sevgi der. Modelllik teklifleri gelir reddeder, kalbi ona oyuncu ol der olur ama mutlu olmaz. Fakat pişman da değildir. Kalbin götürdüğü yolun pişmanlık olamayacağını söyler. İlk evliliğini yapar, bir yapımcıyla. Kızı olur. Eşi iki kez onu aldatır. İstanbul’dan tekrar Ege’ye gider. O sevgiyi mutluluğu bir süre bulmak ister. Ege’nin maviliğinde, beyaz kerpiç kafelerin huzur rüzgarında güneş batarken kahvesini içmeyi tercih eder. Burada onu izleyen bir adam yaklaşır ve şunu der: _ Burada onu izleyen bir adam yaklaşır ve şunu der: KALBİNİZ GÜNEŞE VE ONUN AYDINLATTIĞI HER ŞEYE AÇIK MI MELİS HANIM? Der.. Emin’dir adı. Kalp cerrahıdır. Hayata Melis gibi bakar. “BİR AMELİYAT MASASINDA ÖNÜMDE YARI ÖLÜ BİR ŞEKİLDE YATAN HASTA, GÖĞSÜNÜ, KALBİNİ HER ŞEYE AÇMIŞKEN BİZ YAŞARKEN NEDEN KALBİMİZİ TÜM DÜNYAYA TÜM İNSANLIĞA AÇMIYORUZ’ Sözün özü, her insan içinde başka bir ‘ben’ barındırır. Mühim olan bizim görmek istediğimiz hangi ben’i hayatta göstereceğimizdir. Ve aslında sevgiyle insanların hayatlarında kalabilmek. Her insan sever aşık olur. Ama aslolan şey, karşındakinin gözünde seni görebilmek. Sevginin konakladığı yer zihin değil; gözlerdir. “SEVGİLİ OLACAĞIZ EVET AMA YALNIZCA SEVGİNİN KENDİSİNİ BULMAK İÇİN ÇÜNKÜ ZAMANLA BÜTÜN SEVGİLİLER BÜTÜN GÖLGELER KAYBOLUR SADECE SEVGİNİN KENDİSİ KALIR. GÖZDE KALIR. (Seçkin Demir)
SEV- Serdar ÖZKAN “Çünkü bazen hayatta önemsiz gördüğümüz şeyler önemli olabilir. Önemli gördüğümüz şeyler ise önemsiz olabilir. İşte zaten hayatta fark yaratan şey de bu değil midir? Ne önemli ne önemsiz, bunun ayrımını yapabilmek.” Sev.. Ne kadar anlamlı bir kelime değil mi? Çünkü hayata önce kendini sevmekle başlamalı insan.. Bu kitap bize o kadar anlamlı mesajlar veriyor ki aslında, 122 sayfa olmasına rağmen vermek istediği mesajlar çok derin.. Kahramanımız Melis’in bir güzellik yarışmasıyla başlayan hayat öyküsüne konuk oluyorsunuz bu kitapta. 75 yılına neler sığdırdığını, kısa ve anlamlı mesajlar halinde anlatıyor bize kahramanımız.. Kitabın birçok bölümlere ayrılması kitabı roman türünden bir nebze de olsa uzaklaştırmış ve biyografik roman niteliğinde “sev”menin ne demek olduğunu en derinlere kadar anlatmış yazarımız.. Melis’in hayatında bir dönüm noktası olan güzellik yarışması onu 2 farklı kılığa sokar. Atlanta adını verdiğini mutsuz, kindar ve kendini bile görmeyecek derece de hırslı olan Melis mi yoksa her ne olursa olsun kendini seven Melis mi? Gelin bunun cevabını kitapta beraber verelim.. Eminim ki Melis’in hayat öyküsü sizi de çok etkileyecektir.. (Dilara Kenan)
Melis'in gençliğinden, yaşlılığa olan hayat serüveni oldukça akıcı. Melis'e sorulan "ölmeden önce, en önemli yaşanılması gereken şey nedir?" Sorusuna "sevmek" cevabını veriyor. Sevmenin önemi ve niçin sevdiğimizi bize düşündürecek bir kitap. Son olarak şu alıntı ile bitirmek istiyorum. We wil be lovers, yes But only to find love itself For in time, all lovers, all shadows disappear Only love stays. (Şafak)
Kitabın Yazarı Serdar Özkan Kimdir?
Ağustos 1975'te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi'nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Brezilya'dan Japonya'ya, Kanada'dan Endonezya'ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
Serdar Özkan Kitapları - Eserleri
- Kayıp Gül
- Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp
- Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
- Hayatın Işıkları Yanınca
- Aşkın Resmi
- Mevlana Çağırınca
- Rumi'nin Bildiği Aşk
- Sen Ancak Sevdiğinsin
- Rumi'nin Kitabı
- Sarıl Bana
- Şimdi Hayal Et
- Sev
- Göklerin Ötesi
- Cennette Hüzün
- Aziz Sultan
- Mutlu Son
- Bir Tek Sen Varsın
- Mutluluk Yeniden
- When Life Lights Up
Serdar Özkan Alıntıları - Sözleri
- Kardeşim sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan et ve kemiksin Gül düşünür gülistan olursun Diken düşünür dikenlik olursun. Rûmî (Rumi'nin Kitabı)
- "Havaya dalgaların fırlattığı damlalar gibiyiz bu hayatta. Damlalar olarak denizden geldik, yine denize döneceğiz. Havada olduğumuz zaman da bu dünyadaki ömrümüz kısacık... Ama onu küçümsememeliyiz. Çünkü bir damla havada olduğu anda dahi, denizdendir ve denizledir." (Mutluluk Yeniden)
- "Küçük çocuklar gibi olmadıkça, göklerdeki bilgeliğe erişemezsiniz." Sayfayı çevirdim. Bir sonraki bölümün en tepesinde şöyle yazıyordu. "Öyle masallar vardır ki, gerçek hayattan daha gerçektir..." Kitabı okumaya devam ettim, ama bir kaç dakika sonra şu cümleye gelince durdum: " Tanrı sevgidir. " " Sev, sadece sev, "demişti dostum bana. Ama hiçbir karşılık beklemeden sev. " En büyük mucize karşılıksız sevebilmektir. " (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Yaşam tahterevalliye binmek gibi. Bir ucunda ümit , diğer ucunda hayal kırıklığı . Ümit ne zaman en yükseğe çıksa ,aynı hızla hayal kırıklığını yukarı fırlatmaya başlıyor. Ne kadar hızlı yükselmişseniz ,o kadar hızlı düşüyorsunuz. Bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit , bir hayal kırıklığı ve oyun böylece sürüp gidiyor. Ama sürüp giderken , sürekli kıç üstü yere oturan siz oluyorsunuz. (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Bil ki, sürekli ben demenin bedeli, öz benliğini unutmandır. (Kayıp Gül - Ekim Yağmurları)
- “Soru ne olursa olsun cevabı sevgidir.” (Mutlu Son)
- Sevginin elini tutan insan, o eli hiç bırakmazsa, sevginin kendisi olur. (Mutlu Son)
- -sahibine Allah'a iade edilmesi gereken bir ev olan kalbi,bir kula vermiş olman.....Allah aşkıyla dolmamışsa o kalp,bir kula aşık olabilir. (Aziz Sultan)
- "...ancak cahiller kendilerini yeterli görürler." (Mevlana Çağırınca)
- Aramakla bulunmaz; lakin bulanlar arayanlardır. (Sen Ancak Sevdiğinsin)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
- Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli benden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana. (Sarıl Bana)
- ...o damla okyanusa aittir.özü okyanusun özüyle aynıdır.ve damla kendi içine bakarsa,özünü bulur. (Mevlana Çağırınca)
- Çünkü ancak yardım isteyen insanlara yardım ulaştırabilirsiniz, ama buradaki insanların hâl dilinden yardım istemedikleri anlaşılıyordu. Hâl diliyle sanki şöyle diyorlardı: "Mutsuzum, ama güçlüyüm. En azından güçlü görünmek zorundayım ve problemlerimi ben halledebilirim." Ve bunu başkalarından gizlemeye çalışıyorlardı. Bazen gülerek, bazen duygusuz görünerek, bazen de başka bir yüz ifadesiyle. Çoğu da gözlerini koyu renk camlar arkasına gizlemişti. Çünkü gözler insanı ele verir. Gözler ruhun aynasıdır, ya ışık vardır onlarda ya da loşluk. Dudaklara şekil verebilirsiniz, yanaklara, kaşlara, alna, ama gözlere asla. (Mevlana Çağırınca)
- "Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kezde benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum. (Sarıl Bana)
- ....sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevene kadar bekleyecekti. (Aziz Sultan)
- ''sen okyanusta bir damla değilsin.bir damlanın içindeki okyanussun". (Aziz Sultan)
- Mutluluk başarı ile elde edilebilecek bir şey değildi. (Şimdi Hayal Et)
- Sevgi, hayatın her alanında vardı. (Şimdi Hayal Et)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin